Malatya'daki Zirve Yayınevi'nde 1'i Alman 3 kişinin öldürülmesiyle ilgili davanın 17'nci duruşmasında azmettirici olduğu gerekçesiyle tutuklu bulunan Hüseyin Yelki'nin savunması alındı. Zanlı Emre Günaydın, "Hüseyin Yelki ile ilgili ceza indiriminden yararlanmak için ifade verdim. Hüseyin Yelki'nin adını kullanmamın nedeni misyoner olmasıydı ama vicdanım sızlıyor" dedi. Yelki yurtdışı çıkış yasağı getirilerek tahliye edildi.
Dava 19 Haziran'a ertelendi.
Malatya 3. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Eray Gürtekin, Hüseyin Yelki'ye "terör örgütü üyesi olma, birden fazla kişiyi öldürmeye azmettirme" suçundan tutuklu olduğunu hatırlattı ve iddianameyi okudu.
Hüseyin Yelki, suçlamaların asılsız olduğunu, sanıklardan Emre Günaydın'ı bir kez ve olaydan 2
ay önce gördüğünü söyledi.
"Hıristiyan kimliğim nedeniyle..."
Hristiyan olduğu için azmettirici suçlamasıyla karşı karşıya kaldığını ileri süren Yelki, "Burada Hristiyan kimliğim nedeniyle bulunduğuma inanıyorum. Şu anda Adana Vaftiz Kilisesi'nde görevliyim. İddianame 'Şüpheleniyorum o halde suçlusun' mantığı üzerine hazırlanmıştır. Ayrıca iddianamede benimle ilgili hiçbir suç unsuru bulunmamaktadır. Kimliğim nedeniyle burada olduğuma inanıyorum" dedi.
Savunmasının ardından çapraz sorgu yapılan Yelki, Malatya Jandarma Alay Komutanlığında görevli jandarma istihbarat çalışanı Murat Göktürk ile yaptığı telefon görüşmelerinin sorulması üzerine Murat Göktürk'ün Hatay'dan Malatya'ya tayin olduğunu, İncil'le ilgili zaman zaman kendisinden bilgi aldığını savunarak, "Benden Arapça İncil istemişti. Ona temin ettim" dedi.
Müdahil avukatların, "Bir jandarma istihbarat çalışanıyla görüşmenizin mantığı tam olarak nedir?" sorusuna Hüseyin Yelki, "Malatya Müftüsü Bekir Gerek ile dahi görüşmüştüm. Müjdeciyim. Hristiyanlığı tebliğ etmekle görevliyim. Karşımdaki insanın kimliğiyle ilgilenmem" yanıtını verdi.
Yelki, bir soru üzerine, Murat Göktürk'ün jandarma olduğunu bildiğini ancak istihbaratta çalıştığına ilişkin bilgisi olmadığını ifade etti.
İnönü Üniversitesi yerleşkesindeki jandarma karakol komutanıyla tanışıklığı sorulan Yelki, "Jandarma komutanlığına 15 adet İncil ve kutsal kitaplar vermiştim. Bunlar komutan tarafından tutanak karşılığında teslim alındı" dedi.
Savcı, Hüseyin Yelki'ye başka bir isim kullanıp kullanmadığını sordu.
Yelki'nin başa bir isim kullanmadığını söylemesi üzerine savcı, salonda bulunan ve öldürülen Alman uyruklu Tilman Ekkehart Geske'nin eşi Susanna Geske'ye de aynı soruyu yöneltti.
Geske, 'Adnan' ismini kullandığını bildiğini söyledi. Bunun üzerine Yelki, "Susanna Hanım hafızasını tazelerse iyi olur. Hiçbir zaman Adnan adını kullanmadım" diye konuştu.
Zaman zaman müdahil avukatlarla tartışan Yelki, soruların mantıksız olduğunu ileri sürdü. Bunun üzerine, mahkeme başkanı Eray Gürtekin, Hüseyin Yelki'yi uyararak, avukatlarla tartışmaya girmemesini ve yanıtlarını mahkeme heyetine vermesini istedi.
"Vicdanım sızlıyor"
Hüseyin Yelki'nin azmettirici olduğunu ileri süren tutuklu sanıklardan Emre Günaydın da Yelki'nin suçu olmadığını, boşuna hapis yattığını ileri sürerek, "Hiçbir suçu olmadığı halde cezaevinde yatmasına gönlüm razı değil, vicdanım sızlıyor" dedi.
