Ergenekon soruşturması kapsamında haklarında dava açılan emekli Tuğgeneral Veli Küçük ile İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek'in de aralarında bulunduğu 46'sı tutuklu 86 sanığın yargılamasına bugün devam ediliyor. Davanın 2 bin 455 sayfalık iddianamesinin okunmasına karar verildi. İddianamenin okunmasının 10 gün sürmesi bekleniyor. Duruşmaya yarın devam edilmek üzere ara verildi.
İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, "
Ergenekon" davası duruşmasına, yarın saat 09.0'a kadar ara verdi. Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi'ndeki duruşmada, mahkeme heyeti, duruşmanın yarın saat 09.00'da başlayacağını ve saat 13.30'a kadar devam edeceğini bildirdi.
Silivri Ceza İnfaz Kurumu Yerleşkesi'nde yer alan duruşma salonunda görülen davanın 3. duruşması, mahkemece verilen aranın ardından yeniden başladı. Duruşmada, sanıklar ve avukatlar, iddianamenin okunması ve okunmaması konusundaki görüşlerini bildirdi.
Ardından İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi Heyeti Başkanı Köksal Şengün, davanın iddianamesinin Cumhuriyet Savcısı tarafından okunmasına başlandığını bildirdi.
Daha sonra, Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel, davanın 2 bin 455 sayfalık iddianamesini okumaya başladı. "
Ergenekon"davasının bugünkü duruşmasında okunmasına başlanan 2 bin 455 sayfalık iddianamenin 3 saatte 42 sayfası okundu.
Davanın, Silivri Ceza İnfaz Kurumu Yerleşkesi'ndeki duruşma salonunda gerçekleştirilen öğleden sonraki oturumunda Cumhuriyet Savcıları Mehmet Ali Pekgüzel ile Nihat Taşkın dönüşümlü olarak iddianameyi okumayı sürdürdü.
İddianamenin, sanıkların isim ve kimlik bilgileri gibi konuların yer aldığı ilk sayfaları okumayan savcılar, iddianameyi okumaya 31. sayfadan başladı. Savcılar, 3 saatte 73. sayfaya kadar geldi. İlk 30 sayfanın okunmadığı göz önüne alınırsa, savcılar bugün iddianameden toplam 42 sayfa okumuş oldu.
Mahkeme Heyeti Başkanı Köksal Şengün, saat 17.00 itibariyle iddianamenin okunmasına ara verildiğini belirterek, sanık ve avukatlarına taleplerini sordu. Söz alan sanıklardan Behiç Gürcihan, duruşmanın dışarıda da
internet ortamında Cumhuriyet Savcısı Zekeriya Öz ya da başkası tarafından izlenip izlenmediğini sorarak, eğer izleniyorsa Savcı Öz'ün de mahkemeye gelmesini talep etti.
Sanık Mehmet Zekeriya Öztürk de "power point" olarak gösterilen sunumun bazı gazetelerden alıntı gibi olduğunu söyleyerek, bir kopyasının kendisine verilmesini istedi. Tutuklu sanık Bekir Öztürk de iddianamenin okunması sürecinde duruşmaya gelmek istemediğini bildirdi.
Tutuklu sanık Hayrettin Ertekin de 20 gündür doktor olmadığını ve ilaçlarının gelmediğini ileri sürerek, duruma tepki gösterdi. Tutuksuz sanık Fuat Ermiş ise
Ankara'dan gelip İstanbul'da ev tuttuğunu, ancak iddianamenin okunmasının uzun süreceğini ifade ederek, bu süreçte duruşmaya gelmek istemediğini anlattı.
Tutuksuz sanık Semih Tufan Gülaltay da başka bir suçtan halen Tekirdağ F Tipi Cezaevi'nde tutuklu bulunduğunu hatırlatarak, duruşmaya geliş-gidişlerinin sıkıntı oluşturması yüzünden bir an önce Silivri Ceza İnfaz Kurumu'na nakledilmesini istedi.
25 gün sürebilir
Tutuklu sanık Doğu Perinçek ve diğer bazı sanıkların avukatı Hasan Basri Özbey de iddianameden 3 saatte yaklaşık 40 sayfanın okunduğunu söyleyerek, buna göre iddianamenin 20-25 iş gününde okunacağının anlaşıldığını dile getirdi. İddianamenin okunmasını isteyen bir avukatın da dinlemeden duruşma salonundan ayrıldığını dile getiren Özbey, iddianamede çok sayıda tekrar olduğunu söyleyerek, bir an önce esasa geçilmesini istediklerini anlattı.
