İletişim ve sosyoloji biliminin duayeni Prof. Dr. Ünsal Oskay, son yolculuğuna uğurlandı. "Ünsal Hoca"yı uğurlamaya dostları ve öğrencileri koştu...
Oskay için ilk tören uzun süre dekanlık yaptığı Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi'nde düzenlendi. Üniversitenin Erdal İnönü Bilim ve Kültür Merkezi'nde düzenlenen törene, Oskay'ın kızları Defne ve Dalya ile oğlu Çınar'ın yanı sıra akademisyen ve gazeteci dostları ve öğrencileri katıldı.
Salona getirilen Prof. Dr. Ünsal Oskay'ın tabutuna Türk bayrağı sarıldı.
Törende konuşan
Marmara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necla Pur, üniversitenin, çok değerli bir mensubunu, herkesin çok sevdiği bir hocasını kaybettiğini belirterek, bilim dünyasına ve Oskay'ın öğrencilerine başsağlığı diledi. Pur, "Oskay'ın arkasında çok hoş bir seda bıraktığını" dile getirerek, onun aziz anısı önünde saygıyla eğildiğini söyledi.
Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ahmet Orkan da, bir akademisyenin, "bilimle uğraşmak, bilim insanı yetiştirmek ve mesleğe vasıflı insan yetiştirip göndermek" gibi üç işlevi olduğunu, Ünsal Oskay'ın da bu üç işlevi yerine getirdiğini kaydetti.
Orkan, bugün 30'u aşkın iletişim fakültesindeki bilimsel çalışmalarda, Oskay'ın değerli bilimsel çalışmalarına başvurulduğunu ifade ederek, Prof. Dr. Ünsal Oskay'ın iletişim sektörüne de pek çok insan yetiştirdiğine dikkati çekti.
Oskay'ın öğrencileri adına konuşan Marmara Üniversitesi Mezunlar Derneği Başkanı Hüseyin Irmak da, kendilerinin İstanbul ve
Ankara da Oskay'ın derslerine girme şansı yakaladıklarını belirterek "Hepimizin yüreğinde farklı sıcak bir yeri oldu. Onun entelektüel kişiliğinden de ışık alırdık" dedi.
Oğlu Çınar Oskay da, babasının hayatının en güzel yıllarının Marmara Üniversitesi'nde geçirdiğini belirtti. "Bize yakın olduğu kadar size de yakındı. Siz onun anısını yaşatacaksınız" diyen Çınar Oskay, Marmara Üniversitesine düzenledikleri tören sebebiyle teşekkür etti.
52 yıllık arkadaşı, iletişim fakültesi eski dekanlarından
Alaaddin Asna da, Oskay'ın herkesin beklediği sona ulaştığını, beklenen de olsa onun ölümünün herkesi çok üzdüğünü ifade etti. Asna "Kişiliği ile hem dostlarına çok yakın bir insandı, hem de eserleriyle, yetiştirdiği öğrencilerle, iletişim ve sosyoloji bilimlerine hizmet etmiş bir insandı" diye konuştu.
Prof. Dr. Nurçay Türkoğlu ise, "Ben
Ankara'dan öğrencisiyim. Onun öğrencisi olmaktan her zaman gurur duydum" dedi. Türkoğlu gözyaşlarına hakim olamadı.
Oskay'ın
Ankara Üniversitesi'ndeki öğrencileri de törene katılarak onun hayata olumlu bakabilen, unvanların ve makamların ötesinde bir insan olduğunu ifade ettiler. Şişli Belediye Başkanı
Mustafa Sarıgül'ün de katıldığı törenin ardından Prof. Dr. Ünsal Oskay, alkışlarla üniversiteden uğurlandı.

Prof. Dr. Oskay için Teşvikiye Camii'nde düzenlenen cenaze töreninde, kızları Dalya ve Defne ile oğlu Çınar Oskay taziyeleri kabul etti. Kızı
Defne Oskay, basın mensuplarına yaptığı açıklamada, değerli bir insan olan babasının vefatının Türkiye için ciddi bir kayıp olduğunu belirterek "Ben kızı olarak keşke onunla daha çok zaman geçirebilseydim. Çünkü iyi bir entelektüel olmanın bir bedeli var, zaman ayıramıyorsunuz özel hayatınıza. Bir evlat olarak keşke daha çok vaktimi böyle tatlı bir insanla geçirebilseydim ve onu çok sevdiğimi daha çok söyleseydim" dedi.
Dalya Oskay da, babasıyla akademik çalışmalarından ötürü bir iki sene hiç görüşmediği zamanlar olduğunu anlatarak, "Bir keresinde eline bir karpuz alarak geldi, (
Kitap bitti, işte geldim) dedi. Bir kütüphaneye gittiğinizde bakıyorsunuz 30-40 tane eseri var. Bizimle fazla ilgilenemedi, ama onun çok çocuğu vardı" diye konuştu. Çınar Oskay da, "İstemediği hiçbir şeyi yapmadı babam. Ona sunulan bu hayatta bile, bir şekilde özgür olmayı başardı. Bunu çok hayranlıkla gözlemlerdim. Artık babam yok, ama hayattaymış gibi onu üzecek bir şey yapmadan yaşayacağım" dedi.
