DTP Genel Başkanı Ahmet Türk, "Eğer gerçekten hükümet samimiyse, arkasına kamuoyu ve halk desteğini de alarak, darbe girişimlerine karşı etkin bir siyasi, demokratik ve hukuki mücadele başlatır" dedi.
Türk, partisinin grup toplantısındaki konuşmasına,
Kerkük'teki patlamada hayatını kaybeden Türkmenler ile
Ankara'da hafta sonunda meydana gelen kazada ölen gençlerin ailelerine başsağlığı dileyerek başladı.
Vesayet rejiminin yasallığı ve egemenliği tartışılır duruma geldiğini belirten Ahmet Türk,
İran'da son günlerde yaşanan olayları örnek gösterdi.
İran'da, halkın meşru ve önü alınamaz demokrasi talebinin, bin yıllık devlet geleneği olan bir ülkenin rejimini bile tartışmalı hale getirdiğini kaydeden Türk,
İran derin devletinin, siyaset kurumunu baskı altına alması, demokratikleşme taleplerini ertelemesinin, halk için artık dayanılmaz bir hale geldiğini ifade etti.
Türkiye'nin de bu durumdan ders alması gerektiğini savunan Türk, "Adı ister İslami cumhuriyet olsun, ister laik cumhuriyet olsun; eğer bir rejimin temel niteliği otoriter vesayetçilik ise her iki cumhuriyet de aynı meşruiyet krizini yaşamaya mahkumdur" dedi.
Belge tartışması
Ahmet Türk, kamuoyunun günlerdir, demokrasiyi hedef alan bir belgenin sahte olup olmadığını tartıştığını söyledi. Tartışmaların gerçekleri adeta ters yüz ettiğini öne süren Türk, şunları kaydetti:
"Hadi diyelim ki sahte çıktı, peki bu sonuç, ülkede askeri vesayetin, darbe girişimlerinin olmadığı anlamına mı gelecek? Belge sahte çıksa ne olacak? Gerçek çıksa ne olacak? 'Belge sahtedir veya gerçektir' şeklindeki suni tartışmalarla aslında yapılmak istenen, vesayet rejimini meşrulaştırmaktır. Hükümet, kendisine, demokrasiye ve halk iradesine karşı yönelen bu tür karanlık girişimler karşısında bir siyasi irade olarak ortaya çıkmadıkça bu ülkede daha çok andıçlar göreceğiz.
Eğer gerçekten hükümet samimiyse, arkasına kamuoyu ve halk desteğini de alarak, darbe girişimlerine karşı etkin bir siyasi, demokratik ve hukuki mücadele başlatır. Sayın Başbakan'a ve Hükümete sormak istiyorum; bu vesayet rejimini sürdürmeye çalışanlara karşı sizin eylem planınız nedir? Siz nasıl bir mücadele başlatmayı düşünüyorsunuz?"
Parlamentoda bir an önce darbeler ve andıçlar sürecinin araştırılması için meclis araştırma komisyonu kurulması gerektiğini ifade eden Türk, kendilerinin bu konuda önerge verdiklerini bildirdi. Türk, bu önergenin aynı zamanda parlamentoyu bir samimiyet sınavından geçireceğini söyledi. Türk, ayrıca sivil iradenin askere değil, askerin siyasi iradeye tabi olması gerektiğini kaydetti.
"AKP, hedefmiş gibi yansıtılıyor"
Ahmet Türk,
DTP'nin hedef alınmasının siyasete müdahale olmadığını ama
AKP hedef alınınca bunun müdahale sayıldığını, bu durumun, tutarsız bir yaklaşım olduğunu söyledi.
Bu nedenle Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, 'demokrasi mücadelesi veriyoruz' sözlerini inandırıcı bulmakta zorlandıklarını anlatan Türk, "Bir kere demokrasi mücadelesi vermek için önce demokrat olmak lazım. Demokratlık da hedefi kim olursa olsun karanlık yapılara karşı bir bütün olarak karşı durmayı gerektirir" diye konuştu.
Siyaset üzerinde vesayet oluşturmaya çalışan bir başka anlayışın da yargının temsil ettiği zihniyette yattığını iddia eden Türk, yargının siyasi alanı daraltma ve sınırlandırma çabası içinde olduğunu öne sürdü.
Ahmet Türk, geçtiğimiz günlerde Digor Mahkemesinin, Kürtçe'nin yasaklanmasının anlamsızlığına dikkati çektiğini ancak Sincan Ağır Ceza Mahkemesinin, bu karara karşı "misilleme yaparcasına", kendisinin grup toplantısında yaptığı Kürtçe konuşmayla ilgili verilen takipsizlik kararını iptal ettiğini söyledi.
Partilerine yönelik hukuksuz operasyonların devam ettiğini iddia eden Türk, "Baskı ve yıldırma süreci, tüm hızıyla devam ediyor. Yani sağ gösterilip sol vuruluyor.
AKP hedefmiş gibi yansıtılıp,
DTP ve muhalif güçlere karşı operasyon yürütülüyor" dedi.
Başbakan'dan talep edilen randevu
Ahmet Türk, Demokratik Toplum Kongresi'nin, partilerine yönelik aldığı bir tavsiye kararı olduğunu belirterek, şöyle devam etti:
"Kongre, Başbakan ile yılan hikayesine dönen randevumuz konusundaki talebimizi geri çekmemizi önerdi. Aslında ben bu barışçıl sürecin önünün kesilmesi endişesi taşımamış olsaydım, açık söyleyeyim bu randevudan çoktan vazgeçmiştim. Bir siyasi partinin randevu talebinin sürece yayılması, ardından bu partinin bazı eylemleri yapmış gibi kamuoyuna sunulması tabii ki bizi rahatsız etti. Ama sonuçta birileri kullanmasın diye sabırlı davrandım. Böyle bir tavsiye kararını doğal karşılıyorum. Ben barış, demokrasi, halkların kardeşliğinin tesisi için, kanın durması için söyleyecek bir şeyler varsa söylemek için sabırla bekledim. Kongrenin tavsiye kararını, yetkili kurullarımızda değerlendirdikten sonra kararımızı vereceğiz."
Mayın temizliğiAhmet Türk,
Suriye sınırındaki mayınlı arazinin temizlenmesi ile ilgili yasanın, muhalefet partilerinin tüm itirazlarına rağmen, AK Parti'nin ısrarla ve dayatmayla kendi çoğunluğuna dayanarak Genel Kuruldan geçirdiğini söyledi.
Türk, Meclisteki muhalefet partileri olarak, bu yasanın iptali için Anayasa Mahkemesi'ne başvurmak için hazırlandıklarını bildirdi.