CHP lideri Deniz Baykal, Türkiye'nin sakıncalı tartışmalar içine sürüklendiğini söyledi; "Devletin kurumları birbirlerine tuzak kurar mı?" diye sordu. Devletin bütün kurumlarının birbirine saygı göstermesini gerektiğini belirten Baykal, "Yargı siyasetin emrine girse iyi mi olur?" dedi.
Albay Dursun Çiçek'in tutuklanıp daha sonra serbest bırakılmasıyla ilgili Baykal, "
Yargı bağımsızlığı Türkiye'nin temel konusu ve sorunudur. Bunu bir kararla şöyle veya böyle değerlendirmeye yönelmek gerçekçi değil. Ne yazık ki bugün yargının bağımsızlığı ile ilgili çok ciddi sıkıntılar, sorunlar var" dedi.
"Yargı bağımsız değilse her türlü karar alınabilir" diyen Baykal, "Alınan kararlara bazen birileri üzülür, birileri sevinir. Ama bu gerçeği değiştirmez. Önemli olan bizim ihtiyacımız olan yargının gerçekten tam bağımsız olması. Bunun güven verici şekilde yaşama geçirilebilmesi, bu konuda tereddütün kalkmasıdır. Ne yazık ki bugün yargıya yönelik güvenin bulunduğunu ifade etmek çok güçtür, bu acı bir gerçek. Bu konuda bir tereddüt varsa, şu veya bu karar önemli olmaktan çıkar. Tabi yanlış kararların kurbanları olur, yanlış kararlardan yararlananlar olur. Ama bu yargının bağımsız olmadığını gösterir. Asıl mesele de budur" dedi.
Yargı bağımsızlığı sorunu
Türkiye'deki sorunun, "askeri yargı, sivil yargı" tartışmasından çok, yargı bağımsızlığı sorunu olduğunu savunan
CHP lideri Baykal, "Bu mesele budur. Bakın bir süre önce 'kurumsal baskı' diyerek bir yargıç görevden ayrıldı. Ve onun bu kararını mahkeme yerinde buldu. Bu kişisel bir karar değildir. Bunların yaşandığı noktadayız. Yargı güvenilir olmalı. Ne bakımdan güvenilir olmalı? Tutarlılığı, hukuku, adaleti temel aldığı hiçbir siyasi, idari baskıya maruz kalmayacağı konusunda topluma güven verebilmelidir. Bu güvenle ilgili Türkiye'de yaygın tereddüt var" dedi.
Baykal, "Hakimler Savcılar Yüksek Kurulu içindeki bakanın ve müsteşarın varlığı ayrı sorundur. Bir korku baskısı maalesef vicdanlara sinmeye başlamıştır. İnsanlar 'şu kararı alırsam, şu talebi kabul edersem acaba başıma bir şey gelir mi?' diye ister istemez hesap yapmaktadırlar. Böyle hesapların yapıldığı yerde yargı bağımsızlığı tehlikede demektir. Asıl mesele de budur. Olay, bir kişi olayı değil, birçok haksızlıklara maruz kalmış, bunu düzeltme imkanı olmayan pek çok kişinin hukuk sistemimiz içinde mağduriyet yaşamakta olduğunu düşünüyoruz" dedi.
Türk-İş'in grev kararı ve eylemleri
Bir gazetecinin, Türk-İş'in grev kararı ve eylemleri ile ilgili sorusunu da cevaplandıran Baykal, "Biz çalışan insanların sorunlarının çözülmesini öngören sosyal düzenlemeyi işletmeliyiz. Maalesef uzun süreden beri çalışan insanların haklarının güvencesi olan mekanizmalar işlemiyor. Sendikal haklar,
toplu sözleşme sistemi anlamlı bir şekilde çalışmıyor. Türkiye'de çalışanların sayısı artıyor, ama sendikalı sayısı azalıyor. Toplu sözleşme kapsamı içinde yer alan insanların sayısı azalıyor. Bakın hala Türkiye,
AB ilişkilerimiz bakımından önem taşıyan sosyal başlığı açmak için gereken adımları atamadı. Uzun süre gayret gösterildi, kabul edilmesi gerekiyordu, ama Türkiye hala Uluslararası Çalışma Örgütü standartlarına ne yazık ki sosyal mevzuatı adapte edemedi, oraya taşıyamadı. Bunun sonucu olarak da şimdi
AB müzakerelerinde sosyal başlık açılamadı. Bunların olamadığı toplumda ekonomik kriz varsa,
işsizlik ağır sorun olarak ortada durursa, insanlar asgari ücretin bile çok altında ücretlerde çalışmaya hazır duruma düşürülüyor. Bu tabi çalışma yaşamını çok büyük şekilde sarsıyor" dedi.
Irak ziyareti
Baykal, bir başka gazetecinin "
Irak'a ziyaretinizde Bağdat dışında
Kerkük, Türkmeneli bölgelerine de gidecek misiniz?" sorusuna, "Ziyaret sadece Bağdat'a yönelik yapılacak. İnşallah gelecekte şartlar daha uygun hale gelir, daha farklı ziyaretler yapılabilir. Ama Bağdat'a yapacağımız bu ziyarette Türkmenlerin temsilcileri ile bir araya geleceğiz. Ziyaretin takvimi konusunda netlik yok" yanıtını verdi.
Baykal Bartın'daDaha sonra Bartın'a geçen
CHP lideri, burada da ekonomiyi değerlendirdi. Baykal, "Türkiye, dünyanın en fazla işsizi bulunan 2. ülkesi haline geldi.
ABD, Avrupa'nın hiçbir ülkesi, Orta Doğu ve
İran, krizden ülkemiz kadar etkilenmedi" dedi.
