NATO'nun yeni genel sekreter arayışlarına ilişkin yorum ve spekülasyonlar devam ederken, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, Londra'da, Danimarka Başbakanı Anders Fogh Rasmussen'in adaylığına karşı olduğunu açıklaması, zirve kulislerinde şok etkisi yarattı.
Başbakan Erdoğan, Londra'da bir soruyu yanıtlarken, "
NATO, barışı güvence altına alma durumunda olan bir kurum. Fakat, benim ülkemdeki terör örgütünün yayın organı Danimarka merkezli olarak yayın yapıyor. 4 yıl önce Rasmussen'den ricada bulundum. 'Bunu durdurun' dememize rağmen, bunu durdurmamıştır veya durduramamıştır. Hiçbir netice almadık. Nasıl bu barışı koruma, güvence altına almadır. Bir karikatür krizi yaşadık. Kendilerinden ricada bulundum. Ülkenizdeki İslam ülkelerinin büyükelçilerini davet edin, onlara durumu anlatın. 'Durumu nasıl aşacağız?' Bunları konuşun dedik. Olumlu yaklaşılmadı"
dedi.
Erdoğan'ın bu sözleri ve tavrı, yabancı ajansların flaş haberleriyle
NATO zirvesine ulaştı ve şok etkisi yarattı.
Yabancı gazeteciler, bu sözlerdeki "kararlılık" üzerinde dururken,
Ankara'nın "taviz vermeyeceği" mesajını da "nihayet" algıladıklarını ifade etmeye başladı.
Konuyu zirvenin en önemli gündem maddesi ve
NATO'nun büyük bir sorunu gibi algılama eğilimindeki gazetecilere, Türkiye'nin olaya "aceleci olmayan ve soğukkanlı bir tavırla yaklaştığı", "Türkiye'nin,
NATO'nun başında ittifakın en önemli tehdit olarak algıladığı terörizme karşı ortak mücadelenin öneminin bilincinde ve kararlılığında olan bir genel sekreter" istediği sürekli anlatılıyor.
Türkiye'nin tavrı Alman basınındaBu arada,
Almanya'da haftalık yayımlanan Die Zeit gazetesi, en büyük
NATO ülkelerinin, Danimarka Başbakanı Anders Fogh Rasmussen'in
NATO Genel Sekreteri olması konusunda anlaştığını, ancak Türkiye'nin buna haklı olarak karşı çıktığını yazdı.
Gazetenin bu konudaki bir yorumunda,
Almanya,
İngiltere ve
Fransa liderlerinin Rasmussen konusunda anlaştığı,
ABD'nin de bu karara sıcak baktığının sinyalini verdiği, ancak Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, Rasmussen'i "
NATO'nun siyasi yüzü" olarak görmek istemediği, bunu kendisine bildirdiği ve kamuoyuna da duyurduğu belirtildi.
"En büyük
NATO ülkeleri, Rasmussen'in genel sekreter olması konusunda anlaştı. Türkiye, bunu haklı yere önlemek istiyor" denilen yorumda, 2001 yılından bu yana Danimarka'da muhafazakarlarla birlikte ülkeyi yöneten ve sağcı Halk Partisi tarafından dışarıdan desteklenen Rasmussen'in, vergileri indirmesinin yanında ülkesini 2 savaşa sürüklediği ve Avrupa'daki en katı yabancılar yasasını hazırladığı ifade edildi.
"Rasmussen'in,
NATO Genel Sekreteri olarak görev yapmasının şimdi artık mümkün görünmediği ve sadece Türkiye'nin bir başbakanının bunu engelleyecek olmasının bile şaşırtıcı bir olasılık olduğu" görüşüne yer verilen yorumda, "Yeni dünya düzenine hoşgeldiniz" denildi.
Yorumda, diğer
NATO ülkelerinin devlet ve hükümet başkanları bu duruma ne kadar öfkelenseler de derin bir nefes alıp düşündükleri takdirde, Erdoğan'ın belki de kendilerinin büyük bir hata yapmalarını önlemiş olduğunu anlayabileceği kaydedildi.
Gazete yorumunda, "
NATO'yu günümüz dünyasında temsil etmek için doğru kişinin Rasmussen olmadığını Merkel, Sarkozy, Brown ve Obama'ya göstermesi için neden Türkiye'nin bu müdahalesine gerek vardı ki" ifadesi kullanıldı.
Türkiye'ye baskı
Almanya Dışişleri Bakanı Frank-Walter Steinmeier,
ABD'nin Türkiye'ye, Danimarka Başbakanı Anders Fogh Rasmussen'in yeni
NATO Genel Sekreteri olması için baskı yapmasını ümit ettiğini söyledi.
Steinmeier, Baden-Baden kentinde
NATO ülkeleri hükümet ve devlet başkanları için
Almanya Başbakanı Angela Merkel tarafından verilen resepsiyonda
Almanya televizyonu ZDF'ye yaptığı açıklamada,
ABD'nin Rasmussen için Türkiye'ye baskı yapmasını umut ettiğini belirterek, "Amerikalılar'ın, çekincelerin giderilmesi için tartışmaya yoğun biçimde katılacaklarına inanıyorum" diye konuştu.
Uzlaşmadan adaylık resmiyet kazanmıyorNATO genel sekreteri arayışlarında, genelde müttefikler arasında tam uzlaşma olmadan aday isimlerine resmiyet kazandırılmıyor.
Rasmussen'in adaylığına resmiyet kazandırılması, "tüm müttefiklerin onayının alındığı, oldu-bitti havasını" ön plana çıkarma girişimi olarak algılanıyor.
Zirve kulislerinde, bu adaylığa karşı gözüken Türkiye'nin "yalnız kaldığı", "baskılara boyun eğeceği" görüşleri de dikkat çekiyor.
Rasmussen'in adaylığı dün akşam resmiyet kazanırken, Polonya Dışişleri Bakanı Radoslaw Sikorski'nin
NATO genel sekreterliğine aday olmadığını açıklaması, son saatlerin önemli gelişmeleri oldu.
Rasmussen'in adaylığına, Türkiye'den onay veya olumlu bir işaret alınmadan resmiyet kazandırılması da "şaşırtıcı bir stratejik hata" olarak değerlendiriliyor. Bu adımın
Ankara'yı rahatsız ettiği ileri sürülüyor.
31 Temmuz'da devir teslimNATO'nun yeni genel sekreterinin isminin, "tüm ittifak üyelerinin mutabakatıyla" belirlenmesi için 31 Temmuz'a kadar vakit bulunuyor.
Genel sekreterliğe 2004 yılının ocak ayında atanan Hollanda'nın eski Dışişleri Bakanı Jaap de Hoop Scheffer, 31 Temmuz 2009'da koltuğunu devrederek Brüksel'den ayrılacak.
NATO genel sekreterliğine aday olarak ismi geçenler arasında Danimarka Başbakanı Rasmussen de bulunuyor.