CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, "Onlar gelmezse biz gideriz" sözlerine yanıt verdi. Baykal, "Biz demokratik açılım konusunda Başbakan'ın yol arkadaşı olmayacağız" dedi. AK Parti'nin yanına "suç ortağı" aradığını söyleyen CHP lideri, "Yapabilirsen sen yapacaksın, yaptıklarının hesabını da millet soracak" diye konuştu.
Aydın'ın Didim ve Kuşadası ilçelerindeki törenler için İzmir Adnan Menderes Havalanı'na gelen
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal,
Başbakan Erdoğan'ın, "Onlar gelmezse biz gideriz" sözlerini değerlendirdi.Baykal, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, "demokratik açılım" konusundaki çağrısına ilişkin olarak, "
CHP senin yanında değildir,
CHP milletin yanındadır, Türkiye'nin ulusal bütünlüğüne inanan Kürt kökenli vatandaşların yanındadır" dedi.
"Öyle bir hava yarattılar ki herkes, Türkiye'de bir kimlik bunalımı içinde sürüklenmek zorunda oldu. Herkese 'Senin soyun ne, sopun ne, nereden geliyorsun, aslın ne?' Sana ne arkadaş? Biz burada 70 milyon insan huzur içinde yaşıyoruz. Ne diye etnik kimliğimizi ortaya çıkararak birbirimizle karşı karşıya getirmeye çalışıyorsun? Türkiye şimdi her işi gücü bıraktı, bu etnik gerilimi yaşıyor. Yanlış olmuştur. Yanlış, gereksiz. Ne yapacaksan çık yap. Memleketin ihtiyacı neyse yap, ama insanları bölme, parçalama" dedi.
İktidarın "demokratik açılım" çalışmalarını, anaların gözyaşını dindirmek amacıyla başlattığının savunulduğunu ifade eden Baykal, anaların ağlamasının nedeninin, "eline silah alan birilerinin Türkiye'nin ulusal bütünlüğüne karşı savaş açması" olduğunu, o nedenle anaların gözyaşının aktığını dile getirdi.
Baykal, "Anaların gözyaşını durdurmanın yolu, Türkiye'yi bölmek isteyenlere 'Gel arkadaş ne istiyorsun? Sana istediğini vereyim, çok da isteme, şimdilik bununla idare et, gerekirse sonra bakarız' diyerek anlaşma yapmak mı? Böyle şey olur mu? Bu memlekette, Türkiye'nin doğusunda, batısında, her yerinde, milyonlarca Kürt kökenli kardeşimiz, huzur barış içinde yaşıyor. Yaşamaya da devam edecek. Onlar onlar bizim öz kardeşlerimiz. Bu memleketin parçası. Bu memleketin bir tapusu var" dedi.
"Hepsi kardeş, ne olursa olsun, mezhebi, inancı, kökü, kökeni ne olursa olsun. Şimdi birileri çıkmış, 'Türkiye'yi böleceğiz' diye savaş açmışlar. Kürt kökenli insanların temsilcisiymiş gibi ortaya çıkmaya çalışıyorlar" diyen Baykal, hükümeti de bu tuzağa düşmekle eleştirdi.
CHP lideri, "Onları Kürt kökenli insanların temsilcisiymiş gibi kabul ederek, onlarla doğrudan ya da dolaylı, açık ya da gizli temaslar yaparak müzakereler yapmaya çalışıyor. O insanlar, en fazla, bu memleketin milli bütünlüğü içinde yer tutmuş olan milyonlarca Kürt kökenli insanımızı rahatsız etmektedir. Onlar, en büyük huzursuzluğu bu nedenle çekmektedirler. Onları ne
PKK temsil eder, ne başkası. Onlar kendi özgür tercihleriyle vatandaş olarak anlayışlarını ortaya koyarlar. Onları ayırmaya çalışmanın hiçbir anlamı yok" dedi.
"Yanlış yolculuk" Başbakan Erdoğan'ın "Bu yaklaşımın içinde
CHP de yanımıza gelsin" diye tutturduğunu savunan Baykal, "Ne karar verebildi, ne somut hedef koyabildi. Konuşuyor, konuşuyor, o da gelsin, bu da gelsin diye" dedi.
Erdoğan'ın AK Parti Genel Başkanı sıfatıyla
DTP'yi ziyaret ettiğini,
DTP yöneticileriyle anlaşarak ziyaretten çıktığını söyleyen Baykal, "Şimdi
DTP diyor ki 'Muhatap biz değiliz, muhatap Öcalan'. Biz bu işin başında demiştik ki
DTP ile Öcalan fark etmez. Bunlar henüz hiçbir somut sonuç alamadılar ama şimdiden milleti tedirgin, huzursuz ettiler. Milleti durduk yerde bir kimlik baskısı altına soktular. Biz düşünmüyoruz bile kim kimdir? Hepimiz Türk Milletinin parçasıyız. Niye bunu engellemeye çalışıyorsun?
