İndex

Ergenekon duruşmasında evlilik teklifi

Ergenekon duruşmasında evlilik teklifi

Haber

"Ergenekon" davasının bugünkü duruşmasında dün başladığı savunmasını tamamlayan tutuklu sanık ve "Açık İstihbarat" adlı internet sitesinin sahibi Halil Behiç Gürcihan, duruşma salonundaki nişanlısına evlenme teklifinde bulundu. Duruşmada Gürcihan'ın çapraz sorgusu yapıldı.
Yazı boyutu Azalt Arttır

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmada, Gürcihan'ın savunmasının tamamlamasının ardından, avukatı Ercan Birol da savunma yaptı.

Birol, müvekkili hakkındaki suçlamalara ayrı ayrı cevap vererek, "Olmayan bir örgüte üye olmadığımızı ispatlamaya çalışıyoruz, müvekkilim hiçbir terör örgütüne üye değildir" dedi.

Müvekkilinin suçsuzluğuna inandığını ve "tutukluluğunun artık infaza dönüştüğünü" savunan Birol, tüm sorguların tamamlanması beklenmeden Gürcihan'ın tahliyesini istedi.

Çapraz sorgusuna geçilen Gürcihan, Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel'in, "MİT ve emniyet gibi devlet kurumları içinde bir görevi olup olmadığı" sorusuna "Hayır" yanıtını verdi.

Pekgüzel, Gürcihan'dan, kendi el yazısıyla hazırladığı ve "tabipler odası-MİT, İngiltere-SSK, istihbaratçı-hemşire" gibi eşleştirmeler yapılan yazısıyla ilgili açıklamalarda bulunmasını istedi.

Gürcihan da teknoloji ve güvenlik konularıyla ilgili çalışmalar yaptığını belirterek, bunların, yapacağı bir konuşmayla ilgili olduğunu söyledi.

Pekgüzel'in, sanıklardan Ayşe Asuman Özdemir ile yaptığı elektronik posta görüşmeleri ve Özdemir'in beyanlarına ilişkin de sorular yönelttiği Gürcihan, Özdemir'in çok konuşan ve hata yapmaya çok müsait bir bayan olduğunu söyledi.

Özdemir'in beyanlarının bir kısmının doğru, bir kısmının yanlış olduğunu kaydeden Gürcihan, özellikle Özdemir'in beyanlarında geçen eski Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt ve Mehmet Zekeriya Öztürk ile Atabeyler konularının doğru olmadığını savundu.

"Bunlar Kurtlar Vadisi jargonu"


Pekgüzel, yine Özdemir'in maillerinde geçen ifadelere göre, Mehmet Zekeriya Öztürk'ün kendisiyle yaptığı bir görüşmede "Muzaffer Tekin benim elimde artık, Tekin bitti, bundan sonra artık ben varım" dediğini, kendisinin de "O kadar uzun boylu değil, Muzaffer Tekin'i sana yedirtmezler" diye yanıt verdiğini anımsatması üzerine Gürcihan, "Bunlar Kurtlar Vadisi jargonu. Ben bu milleti Kurtlar Vadisi jargonuna karşı 5 yıldır uyarıyorum. Bunlar mizansen" dedi.

Gürcihan, savcı Pekgüzel'in, "Özdemir'den Yaşar Büyükanıt ile ilgili yazılar yazmasını isteyip istemediğini, kendisine bilgi ve belge verebileceği konusunda bir beyanı olup olmadığını ve babasının erken emekliliğinin yazdığı yazılarla bir ilgisi olup olmadığını" sorması üzerine de Özdemir'den Büyükanıt ile ilgili yazı yazmasını istemediğini ve Büyükanıt ile ilgili kendisinin zaten eleştiri yazıları yazdığını anlattı.

Babasının erken emekli edilip edilmediğinin ayrı bir konu olduğunu ve soruşturma ile alakası bulunmadığını da kaydeden Gürcihan, "Ancak bu konudaki iddia da bir mizansendir. Zira babamın emekli edildiği dönem Hilmi Özkök dönemidir" dedi.

Herhangi bir kod ismi kullanıp kullanmadığı sorulan Gürcihan, bir süre Star Gazetesi'nde "Kıvanç Değirmenli" mahlasını kullandığını, bunun dışında bir kod ismi bulunmadığını ifade etti.

Savcı Pekgüzel'in, davanın bazı sanıklarıyla ilgili ilişkilerine yönelik sorularını da yanıtlayan Gürcihan, "Benim ilişkiler ağımı örgüt bağlantısı olarak nitelendirirken hukuki kriterlerin kullanılmasını istiyorum. Aksi takdirde herkesin birtakım ilişkileri ileride örgüt bağlantısı olarak düşünülebilir" dedi.