Bunun üzerine Başkan Şengün, "Mahkeme de aynısını istiyor" dedi. Avukat Özbey'in, iddianamenin tekrarlar kaldırılıp özetlenip kısaltılarak 200-300 sayfaya indirilmesinin mümkün olduğunu savunması üzerine Başkan Şengün, savcılara 'Mümkün mü?" diye sordu. Savcı Mehmet Ali Pekgüzel de bu kadar olmasa da iddianamenin kısaltılabileceğini kaydetti.
İddianamenin okunması 6 gün indirilebilir
Avukat Hasan Basri Özbey de 300 sayfaya indirilmesi halinde iddianamenin okunma süresinin 5-6 güne ineceğini bildirdi. Perinçek ile diğer bazı sanıkların avukatı Hüseyin Gökçeaslan da iddia makamının iddianameyi okurken "power point" sunumunda bazı silahlar gösterildiğini dile getirerek, savcıların bu sunumu kime yaptırdıklarının tespiti ve sunumun bir örneğinin kendilerine verilmesini talep etti.
Bir başka sanık avukatı da iddianamenin kısaltılarak okunmasını talep etti.
Tutuklu sanık Vedat Yenerer'in avukatı Vural Ergül de açacakları bir tazminat davası için "power point" sunumunun bir örneğinin kendilerine verilmesini istedi. Tutuklu sanık
emekli Tuğgeneral Veli Küçük'ün avukatı Ülkü Ilıca da iddianamenin okunması sürecinde müvekkilinin cezaevinden duruşma salonuna getirilmemesini talep etti.
Başkan Köksal Şengün, bunun üzerine "İddianameyi kime okuyacağız?" dedi.
Eski İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kemal Yalçın Alemdaroğlu, bu sırada söz alarak yarın saat 12.00'den itibaren
Cumhuriyet Bayramı nedeniyle resmi
tatil olduğunu hatırlatarak, saat 10.00'dan 12.00'ye kadar bu kadar kişinin burada bulundurulup bulundurulmayacağını sordu. Başkan Şengün de "Tatil zamanında yargılama yapılmaz" dedi.
Hayrettin Ertekin'in avukatı Taner Uzun da müvekkilinin
şeker ve kalp rahatsızlığı bulunduğunu ifade ederek, tahliyesini istedi.
Ertekin'in başka bir avukatı ise müvekkilinin tansiyonunun aşırı yüksek olduğunu, bir cankurtaranda müdahale yapıldıktan sonra yerine oturduğunu söyleyerek, sağlığı da dikkate alınarak müvekkilinin tahliyesini talep etti.
Bir diğer sanık avukatı, duruşma CD'lerinin kendilerine verilmesi ya da temin edecekleri hafıza kartlarına kaydedilmesi talebinde bulundu.
Tutuklu sanık Kemal Kerinçsiz'in avukatı Tolga Akalın ise tutuklamanın bir tedbir olduğunu vurgulayarak, başta müvekkili olmak üzere aynı koşullarda ve aynı isnatlarla yargılanan sanıkların ivedilikle tahliyesini istedi. Sanık avukatlarından Özbey Demirel de savcılığının suçlamalara ilişkin olarak 200 sayfayı geçmeyecek şekilde iddianameyi kısaltabileceğini savundu.
Tahliye istemlerine ret
Görüşü sorulan Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel, tutuklu sanıkların üzerlerine atılı suçlamanın niteliği ve halen sorgularının yapılmamış olması dikkate alınarak, tutukluluk hallerinin devamına karar verilmesini gerektiğini belirtti.
Savcı Pekgüzel, tutuksuz sanıkların duruşmalardan vareste tutulması yönündeki taleplerin de reddedilmesini istedi.