CHP bu konuda en çok kafa yormuş partidir, en çok rapor üretmiş, çözümü olan partidir. Bunların hepsini 20 yıldan beri söyleyip duruyoruz. Senin ne istediğini bilmeyen, bir o kapıya, bir bu kapıya giden, her gidişinde milleti telaşlandıran politikanın parçası olmayız. Sen bir yolculuğa çıkmışsın, biz
CHP olarak sana bu yanlış yolculukta yol arkadaşlığı yapmayacağız. Sen yol arkadaşı bulmuşsun zaten,
CHP senin yanında değildir.
CHP milletin yanındadır, Türkiye'nin ulusal bütünlüğüne inanan Kürt kökenli vatandaşlarının yanındadır. Etnik kimliği şu ya da bu olmuş bütün vatandaşlarının yanındadır. Gerçek barışın, huzurun kardeşliğin yanındadır. Önümüzdeki seçimlerde bunların hepsinin hesabını soracağız inşallah" dedi.
KÜRT AÇILIMIBaykal, "Kürt açılımı diye başlayan, sonra mahcup bir şekilde Kürt lafı unutularak demokratik açılıma dönüştürülen, şaka yapar gibi milli birlik politikasına dönüştürülen politikayla ilgili yeni şeyler söylemek gerekiyor" dedi.
Söz konusu politikanın bir ayı aşan süredir konuşulduğunu ifade eden Baykal, "Bugün yarın politikanın kırkı çıkacak. 'Daha hiçbir somut sonuç vermedi' diyemem, hedef bile ilan edilmemiştir. Maalesef bu durum topluma çok ciddi zarar vermeye başlamıştır. Türkiye'yi derin bir kimlik sıkıntısı içine sokmaya başlamıştır. Ülkemiz etnik kimlik dayatmasına maruz kalmıştır. Bu tartışmalar bizi ayrıştıran, birbirinden uzaklaştıran, birbirinden kaygı duyan insanlar haline dönüştürmeye başlamıştır. Bu fevkalade sakıncalı bir gelişmedir" diye konuştu.
Baykal, Başbakan Erdoğan'ın demokratik açılım sürecindeki temaslara ve
CHP ile de görüşebileceklerine ilişkin sözlerini kastederek, "Biz bu yanlış yolculuğunuzda sizin yol arkadaşınız olmayacağız. Sizin zaten yeterince yol arkadaşınız var. Size bu yolculuğunuzda en kısa zamanda durum değerlendirmesi yapıp, tekrar kendinize yeni bir yol haritası çizmenizi tavsiye ediyorum.
İmralı'dan gelen yol haritası değil, size Anadolu'da Kürt kökenli insanların ezici çoğunluğunun da dahil olduğu, milyonlarca insanımızın arzu ettiği istikamette bir yol haritası içine kendinizi sokmanızı tavsiye ederim" ifadelerini kullandı.
Deniz Baykal, "hükümetin demokratik açılım politikasının hiçbir somut sonucu olmamasının Türkiye'yi çok ciddi rencide ettiğini, rahatsız ettiğini ve herkesi üzen gerilimler yaşanmasına neden olduğunu" belirterek, hükümetin de nereye varmak istediğini açıkça ilan etmediğini, bilinçli olarak işi belirsiz tuttuğunu savundu.
"Başbakan yanlış bir yolda"Gelinen noktada, insanların yeniden durum değerlendirmesi yaptığını belirten Baykal, "Hükümet önce 'Bu bir devlet politikası' demiştir. Bir süre sonra devletin bazı temel kurumlarının bu konudaki tutumunun, Hükümetin takdim ettiği gibi olmadığı ortaya çıkmıştır. Bugün bu politikanın arkasında kim var belli değil. Devlet politikası derken, bir takım kurumları kullanma anlayışının ortaya çıktığı görülmüştür. Sayın Başbakan, Başbakan sıfatıyla değil, Genel Başkan sıfatıyla
DTP yönetimiyle görüşmüştür. Anlaştıkları açıklaması yansıtılmıştır" dedi.
