CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, "Türkiye affı düşünür, ne zaman düşünür? Silahın artık bir yöntem olarak kullanılmaktan vazgeçildiği ortaya çıktığı zaman" dedi.
Türkiye'de affın ancak silahın artık bir yöntem olarak kullanılmasından vazgeçilmesi halinde söz konusu olabileceğini belirterek, "Gerçekten bitmişse silah, o acı dönemi, talihsiz dönemi büyük bedellerin ödendiği o dönemi kapatmak için büyük bir anlayışla hepimiz gerekli işbirliğini yaparız ve Türkiye'de bir af ve barış dönemi açılır. Ama bunun şartı, ortadan kalktığının kesinlik kazanmasıdır. Türkiye'de bakıyoruz şimdi hiç böyle bir manzara yok" dedi.
Baykal, Mardin gezisi kapsamında merkeze bağlı
Suriye sınırındaki Tilkitepe'de mayınlı arazide inceleme yaptı. Baykal, burada NTV'nin sorularını da yanıtladı.
AF TARTIŞMALARI Baykal, "Size göre affın koşulları ne olmalıdır, af bu ortamda söz konusu olabilir mi?" sorusuna karşılık olarak, "Kesinlikle hayır. Bugüne kadar af, Türkiye'de maalesef terörle mücadelede terör yapanları yumuşatmak, onların işbirliğini kazanmak için bir yol zannedildi ve çok sık başvuruldu. Fakat maalesef her başvurduğumuz af sorunu çözmedi hatta yeni çatışmaları tahrik etti, bu günlere geldik" yanıtını verdi.
CHP lideri, "Türkiye affı düşünür, ne zaman düşünür? Silahın artık bir yöntem olarak kullanılmaktan vazgeçildiği ortaya çıktığı zaman. Silahlar teslim edildiği zaman, dağdaki insanlar indiği zaman, Türkiye'nin gündeminden şiddetin, terörün, silahın kesin olarak çıktığı görüldüğü zaman. 'Hayır öyle olsa da biz sizinle mücadeleye devam edeceğiz. Sizi affetmeyeceğiz, sizden intikam alacağız' diye bir devletin mücadele devam etmesinin bir anlamı yok" diye konuştu.
Deniz Baykal, "Elbette o noktada bir toplumsal barış ve kardeşlik projesi olarak hep beraber gerçekten bitmişse silah, o acı dönemi, talihsiz dönemi büyük bedellerin ödendiği o dönemi kapatmak için büyük bir anlayışla hepimiz gerekli işbirliğini yaparız ve Türkiye'de bir af ve barış dönemi açılır. Ama bunun şartı kesinlikle ortadan kalktığının kesinlik kazanmasıdır. Türkiye'de bakıyoruz şimdi hiç böyle bir manzara yok" şeklinde konuştu.
Baykal, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün "tarihi bir fırsat" şeklinde açıklamaları olduğunu ancak görülen manzaranın bununla örtüşmediğini savundu.
Silahların bırakılacağına dair bir işaret olmadığını kaydeden Baykal, "Bunların yaşandığı bir ortamda aftan söz edilebilir mi? Öyle anlaşılıyor ki affı kendi mücadelelerini sürdürmek için, bırakmak için değil, mücadelenin
şiddet yönteminden vazgeçmek için değil onu daha etkili sürdürmek için bir fırsat olarak düşünüyorlar" dedi.
"Silah ırakmak lafla olmaz"
CHP lideri Baykal, terör örgütü
PKK'nın silahların bırakılması, cephanenin teslim edilmesi, dağdan inilmesi ve artık bunun bir yöntem olarak kullanılmamasını kendi içinde tartışması, topluma da bunu yansıtarak ortaya koyması gerektiğini belirtti.