Mahkeme Heyeti Başkanı Şengün, duruşmaya verilen aranın ardından iddianamenin kaldığı yerden okunmasının devamına, başka suçtan tutuklu sanık Semih Tufan Gülaltay'ın Silivri Ceza İnfaz Kurumu'na naklinin sağlanmasına karar verildiğini bildirdi
30 sanığın kimlik tespiti yapıldı
Duruşmada tutuksuz yargılanan 40 sanıktan 30'unun kimlik tespitleri de yapıldı. Davanın öğleden önceki oturumunda, Cumhuriyet gazetesi imtiyaz sahibi ve başyazarı İlhan Selçuk ile eski İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kemal Yalçın Alemdaroğlu'nun da aralarında bulunduğu tutuksuz 30 sanığın kimlik tespitleri gerçekleştirildi.
Davanın tutuksuz sanıklarından
Cumhuriyet gazetesi imtiyaz sahibi ve başyazarı İlhan Selçuk'un, ilk kez katıldığı duruşmada kimlik tespiti yapıldı.
Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi'ne gelen Selçuk, gazetecilerin, "Bir açıklama yapacak mısınız?" sorusu üzerine, "Biliyorsunuz demeç vermiyorum. Zahmetlerinize teşekkür ediyorum" dedi. Sağlık durumu sorulan İlhan Selçuk, eliyle "eh işte" anlamına gelen işaret yaptı.
Sırası gelince kimlik tespiti yapılan Selçuk, 1925 doğumlu ve dul olduğunu, çocuğu bulunmadığını söyledi.
Eğitim durumu sorulunca "Hukuk fakültesi" diyen Selçuk, sabıkasının olmadığını ve gazetecilik yaptığını ifade etti.
Selçuk, Mahkeme Heyeti Başkanı Köksal Şengün'ün ne kadar ücret aldığına ilişkin sorusu üzerine, telif ücretleriyle birlikte aylık gelirinin 10 bin YTL olduğunu bildirdi.
Kimlik tespitleri yapılan sanıklardan
Prof. Dr. Kemal Alemdaroğlu, kimlik tespiti sırasında
emekli hekim olduğunu,
emekli maaşı ve yan gelirlerle birlikte ayrılık gelirinin 7-8 bin YTL'yi bulduğunu kaydetti.
Zeki Yurdakul Çağman da bu dava nedeniyle müşterilerinin artık kaçtığını ve ekonomik durumunun kötüleştiğini savundu.
Asım Demir, şu anda çalışmadığını belirterek, "Kimse bizi işe almıyor. 9 aydır boştayım. Hiçbir gelirim yok" dedi.
Erdal İrten de "
Ergenekon" davası nedeniyle iş yerlerinin kapandığını, bir akrabasının yanında ustalık yaparak geçimini sağlamaya çalıştığını anlattı.
Yusuf Görüm, temizlik maddeleri fabrikasının bu soruşturma safhasında kapandığını ifade ederek, "12-13 bin YTL aylık gelirim vardı. Şimdi ise aylık 3 bin YTL gelirim oluyor. Bir kısmını tutuklu olan kardeşime, bir kısmını da Güneydoğu'da
askerlik yapan jandarma komandosu oğluma gönderiyorum" dedi.
Gazeteci-yazar Güler Kömürcü de 9 Temmuzda davanın tutuklu sanıklarından Zekeriya Öztürk ile evlendiği için soyadına "Kömürcü"nün yanında "Öztürk"ün de eklendiğini bildirdi.
Avukat olan tutuksuz sanıklardan Fuat Turgut, ev adresi sorulunca polislerin kendisine hiçbir şekilde adresini açıklamamasını istediğini belirterek, iş yerinin adresini verdi.
Duruşmada, tutuksuz sanıklardan
Ayşe Asuman Özdemir'in sağlık sorunları nedeniyle raporlu olduğu ve duruşmaya gelemediği belirtildi.
Yine bu davanın tutuksuz sanığı
Hayrullah Mahmut Öztürk'ün de başka suçtan yeni tutuklandığı için duruşmaya katılamadığı ifade edildi.
Hukuka aykırılık iddiası
Duruşmada söz alan Kemal Yalçın Alemdaroğlu'nun avukatı Metin Çetinbaş, "
Ergenekon" davasının soruşturması, iddianamesi ve yargılama aşamasında hukuka aykırılıklar olduğunu öne sürdü.
Soruşturma savcılarının Anayasaya, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne, Budapeşte Savcılık Meslek Etik Kuralları ve Ceza Muhakemesi Kanunu'nu ihlal ettiklerini, kurallara uygun soruşturma yapmadıklarını savunan Çetinbaş, AK Parti ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ı eleştirdi.
