Almanya tarihinin en büyük bağış skandalı olarak kabul edilen Deniz Feneri davasıyla ilgili Federal Meclis ve Berlin Parlamentosu'ndan sonra şimdi dei Almanya'nın Aşağı Saksonya Eyalet Meclisi'ne önerge verildi.
Önergeyi Meclis'in Türk kökenli Yeşiller milletvekili Filiz Polat verdi.
Polat,
Almanya genelinde Türklerden 41 milyon eurodan fazla para toplayan
Deniz Feneri yöneticilerinin Aşağı Saksonya eyaleti bağlantılarını ve toplanan para miktarının araştırılmasını istedi.
Polat, Meclis'e verdiği 9 maddelik önergede derneğin eyalet uzantısını ve sonuçlarını sordu.
Almanya'daki davada neler olmuştu?Almanya'daki
Deniz Feneri Derneği davasının 17 Eylül'deki duruşmasında yargıç Johann Müller, üç sanığın da dolandırıcılık suçundan mahkum olduklarını açıklamıştı.
Hakim Müller, gerekçeli kararında, bu davanın
Almanya'nın en büyük bağış skandalı davası olduğunu belirterek daha önce çok ses getiren UNICEF
Almanya davasını dahi geçtiğini söylemişti.
Almanya Deniz Feneri'nin toplam 41 milyon euro bağış topladığını; Türkiye'ye giden toplam miktarın 17 milyon euro olduğunu, bunun 8 milyonunun Türkiye
Deniz Feneri'ne gittiğini, geri kalan kısmın çeşitli yerlerde kullanıldığını ifade etmişti.
Amaç dışı kullanılan paradan sadece 4 milyon euro
Almanya'da kaldı.
Gerekçeli kararda olayın Türkiye boyutuna da değinen Müller, Mehmet Gürhan'ın dernekte yönetici olmasına karşın büyük oranda Türkiye'den yönlendirildiği ve karar vermede tek yetkilinin kendisi olmadığını, Türkiye'de Zekeriye Karaman'ın ön plana çıktığını vurguladı.
Müller, kararında sanık Mehmet Gürhan'ın, İsmail Karahan, Harun Yoldaş, Mustafa Çelik ve Zahit Akman ile geçmişte ticari ilişkileri olduğunu belirtti.
Almanya'da 1999'da kurulan
Deniz Feneri Derneği'nin 2002-2007 arasında 41 milyon 423 bin 158 euro bağış topladığı belirtiliyor.
Bankalardan çekilen yüksek miktarların emniyete bildirilmesi sonucu kara para aklandığı şüphesiyle savcılık harekete geçmişti.
İhbarlar üzerine Hessen Eyalet Savcılığı, Mehmet Gürhan, Firdevsi Ermiş ve Mehmet Taşkan'a dolandırıcılık, karapara aklama ve vergi kaçakçılığı suçlarından dava açmıştı.
Kesin delil olmasa da asıl faaillerin Türkiye'de olduğunu vurgulayan savcı, tüm sorumluluğun Türkiye
Deniz Feneri kurucularından Zekeriya Karaman, Zahid Akman, İsmail Karahan ve Harun Yoldaş'a ait olduğunu iddia etmişti.