Baykal, "Terör bitirildikten sonra, gündemden düştükten sonra, silahlar cephaneler teslim edildikten sonra, dağdaki insanlar indikten sonra, bir daha bu yola artık başvurulmayacağı ortaya çıktıktan sonra, elbette geçmişteki kavgayı unutmak, kaynaşmak, barışmak bir toplumsal barış ve kardeşlik projesi ortaya koyabilmek için düşünülecek bir yöntemdir. Şartlar oluştuğu zaman inatla bu kavgayı sürdürmenin bir anlamı yok. Şartlar olmadan bunları konuşmak, beyhude konuşmaktır, yanlış konuşmaktır. Cumhurbaşkanı bu konuşmayı açtı. Sanki şartlar varmış gibi bir izlenim verdi. Öğrendik ki 6 askerimiz mayından dolayı şehit oldu. Yani bunlar Türkiye'yi yanlış yönlendirme çabalarıdır" dedi.
"Türkiye terör ve
şiddet karşısında kararlılıkla mücadeleye devam etmelidir" diyen Baykal, "Öte yandan, yarın bu mücadeleye son verilecekmiş gibi kucaklaşmaya hazır olmalıdır. Silah bırakmak laf ile olmaz. Kandil'de verilen açıkça demeçte 'Silahları bırakmak felaket olur' diyorlar. 'Silahları susturacağız' diyorlar. Yani 'Silahları susturmak karşısında bize bir şeyler verin' diyorlar. Bu yanlış bir yaklaşımdır. Silahların bırakılması, cephanenin teslim edilmesi, dağdan inilmesi ve artık bunun bir yöntem olarak kullanılmamasını kendi içinde tartışarak, topluma bunu yansıtarak ortaya koymaları lazım" diye konuştu.
"Türkiye bir oyunu sokulmaya çalışılıyor" Türkiye'nin bir oyun içine sokulmaya çalışıldığını da ileri süren Baykal, hayali varsayımlar içinde formüller üretildiğini, sonra da hayal kırıklıkları yaşandığını söyledi.
Baykal, "Sanki karşı taraf birisine, Sayın Cumhurbaşkanı'na 'biz artık silahlardan vazgeçmeye hazırız, bu işi noktalayabiliriz' demiş de onun gereğini bizim yapmamız bekleniyor gibi bir hava yaratılıyor. Eğer öyle bir şey varsa bunu bilelim. Haftalardır Cumhurbaşkanlığını 'ne biliyorsanız söyleyin' diye netliğe çağırıyoruz ama hiç bir açıklama yapılmadı. Hala 'biran önce harekete geçelim'. Ne harekete geçiyorsunuz, ne ile harekete geçiyorsunuz? İşte durum ortada" dedi.
"Silah bırakılmadan şiddete ve teröre başvurmaya devam ederken biz bir takım yeni açılımlar yaparak bunu önleriz diye bir umut mu var, bir kanaat mi var? Bunun hiç bir temeli olmaz. Yanlış yönlendirildiğimiz kanaatindeyim. Ama bu böyle gitmez, gitmemeli, gidemeyecektir" diyen Deniz Baykal, "Biz terör ve
şiddet karşısında kararlılıkla mücadeleye devam etmeliyiz. Öte yandan da yarın bu iş bitebilirmiş gibi hazırlıklı olmalıyız. Böyle bir ihtimal ortaya çıktığı zaman en sıcak en kucaklayıcı yaklaşımımızla kendimizi göstermeliyiz" şeklinde konuştu.
Bölgeye 'pozitif ayrımcılık' Baykal, bölgeye yönelik önerilerini de anlatarak
eğitim, sağlık, kamu yatırımları gibi konularda "pozitif ayrımcılık" izlenmesi gerektiğini de vurguladı.
İstihdam ve ekonomik kalkınma konusunda özel projeler uygulanmasını da isteyen Baykal, kültür farklılıklarının ve kimliklerin özgürce yaşanmasının savunulması gerektiğini söyledi.
CHP'nin kaynaştırıcı önerilerden yana olduğunu belirten Baykal, bazılarının ise kaynaştırmak değil, ayrıştırmak istediğini kaydetti. "Büyük Türkiye'nin dışına çıkarmaktan yana anlayışlar var. Bunlar doğru değil, burada yaşayan insanlar için de doğru değil" diyen Baykal, sözlerini "(Bazıları hukukumuzu ayıralım, devletin yapısını, anayasasını ayıralım, kültürümüzü, dilimizi ayıralım, farklı istikametlere yönelelim, demokrasinin icabı budur, böylesi daha iyi olur) diyorlar. Böylesi daha iyi olmaz demokrasinin de icabı bu değil" şeklinde sürdürdü.
