Tarihte bugün: 13 Nisan

x
Tarihte bugün: 13 Nisan
Tarihte bugün: 13 Nisan

Tarihte bugün: 13 Nisan

Dördüncü Haçlı Seferi'nde 13 Nisan 1204'te İstanbul (o zamanki adıyla Kostantinopolis) yağmalandı.

Tarihte bugün: 13 Nisan
01.01.1901 Salı 02:00
Tarihte bugün: 13 Nisan
Bu sefer Bizans İmparatorlugu'na hak iddia eden sabık II. İsaakios Angelos'un genç oğlu Aleksius Angelos Hacli komuta heyetine, özellikle Haçlı orduları komutanı Boniface'ye, eğer Haçlı güçleri Konstantinopolis'e taşınır ve orada tahtı gayri meşru olarak gasp eden amcası yerine kendisini imparator yaparlarsa, Haçlı güçlerine büyük katkılar yapacağına inandırdı.

Aleksios'un vaatleri şunlardı:

    * Venedik'e borç olarak kalan tazminatin kalanı Bizans hazinesinden karşılayacaktı.
    * Haçlı güçlerinin Konstantinopolis'ten Mısır'a gemilerle nakil edilmesi Bizans tarafından finanse edecekti.
    * Mısır'a sefere ekten 10.000 Bizansli asker sağlayacaktı.
    * Sonradan zaptedilecek Filistin ve Kutsal Küdus topraklarını korumak için, Bizans İmparatorluğu 500 şövalyeyi devamlı finanse edecekti.
    * Papalik'tan ayrılmış olan Doğu Ortodoks Kilisesi'ni Roma'daki Katolik Kilisesine bağlayacaktı.

Birçok dindar Katolik olan Haçlı için, özellikle Papa III. İnnocentius için, bu son şart çok uygun görülmüştü. Bu şekilde Konstantinopolis'i ve Bizanslıları tek bir birleşik Katolik Hristiyan kilisesi içinde Papa'nın liderliği altında toplamak, kutsal Kudüs'u yeniden almak kadar çekici görülüyordu. Papa III. İnnocentius'in Haçlıların Hristiyanlara karşı kullanılmasına itirazları da bu çok istenir sonucu ortaya çıkartacağı için böylece karşılanmış oluyordu.

Bunun yanında bir Latin için Konstantinopolis'in bir servet yatağı olduğu Batı Avrupa'da Latinler arasında, özellikle önceki Haçlı Seferlerinden dönenler tarafından, yıllarca masal gibi soylenip gitmişti. Her Orta Çağ ordusu mensubu gibi Konstantinopolis'i bir ordu ile almak ve hukuken kabul edilen üç günlük işgal edilen şehri talan etme izini, bir Haçlı Latin asker için inanılmaz kadar çok ganimet toplamak ile bir anlama gelmekteydi.

Nisan'da Haçlı ordularını taşıyan donanma Zara'dan ayrıldı; Dıraç liman ve Korfu adasına uğrandıktan sonra bu büyük donanma 24 Haziran 1203de Konstantinopolis şehri önünde Boğaz ağzında demir attı. Bizans İmparatoru III. Alekius Angelos bu donanmanın yakında geleceğinden haberi vardı ama bu tehdidi karşılayacak güç elinde bulunmuyordu.

Önceki imparator olan kardeşi Bizans'in gemi yapımı ve bakımı kontratını 16 yıl önce bir ihale sonucu Venediklilerin eline bırakmıştı; ve kayın-biraderi olan donama komutanı amiral de donanmanın elinde bulunan çımaları, yelkenleri ve halatları ihale ile satmış ve Bizans donanması hiç donanımsız birkaç tekneye dönüşmüştü.

Haçlı ordusunun Konstantinopolis'e birinci hücumu

Konstantinopolis'e gelen Venedik gemilerinden oluşan büyük Venedik/Haçlı donanması o zaman Konstantinopolis'in limanı olan Haliç'e giremedi; çünkü Haliç'in ağzına 500 metre uzunlukta büyük ağır bir zincir çekilmişti.