Yapılan yanlışlardan birinin de "yabancı para gelsin diye elde avuçta ne varsa satmak" olduğunu belirten Baykal, "En zengin tesisleri, Telekom'u sattık. Telekom'u satın alanlar yıllık karıyla taksidini ödüyorlar, ceplerine de para kalıyor. Türkiye'nin en yüksek kazanç getiren kurumlarının başında Telekom var. Biz
altın yumurtlayan tavuğu sattık, o tavuk şimdi başka yerlere yumurtluyor. Bu politikayla Türkiye'yi batırdılar. Elde avuçtakini sattı, yabancıya bel bağladılar. Yabancı parasını çekmeye başlayınca
işsizlik arttı, fabrikalar kapandı, ekonomik sıkıntı ortaya çıktı. Kendi toprağımıza, çiftçimize, köylümüze sahip çıkmadık. Ucuz, kolay şekilde başkasının sırtından zengin oluruz zannettik. Şimdi artık bunun yanlış olduğu ortaya çıkmıştır, yaşanan sıkıntılar ortada" dedi.
Milletvekili dokunulmazlığıMilletvekilliği dokunulmazlığını kaldıracaklarını ifade eden Deniz Baykal, "İktidarın yakını olan
yolsuzluk yaptığında hesap sorulamazsa 'Bu ülkede adalet var' demek mümkün mü? Yolsuzluk birilerine serbest, yaparsa kimse hesap sormaz. Bunun böyle devam etmesi mümkün mü, Türkiye'ye yakışır mı? Türkiye gelecekte de bu haksızlığı, adaletsizliği, vicdansızlığı taşımak zorunda kalabilir mi? Sizler destek olacaksınız, birlikte değiştireceğiz. 'Milletvekilliği dokunulmazlığım var' diyecek,
yolsuzluk yapacak fakat sorulmayacak. Böyle şey olur mu? Düşünce, fikir, siyaset özgür. Bu kadar değil. Eller tetikte olmayacak,
mayın, silah, bomba olmayacak, fikir serbest, ama hırsızlık yasak olacak yasak. Bunun çıkış noktası milletvekilliği dokunulmazlığı mı? Kim olursan ol kardeşim, ister milletvekili, ister bakan, ister başbakan, hesabını vereceksin. Önce hesabını ver, sonra milletin karşısına çık. Kendi hesabını millete, mahkemeye veremeyenler başkalarının hesap vermelerini isteyebilirler mi? Sen başkalarını mahkemeye sevk etmeden önce sen bir mahkemeye çıkıver. Çıkıver de bir boyunu görelim" dedi.
Baykal Ereğli'deBartın'dan Ereğli'ye geçen
CHP lideri Baykal burada da halka seslendi. Baykal, "Türkiye'yi, başkasının parasını ödünç alıp, buraya getirip kalkındıramayız" dedi.
Yolsuzluklarla mücadele edilmesi gerektiğine, yolsuzlukları himaye ederek bir yere varılamayacağına dikkati çeken Baykal, "Yolsuzluklar, bu ülkenin kanını emiyor. Buna müsaade edemeyiz. Bunun en önemli anahtarı da milletvekili dokunulmazlığının kaldırılmasıdır. Düşünce, fikir, siyaset özgürlüğü için hiç bir sınır olmasın. Milletvekili dediğin her türlü düşünceyi, fikri özgürce ifade etsin. Dokunulmazlık bu anlamda olsun, ama milletvekili hırsızlık yapmışsa dokunulmazlık zırhının arkasına saklanamazsın. Bunu sağlamak zorundayız. Adalet, yanlışlık yapanların hesap vermesi sağlanmadan güvence altına alınabilir mi? Önce yanlış yapan kim olursa olsun hesabını verecek. Milletvekili olsa da verecek, Başbakan olsa da verecek" dedi.
Baykal, Türkiye'de devlet kurumlarının "birbirlerine çelme atar halde olduğunu" söyleyerek, "Devlet kurumları birbirleriyle uğraşır haldedir. Birbirlerine engel çıkarmaya çalışır durumdadır. Hiçkimse birbirine güvenmiyor. Devlet kurumları birbirine güvenmiyor, birbirine tuzak kuruyor. Böyle bir tablo olabilir mi? Böyle bir tablo ile Türkiye halkın sorunlarını, ekonomik sıkıntılarını çözebilir mi? Bunlar yanlış işler. Ülkemiz böyle bir yanlışa sürüklenmektedir. Buna karşı gerekli tepkiyi hep beraber ortaya koyacağız" diye konuştu.
"Herkes işini yapacak""Bizim milletimiz askerin siyasete karışmasından hoşlanmaz, ama siyasetçinin askerin işine karışmasından da hoşlanmaz" diyen Deniz Baykal, "Herkes kendi işini yapacak. Siyasetçi siyasetçiliğini, asker askerliğini yapacak. Birbirleriyle çatışmayacak, kavga etmeyecekler. Siyasetçi medyaya müdahale etmeyecek, hukuk dışı yollara başvurmayacak. Gazete ve televizyonlar siyasetçileri eleştirecek. Bütün siyasetçileri eleştirdi, eleştirirsen (ben sana dünyayı dar ederim) demeye başladı mı siyaset, o siyaset demokratik olmaktan çıkmıştır. Siyaset yargıya karışmayacak, müdahale etmeyecek. Yargıya saygı gösterecek. Yargıya saygı göstermek de önce kendi hesabını vermekten geçecek. Bunları yeni siyaset ufku Türkiye'de açıldığı zaman gerçekleştireceğiz. Ülkenin ihtiyacı budur" dedi.