Çetinbaş, davanın ilk duruşmasında adil, bağımsız, her türlü kuşkudan uzak bir yargılama yapılabilmesi için iddianame savcılarının duruşmalara katılmaması konusundaki taleplerinin mahkemece karara bağlanmadığını hatırlattı.
Sanıkların adil yargılama hakkının güvence altına alınmasının mahkemenin görevi olduğunu belirten Çetinbaş, usulüne uygun kopyalanmayan bilgisayar dokümanlarının da aralarında bulunduğu dosya eklerinin duruşmada okunmamasını ve hükme esas alınmamasını talep etti.
Çetinbaş, duruşmanın da başka bir yerde yapılmasını isteyerek, "İlerleyen aşamada 200 kadar sanığın duruşmaya katılması bekleniyor. Avukatlarıyla birlikte bu salon almayacaktır. Duruşma, Abdi İpekçi
Spor Salonu'nda ya da polis okulları ile askeri okulların salonlarında yapılabilir. Abdi İpekçi
Spor Salonu'nda yapılmasını istiyoruz" dedi.
İddianame ve soruşturma savcılarının ön yargılı soruşturma yaptıklarını ve bu şekilde suç işlediklerini öne süren Çetinbaş, "İddianame ve eklerinde bulunan yasak, hukuka aykırı delillerin duruşmada okunmamasını istiyoruz" diye konuştu.
Mahkemenin önce bu yasak delillerle ilgili karar vermesini istediklerini belirten Çetinbaş, iddianameyi hazırlayan savcıların duruşmalara katılmamaları gerektiğini öne sürdü.
Savcı reddi müessesesi CMK'da yok
Bu arada "
Ergenekon" davasına ilişkin iddianameyi hazırlayan 3 savcıdan biri olan İstanbul Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel, görevli Cumhuriyet savcılarının reddi müessesesinin Ceza Muhakemesi Kanunu'nda (CMK) bulunmadığını bildirdi.
İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nce Silivri Ceza İnfaz Kurumu Yerleşkesi'nde görülen davanın öğleden sonraki oturumunda, bir önceki oturumda yapılan taleplere ilişkin görüşü sorulan Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel, mahkemenin bu davaya bakmakla yetkili olmadığı yönündeki taleplerin reddine karar verilmesini istedi.
Savcı Pekgüzel, ayrıca görevli Cumhuriyet savcılarının reddi müessesesinin CMK'da bulunmadığını belirtti. Mahkeme heyeti, yetki konusunda daha önce karar verildiği için yeniden karar verilmesine yer olmadığına hükmederek, iddianamenin okunması bölümüne sıra geldiğini belirterek, buna ilişkin sanıklar ile avukatlara beyanlarını sordu.
Bunun üzerine söz alan tutuklu sanık Nusret Senem, diğer tutuklu sanıklarla birlikte iddianamenin okunmaması şeklinde bir görüş birliğine vardıklarını söyledi.
Mahkeme Heyeti Başkanı Köksal Şengün, diğer tutuklu sanıklara da bu konuyu sorarak, hepsinin Senem'in beyanına katıldığının gözlendiğini ifade etti.
Tutuksuz sanıklara da aynı konuyu soran Şengün, huzurdaki sanıkların tamamının, iddianamenin tümünün okunmaması yönünde görüş bildirdiğini kaydetti.
Duruşma salonu eleştirisiBu arada söz alan tutuksuz sanıklardan eski İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kemal Yalçın Alemdaroğlu, "Tarihi bir yargılamanın cezaevi koşullarında yapıldığını izlemekteyiz" diyerek, yargılamanın cezaevi koşullarında yapılmasının psikolojik açıdan da etkileri olduğunu kaydetti.
Konuşması sırasında 'Silivri Cezaevi'nde yargılama kararı veren yüce heyet midir, Adalet Bakanlığı mıdır?" diye soran Alemdaroğlu, "Birtakım savaş suçluları gibi... Gelinmesi, gidilmesi zor. Hepimiz, hatta basın için..." diye konuştu.