Bu nedenle Venedik/Haçlı donanması önce Anadolu yakasında o zaman Kadıköy (Chalcedon)'de bulunan bir imparatorluk sarayı önünde demirleyip etraftaki tarla, bostan ve bahçeleri yağmalayarak yiyecek ve içecek tedariki yaptı. Ufak bir Bizans süvari birliği burada Haçlılara hücum ettiyse de hemen geri püskürtüldü.

Buraya Bizans İmparatoru III. Aleksius'un gönderdiği elçi de iyi karşılanmadı. Eğer III. Aleksius, yeğeni yerine tahttan feragat ederse kendinin af edilip iyi muamele görmesi için dua edecekleri ve eğer feragat etmezse, bir daha elçi ve mesaj göndermemesi ve kendini ve şehrini savunmaya hazırlaması istendiği bildirildi.

5 Temmuz'da bütün Haçlı birlikleri ve donanma Avrupa yakasına Haliç'in kuzey doğusuna Galata'nın hemen yakınına yeni bir ordugaha geçtiler.

O zaman Galata bir ticaret merkezi olduğu için surları bulunmuyordu. Galata yakasında yalnız Haliç'in ağzında bir büyük yuvarlak kule şeklinde bir kale vardı ve Haliç'i gemilere kapayan zincirin bir ucu bu kuleye girip oradan büyük makaralarla indirilip yükseltiliyordu.

Bu kaleyi savunmak için büyük bir Bizans birliği bulunmaktaydı ve bu birliğe moral sağlamak için III. Aleksius şahsen bu kulenin etrafının ve içinden savunmasının komutasını üzerine almıştı. Fakat Haçlıların zırhlı ağır süvari birlikleri hücuma geçince kulenin etrafındaki Bizans birlikleri başlarında İmparator olmak üzere hemen kaçmaya koyuldular ve kule içindeki güçlerin direnişi de ancak 24 saat sürdü.

Böylece Haliç'i kapatan zincirin bir tarafını eline geçiren Haçlılar zinciri denize indirdiler ve Haliç'e girişi açtılar. Böylece büyük Venedik donanması Konstantinopolis'in limanı olan Haliç'e girmeyi basarmış oldu.



Bizanslılar şehirlerini savunmaya kararlıydılar. Karaya bakan şehir surları çok korunaklı olup birçok barbar kavimler, Arap, Bulgar kuşatmalarına karşı yüzyıllarca başarı ile savunulmuştu. Ancak Haliç kıyısındaki surlar daha alçak, daha dar ve bu nedenlerle daha az korunaklı idi. Buna rağmen Bizanslı savunucu güçler bu surları da savunmaya hazırdılar. Haçlı Latinler ve Venedikliler Haliç surlarının daha az korunaklı olduğunu ve özellikle şehrin kuzey batı köşesinde Tekfur Saray (Blaçarnae Sarayi) civarinda kara surları ile Haliç surlarının birleştiği kavisin zayıf olduğunu iyi bilmekteydiler.

17 Temmuz 1203 günü Haçlı Latinler karadan ve Venedikliler denizden Haliç surlarına ve özellikle bu surların en zayıf kısmına karşı büyük bir hücum başlattılar. Venedik gemileri mancınık ve atacakları taşlarla dolu bulunuyordu ve gemi direkleri arasına çekilen halatlara surların özellikle kulelerine çıkmak üzere merdivenler ve platformlar bağlanmıştı.

Gemiler sahile hemen karaya oturacak kadar yaklaştırılıp alçak boyda olan surları ve sur kulelerini mancınıklarla bomdardıman edip platformlar ve merdivenlerle gemilerden hemen sur üstüne çıkmak imkânı bulunuyordu. Venedik Dükü 90lik gözleri görmeyen ihtiyar Enriko Dandolo idaresindeki Venedikli deniz güçleri başarı ile surları ve sur kulelerini ellerine geçirmeye başladılar.