"Kimse terörün sözcülüğünü yapmamalı" Baykal,
CHP'nin
DTP'ye bakışına ilişkin soru üzerine de
CHP'nin bu konuda bir temel ilkesi olduğunu ve bunu sürdüğünü vurguladı. Terör karşısında herkesin çok net olması gerektiğini, terörle işbirliği yapan, himaye eden ona sırtını dayayan bir politika düşünemediğini aktaran Baykal, bu ilkeyi herkesin sahiplenmesi gerektiğini vurguladı. Hiç kimsenin terörün sözcülüğünü yapması ve teşvik etmemesi gerektiğini belirten Baykal, "Biz
CHP olarak Türkiye'deki bütün siyasi partilerden terör karşısında inandırıcı bir tavır bekliyoruz" dedi.
MAYINLI ARAZİLERİN TEMİZLENMESİMayınların yabancı bir firma tarafından temizlenmesinin ve bu toprakların kullanım hakkının kiralanmasının kabul edilebilir bir uygulama olmadığı görüşünü yinelen Baykal,
CHP'nin mayınların temizlenmesine değil, bu iş için seçilen yönteme karşı olduğunu vurguladı.
TBMM'de görüşülmekte olan
Suriye sınırındaki mayınlı arazilerin temizlenmesini öngören kanun tasarısının yasalaşması halinde "bu yanlışı engellemeye yönelik yasal mücadelelerini sürdüreceklerini" ifade eden Baykal, konuyu Anayasa Mahkemesi'ne götüreceklerini söyledi.
Tasarının mayınları temizlemenin yanı sıra temizlemeden sonra elde edilecek arazinin bir yabancı firmaya 50 yıla yakın bir süre için bırakılmasını öngördüğünü ve bunun kabul edilemez olduğunu ifade eden Baykal, hiçbir ülkenin mayınlardan temizlediği arazilerini başka yabancı bir ülkeye yarım asra yakın bir süre emanet etmediğini bildirdi.
Baykal, "510 kilometrelik bu sınır yabancı bir ülkeye bırakabilir mi? Bir de aldatmaca var. Daha bir şey belli değil. İnandırıcı bir yaklaşım ortaya koymuyorlar.
Genelkurmay Başkanlığı NAMSA diye
NATO'nun bu konuda uzmanlaşmış bir kurumunu önerdi. O bu işi biliyor ve dünyada çeşitli ülkelerde 6 milyon
mayın kaldırmış. Ona da itibar etmiyorlar. Anlaşılan peşin bir fikir var, bu konuda yapılan bir anlaşma var. 2003 yılında, bir ülke buraya asker, helikopter, tanklarını ve toplarını getirmek istedi. Buna karşı da mücadele verdik. Şimdi silahla değil, parayla girmek istiyorlar. Ceylanpınar'daki dünyanın en verimli çiftliğini de buraya bağlamaya çalışıyorlar. Bunu kime ikram etmek istiyoruz? İkram edilebilir mi? Bu bölgede yaşayan insanların hakkı değil mi? Bize bırakılsa burayı bir tarım cenneti haline getirebiliriz" dedi.
Baykal, bu toprakların mayından temizlenerek "tarımsal vitrin" haline getirilebileceğini belirterek, vatandaşın devlet tarafından desteklenmesi ile buranın özellikle organik tarım uygulamalarına açılabileceğini anlattı.
Bunun aynı zamanda bir sosyal entegrasyon projesi haline getirilebileceğini belirten Baykal, Türkiye'nin bu fırsatı değerlendirmesi gerektiğini bildirdi.
ERDOĞAN'LA GÖRÜŞME
Baykal, tasarının geri çekilmesi için Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'la görüşmeyi düşünüp düşünmediğine ilişkin soru üzerine, "Öyle bir şans olsa görüşürüm tabii... Öyle bir ihtimal görsem, görevdir tabii... Ama şimdiye kadar öyle bir işaret görmedim. Tam tersine Başbakan ortaya atılan düşünceleri yok sayıyor" dedi.
Baykal, Başbakan Erdoğan'ın tereddütü olan AK Partili milletvekillerini de ikna etmeye çalıştığını ileri sürdü.