Başkan Şengün, bunun üzerine duruşmada 70 basın mensubu bulunduğunu belirtti. Alemdaroğlu'nun "Maddeten mümkün değil" demesi üzerine Şengün, yan bölümün de duruşma salonu olduğunu hatırlattı. Alemdaroğlu, "Bu ilk defa görülen bir şeydir, ne Türkiye'de ne Türkiye dışında" dedi.
Sanıklardan Gülay Kömürcü Öztürk de yargılamanın yapıldığı yerin uzaklığından bahsederek, fiziki ve maddi olarak buraya gelip gitmenin çok külfetli olduğunu söyledi.
İddianamenin okunmasına ilişkin beyanlarSanık Oktay Yıldırım'ın avukatı Yıldırım Çavuşoğlu, "Anladığımız kadarıyla iddianamenin özeti hazırlanmış, bunun okunmasına karşıyız. İddianame özeti, iddianame yerine geçecek belge değildir" diye konuştu.
İddianamenin okunmasının mahkemenin takdiri olduğunu belirten Çavuşoğlu, özetin okunmasına karşı olduğunu kaydetti.
Sanık avukatlarından Uğur Alacakaptan, CMK'nın açık hükmü karşısında iddianamenin okunmaması yönünde karar verilemeyeceğini, bunun Yargıtayın bozması sonucunu doğuracağını ifade etti.
Oktay Yıldırım'ın avukatı Ahmet Ülger, bazı sanıklara çok uzun süreli cezaya tekabül eden suçlamalar yapıldığını belirterek, suçlamaların teker teker sayılması gerektiğini kaydetti.
Ülger, "Ülkenin, vatanın bölünmez bütünlüğünü savunan insanların nasıl bu devleti bölmeye çalıştığı konusunun iddianamede okunması lazım" dedi.
İddianamenin okunması gerektiğini belirten Ülger, "Müvekkilim azlederse o zaman çekip giderim ama iddianame okunmalıdır" diye konuştu.
Tutuksuz yargılanan sanıklardan İbrahim Benli de ilk duruşmadan beri celselere katıldığını belirterek, organizasyon bozukluklarından yakındı. Basında yazılanları da takip ettiğini belirten Benli, "Deniliyor ki, buradaki düzensizlik aslında düzendir. Ben bundan korkuyorum. Her şeyin çok önceden öngörüldüğü ve bu öngörüler doğrultusunda devam ettirildiği söyleniyor" dedi.
Benli, "Şu iddiaları ileri sürenler var. Tutuklu sanıkların mümkün olduğunca cezaevinde tutulması ve tutuksuzların da günlerce buraya geleceği..." ifadesini kullandı.
İddiaların telefon dinlemelerine dayalı olduğunu ve bunların da "düzgün tape edilmediğini" savunan Benli, hepsine itiraz edeceğini söyledi. Bu sırada Mahkeme Heyeti Bakanı Şengün, "Okumaya itiraz edemezsin. Size sıra geldiğinde savunmanızı yapabilirsiniz" dedi.
Şengün, daha sonra sanık ve avukatların beyanları da dikkate alınarak, iddianamenin okunmasına başlandığını söyledi.
Bu sırada
İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek ayağa kalkarak, "Bu iddianamenin okunmasının hukukla ilgisi yoktur" diyerek bunun hürriyete tecavüz olduğunu savundu.
İddianame okunuyorDuruşmada daha sonra, İstanbul Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel tarafından iddianamenin okunmasına başlandı. İddianamenin ihbar eden, maktul, mağdur ve sanıkların isimlerinin yer aldığı ilk bölümün hızla geçilebileceğini belirten Pekgüzel, sanıkların kimlik tespitinin yapıldığına işaret etti.
Ardından mahkeme heyetinin görüşü doğrultusunda bu bölüm hızlıca okunarak geçildi.
Savcı Pekgüzel, mahkeme heyeti isterse, iddianamenin ekrandan görüntülü sunum şeklinde görülebileceğini de belirtti. Sanık avukatlarının da istemesi üzerine Savcı Pekgüzel'in arkasındaki ekranda iddianameye ilişkin görüntülü sunum yapılmaya başlandı.
Duruşmanın canlı yayınlanması talebi
Sanık Oktay Yıldırım, hafta içi yapılan duruşmalar nedeniyle ziyaretçi görüşmeleri, telefon hakları, banyo ve kantin gibi ihtiyaçlarını karşılayamadıklarını belirterek, bu ihtiyaçlarının hafta sonu karşılanması için mahkemeden cezaevi yönetimine konuyu bildirmesini istedi.
