İndex

"Ekonomik kriz AB yolunda bir risk"

"Ekonomik kriz AB yolunda bir risk"

Haber

Dışişleri Bakanı Ali Babacan, son ekonomik krizin, AB'nin gelişme konusundaki çalışmalarını erteleyebileceğini, bunu bir risk olarak gördüklerini belirtti.
Yazı boyutu Azalt Arttır

Babacan, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda bakanlığının 2009 yılı bütçesi üzerinde soru ve eleştirileri yanıtladı.

Türkiye'nin AB'ye üyelik sürecini değerlendiren Babacan, Ekim 2005'te müzakere sürecinin başladığını, daha sonra 1 yıllık tarama yaptıklarını anımsattı.

Babacan, bugüne kadar 8 fasıl açtıklarını, süreçte bir aksilik olmaması halinde aralıkta 2 faslın daha açılacağını bildirdi.

Babacan, 2006 sonunda alınan kararla, 8 faslın açılmasının önünün, Kıbrıs sorunu çözülünceye kadar kapandığını belirtti.

Bunun dışında, bir üye ülkenin, 5 faslın Türkiye'yi tam üyeliğe götürdüğü, bunun için fasılların şu anda görüşülmemesi gerektiği şeklindeki yaklaşımı nedeniyle, 5 fasılda daha müzakerelerin açılmadığını ifade eden Babacan, "Ayrıca, eğitim, kültür, enerji gibi fasıllar, bazı ülkelerin siyasi yaklaşımı nedeniyle müzakerelere açılmadı" dedi.

Babacan, açılış kriteri bildirilen fasıllardaki çalışmaların sürdüğünü, geçen haziranda 2 faslı müzakerelere açtıklarını, gelecek yıl Çek Cumhuriyeti ve İsveç'in dönem başkanlığında bazı fasılların açılmasını öngördüklerini bildirdi.

"Tarama raporları ulaşmadı"


Bakan Babacan, yaklaşık 10 fasıldaki taramaların, Ekim 2006 yılında bitmesine rağmen, tarama raporlarının henüz kendilerine ulaşmadığını vurgulayarak, "Bu da AB sürecinde diğer aday ülkelerin hiçbirinde görülen bir durum değil. Fasıllarda açılış kriteri olup olmayacağının bildirilmesini bekliyoruz. Bu konuda da üye ülkelerde anlaşmazlıkların, özellikle Konsey seviyesinde sorun olduğunu duyuyoruz" diye konuştu.

Son ekonomik krizin, AB'nin gelişme konusunda iradesini bir miktar öteleyeceğini, çalışmaları yavaşlatma ya da erteleme eğilimini doğurabileceğini kaydeden Babacan, bunu bir risk olarak gördüklerini söyledi.

"Birbirini tam karşılamıyor"


Dışişleri Bakanı Babacan, "Ulusal Program Taslağı" hazırladıklarını anımsatarak, Başbakanlığın çalışmalarını tamamlamak üzere olduğunu belirtti.

Babacan, Başbakan ve bakanların imzalarının tamamlanmasından sonra, Bakanlar Kurulu kararı olarak Resmi Gazete'de yayımlayacaklarını ifade etti.

Babacan, taslağı siyasi parti liderlerine de ilettiğini ancak bir parti dışında diğer muhalefet partilerinden yazılı bir görüş ulaşmadığını dile getirdi.

Programı hazırlarken, AB'nin Resmi Gazetesi'nde şubatta yayımlanan Katılım Ortaklığı Belgesine baktıklarını belirten Babacan, "Buna baktık ama bunu da yüzde 100 karşılayan ulusal program hazırlamadık. Katılım Ortaklığı ile Ulusal Programı yan yana koyduğunuzda birbirini tam karşılamadığını göreceksiniz. AB'nin bizden beklediği, talep ettiği bazı adımları, henüz bu aşamada atılmasını uygun görmedik. Müzakerelerdeki stratejimiz; bize hemen bugün faydası olacak adımları hızla atmak ancak farklı nedenlerle ertelemeyi uygun gördüğümüz, bazı konularda üye olduktan sonra ancak 3-5-10-12 yıl sonra buna uyarız diyeceğimiz adımlar var. Bunları, müzakereler çerçevesinde sürdürüyoruz" diye konuştu.

Babacan, PKK terör örgütüyle mücadelede askeri operasyonların başarısını bugün artık herkesin kabul ettiğini belirterek, "Adeta beyin cerrahisi hassasiyetiyle yapılan ve tek bir sivilin dahi burnunun kanamadığı askeri operasyon serisi, tüm dünyada da takdir edilmektedir" dedi.

Bakanlığının bütçesi üzerinde milletvekillerinin soru ve eleştirilerini yanıtlayan Babacan, AB'den Kıbrıs'a, Irak'tan Ermenistan kadar Türkiye'nin değişik konulardaki politikalarını değerlendirdi.

Muhalefet milletvekillerinin Kıbrıs'ta taviz verildiğine yönelik eleştirilerine katılmadığını vurgulayan Babacan, "AK Parti İktidarının yönetime gelmesinden bu yana, neler yapıldığına bakılacak olursa, 'taviz' diyebileceğimiz tek bir örneği düşünemiyorum" diye konuştu.

Babacan, pek çok ülkenin, Türkiye'nin ve Kıbrıslı Türk'lerin bu davada ne kadar haklı olduğunu daha iyi anladığını ifade ederek, bu konuda, Türkiye'nin ve KKTC'nin çok daha değer verilen ve saygı duyulan pozisyonunun bulunduğunu bildirdi.