"Ümit Sayın'ı uyardım"


Gürcihan, tutuklu sanık Ümit Sayın'ın hakkındaki ifadeleri hatırlatılarak bu konudaki diyeceğinin sorulması üzerine de şunları anlattı:

"Bazı şeyler vardır ki nereden düzelteceğinizi bilemezsiniz. Bu da öyle bir şey. Telefon görüşmelerinde kendisini MİT ile asker ile irtibatlı olarak göstermeye çalışan kişi ben değilim, Ümit Sayın'dır. Bu konuda birçok defa kendisine uyarılarda bulundum, bunun doğru olmadığını ifade etmiştim."

"Sayın, gizli örgütten bahsettimi?"


Savcı Pekgüzel'in, "Ümit Sayın'ın, akademisyenlerin de aralarında bulunacağı, kurulacak bir gizli örgütten bahsedip bahsetmediğini" sorması üzerine de Gürcihan, Sayın'ın bu tarz şeylerden sürekli bahsettiğini, ancak bunu ciddiye almadığını savundu.

Gürcihan, "Soru sorarken Sayın'ın kariyer sahibi biri olduğundan bahsettiniz. Ben de kariyerli biriyim, ağaçtan düşmedim. Bunları söylemek istemiyorum, ancak Sayın'ın koğuş arkadaşlarından, nasıl bir ruh hali içinde olduğunu sorun lütfen. Sayın'ın beyanları iftira ve hezeyanlarla doludur" dedi.

Elektronik postalar


Pekgüzel'in, kendisine gelen maillerle ilgili sorusu üzerine de Gürcihan, birçok elektronik posta zincirine üye olduğunu belirterek, günde 300'e yakın elektronik posta aldığını kaydetti.

Gürcihan, Pekgüzel'in, kendisine gelen bir elektronik postada, "Mossad'ın Ankara'daki yeri nerede, küçük bir eylem yapalım" gibi beyanların bulunduğunu hatırlatması üzerine, bu mailin Ozan Bayram Çallı'dan geldiğini, tek taraflı bir iletişim olduğunu ve yanıt bile vermediğini anlattı.

Gürcihan, bu elektronik posta görüşmeleri sırasında iddianameye yansıyan bazı şeylerin ise yakın arkadaşları ile yaptığı esprili görüşmeler olduğunu söyledi.

Savcı Taşkın'dan sorular


Cumhuriyet Savcısı Nihat Taşkın da iddianamede örgütün, iktidar partisini parçalamaya yönelik çalışmaları olduğundan bahsedildiğini anımsatarak, Gürcihan'a, evindeki aramada onlarca milletvekili hakkında özel bilgilerin bulunduğu kayıtlara rastlandığını söyledi.

Taşkın, savunması sırasında bu konuya değindiğini anımsattığı Gürcihan'dan aynı konuda daha fazla açıklama istedi.

Gürcihan, bu bilgilerin ele geçirildiği diz üstü bilgisayarı, SESAR'dan alacağına mahsuben edindiğini, bilgisayarın içindekilerden haberdar olmadığını öne sürdü.

Bu şirketteki çalışmaların tümünden haberdar olmasının mümkün olmadığını dile getiren Gürcihan, önceden çalıştığı bu şirketten, yayın çizgisindeki değişiklik ve maaşını alamayışı nedeniyle ayrıldığını anlattı.

Savcı Taşkın'ın "Şirketten ayrılış sebebiniz mesela milletvekillerinin fişlenmesinden rahatsız olmanız olabilir mi?" sorusu üzerine Gürcihan, "Hayır, şirkette çalıştığım süre içinde yasa dışı bir faaliyete rastlamadım" dedi.

Taşkın, Gürcihan'a, kendisinden ele geçirilen ve el yazısıyla tuttuğu notlarda "Kürşat Yılmaz kabul etseydi Hrant Dink cinayetini ona işleteceklerdi. Veli Küçük'ün bir postası varmış, kanasçı, adamları vurdurtacaklarmış, son anda bizden olduğu anlaşılmış" gibi yazıların yer aldığını anımsattı.

Bu sırada Mahkeme Heyeti Başkanı Köksal Şengün, bu soruların deliller değerlendirilirken sorulacağını hatırlatarak, Taşkın'dan sorguya yönelik soru sormasını istedi.