Soruşturmanın başından beri her türlü hakarete uğradıklarını öne süren Yıldırım, Türk milleti adına karar veren ve yargılama yapan mahkeme heyetinden duruşma salonundan canlı yayın yaptırılması ve salona daha fazla gazetecinin alınmasını talep etti.
Doğu Perinçek'in avukatı Mehmet Cengiz ise iddianamenin okunmayarak, doğrudan sorguların yapılmasını istedi.
Mahkeme Heyeti Başkanı Köksal Şengün ise mahkemenin iddianameyi okumakla yükümlü olduğunu belirterek, verilen arada avukat ve sanıkların bir araya gelerek bu konuda karar vermelerini önerdi. Tutuklu sanıklardan Erol Ölmez de "gizli tanık" olduğu şeklinde iddiaların bulunduğunu,bunun doğru olmadığını söyledi.
Kemal Kerinçsiz'den iddialar
Duruşmada söz alan tutuklu sanıklardan Kemal Kerinçsiz, "
Ergenekon" soruşturmasını yürüten savcıları eleştirerek, "savcıların iktidarın baskısıyla bu iddianameyi oluşturduklarını" öne sürdü.
Kerinçsiz, "Bu savcıların gücü yetse mavi gözlü büyük Türk'ü bile sözde
Ergenekon örgütünün kurucusu olarak göstermekten çekinmeyeceklerdir. Türk milleti dün olduğu gibi Ali Kemal ve Damat Feritlere bugün de fırsat vermeyecektir" dedi.
Kerinçsiz, "Ceza Usul Hukuku'na, huzurdaki bir eksikli İstanbul Cumhuriyet Savcıları da ihtiyaç duyacaktır. Onların bulundukları yer ile benim oturduğum yer arasında fark yoktur. Gün olur meşru zeminde bu meselenin kapandığı dönem yaşanır" diye konuştu.
İddianame okununcaya kadar yapılan tüm işlemlerin usulüne aykırı olduğunu savunan Kerinçsiz, mahkemenin usul hatalarına yapılan itirazlara ilişkin verdiği yanlış karar nedeniyle
AİHM'in Türkiye'yi milyonlarca dolar tazminata mahkum edeceğini, bunun tahsili için de kendisinin büyük bir uğraş vereceğini ifade etti.
Kerinçsiz, "Tek üzüldüğüm, devletimin mührünü taşıyan psikolojik harekat belgesine karşı 3 müdafi ile savunma hakkımın kısıtlanmasıdır" dedi.
Cumhuriyet gazetesinin bombalanması ve Danıştay saldırısına ilişkin mahkemenin "yetkisizlik kararı" vermesi gerektiğini, suçu işleyenlerin
Ankara'da, azmettirenlerin de İstanbul'da yargılanamayacağını öne süren Kerinçsiz, "Acaba özel bir usul yasasına göre mi mahkeme yargılama yapıyor? Soruşturma ve kovuşturma makamları prosedürü özel olarak oluşturulmuştur. Bu da doğal hakim ilkesine aykırıdır. Tüm usul kuralları özel bir mahkemeye göre uygulanıyor. Sıkıyönetim mahkemelerinde uygulanmayan yöntem ve usulleri bu mahkemede görmekteyiz. Tarafsız bir mahkemede yargılanmak istiyorum" diye konuştu.
Kerinçsiz, ortada maalesef bir örgütün olduğunu ancak bunun üyelerinin "hayali
Ergenekon senaryosunu yazanların" olduğunu öne sürdü.
Burada yapılanın bir hedef şaşırtması olduğunu belirten Kerinçsiz, "Biz değerli mahkemeden merhamet değil, adalet istiyoruz" dedi.
Tutuklu sanıklardan Hayrettin Ertekin de duruşma başladığından beri yapılan yargılama sonucunda isimlerinin başında "Cumhuriyet" olan savcılara karşı usule uygun olmayan suçlamalar yapıldığını belirterek, "Devletimizin devamı esastır. Yarın aynı şeyler mahkemenize de yapılır. Buna fırsat vermemenizi istiyoruz" diye konuştu.