"Görüşmeler, ne kadar sürer, nereye doğru gider, anlaşma olur mu? Bu konuda bir şey söylemek erken. Ancak bugüne kadarki görüşmelerde her iki liderin de çözüm iradesiyle hareket ettiğini görüyoruz" diyen Babacan, milli dava olan Kıbrıs konusunda, bugüne kadar herhangi tavizlerinin olmadığını, bundan sonra da olamayacağını kaydetti.

Irak

Irak'ın, Türkiye'nin komşusu olduğunu, bu ülkeyle olan ilişkileri her alanda ilerletmek istediklerini anlatan Babacan, şöyle devam etti:

"Etnik kökeni, dini mezhebi ne olursa olsun biz, Irak halkını kardeşimiz olarak görüyoruz ve tüm politikalarımızı ona göre şekillendiriyoruz. Ekonomik yaptırımlardan bahsedildi. Bunu çok düşündük. Ancak Irak ile alakalı politikalarda oradaki halkın günlük yaşantısına zarar verecek, onları zor duruma sokacak hiçbir adımı atmama konusunda kararlılık gösterdik. Bu konuda çok da teşvik edildik. Sınırda farklı uygulama olsun, elektrik kesilsin gibi...

Hatta 'Neden uçaklar şöyle bir uçup evlerin camları kırılmıyor' diye gazetelerde manşetler atıldı. Bizim Irak halkıyla alıp veremediğimiz bir şey yok. Irak halkının, daha mutlu ve müreffeh olmasını istiyoruz. Eğer sorunumuz yönetimdeki bazı isimler leyse, onlarla uğraşmalı ve onların üstüne gitmeliyiz. Çözümleri de o noktada aramalıyız. PKK terör örgütü bağlamında attığımız adımlar, diplomatik girişimler, pek çok ülkeyle gerçekleştirdiğimiz diyalog süreci...

Bütün bunlar, terör örgütüne yönelik ve terör örgütünün finans ve siyasi destek kaynaklarına yönelik adımlar oldu. Bu mücadelede askeri operasyonların başarısını, bugün herkes teslim etmekte. Adeta beyin cerrahisi hassasiyetiyle yapılan ve tek bir sivilin dahi burnunun kanamadığı askeri operasyon serisi, tüm dünyada da takdir edilmektedir. Terörle mücadelede askeri enstrümanlar önemli, fakat tek başına yeterli değildir. Terör örgütünün yalnızlaştırılmasına yönelik bir politika izledik.

Girişimlerimizin sonucunda, bizim yaptığımız operasyonlara karşı tek bir olumsuz açıklama, tek bir ülkeden gelmemiştir."

Irak'ın kuzeyindeki yerel yönetimle ilişki


Dışişleri Bakanı Babacan, Irak'ın Kuzeyindeki yerel yönetimle ilgili bugün de hala sorunların bulunduğunu bildirdi. "Terör örgütüne sempati ifadeleri, zımni destek, onların işlerini kolaylaştıran tutum, bizi kuşkusuz son derece rahatsız etti" diyen Babacan, bir süre sonra Irak'ın kuzeyindeki yerel yöneticilerin de eylemlerinde bir miktar değişim görülmeye başladığını söyledi.

Babacan, bunun sonucu, Türkiye'nin Irak Özel Temsilcisinin, Kuzey'deki yerel yönetimle direkt temaslar kurmaya başladığını söyledi.

Kerkük sorunu


Babacan, Türkiye'nin Kerkük konusunda da yoğun diplomatik çaba sarf ettiğini vurgulayarak, "Şu andaki demografik yapısıyla gözü kapalı bir yerel seçime gittiğinizde Kerkük'e felaket getirir. Kerkük'te çıkacak sorunlar, tüm bütün Irak'a yaygınlaşabilir ve sonuçları da son derece olumsuz olabilir" uyarısında bulundu.

Ermenistan

Ermenistan ile ilgili ilişkilere de değinen Babacan, bu ülkeyle ilgili girişimlerin, genel Kafkasya politikası çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini bildirdi.

Kafkas İttifakı Önerisiyle ilgili çalışmaların devam ettiğini anlatan Babacan, Rusya, Türkiye, Ermenistan, Azerbaycan ve Gürcistan'dan oluşan platformda, bölgesel zeminde sorunların görüşüleceğini vurguladı.

Ermenistan ile devam eden bir diplomasi trafiği olduğunu belirten Babacan, bu süreçle ilgili beyan edilen kaygıları anladığını ve bunları göz önünde tutacaklarını söyledi.

Babacan, yapılan görüşmelerde, karşılıklı atılabilecek adımlar ve detaylarla ilgili Ermenistan'ın belli bir gizlilik istediğini belirterek, "Biz, milli çıkarlarımızdan, kendi bakış açımızdan taviz vermeden bir sonuca ulaşarak Kafkaslar'da kalıcı bir istikrar ve barışı sağlamanın önemli olduğunu düşünüyoruz" diye konuştu.

Babacan, "Ermenistan ile Azarbeycan arasındaki ilişkilerin normalleşmesi, Türkiye ile Ermenistan arasındaki ilişkilerin normalleşmesi, gerçekten bölgemizin istikrarı acısından son derece önem taşıyor. Biz bunu hedefledik, bu kolay bir hedef değildir. Uzun yıllara dayanan sorunlar vardır. Ancak bu 3 ülkede güçlü bir irade de vardır" dedi.
İlgili Konular » Türkiye EkonomisiTürkiye-ABdiğer konular »
Okuyucu Yorumları Yorum Yaz
ADnet