Soruya yanıt vermek istediğini belirten Gürcihan "Bunlar kaynaklarımla yaptığım görüşmelerdir. Duyum seviyesindedirler. Bunun için haber yapılmamış, bu yüzden bir yerde kullanılmamıştır. Danıştay ve Cumhuriyet Gazetesi ile ilgili beyanlarım da benim izlenimlerimdir. Bu tür dedikodular, duyumlar şu anda burada görev yapmakta olan muhabirlerin de notlarında vardır" dedi.

Taşkın, bunun üzerine, "Biz savcı olarak bu tür notları bulunmaz bir fırsat olarak görüyor ve sizlere soruyoruz" dedi. Gürcihan da "Bunun için de senede bir gözaltına alıyorsunuz. Tutuklamadan sorsaydınız anlatırdım" şeklinde konuştu.

Sanık Öztürk: "Sanıklar Gladyo'ya üye mi?"


Tutuklu sanıklardan Bekir Öztürk de Gürcihan'a, Gladyo denilen bir örgütten bahsettiğini anımsatarak, davanın sanıklarının bu örgüte üye olup olmadıklarını sordu. Bunun üzerine Gürcihan, yanlış bir zihniyet üzerinden gidildiği için Gladyo'nun bulunamadığını, davanın sanıklarının ise bir muhalefet kakofonisi olarak mahkemenin karşısına getirildiğini söyledi.

Tutuklu sanıklardan Mehmet Zekeriya Öztürk, Gürcihan'ın babasının Genelkurmay'da üst düzey görevli olduğundan bahsettiğini anımsatarak, bunun ne demek olduğunu ve hayatını nasıl etkilediğini sordu. Gürcihan da "Ben Sarıkamış'ta askerlik yaptım, babamın durumumu nasıl etkilediği buradan da anlaşılabilir. Kendisi de askerdir, Malatya'nın doğusunda kaç paşa çocuğunun askerlik yaptığını öğrenebilir" diye konuştu.

Başkan Şengün'ün, manyetik silahlarla ilgili yaptığı görüşmenin ardından hazırladığı raporu nereye sunduğunu sorduğu Gürcihan, bu raporu Genelkurmay Başkanlığı İstihbarat Şubesi'ne ilettiğini söyledi.

Mehmet Zekeriya Öztürk'ün avukatı Yaşar Ağsu da Gürcihan'ın dünkü ifadesi sırasında "milis" başlıklı yazısının Ergenekon terör örgütü ile ilgili bir yazı değil, Ergenekon karşıtı bir yazı olduğunu söylediğini hatırlattı.

Ağsu, Gürcihan'a, Ergenekon terör örgütünün varlığı konusunda bir bilgisi olup olmadığını ve bu sözleriyle neyi kastettiğini sordu. Gürcihan da "Benim bilgim dahilinde Ergenekon diye bir terör örgütü var demedim. Ben iddianamede anlatılan örgütün hiyerarşisini, zihniyetini, eylemlerine ait olmadığımı anlatmaya çalışmıştım. O yazıda da bu yöndeki bir zihniyete karşı olduğumu ifade etmiştim" dedi.

Bu arada, Ağsu'nun, Gürcihan'a sorduğu bir soru sırasında ismini hatırlayamadığı, öldürülen gazeteci Hrant Dink'ten "öldürülen Ermeni" diye bahsetmesi dikkati çekti.

Kemal Kerinçsiz'in avukatı Necip Yenişen'in elektromanyetik silahlarla ilgili sorusu üzerine de Gürcihan, bu tür silahların bilgisayar sistemlerini çökertmek ya da bomba patlatmaktan tutun da bazı iddialara göre deprem yapmak için bile kullanılabildiğini söyledi.

Mahkeme Heyeti üyelerinden Hasan Hüseyin Özese'nin de elinde Gladyo'ya ait somut bir bilgi olup olmadığını sorduğu Gürcihan, Gladyo konusunda bazı bilgileri, duyumları olduğunu, ancak elinde resmi herhangi bir şey bulunmadığını anlattı.

Bu arada, davanın tutuksuz sanıklarından Ali Yasak ile Fuat Turgut da biraz gecikmeli olarak duruşmaya katıldı.

"Çete suçu hükümlüleriyle görüştün mü?"


Gürcihan, iddianameyi hazırlayan Cumhuriyet savcılarından Zekeriya Öz'ün Tekirdağ ve Kandıra cezaevlerinde çete suçundan yatan hükümlülerle görüşme yapıp yapmadığının ve bu kişilere "Ergenekon Terör Örgütü" adına eylemleri üstlenmeleri yönünde teklif götürüp götürmediğinin mahkemece araştırılmasını istedi.