Mahkeme salonunda kurulan sistem
Tutuklu sanık Behiç Gürcihan, bir gazetede "Bu çete kaosu seviyor" başlıklı bir haber yayımlandığını belirterek, bu gazete hakkında mahkeme nezdinde suç duyurusunda bulunduğunu söyledi.
Gürcihan, yine Cumhuriyet Savcısı Zekeriya Öz'ün teknik imkanları kullanarak buradaki mahkemeyi izlediğinin iddia edildiğini söyleyerek, mahkemenin bunu yalanlamasını talep etti.
Gürcihan, duruşma salonunda kurulan sistemin
internet üzerinden izlenip izlenmediği ve yine savcıların internete bağlı olup olmadığının tespit edilmesi için teknik bir heyetin oluşturulmasını istedi.
Gazeteci Vedat Yenerer'in avukatı Vural Ergül ise davanın bir klasöründe soruşturmaya katılan terörle mücadele ve organize şubede görev alan polislerin isimlerinin listesinin unutulduğunu belirterek, buna benzer birçok belge ve dokümanın, yer aldıkları klasörlerden çıkarılmasını istedi.
Doğu Perinçek'in avukatı Nevzat Erdemir de Avrupa Birliği'nin bu davayla ilgili açıklama yaptığını belirterek, mahkemenin iç hukuka başkalarının müdahale etmesini engelleyen ara kararlar vermesini talep etti.
Oktay Yıldırım'ın avukatı Ertaç Giray da "
Ergenekon" soruşturması kapsamında gözaltına alınmasına değinerek, yanında daha önce çalışan bir kişinin antika ruhsatlı tabancasını çalması nedeniyle gözaltına alındığını ve geçen celse duruşmaya gelemediğini belirtti.
Giray, örgüt üyeliğinden gözaltına alındığını, mağdur bir kişi iken bir dakikada şüpheli olduğunu belirtti.
Görüntülü sunum durduruldu
İstanbul Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel'in, "
Ergenekon" davasına ilişkin iddianameyi okuduğu sırada kullandığı görüntülü sunum, yapılan itirazlar nedeniyle durduruldu.
Savcı Pekgüzel, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nde, "
Ergenekon" davasına ilişkin iddianameyi okurken "power point" olarak bilinen görüntülü sunumdan yararlandı.
Sunum, zaman zaman salonda bulunan 3 LCD ekrandan birine, zaman zaman da tüm ekranlara aktarıldı.
Söz konusu sunumda bahsi geçen sanığın fotoğraflarına, bağlantılı olduğu kişilere, ele geçirilen eşyadan bahsedilirken de silah, CD, bilgisayar, el bombaları, tüfek ve cep telefonu resimleri ekrana yansıtıldı.
Okunan bölüme ilişkin çeşitli şemaların da yer aldığı sunumda, dosyada bulunan fotoğraflar ve bazı haber kupürlerine de yer verildi.
İddianamenin okunması sırasında görüntülü sunumun kullanılmasına tepki gösteren tutuklu sanık Behiç Gürcihan, sunumun psikolojik bir harekat olduğunu öne sürerek, "Aynı hak bana da tanınacak mı? Bu savcının fotoğrafını Amerikan bayrağının yanına koyarak savunma yapmama izin verilecek mi?" dedi.
Mahkeme Heyeti Başkanı Köksal Şengün ise kendisine de aynı şekilde savunma hakkı tanınacağını söyleyerek, Gürcihan'ı yatıştırmaya çalıştı. Bu sırada söz alan Doğu Perinçek'in avukatlarından Hasan Basri Özbay, sunumu eleştirerek, "Burası bir televizyon kanalının haber bülteni değildir. Oklarla filan gösteriliyor. Lütfen sunumu durduralım" dedi.
Bunun üzerine Başkan Şengün, talepler üzerine sunumun durdurulduğunu bildirdi. Savcı Pekgüzel, iddianamenin birinci bölümünün bir kısmını bu karar üzerine görüntüsüz olarak okudu.
İkinci bölümün okunmasına ise Savcı Nihat Taşkın devam ediyor. İddianamenin okunması sırasında bazı tutuksuz sanıklar duruşma salonundan ayrıldı. Avukatların bir bölümünün de dışarıya çıktıkları görüldü.
