Satürn'ün 60 uydusunun en dış halka üyesi Enceladus'da hem su, hem hidrojen etkinliği, hem karbondioksit, hem de hayatın temel unsurlarından azot ve sodyum klorür (tuz) izine rastlandığından, bu kartopu uyduda "hayat olasılığı" bilim dünyasını heyecanlandırıyor.
Alman ve Amerikalı astrofizikçilerle nükleer biyoloji bilginleri,
Ay'ın yarısı kadar olan 500 kilometrelik çapıyla Enceladus'un su ve tuz içerdiğini bildiriyor.
Alman ve Amerikalı astrofizikçilerle atomaltı biyoloji bilginleri,
Ay'ın yarısı kadar olan 500 kilometrelik çapıyla Enceladus'un su ve tuz içerdiğini, büyük oranda su buharı, eksi 200 derecelik buz katmanı altında "belki okyanus" ve yanardağ etkinliği de taşıyabilen magma ve merkezde kaya özü bulundurduğunu, hızlı kanıtlama yolunda.
12 yaşındaki Cassini uzay aracının daha 200 yıl sürebilecek hamarat çalışması ve Enceladus üzerine iki araştırma, Nature (Doğa) dergisinde yayımlandı.
Almanya'nın güneybatısında Baden-Württemberg eyaleti Heidelberg kentinde bulunan Max Planck Enstitüsü Fen Bilimleri Nükleer Fizik Araştırma Kurumundan astrofizikçi Frank Postberg, Enceladus'ta buharlaşmanın dev mağara oyuklarından tuzlu su ve deniz benzeri oluşumun mümkün olduğunu söyledi.
Aynı görüşü,
ABD'nin Colorado eyaleti Boulder Üniversitesi Güneybatı Araştırma Kurumundan John Spencer da dile getirdi. Cassini uzay aracı, kasım ayında Enceladus'un yakınından iki kez daha geçecek.
Almanya'nın Postdam Üniversitesinden Jürgen Schmidt'in 2008'de yayımladığı çalışmalar, Cassini uzay aracının ak yüzlü buz uydusu Enceladus'ta suyun sıvı halde bulunduğunu düşündürmüştü.
Cassini'nin topladığı bilgiler ve laboratuvardaki deneylere dayanarak Frank Postberg, Jürgen Schmidt ve Nicolay Brillianto, Enceladus'un derinliklerinde sıvı suyun, belki de "okyanusun" bulunduğu kanısında. Bilim adamları, "Hidrojen etkinliği, pH değeri ve alkali (baz) yapısı kesin saptanan ve tuz (sodyum klorür) bulunan Enceladus'ta hayat neden olmasın" diye düşünüyor.
Enceladus üzerine iki araştırma, Nature (Doğa) dergisinde yayımlandı.
Büyük Cassini ProjesiNükleer
enerji ve
güneş enerjisiyle daha 200 yıl çalışabilecek olan
ABD'nin Ulusal Havacılık ve Uzay Dairei'nin (
NASA) Cassini-Huygens aracı, tarihte en pahalı uzay tasarımı: 3 milyar 400 milyon
dolar.
NASA ile Avrupa Uzay Dairesi'nin (ESA) ortak yapımı olan, Satürn gezegenini inceleyen Cassini aracı-Huygens sondası, 1997'de 15 Ekim'de fırlatıldı.
Cassini, çizdiği çok geniş rotasıyla bugün önce yeniden Dünya'ya uğradı ve Yer'in çekim gücünden yararlanarak uzun yolculuğu için büyük mancınık hızını kazanmayı başardı. Çok ince yörünge hesapları içinde matematikçilerin en büyük başarılarından biri olan "Büyük gezegenin çekim gücünden itme hızı kazanma" manevrası Cassini'ye kazandırıldı.
Cassini, 5 yıl süren ilk etap uzun yolculuğunun Dünya'ya en yakın noktasına ulaşıverdi. Cassini, 171 kilometre gibi çok yakın mesafede, Büyük Okyanus'un güneyinin doğu bölgesi üzerinde yaklaşarak saniyede 5.5 kilometre hız kazandıran ivmesine kavuştu.
1973'ten beri mancınıkToplam 7 yıllık Satürn yolculuğuna çıkan ve Aralık 2000'de Jüpiter'in yanından uçan Cassini-Huygens'de uygulandığı gibi
NASA, 1973'ten beri gezegenlerin (Dünya ve Venüs) kütleçekimini uzay araçlarını hızlandırmak için kullandı.
Cassini gibi plutonyum kullanan Galileo uzay aracı, Jüpiter'e giderken 2 kez rotada geri dönüş yapıp hız kazanmak için Dünya'nın çekiminden yararlandı ve hiçbir sorun çıkmadı. Cassini, plutonyumu itici-aracı sevkedici güç olarak kullanmıyor, 12 ayrı cihazının ihtiyacı elektrik, plutonyumun ışıması (radyoaktif erime) sayesinde sağlanıyor.