O günün sonunda Dandola muteffiki olan Latin Haçlıi ordulari komuta heyetine verdiği raporda 25 sur kulesinin Venedikliler eline geçtiğini; Venedikli denizcilerin surlarda açılan gediklerden şehrin kuzey batısına girdiğini ve civarda bulunan tahta evlerden oluşan şehir mahallelerinin hepsinin ateşe verilip yangının devam ettiğini bildirdi.

Birinci hücum sonuçları

Haçlıların birinci hücumu sırasında Venedikliler Haliç duvarlarını aşıp şehrin Kuzey-batı mahallelerine girdiler ve bu mahalleleri yaktılar. Bu yangından yaklaşık 20 bin Bizansli evini kaybetti. O zaman III. Aleksios Angelos bir alayın başında San Romanus Kapısından çıkarak bir huruç hücumuna girdi. Fakat İmparatorun aciz komutanlığı nedeniyle başarı sağlanamadı ve Bizans güçleri şehre geri döndüler.

Saray mensupları Aleksios'u bir diğer hücuma hazırlanmaya zorladılar. O bu hücuma komuta etmeyi söz vermişken 17/18 Temmuz akşamı saraydan gizlice Eirene adli tek kizi yaninda ve hazinede bulunan 500 kilo altın ile birlikte bir ufak gemiye binerek Trakya'ya kaçtı. Karısını ve diger iki kızını, kuzey duvarlarını kaybetmiş ve büyük bir tehdit altında bulunan başkentinde geride bıraktı.

Konstantinopolis hükümdarsız kaldı ve alelacele toplanan bir devlet konseyinde II. İsaakios Angelos'u bulunduğu hapisaneden çıkartarak İmparatorluk tahtina oturtmaya karar verildi. II. İsaakios'un gözleri kördü; Bizans hukukuna göre körler İmparator olamazdı; ama meşru bir imparatordu.

Onu tekrar Bizans İmparatoru yapmakla Bizans'in ileri gelenleri, Haçlıların şehri kuşatmaları için verdikleri tek önemli isteklerini, yani meşru hükümdarın geri getirilmesi şartını, karşıladıklarını sanmaktaydılar. Ayrıca Haçlılara yardım sağlayan ve onlarla birlikte gelen II. İsaakios oğlunu da, IV. Aleksios Angelos adıyla ortak imparator yapılmasi gerekti. 1 Agustos 1203'te II. İsaakios Angelos ve IV. Aleksios Angelos tac giydirilip devletin efektif idaresini elerine aldılar.

Meşru hükümdarlarin tahta geçmesini şart koşan Venedikliler ve Latinler bu gerçeği kabul ederek hücumlarini durdurup, şehrin içinde girdikleri yerlerden çıkıp Haliç'in karşı yakasında Galata dışında bir ordugaha çekildiler. Genç Aleksios Angelos'un Haçlılara Zara'da verdiği vaadleri yerine getirmesini beklemeye koyuldular.

IV. Aleksios bu vaadleri yerine getirmek için finansman sağlamasi gerekmekteydi. Amcasının yaptığı israfli giderlerle devlet hazinesi boşalmıştı. Halka yeni vergiler konulması ve eski vegilerin artırılması gerekti. Bu vergi gelirlerinin düşman olarak gördükleri Latin ve Venediklilere gideceğini bilen halk açıkca bu vergilere ve İmparatorlara karşı kızgınlığını göstermeye başladı.

Diğer bir devlet gelir kaynağı ise, kiliselerde ve manastırlarda bulanan kıymetli matallarden yapılmış vaftiz kapları vb. nın müsadere edilip eritilmeleri ile elde edilen kıymetli metaller idi. Bu ise Konstantinopolis'te çok nüfuzlu olan papazları, keşişleri ve rahibeleri imparatorlara açıkca düşmanlığa yöneltti. Bunun yanında Aleskios'un verdiği vaadlerden biri Doğu Ortodoks Kilisesi'nin ve onun papaz ve manastır mensuplarının Roma'da bulunan Katolik Papa'ya bağlanmasi gereği çok büyük şikayet konusu olmaktaydı.