Serbest bırakılan Ertaç Giray'ın yorumuSoruşturma çerçevesinde bir süre önce gözaltına alınarak sevk edildiği savcılıkça serbest bırakılan bu davanın sanık avukatlarından eski Cumhuriyet Savcısı Ertaç Giray da duruşmaya katılıyor. Soruşturma kapsamında gözaltına alınmasını nasıl değerlendirdiği sorulan Giray, "Mağdurduk, şüpheli olduk, şimdi ne olduğumuzu bilmiyoruz" dedi.
Ruhsatlı antika silahlarından bir tanesini daha önce yanında çalışan ve aynı soruşturmayla ilgili Kars'ta gözaltına alınıp İstanbul'a getirilerek mahkemece tutuklanan Hüseyin Keskin'in bilgisi haricinde aldığını anlatan Giray, bu kişinin "ofisboy" olarak yanında çalışan bir kişi olduğunu belirtti.
Ertaç Giray, "Daha sonra Kars'ta yakalandı bu silah. Tabii biz silahın kaybolduğunu bildirmiştik, yasal işlemler başlatmıştık. Burada 'mağdur' pozisyonunda olmam gerekirken bir anda 'şüpheli' oldum" diye konuştu.
Bir gazetecinin "Davanın sanıklarından
emekli Yüzbaşı Muzaffer Tekin'i sakladığınız yönünde iddianamede ifade geçiyor" demesi üzerine Giray, "Sakladığım yönünde değil, teslim olmamasını telkin ettiğim yönünde ama böyle bir şey de mevzu bahis değil. Kendisinin evinin arandığı söylenmişti. Olayın mahiyetini bilmiyordum. Sonra olayın mahiyetini öğrenince de avukatlığını yapmayacağımı söyledim" dedi.
Başka bir soru üzerine iddianamenin okunması taraftarı olmadığını belirten Giray, "Çünkü biz iddianameyi okuduk. Bütün sanıkların da okuduklarına eminim" görüşünü ifade etti.
Danıştay ve "
Ergenekon" davalarının birleştirileceği kanaatinde olduğunu kaydeden Giray, "Ancak ilgili midir derseniz, bana göre ilgisizdir. Bana göre hiç ilgisi yok" diye konuştu.
Doğu Perinçek'ten iddianameye tepki
İşçi Partisi (İP) Genel Başkanı Doğu Perinçek, sanıkları arasında bulunduğu "
Ergenekon" davasına ilişkin iddianame okunurken, bazı bölümlere doğru olmadığı gerekçesiyle tepki gösterdi.
İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmada, Perinçek, iddianamenin "Doğu Perinçek'ten ele geçirilen
Ergenekon belgeleri" kısmına itiraz etti. Perinçek, oturduğu yerden, "Yalan, yalan söylüyor. Savcı yalan söylemez, uyduruyorsunuz. Yok böyle bir belge" dedi.
Olaya müdahale eden Mahkeme Başkanı Köksal Şengün, "Oturduğunuz yerden nara atarak olmaz" diyerek, Perinçek'i uyardı. Perinçek ise konuşmasını sürdürerek, "F tipi yargılama" dedi.
Mahkeme Başkanı Şengün ise iddianamenin okunmasına karışamayacağını, daha sonra savunmasını yapabileceğini söyleyerek Perinçek'e saygısızlık yapmaması konusunda uyarıda bulundu. Sanık Perinçek ise oturduğu yerden savcıyı kastederek, yüksek sesle, "Yalan söylüyor, uyduruyor" dedi.
Başkan Şengün'ün, "Bağırırsanız dışarı atacağım sizi. Ahengi bozmayınız" diyerek yeniden uyardığı Perinçek'in de "Türkiye'nin ahengi bozuluyor" dediği duyuldu.
Perinçek'in susmasının ardından iddianamenin, "Devletin yeniden yapılanması, örgütün gücü, acımasızlığı, korkutuculuğu ve gerekirse örgütten ayrılanları öldürebileceği" konularının yer aldığı bölüm okundu.
Bu sırada sanık Doğu Perinçek, oturduğu yerden tekrar müdahale ederek, "Bu da yalan. Yalan söylüyorsunuz. Çıkarın gösterin" diye konuştu. Duruşmada, iddianamenin okunmasına devam ediliyor.