CHP lideri Baykal, "Ama bugün gelinen noktada
DTP, dağ fare doğurdu değil, fare bile doğuramadı noktasına gelmiştir. İktidar ne yapacağını bilmiyor. Herkese yeşil ışık yakıp, herkesi tahrik ediyor, herkesi davet ediyor. Bilerek tavır takınma zorunluluğu ortaya çıkınca, tedirginlik kendisini gösteriyor. Başbakan yaptığı açıklamalarla, onun güvenirliği konusunda var olan kuşkuları daha da artırmıştır. Ne yapacak, ne yapmayacak belli değil. Her şey yapabilir, hiçbir şey yapmaz durumu da mümkündür. Böyle bir belirsizlik manzarası da vardır" diye konuştu.
Türkiye'nin çok sakıncalı bir etnik ayrışma baskısına maruz bırakıldığını savunan Baykal, "Başbakan'ın bizimle ilişki kurma ihtiyacı içinde olduğunu görüyoruz. Biz arkasında kim var bilmediğimiz, nereye varacağını görmediğimiz, Türkiye'ye hangi zararları vereceğini şimdiden gözlemlediğimiz bu sürecin hiçbir şekilde parçası olmayacağımızı Sayın Başbakan'ın bilgisine sunmak istiyorum. Sayın Başbakan yanlış bir yola çıkmıştır" ifadelerini kullandı.
CHP lideri, "Şu ana kadar Türkiye'ye çok ciddi zararlar vermiştir. Bizi bu yolculukta yol arkadaşı olarak bulamayacaktır. Yanlış politikadan büyük sıkıntı çekilmektedir.
İmralı'dan gelecek düşünceleri, önerileri örtbas ederek, kamuoyunu eksik bilgilendirerek, yanıltmaya çalışarak, izlemekte olduğu bu sürece
CHP'yi katamayacaktır. Bunu çok net şekilde bilmesi gerekiyor. Yapılması gereken şeylerle ilgili tekliflerimiz çok açıktır. Başbakanın derdi, sorunun çözümüne yardımcı olacak adımlar atmanın ötesinde görünmektedir. O konuda bizim belli mesafe içinde olmamız çok doğaldır" şeklinde konuştu.
Terörün etkisiz kılınmasıBaykal, Türkiye'deki sorunun, yaşanmakta olan terörün nasıl etkisiz kılınacağına ilişkin olduğunu, iktidarın terörü demokratikleşme dediği bazı adımları atarak önleyebileceği umudunu taşıdığını belirtti.
Terör konusunun ayrı, demokratikleşme konusunun ayrı olduğunu bildiren Baykal, "Terörü etkisiz kılma yolu, toplumu etnik ayrıştırmaya tabi tutmak değildir. Etnik ayrışmayla terör ancak teşvik edilebilir. Kürt kökenli vatandaşlarımızın ezici çoğunluğu, huzur, barış içinde yaşama kararındadır. Hükümet bu insanları yok sayarak, bu insanları Türkiye'de ayrıştırmayı amaçlayan dar grupları, bu insanların sözcüsüymüş gibi kabul ediyor. O talepleri karşılayıp terörü engelleyebileceği yanlışı içindedir" şeklinde konuştu.
Baykal, "O insanların temsilcisi değildir
PKK. Kürt kökenli insanlar, diğer kökenlere mensup insanlar gibi toplumun ayrılmaz parçasıdır. Birileri 'Siz ayrısınız' demeye başlıyor, onları o noktaya çekecek politikalar uyguluyor, bu politikalarda en büyük desteği iktidar bunlara veriyor. İstediği kadar 'Muhatap almam' desin. İstediği kadar teklifleri kamuoyundan saklasınlar. İş geliyor, 'Öcalan ne diyorsa, odur' noktasına. Onlar öyle diyor da Kürt kökenli vatandaşlarımız öyle mi diyor? Milyonlarca Kürt kökenli vatandaş kan dökmek mi istiyor? Kesinlikle hayır. Hükümet niye onları muhatap alıyor, niye o tuzağa düşüyor?"
dedi.
ERMENİSTAN İLE PROTOKOL
Baykal, Ermenistan açılımıyla ilgili olarak da "bir soru işaretine kamuoyunun dikkatini çekmek istediğini" bildirdi.
"Ermeni açılımı esas itibariyle
Türkiye-Ermenistan sınırının açılmasını öngören ve ona bağlı olarak da ilişkilerin normalleştirilmesi amacıyla kurulacak komisyonların, ortak çalışma yapmasını öngören protokollerin imzalanmasıdır. Aslında 2 Nisanda imzalanmış olan protokol, eylül ayında açıklanmıştır" dedi.