Bütün bunlar yetişmiyormuş gibi medeniyet görmemiş Latinler ve Venedikliler'in küçük gruplarla ordugahlarından gelip Konstantinopolis'i ziyaret etmeleri ve bu ziyaretlerde aldıkları tavırlar ve hareketleri hem büyük bir halk düşmanlığı hem de parasal ziyan ortaya çıkarıyordu.

Bir gece bir grup Haçlı St İrene Kilisesi'nin hemen arkasında bulunan küçük bir Arap mahallesinin varlığını keşedip o mahalleye girdiler; orada bulunan küçük mescidi görünce sinirleri atıp hemen onu ve mahalleyi yıkıp yakmaya koyuldular. Bu söndürülemeyen yangın şehrin diğer yanlarına yayıldı, şehrin onemli mahalleleri bu ikinci büyük yangınla yerle bir oldu ve imparator Julianus çağından beri yüzyıllarca görünmeyen yuksek yangın zararı ortaya çıkardı.

IV. Aleksios Trakya'ya kaçan ve orada Bizans direnişini organize eden amcası sabık III. Aleksios'a karşı askerî birliklerle gittiği bir başarısız kampanyadan döndüğünde, başkentini yangından harap bir halde ve halkını Latin yabancılara karşı harp etmeye hazır bir şekilde olduğunu gördü.

Birkaç gün sonra zaten çok kritik durum, daha da güçleşti. 3 Latin Haçlı ve 3 Venedikli'den oluşan bir heyet IV. Aleksios huzuruna çıkarak kendilerine Zara'da vaad ettiği meblağların hemen ödenmesini istediler. İmparatorun bu ödemeyi yapmaya hiç bir imkânı bulunmamaktaydı ve ödeme yapamıyacağını onlara bildirdi. Bu toplantıda bulunan herkesin sonucun yeni bir savaş olacağına şüphesi kalmamıştı.

Genel olarak ne Bizanslılar ne de Latinler yeni bir savaş istemekteydiler. Bizanslılar bu garip kılıklı, acayip tavırlı ve kendilerinin din inançlarına ve ayinlerine pek az benzeyen garip Hristiyanların şehirlerin yakınlarından ayrılıp gitmelerini istemekteydi. Latinler ise bu sefere dinî nedenlerle katılmışlardı ve hemen Mısır'a ve oradan Küdus'e gitmek niyetindeydiler.

Ancak Venedikliler ve özellikle gözleri görmeyen ve 80 küsur yaşından aşkın yaşlı Venedik Dükü Enriko Dandolo daha değişik ve ayrı hedefler peşinde idi.

Eğer onun bir savaş isteği olmasaydı; Venedik donanmasına emir verip geri götürebilirdi. Ama önce kendisine verilecek tazminatın tamamlanması için Bizans ödemelerini beklediği için donanması ile geri dönmediğini açıkladı.

Bizanslıların bu ödemeyi yapma imkânları olmadığı gittikçe açığa çıkmaya başlayınca tonunu değiştirip o anda Bizans'in hükümdarları olan II. İsaakios ve IV. Aleksios'un kaypak olduklarını ve sözlerini tutacak kişiler olmadıklarını, şehre girerek onları tahtan indirmenin ve Venedik'e olan eski borçların ve vaad edilmiş olan yeni gemilerin bulunması için gereken ödemeleri yapacak bir diğer hükümdarı tahta geçirip Haçlıların ana hedeflerine yönlemelerini sağlamanın her Haçlı için bir dinsel ödev olduğunu iddia etmeye başladı.

Aslında Enriko Dandolo için ne Küdus'e kutsal gitme ne de Venedik'e olan nakliye borçlarını elde etme artık bir objektifti. Bizans İmparatorluğu'nu yıkmak; yerine Venedik menfaatlerinden başka bir hedefi olmayan, bir kukla imparator getirmek ve böylece bir denizler üstü büyük Venedik İmparatorluğu kurmak objektifi olmuştu.

