Ankara Barosu Yönetim Kurulu, Engin Ceber'in işkence sonucu öldüğü iddiasıyla ilgili, Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin ile İçişleri Bakanı Beşir Atalay'dan, "olayın suçlularının tespitiyle derhal yargı önüne çıkarılmalarını sağlamalarını ve bu tür insanlık suçlarının önüne geçilmesini" istedi.
Ankara Barosu Yönetim Kurulu'ndan, Engin Ceber'in ölümüyle ilgili yapılan yazılı açıklamada, cezaevi, karakol, kışla gibi yerlerde bulunan kişilerin can güvenlikleri, namus, şeref ve onurlarının devletin güvencesi altında olduğu belirtildi.
Açıklamada, "Türkiye İnsan Hakları Vakfı'nın (TİHV) raporuna göre, devlet adına kamu yetkisi kullanan görevlilerin, yetki ve sorumluluklarının gereğini yerine getirmedikleri ve hatta kötüye kullandıkları için 1 Ocak 2008 - 13 Ekim 2008 arasında emniyetteki gözaltı sırasında ve cezaevlerinde 29 kuşkulu ölüm olayı meydana geldiği" kaydedildi.
Ankara Barosu, "Bu olayların sonuncusu 29 Eylül 2008'de İstanbul Sarıyer'de Yürüyüş Dergisi dağıtırken polise mukavemet ettiği iddiasıyla tutuklanan Engin Ceber'in Metris Cezaevi'nden işkence ve dayak sonucu koma halinde kaldırıldığı hastanede vefat etmiş olmasıdır" denildi.
Adalet Bakanı Şahin'in, "Ceber'in işkence ve dayak sonucu öldüğünü kabul ederek devlet ve hükümet adına özür dilemesi ve olayla ilgili 19 görevlinin açığa alındığını açıklamasının önemli ve olumlu" olduğu ifade edilen açıklamada, ancak bunun, olayın vahametini ortadan kaldırmadığı gibi Ceber'i de geri getirmediği belirtildi.
Açıklamada, "Baro olarak Engin Ceber'e Tanrı'dan rahmet, yakınlarına başsağlığı diler, hem siyasi ve hem de idari yönden en üst sorumlu konumunda bulunan Sayın Adalet Bakanı ile İçişleri Bakanından sorumluluklarının gereğini yerine getirmelerini, olayın suçlularının tespitiyle derhal yargı önüne çıkarılmalarını sağlamalarını, bu tür insanlık utançlarının ve suçlarının önüne geçilmesi, bunların hiç yaşanmaması için, başta cezaevlerindeki insan sağlığına aykırı koşulların iyileştirilmesi olmak üzere gerekli bütün önlemleri almalarını talep ediyor, bütün bunların takipçisi olacağımızın kamuoyu tarafından bilinmesini istiyoruz" denildi.
"Faili meçhul ölümlerdeki artış, kaygı verici"Bu arada gelişmeleri izleyen CHP'den de konuyla ilgili açıklama geldi. CHP Genel Sekreter Yardımcısı Mehmet Sevigen, faili meçhul ölümlerdeki artışın kaygı verici olduğunu, bu cinayetlerin bir an önce aydınlatılması gerektiğini ifade ederek "Aksi halde hiçbir hükümet yetkilisi, insan hakları, özgürlükler, demokrasi gibi kavramları ağzına almamalıdır" dedi.
Sevigen, yaptığı yazılı açıklamada, Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin'in, Engin Ceber'in cezaevinde ölümünün ardından soruşturma başlatmasını olumlu karşıladıklarını belirterek, insan hakları açısından bu adamın bir başlangıç olmasını temenni etti.
Mahkemece, soruşturmaya gizlilik kararı konulmasının, bazı şüphelere neden olduğunu ifade eden Sevigen, "Gizlilik kararı nedeniyle Ceber'in avukatlarının soruşturma belgelerini inceleyerek, örneklerini alamayacakları belirtilmektedir. Gizlilik kararı, olayın faillerinin korunmak istendiği izlenimini vermektedir" görüşünü savundu.
Sevigen, bu davanın, sadece Engin Ceber'in yakınlarının ve avukatlarının değil, Türkiye'nin davası olduğunu belirterek, kamu vicdanının, bu davada taraf olduğunu vurguladı.
Soruşturmanın yürütülmesi ve davanın sonuçlandırılmasının, Türkiye'de yıllardır tartışılan insan haklarının korunması açısından önemli bir sınav olduğunu ifade eden Sevigen, "AKP hükümeti döneminde, gözaltında ve cezaevlerinde yaşanan kötü muamele ve işkence vakalarındaki artış dikkati çekmektedir. Bu artış, kaygı vericidir, ülkemize yakışmamaktadır ve vicdanları yaralamaktadır" diye konuştu.
CHP'li Sevigen, "Çeşitli insan hakları kuruluşlarının hazırladığı raporlara göre, AKP iktidarında, Türkiye'de faili meçhul ölümler, gözaltında veya cezaevlerinde ölümler ile yargısız infaz, dur ihtarlarına uymama, rastgele ateş açma sonucunda meydana gelen ölümlere ilişkin hiçbir aydınlatıcı, sonuçlandırıcı bir adım atılmamıştır. Faili meçhul ölümlerde giderek artış olması, kaygı vericidir. Bu cinayetlerin bir an önce aydınlatılması gerekir. Aksi halde hiçbir hükümet yetkilisi, insan hakları, özgürlükler, demokrasi gibi kavramları ağzına almamalıdır. Hükümetin bu noktadaki samimiyeti, icraatlarıyla ölçülecektir" dedi.
Yorum Yaz |
Yorumları Oku