"Kürt sorununda tarihi fırsat" açıklamaları ve bunun yanında şehit haberleri hatırlatılarak "Bu ortamda çözüm görüyor musunuz" sorusunu da yanıtlayan Baykal, herkesin silahların tamamen terk edilmesi, siyasetin terörle sürdürülmesi özleminden vazgeçilmesi beklentisi içinde olduğunu ifade etti.
Bunun kaçınılmaz hale geldiğini vurgulayan Baykal, ancak böyle bir eğilimin görülmediğini aktardı. Baykal, herkesin düşünceler geliştirdiğini, bunların altında ise silahların bırakılacağı varsayımı bulunduğunu belirterek, "Buradan çıkarmamız gereken sonuç şudur, şiddetten ve terörden hiç vazgeçmeyeceklermiş gibi düşünerek bunlarla sonuna kadar mücadeleye hazır olmalıyız ama yarın bu iş bitecekmiş gibi de bir barış ve kaynaşma, uyum ihtimalini öngörerek hazırlıklı olmalıyız" dedi.
DOKUNULMAZLIKLAR
Baykal,
DTP'li milletvekillerinin ifade vermesi konusuyla bağlantılı olarak yöneltilen "Dokunulmazlıklar açısından çifte standardın yapıldığını düşünüyor musunuz?" sorusuna, "Evet hiç kuşku yok" karşılığını verdi.
Hiç bir milletvekiliyle ilgili yargının taleplerinin kabul edilmediğini, bunların büyük çoğunluğunun da yolsuzluklarla ilgili olduğunu hatırlatan Baykal, hakkında ithamlar bulunan kişilerin kendisini aklama isteği içinde hareket etmesi gerektiğini ifade etti.
Bir milletvekilinin meclis dışında siyaset yaparken ifade ettiği düşüncelerinde yasaları ihlal etmişse bunun takibatının dönem sonuna bırakılması gerektiğini belirten Baykal, "Bizde ne oluyor? Tam tersi hırsızlıkla yolsuzlukla suçlananlar eli kolu serbest dolaşıyor, dokunulmazlık bu anlayışla uygulanıyor. Öte yandan düşüncelerini ifade ettiği için takibata daha önceden başlanan milletvekilleri için 'hayır bu devem edecek' diye olağanüstü bir duyarlılıkla yürünüyor. Sonra toplum tepki gösterince 'pek, peki' diyerek vazgeçiliyor. Hukuk çiğneniyor, tutarsızlık sergileniyor" dedi.
"Yanlış bir tablo ile karşı karşıyayız. Bu siyasi duruşundan, siyasi düşüncelerinden dolayı başlamış olan takibat 'anayasa bunu gerektiriyor' diye hukuki bir tespit gerekçesiyle götürülmek isteniyor ama bunun toplumsal vicdanda haklılık bulması mümkün değil" diyen Baykal, "Maddi suçlamalar konusunda da açık, yargıya fırsat veren bir anlayışı sergilememiz lazım. Siyasi konulardaki suçlamaları da mecliste yapılmışsa suç oluşturmaz zaten Meclis dışında yapılmışsa daha sakin bir zamanda milletvekilliği sonuna erteleyerek yargı sürecine götürmek gibi bir yöntem izlenebilir" şeklinde konuştu.
TALABANİ'NİN DAVETİIrak Cumhurbaşkanı Celal Talabani'nin kendisini
Irak'a davet ettiği haberlerine ilişkin soruyu yanıtlarken de Baykal, kendisine henüz resmi bir davet gelmediğini söyledi.
Türkiye ile
Irak'ın tarihi yakınlıkları olan iki ülke olduğunu belirten Baykal, böyle bir davet yapılırsa bunun Türkiye ile her düzeyde iyi ilişkiler geliştirme arzusunu göstereceğini kaydetti.
Baykal, bundan memnunluk duyacaklarını dile getirerek, "Bizim için de davet geldikten sonra uygun bir tarihi karşılıklı belirleyerek ilk fırsatta Türkiye ile
Irak arasındaki ilişkilerin gelişmesine katkı yapacağını görmemiz halinde üzerimize düşeni yaparız" dedi.