Emekli Albay Erdal Sarızeybek'in, "Ergenekon soruşturmasında, tutuklu olan paşalar aleyhine ifade vermesi için savcının kendisine psikolojik baskı yaptığını açıkça beyan ettiğini" ileri süren Gürcihan, mahkemenin Sarızeybek'i "tanık" olarak çağırmasını talep etti.

"Savcı Öz, Okkır'ın hayatını, yasa dışı delil üretmek adına pazarlık konusu yaparak, ağır bir ihmalle ölümüne sebebiyet vermiştir" iddiasını dile getiren Gürcihan, bu gerekçelerle savcı Öz hakkında, "ihmali davranışla kasten adam öldürme ve kanuna aykırı yarar vaat ederek ifade alma ve sorguda yasak usulleri tanımlayan CMK'nın 148'inci maddesine muhalefet etmek"ten suç duyurusunda bulunduğunu bildirdi.

Evlilik teklifi

Gürcihan, savunmasının ardından kendi ailesiyle ilgili bazı açıklamalarda da bulunarak, bir yıl önce ilk gözaltına alındığında tanıştığı Fatma Sibel Yüksek ile nişanlandığını söyledi. Nişanlandığı hafta yeniden gözaltına alındığını belirten Gürcihan, tahliyesini  isteyerek, esprili bir şekilde "Nişanlımla Çamlıca'da o ağacın altında beklemeyi umut ederken, cezaevinde görüştük" dedi.

18 yaşında bir oğlu olduğu yönündeki iddiaların doğru olmadığını ifade eden Gürcihan, "Eğer tahliye olursam, Ergenekon'un 55'inci dalgasında tekrar gözaltına alınırsam, 18 yaşında bir oğlum ya da bir kızım olabilir" diye konuştu.

Duruşma salonunda nişanlısı Yüksek'e evlenme teklifinde bulunan Gürcihan, mahkeme heyetine yönelik olarak, "Beni haftalardır salondaki ekrandan, tepeden izleyen nişanlım eğer kabul ederse evlenecek olmam, sizi bağlayan hukuki ve ciddi gerekçe değildir. Zaten hukuki ve ciddi gerekçelerle tutuklanmadım" görüşünü dile getirdi.

Bu arada, duruşma salonunda bulunan Gürcihan'ın nişanlısı Fatma Sibel Yüksek, gazeteciler ile yaptığı sohbette, evlenme teklifine çok şaşırdığını ve salondan ayrılmayı bile düşündüğünü bildirdi.

SESAR Başkanı: "Nasıl bir tehdidim?"


Bugünkü duruşmada savunma yapan tutuklu sanıklarından Siyasi Ekonomik Sosyal Araştırmalar ve Strateji Geliştirme Merkezi (SESAR) Başkanı İsmail Yıldız, "SESAR Başkanı olarak devletim ve hükümetim için nasıl bir tehdit oluşturduğumu anlayamıyorum" dedi.

İsmail Yıldız savunmasında, 1994'te kurduğu SESAR'ın, "Türkiye'nin ilk düşünce kurumu" olduğunu ifade etti.

Şimdiye kadar çok sayıda devlet kuruluşuna, şirkete ve siyasi partiye araştırma ve danışmanlık hizmetleri sunduklarını söyleyen Yıldız, SESAR'ın araştırmalarından yararlanılması için internet sitesi kurduklarını ve bu hizmetlerinden devletin en üst düzeydeki yöneticilerinin de yararlandığını anlattı.

Yıldız, SESAR'ın dünya, ülke ve insanlık için sadece fikir ve strateji ürettiğini kaydetti.

"Sözde lideri merak ediyorum"


İsmail Yıldız, bir örgütün var olabilmesi için liderinin olması gerektiğini belirterek, "Kimse bu sözde örgütün liderini bilmemektedir. Üyesi olduğum iddia ediliyor, bunun için liderini merak ediyorum. Örgütün hiyerarşik yapısı da belli değil. Bu örgütte yerimi bulamadım. Nasıl özel bir göreve sahibim?" diye sordu.

"Terör örgütlerinin iktidarın devamına hizmet ettiklerini, dünyada terör örgütünün yıktığı bir hükümet olmadığını" ileri süren Yıldız, "Çünkü elmanın kurdu içindedir. İktidar, bir tek iktidardakiler tarafından çözülür ve yıkılır" dedi.

"Gizli belgeleri görmedim"


İşyerindeki bilgisayarında bulunduğu iddia edilen Genelkurmay Başkanlığı Özel Kuvvetler Komutanlığı'na ait çok gizli belge ve bilgileri görmediğini savunan Yıldız, "Bilgisayarımda böyle bilgi ve belgeler yoktur. Zaten iddianamenin 37. sayfasında yer alan konu, 49. sayfasında sahte olduğu bilgisi ile tekzip edilmiştir" diye konuştu.