Prof. Dr. Oskay ile baba-oğul ilişkilerini son dönemde çok yakın yaşadıklarını anlatan oğul Oskay, sevgisini ona sonsuz şekilde göstermeye çalıştığı için "keşke" demediğini söyledi.
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Orhan Erinç de, Prof. Dr. Ünsal Oskay'ın sayılı bilim insanlarından biri olduğunu, gazetecilik anlamında ise meslektaşlarına büyük katkıları bulunduğunu belirterek, "Ünsal Hoca, bilim ve estetik anlayışı ile insan ilişkileri açısından çok önemliydi. Bütün bilimsel çalışmalarına karşın yaşamdan kopmamaya, öğrencileriyle, meslektaşlarıyla ilişkilerinde alçak gönüllü olmaya özen gösterirdi" dedi.
Gazeteci-Yazar Can Dündar da, sadece bilim adamı değil, bilimi sokağa taşıyan bir insan olan Oskay'ın vefatını "medyadan önce bilim dünyası ve Türk toplumu için büyük bir kayıp" olarak değerlendirdi. Yaptığı işlerde Prof. Dr. Oskay'a hep danıştığını anlatan Dündar, "Yetiştirdiği insanlarda emeği olan, ışığı olan bir insan. Ben de onlardan biriyim, iyi ki öyleymişim. Çok insanda emeği vardı, ama ben özel olarak bütün birikimimi ona borçlu olduğumu söyleyebilirim" diye konuştu.
Nuri Çolakoğlu da, Prof. Dr. Oskay ile Basın Yayın Yüksekokulu'ndaki kısa süren asistanlık döneminden beri tanıştıklarını ifade ederek, "Çok sevdiğim bir insandı. Türkiye'ye çok önemli şeyler katmış, Türkiye'deki bir çok genç insanın ufkunu genişletmiş bir insandı. Gerçekten acı bir kayıp. Geriye hiç olmazsa sizler kaldınız, bu geleneği sizler sürdüreceksiniz" dedi.
Prof. Dr. Ünsal Oskay'ın cenaze törenine gazeteciler Ertuğrul Özkök, Ali Kırca, Mehmet Yakup Yılmaz, Cüneyt Özdemir ile sanat dünyasından İzzet Günay, Cahit Berkay ve Ali Poyrazoğlu'nun da aralarında bulunduğu birçok kişi katıldı.
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ın da çelenk gönderdiği törende, cenaze namazını kıldıran imam, Allah'ın ilme verdiği değere işaret ederek, Oskay'ın bilisel çalışmalarıyla dünyanın sayılı bilim adamları arasında yer aldığını vurguladı. Öğleyin kılınan cenaze namazının ardından alkışlar eşliğinde camiden çıkartılan Oskay'ın naaşı, Yeniköy Mezarlığı'nda toprağa verildi.
Ekşi Sözlük'ten...Prof. Oskay için
Ekşi Sözlük sitesinde yazılanlardan birkaç alıntı:
** ben boyle bi adam gormedım...sosyolojiyi icmis olan bu adamın derslerine siz de gelin ve ogrenin derim (hayatı). " siyasilerin ve medyanın sizlere sunmus oldugu hayatı begenmiyorsanız, kendinize dostoyevsky'den, sartre'den, camus'den, rousseau'dan olusan bir hayat kurun" u.o.
marmara universitesi radyo tv bolumunde benim hocaliğimi yapan bu sahsiyetten (kendimi oldukca sansli hissediyorum) bir alinti...
** iletişim duayeni. öğrencisi olmak kesinlikle bir şanstır. ders kitaplarını hatim edenlerin dramatik biçimde düşük notlar aldığına şahit olunmuştur. çünkü kitaptan değil hayattan sorar. çünkü karşısındaki gencecik insanların "gerçek" hayatta, ekmek kavgasında, hakkını arama mücadelesinde ayakta durabilecek bireyler olmasını ister. "önce birey olun" der, "hayatınızın öznesi olun" der. * sesini yükseltir, bağırır, çağırır, masayı yumruklar, çok tatlı küfreder. marmara üniversitesi iletişim fakültesi'nde hocayken, bir bahar günü dersin ortasında "e burda sevgili olan yok mu, bahar gelmiş, çıkın dışarı gezin yav!" demişliği vardır.
** ınsanı delı etkıleyen bır ınsandır kendısı,okulda (bkz: marmara ıletısım) de dogru durust hıcbır derse gırmedıgımız halde onun derslerını kacırmamaya ozen gosterırdık.derste herseyden bahsederdı konudan konuya atlayarak,o kadar etkıler kı ınsanı sene 98 de 3.sınıftayken bugun bıle hala nasıl yaptıgıma ınanamadıgım bır sey yaptırmıstı arkadaslarımla bana, magazın basını ıle ılgılı bır (bkz: sıyaset meydanı)na 5 arkadas bızı ıte kaka goturmustu benımle geleceksınız dıye sabahın yedısınde cıkabılmıstık (bkz: atv)den ama o var dıye cok guzel gecmıstı.....
