Ankara Cumhuriyet Başsavcılığın'ın talimatı ile harekete geçen Maliye Bakanlığı Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) Başkanlığı, "Deniz Feneri" soruşturmasında adları geçen RTÜK Başkanı Zahid Akman'ın da aralarında bulunduğu 6 kişinin malvarlıkları ile varsa ortağı oldukları şirketlerin malvarlıklarına ilişkin inceleme başlattı.
"Deniz Feneri" soruşturmasını yürüten Cumhuriyet Savcısı Nadi Türkaslan, Maliye Bakanlığı Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) Başkanlığı'na yazı yazarak, soruşturmada adları geçen Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) Başkanı Zahid Akman, Kanal 7 Yönetim Kurulu Başkanı Zekeriya Karaman, kanalın yönetim kurulu üyeleri İsmail Karahan ve Mustafa Çelik ve şirket ortağı Harun Kapuyoldaş ile Almanya'daki Deniz Feneri Derneği yöneticisi Mehmet Gürhan'ın kişisel malvarlıkları ile bu kişilerin varsa ortağı oldukları şirketlerin mal varlıklarının incelenmesini istedi.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın talimatı ile harekete geçen MASAK, bu kişilerin, kişisel malvarlıkları ile ortağı olduğu şirketlerin malvarlıklarını incelemeye aldı.
İnceleme kapsamında, yasal olmayan yollardan para girişi olup olmadığı ile kara para aklanıp aklanmadığı araştırılacak.
MASAK, elde ettiği bulguları, "Deniz Feneri" soruşturmasını yürüten Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na sunacak.
Akman'ın avukatı konuştu
Bu arada RTÜK BaşkanıAkman'ın avukatı Ali Yıldız, Almanya'daki Deniz Feneri davası ile ilgil açıklamalarda bulundu.
Avukat Yıldız, "Gerekçeli kararda müvekkilimin isminin de geçtiğinden bahisle, sanki müvekkilim bu dava ile ilgili olarak zan altındaymış gibi bir izlenim verilmeye çalışılmıştır" dedi.
Yıldız, yazılı açıklamasında, bugün bazı basın organlarında, Alman adli makamlarınca yürütülüp sonuçlandırılan Deniz Feneri e.V davasıyla ilgili bazı haberlerin yer aldığını anımsattı.
Avukat Yıldız şöyle konuştu:
"Gerekçeli kararda müvekkilimin isminin de geçtiğinden bahisle, sanki müvekkilim bu dava ile ilgili olarak zan altındaymış gibi bir izlenim verilmeye çalışılmıştır. Anılan yayın organlarından bir gazetede yer alan, 'yazılı karargerekçesinde, kişisel hakların zedelenmemesi kaygısıyla kişi adlarına harf kodu verildi. Kararda, hukuken geçerliliğin sadece mahkemede haklarında hüküm verilen Mehmet Gürhan, Mehmet Taşkan ve Firdevsi Ermiş için geçerli olduğu, haklarındaayrıca kovuşturma yapılan kişiler için yapılan saptamaların masumiyet karinesi gereği hukuken bağlayıcı olmadığına işaret edildi' ifadesi, aslında her şeyiaçıklamaya yeterlidir.
Kaldı ki müvekkilim hakkında ayrıca kovuşturma yapılankişi de değildir. Bu husus kararda da açıkça belirtilmektedir. Hukukun evrensel değerlerinden olan 'beraatı zimmet asıldır (masumiyet karinesi)' kuralına Alman makamlarınca dahi özen gösterilirken, davanın gerekçelikararında hiçbir şekilde 'sanık, zanlı ya da şüpheli' olarak müvekkilin ismi geçmez iken, kamuoyunda müvekkil hakkında istifhamlar yaratacak şekilde haberleştirilmesi, bir kez daha göstermiştir ki amaçlanan toplumu aydınlatmak değil, müvekkilimi yıpratma ve yıldırmaktır."