Dava konusu simülasyonun da işi nedeniyle kullandığı yöntemlerden biri ve hayali senaryo olduğunu ifade eden Yıldız, "Örneğin, önümüzdeki 20 yıl boyunca başbakan, bakan olma potansiyeli taşıyan insanların kimler olduğu, bunların hangi siyasi akımı temsil ettiği, edeceği gibi birtakım öngörü, analiz ve araştırma sonuçları; suç kapsamına sokulmaya çalışılsa da SESAR gibi fikir üreten, analizler yapan, simülasyonlar yapan kuruluşların var oluş nedenleridir" şeklinde konuştu.

Kendisinden ele geçirilen belgelerin suç teşkil etmediğini öne süren Yıldız, Aydın Doğan'la ilgili kendisinde istihbari belgeler bulunduğu yönündeki iddialara ilişkin de "Aydın Doğan'la da danışmanlık hizmeti için görüşüyordum. Bende bulunan belgeler arasında Aydın Doğan'ın bilmediği bir belge yok. Bu belgeler danışmanlık hizmetiyle ilgidir" dedi.

Sanık ve avukatların talepleri


Tutuklu sanık Yıldız'ın savunmasının tamamlanmasının ardından Mahkeme heyeti, sanık ve sanık avukatlarının taleplerini aldı.

Söz alarak müvekkilinin tahliyesini isteyen Yıldız'ın avukatı Dursun Yassıkaya, soruşturma aşamasındaki tutumlar nedeniyle mahkeme aşamasından da endişe duyduklarını belirterek, şunları söyledi:

"Değerli meslektaşım Hüseyin Bozoğlu'yla yaptığım bir telefon görüşmesini aktarmak istiyorum. Meslektaşıma dedim ki 'Uzun zamandır duruşmalara gelemiyorum, heyetin tutumu nedir?' O da bana 'Heyet hiç beklemediğim kadar tarafsız olmaya çalışıyor' diye cevap verdi. Bunu size iltifat olarak söylemiyorum."

Bu sözler üzerine Mahkeme Heyeti Başkanı Köksal Şengün, "Bunu iltifat olarak kabul etmiyoruz. Olması gereken bu" dedi.

Tutuklu sanık Kemal Kerinçsiz, sanık Halil Behiç Gürcihan'ın sorgusu sırasında, bir kolordu komutanıyla yaptıkları görüşmenin gündeme geldiğini hatırlatarak, soykırım anıtı yapmak amacıyla Edirne, Keşan ve İpsala'da görüşmelerde bulunduklarını, bahsi geçen kolordu komutanıyla da aynı nedenle görüştüklerini anlattı.

Kerinçsiz, Edirne, Keşan ve İpsala'da yaptıkları başvurulara ilişkin ilgili mercilerden bilgi alınmasını istedi.

Ara kararlar


Taleplerin değerlendirmesi için duruşmaya verilen aranın ardından Başkan Şengün, alınan ara kararları açıkladı.

Başkan Şengün, sanık Gürcihan'ın, savcı Zekeriya Öz ile ilgili suç duyurusunda bulunulması yönündeki talebinin değerlendirildiğini belirterek, bu işlemi kendisi yapabileceği için Gürcihan'ın bu konudaki dilekçesinin, bir örneği alınarak iade edilmesine karar verildiğini bildirdi.

Kemal Kerinçsiz'in bu celseki taleplerinin kabulüne karar verildiğini belirten Başkan Şengün, tutuksuz sanık Ayşe Asuman Özdemir'in de sağlık durumu dikkate alınarak duruşmada hazır edilmesi için yazı yazılmasına hükmedildiğini kaydetti.

Başkan Şengün, tutuklu sanıkların bu hallerinin devamına karar verildiğini ve bir sonraki duruşmanın 24 Kasım Pazartesi günü saat 09.30'a bırakıldığını söyledi.

Bu arada, ara kararların açıklanması sonrası sanıklar salondan çıkartılırken tutuklu sanıklardan İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek'in başkan Şengün'le konuştuğu gözlendi.

Dava 24 Kasım'a ertelendi

Davanın, bugün yapılan 17'nci duruşması sona erdi. Mahkeme, bir sonraki duruşmanın 24 Kasım Pazartesi günü, saat 09.30'da yapılmasını kararlaştırdı.
İlgili Konular » Ergenekondiğer konular »
Okuyucu Yorumları Yorum Yaz
ADnet