Ermenistan sınırının "ne zaman ve niçin" kapatıldığının önemli olduğunu kaydeden Baykal, "1991'de Ermenistan bağımsızlığını ilan edince Türkiye, bağımsızlığı tanıyan ilk ülkelerden biri olarak sınırını o noktada açmıştır. Ermenistan o noktada da soykırım iddialarına sahip çıkıyor ve Kars Anlaşması'nı da tanımıyordu, Türkiye'nin toprak bütünlüğünü kabul etmiyordu. Bütün bunları bilerek biz, sınırı da açtık, tanıdık da. Ne zaman kapattık? (Ermenistan)
Azerbaycan topraklarının beşte birini işgal etti. Bu işgal karşısında Türkiye, 'bunu kabul edemeyiz, hiç bir olağanüstü durum yokmuş gibi sürdüremeyiz' dedi ve o zaman sınırını kapattı" dedi.
CHP lideri, "Bizim sınırımız Ermenistan,
Azerbaycan'ı işgal ettiği için kapandı. Kafkaslar'daki toprak bütünlüğü bakımında da gözetilmesi gereken bir duyarlılığı yansıtmaktadır" diye konuştu.
Azerbaycan'ın, Türkiye'nin kardeş ülkesi olduğunu ve Türkiye ile çok ciddi çıkar bağlantıları bulunduğunu kaydeden Baykal, bazı önemli projelerin ortak yürütüldüğünü ifade etti.
"İşgalin kaldırılacağı taahhüdü yok"
Protokolde de işgalin kaldırılacağına dair herhangi bir taahhüt bulunmadığını belirten Baykal, "Karabağ sorunu zaman içinde halledilir, ama işgal var. İşgal kabul edilemez. Bunu da tek taraflı olarak biz söylemiyoruz. BM'nin kararları var. Bu işgale son verilmesi gerekiyor. Türkiye'nin, öyle anlaşılıyor ki, sınırları kapatma kararı Ermenistan'ı ciddi şekilde rahatsız etmiştir. Ermenistan arayış içine girmiştir. Türkiye ile ilişkilerini normalleştirme arayışlarına girmiştir. Demek ki önlem sonuç vermiş" dedi.
Baykal, "Şimdi bunu değerlendirmemiz lazım. Nerede değerlendireceğiz? Ermenistan toprak bütünlüğümüzü tanıyor diye sevinip işgali görmezden gelmek olur mu? Türkiye'nin toprak bütünlüğüne yönelik başka ülkelerin de itirazları var. O itirazları önemsemiyoruz, bir reel tehdit teşkil etmiyor. Bizim için önemli olan fiili işgalin durdurulmasıdır" şeklinde konuştu.
Ermenistan'ın işgali sona erdireceğine dair uluslararası herhangi bir belgede de taahhüdünün bulunmadığını kaydeden Baykal, "Başbakan,
Azerbaycan Meclisinde, Bakü'de diyor ki, 'Karabağ sorunu çözülmeden' diyor, yanlış söylüyor. Karabağ sorununun çözülmesinden vazgeçtik, işgali sen hallet yeter. Karabağ sorunu zamanla çözülür. Bizim beklediğimiz işgalin sona ermesidir. 'İşgale son vermeden uygulamaya koymayacağız' dedi. İşin düğümlendiği nokta budur" ifadelerini kullandı.
"Şimdi soruyorum: Bu protokol 2 Nisan 2009'da imzalandı. 7 Nisan'da
ABD Başkanı Obama buradaydı. 24 Nisan'da da
ABD Kongresi'nde soykırımla ilgili oylama söz konusuydu. Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül, acaba Türkiye ziyaretinde Obama'ya bu protokolün herhangi bir şarta bağlı olmadan uygulanacağı konusunda bir değerlendirme yapmış mıdır, yapmamış mıdır?" diye soran Baykal, "Sayın cumhurbaşkanı, buradaki ziyareti sırasında herhangi bir şarta bağlı olmadan uygulama kararlılığında olduğumuzu söylemiş midir, söylememiş midir? Sayın Başbakan, Meclis Başkanıyla konuyu paylaştı ve biz de Türk kamuoyu olarak protokolü eylül ayında öğrendik" dedi.
CHP lideri Baykal, "Başbakan bunu ilan ederken,
Azerbaycan Meclisindeki taahhüdünü de ifade etti. Başbakanın böyle bir anlayışı var. Cumhurbaşkanının anlayışı nedir? Başkan Obama'ya ne söylemiştir? Türk kamuoyu avutulmak, oyalanmak ve yanıltılmak istendiği için mi acaba hiçbir belgede yer almayan taahhüt, resmiyet kazanmayan taahhüt sanki varmış gibi ifade ediliyor" şeklinde konuştu.
Türkiye'nin ciddi bir ülke olduğunu ifade eden
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, verdiği sözün arkasında duracak tutarlılığa ve cesarete sahip olması gerektiğini sözlerine ekledi.