Konstantinopolis halkı da Haçlılarla bir bakıma hemfikirlerdi; II. İsaakios ve IV. Aleksios'un hemen tahtan indirilmeleri gerekiyordu. 25 Ocak 1204de Ayasofya'da senatorler, din adamlari ve halk temsilcilerinden oluşan büyük bir toplantı yapıldı. Bu toplantı üç gün sürdü. Sonunda IV. Aleksios ve babası tahttan indirildi. Bu konsey, onların yerine imparator olarak bir yüksek saray memuru olan Nikolas Kanabus'u imparator olarak seçti.

Haçlı ordusunun Konstantinopolis'e ikinci hücumu ve şehrin zaptedilişi

Yağmalanan eşyaların bir kısmı zaman içinde kaybolurken, bir kısmı da Vatikan'da ve diğer büyük dini merkezler de koruma altına alındı. Hipodrom'daki heykeller, azizlerin kemikleri, İsa'ya ait olduğuna inanılan ve bugün Torino'da olan kefen ile Venedik'teki San Marko Meydanı'ndaki kilisede muhafaza edilen dört adet at heykeli de gidenler arasındaydı.

Haçlı Ordusu Kudüs yerine İstanbul'u işgal etti ve Bizans İmparatorluğu yerine bir Latin İmparatorluğu kuruldu.

Bu seferden en kazançlı çıkan Venedikliler oldu ve Akdeniz'in önemli adaları gemilerinin nakliye ücreti karşılığı bunlara verildi.

Başka neler oldu:


    * 1839 - El Salvador bağımsızlığını ilan etti.
    * 1849 - Macaristan cumhuriyet rejimine geçti.
    * 1909 - 31 Mart Olayı meydana geldi.
    * 1919 - Kars işgal edildi.
    * 1970 - Uzay mekiği Apollo 13, yerden 321.860 km yüksekte olduğu sırada oksijen tanklarından bir tanesi infilak etti. Uzay ekibi başarıyla dünyaya döndü.
    * 1975 - Lübnan'nın başkenti Beyrut'a Dört Hristiyan Falanjiste karşılık 27 Filistinlinin öldürülmesiyle Lübnan İç Savaşı başladı.
    * 1982 - Eski bakanlardan Hilmi İşgüzar, Yüce Divan'da 9 yıl 8 ay hapse mahkum edildi.
    * 1994 - Radyo-Televizyon Üst Kurulu kuruldu.
    * 1994 - Refah Partisi Genel Başkanı Necmettin Erbakan'ın partisinin grup toplantısında, "RP'nin iktidara gelmek için sert mi yumuşak mı, kanlı mı yoksa tatlı mı olacak, buna 60 milyon karar verecek" ifadesini kullanması tepkilere yol açtı.
    * 1998 - PKK'nın iki numaralı adamı Şemdin Sakık ile kardeşi Arif Sakık, Genelkurmay Başkanlığı Özel Kuvvetler Komutanlığı'nın operasyonuyla yakalanıp Türkiye'ye getirildi.

Bugün doğanlar

    * 1906 - Samuel Beckett, Nobel ödüllü İrlandalı yazar (ö. 1989)
    * 1914 - Orhan Veli, Türk şair (ö. 1950)
    * 1935 - Erich von Däniken, araştırmacı, yazar
    * 1942 - Ataol Behramoğlu, Türk şair, yazar, çevirmen, edebiyatçı
    * 1967 - Olga Tañón, Porto Riko’lu şarkıcı

Bugün ölenler

    * 1605 - Boris Godunov, Rus Çarı (d. 1551)
    * 1695 - Jean de La Fontaine, Fransız yazar (d. 1621)
    * 1893 - Muallim Naci, Osmanlı dönemi Türk yazarı (d. 1850)
    * 1992 - Feza Gürsey, Fizikçi (d. 1921)

Dakika dakika neler oluyor? Öğrenmek için hemen tıklayın.