Titan'ın cazibesiCassini-Huygens, 2004 yılı temmuz ayında Satürn'e vardığında, aracın ünlü astronom Huygens'in adını taşıyan bölmesi Cassini'den ayrıldı ve Satürn'ün en büyük uydusu Titan'a indi. Titan, astronomları en çok büyüleyen büyük gökcisimlerinden biri. Bunun bir nedeni, çok soğuk da olsa Titan'ın Dünya'ya jeolojik ve atmosferik yapılar bakımından çok benzemesi.
CassinilerCassini, adını, İtalyan asıllı Fransız astronomu Gian Domenico Cassini'den alıyor ve 3 kuşak baba-oğul-torun astronom Cassiniler'in anısını yaşatıyor.
Fransızca adı Jean-Dominique Cassini olan, 8 Haziran 1625'te Perinaldo-Cenova Cumhuriyeti'nde doğan ve 14 Eylül 1712'de Paris'te ölen Domenico Cassini, Satürn'ün (A) ve (B) halkaları arasındaki karanlık aralığı (Cassini bölümü) keşfetmiş ve gezegenin 4 uydusunu belirlemişti.
Cassini adı, aynı zamanda, Satürn gezegeninin uydularının yörüngesel hareketlerinin cetvellerini ilk olarak derleyen, Gian Domenico Cassini'nin oğlu Jacques Cassini (1677-1756) ile Jacques Cassini'nin oğlu Cesar-François Cassini de Thury'nin (1714-1784) adlarına gönderme yapıyor.
Baba ve oğul Cassini, halef-selef Paris Gözlemevi'nin yöneticiliğini yaparken, torun 3. Cassini, astronominin yanısıra çalışmalarını jeodezi ve topografya alanlarında yönlendirdi ve
Fransa'nın büyük topografya haritasına çıkarma çalışmalarını başlattı.
HuygensCassini sondasının Titan'a inen cihazının adını aldığı Flaman fizikçi, matematikçi ve astronom, Lahey doğumlu Christiaan Huygens (1629-1695), ışığın dalga kuramını buldu, Satürn'ün halkalarının gerçek biçimini keşfetti ve dinamik bilimine özgün katkılarda bulundu.
İngiliz gökbilimci William Herschel, Enceladus'u 1789'daki gözlemlerinde buldu. Kütlesi Dünya'nınkinden 95 kat, hacmi 750 kat büyük olan Satürn'ün minik uydusu Enceladus hakkında
NASA, eski Yunan mitolojisinde dev yaratık olan Enceladus'da su bulunabileceğini çok önceden açıklamıştı.
Güneş sisteminde
Mars, Jüpiter'in uydusu Europa ve Enceladus "doğrudan su kanıtı" taşıyan 3 gökcismi.
NASA'nın eski açıklamasında, "Cassini, Enceladus'ta,
ABD'nin Wyoming, Montana ve Idaho eyaletlerini kapsayan Yellowstone Milli Parkı'ndakilere benzeyen gayzerler bulunduğunu gösteren işaretler belirledi" dedi.
Cassini seferinden sorumlu bilim adamlarından Carolyn Porco, "Böylesine küçük ve soğuk gökcisminde sıvı halde su bulunduğunu gösteren kanıtlara sahip olduğumuzu sanıyoruz" diye konuştu ve suyun varlığının, bu esrarengiz ayla ilgili soruları arttırdığını bildirdi.
Enceladus'a yakın bakan Cassini Enceladus'un milyarlarca yıl önce oluşumundan hemen sonra içindeki radyoaktif bozulmadan kaynaklanan ısının, bugün yüzeyinden fışkıran gayzerlerin nedeni olabileceği ve bunun da yaşam için gerekli ortamı sağlayabileceği görüşü 5 yıl önce ortaya atıldı.
ABD'nin Texas eyaletinde her yıl düzenlenen
Ay ve Gezegen Bilimleri Konferansı'nda, yüzey sıcaklığı eksi 201 derece civarında olan Enceladus'un iç kısmında ilkel yaşam için uygun ortam olabileceğini gösterdiği kaydedilmişti.
Bilim adamları, yeni geliştirdikleri bir modelle Enceladus'un içindeki ısının, eskiden meydana gelen radyoaktif bozulmadan kaynaklandığını ve bunun da Satürn'ün ayının sıcak güney yarıküresindeki su buharı bulutu ve periyodik buz kristali rüzgarlarının açıklaması olabileceğini dile getirdiler. Icarus gökbilim dergisinde yayımlanmış kurama göre Enceladus, 4.5 milyar yıl önce alüminyum ve demir radyoaktif izotopları içeren kaya ve buz karışımı olarak oluştu.
Birkaç milyon yıl sonraki dönemde, 2 radyoaktif elementin hızlı biçimde bozulması, merkezde kayalık çekirdeğin mantodaki buz örtüsüne yaklaşmasıyla sonuçlanan sıcak patlamasına yol açtı. Zamanla çekirdekteki bozulmadan geriye kalanlar da Enceladus'un içinde eridi.
Yorum Yaz |
Yorumları Oku