** bir kusagin aklini basindan alan ilk hocadir ünsal hoca. o gune dek ogretmen namina bilinen pekcok seyi yikmis, ezberleri bozmustur. iletisim bilimi degil, hayat bilgisi ogretmenidir. gercek anlamda ölümsüzdür ünsal hoca. eserleriyle, yetistirdikleriyle hep yasayacaktir. unutulmayacak, unutturulmayacaktir. tamam simdi agliyoruz, ama hangimiz onunla ilgili bir anekdot hatirlayip da hemencecik gulmuyoruz ki? ruhu sad, topragi bol olsun. nasilsa hepimiz bir gun bir araya gelecegiz. o gune dek sabirla...
** iletişimin küfürbaz dehası... sadece kendisi değil, öğrencileri de bu ekoldendi... kele kel demekten çekinmeyen insanlar bugün açıkça bir şeyleri konuşabiliyorlarsa ünsal hocanın da payı vardır... kele kel dememekte direten bir sürü politikabaz ise ünsal oskay'dan ya da herhangi bir öğrencisinden hiçbir şekilde ders almamıştır... teşekkürler...
** öğrencisi olmaktan gurur duyduğum hocaydı ünsal hoca. mandalina getirip yedirirdi öğrencilerine. eğer öğrencisi olmadıysanız bu bir kayıp gibidir çünkü şimendifer hikayesi ile başlayan bir aydınlanmanın ve aydınlanmanın diyalektiğinin hocasıydı o. çağdaş fantazya'dan king kong'a, adorno'dan benjamin'e, marx'tan baudelaire'e uzanan bir fantastik dersin kaptanıydı. moby dick'ten karanlığın yüreği'ne yolculuk ederken bir gün dear hunter'da hafif içi geçti. sora çocuklar bende
şeker var dedi. onun dersinden geçsem de sınıfa bir şey istemeye girdiğimde gel gel imza at diyen, ufkunuzu açan bir öğretmendi. teşekkürler diyebileceğim tek kelime sanırım şu an...
** ama hayat çok yakışıyordu ünsal hoca’ya be! tıpkı zamparalığın, dobralığın çok yakıştığı gibi… burnundan kıl aldırmayan, insanlarla tenezzül edipte konuşan entelektüellerin aksine; çok samimi ve komplekssizdi. aydındı. kitapları bol okunsun.
** ölüm haberine çok üzüldüğüm insan. derslerinden en fazla şey öğrendiğim, inanılmaz bilgi birikimini eğlenceli üslubuyla "çaktırmadan" öğreten kişiydi. anlatmak istediğini açıkça ifade eden, argo kullanmaktan kaçınmayan, öğrencilerini hayata katmaya çalışan bir hocaydı. "istanbul'da
üniversite okumak, ikinci bir okul bitirmek gibidir, eğer antenlerinizi açık tutar, bunun farkına varırsanız" derdi.
yoklama almadığı halde sınıfı tıklım tıklımdı. ekol bir hoca olarak derslerini izlemekten, kendisiyle sohbet etmekten hep keyif aldım. aydın, entelektüel ve zeki olduğu kadar esprili, dobra, ağzına küfür yakışan, samimi ve kompleksten uzak bir insandı. iyi ki hayatımıza girmiş,
siyaset meydanı'nın gülen yüzü, okulun sevilen hocası olmuş.
toprağı bol olsun, nur içinde yatsın...
Ünsal Oskay kimdir?Şanlıurfa'da 1939 yılında doğan Ünsal Oskay,
üniversite eğitimini
Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'nde tamamladı.
ABD'de 1967-1968 yıllarında iletişim üzerine yüksek lisans-konuk öğrenci olarak
eğitim alan Oskay, 1970'li yıllarda
Ankara Üniversitesi Basın Yayın Yüksek Okulu'nda başlayan akademik hayatı sonrasında doçentlik tezi olarak "19. Yüzyıldan Günümüze Kitle İletişimin Kültürel İşlevleri" adlı çalışmasını yayımladı.
Varlık, Agos, Gergedan ve Milliyet Sanat gibi çok sayıda bilim ve sanat kaynaklı dergilerde makale ve incelemeleri yayımlanan Oskay, Frankfurt Okulu'nun popüler kültür konusundaki çalışmalarının Türkiye'de tanınmasına yazıları ve çevirileriyle büyük katkıda bulundu.
Siyaset bilim, iletişim teorileri, sosyoloji, estetik ve sosyal teori konularında çok sayıda eserin Türkçe'ye çevrilmesini sağlayan Oskay, 1980'li yıllardan itibaren İstanbul ve Marmara Basın Yayın Yüksek Okullarında dersler verdi.
1990'lı yıllarda Marmara İletişim Fakültesi Radyo Televizyon Bölüm Başkanlığı ve 2000-2002 arasında İletişim Fakültesi Dekanlığı yapan Oskay, 2002 yılında Marmara Üniversitesi'nden emekliye ayrıldı.
Prof. Dr. Oskay, Kültür, Beykent ve Yakın Doğu gibi özel üniversitelerde de öğretim üyeliği ve idari görevlerde bulundu.