Müdahil avukatlar, Emre Günaydın'a "İfade verirken vicdanın rahattı da şimdi mi rahatsız?" diye sordu. Günaydın, "Sizi muhatap almıyorum. Vicdanımın rahat veya rahatsız olması sizi ilgilendirmez" diye konuştu.
Savcı, Emre Günaydın'a "O halde Hüseyin Yelki ile ilgili neden öyle ifade verdin?" diye sordu. Günaydın, soruyu "Hüseyin Yelki ile ilgili ceza indiriminden yararlanmak için ifade verdim. Hüseyin Yelki'nin adını kullanmamın nedeni misyoner olmasıydı ama vicdanım sızlıyor" diye yanıtladı. Duruşmaya ara verildi.
Uzman çavuş tanık olarak dinlendi
Duruşmada ayrıca Diyarbakır Jandarma Alay Komutanlığında görevli uzman çavuş Mehmet Çolak tanık olarak dinlendi. Mehmet Çolak, misyonerlikle ilgili bir çalışmasının bulunmadığını savundu.
2003-2007 yılları arısında Malatya'da görev yaptığını anlatan Çolak, müdahil ve sanık avukatlarının da sorularını yanıtladı.
Kendisinin örgütlü suçlar biriminde istihbarat çalışanı olduğunu belirten Çolak, Aynı suçlama kapsamında hakkında soruşturma yürütülen İnönü Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Ruhi Abat'ı bir kez gördüğünü iddia ederek "Ruhi Abat'ı bir kez gördüm. O da Jandarma Alay Komutanlığında misyonerlikle ilgili bir seminer veriyordu. Misyonerlik faaliyetleri ile ilgili çalışmada bulunmadım. Misyonerlik faaliyetleri terör birimine bakan arkadaşlarımızın alanıydı" dedi.
"Veli Küçük ve Levent Ersöz'ü tanımıyorum"
Müdahil avukatların, Ruhi Abat ile telefon konuşması yapıp yapmadığını sorması üzerine ise Çolak, "Bir kez telefonla görüştüm, O da benden kırtasiyeden bir
kitap almamı istedi" diye konuştu.
Telefon kayıtlarını çıkaran müdahil avukatlar Ruhi Abat ile 40 kez görüşmesinin olduğunu hatırlatması üzerine Çolak, "Hatırlamıyorum, benden bir
kitap almamı istemişti. Kitabın içeriğini hatırlamıyorum" dedi.
Çolak bir soru üzerine "
Ergenekon" soruşturması sanıkları Levent Ersöz ve Veli Küçük'ü tanımadığını,kendileriyle yüz yüze hiç gelmediğini, bir başka soru üzerine de, Dicle Üniversitesi'nden Abdurrahim Doğru ile tanıştığını ve görüştüğünü söyledi.
Çolak, müdahil avukatların "Şeymus" kod adını ne zamandan beri kullandığı sorusunu, 1989 yılından beri görevlerde kullandığı şeklinde cevapladı.
Öte yandan adliye çıkışında gazetecilerin sorularını yanıtlayan müdahil avukatlardan Erdal Doğan, dinlenen tanıkların ifadelerinin birbirlerine ait iddiaları çürüttüğünü, ifadeler arasında çelişkilerin bulunduğunu öne sürdü.
OlayMalatya'da 18 Nisan 2007'de Zirve Yayınevi'nde çalışan Alman uyruklu Tilman Ekkehart Geske ile Necati Aydın ve Uğur Yüksel bıçakla öldürülmüş, zanlılardan Salih Gürler (20), Cuma Özdemir (20), Hamit Çeker (19) ve Abuzer Yıldırım (19) olay yerinde yakalanmıştı.
Olaydan sonra üçüncü katın penceresinden kaçmaya çalışırken düşerek yaralanan Emre Günaydın, İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi'nde tedavi altına alınmış, tedavisinin ardından çıkarıldığı mahkemece tutuklanmıştı.
Tutuklu sanık Emre Günaydın'ın olaydan yaklaşık 2 yıl sonra cezaevinde cumhuriyet savcısına verdiği ifadenin ardından olayın azmettiricileri olduğu gerekçesiyle Varol Bülent Aral ve Zirve Yayınevi çalışanı olduğu belirtilen Hüseyin Yelki tutuklanmıştı.