CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Meclis'teki Kürt açılımı görüşmesinde hükümetin yeni, aydınlatıcı ve açıklayıcı nitelikte tek bir değerlendirme bile yapmadığını belirterek, "Bu konuda ne kadar bilgisizsek, dünkü görüşmeden sonra da aynı şekilde bilgisiziz" dedi. Baykal, CHP'li milletvekillerinin Meclis'te pankart açması konusunda da, "Demokrasilerde böyle olaylar olur. Başbakan, TBMM'nin amiri, kumandanı değildir. Meclis Başkanı'na talimat vererek TBMM'yi yönetmesi söz konusu değildir. Başbakan kendi sınırını, ölçüsünü bilecek" dedi.
Almanya Hessen Eyaleti Başbakanı Roland Koch ve beraberindeki heyeti parti genel merkezinde kabul eden Baykal, gazetecilerin dünkü oturumla ilgili sorularını da yanıtladı.
CHP'nin pankart açması
Baykal, konunun 10 Kasım'da Meclis gündemine getirilmesi nedeniyle bazı CHP'li milletvekillerinin tepkilerini görsel bir biçimde anlatmak istediklerini ifade ederek, "Bu konudaki duyarlılıklarını iletmeyi başaramamışlardır. Ama pankartlarla anlatmaya çalışmışlardır. Pankartlarla millete ulaşmaya çalışmışlardır. Demokrasilerde böyle olaylar olur. Bunları doğal karşılamak lazım" dedi.
Başbakan'ın Meclis Başkanı'na tepkisi
Baykal, pankart açılmasına tepki göstererek, Meclis Başkanı Mehmet Ali Şahin'e tepki gösteren Başbakan için de, "Başbakan, TBMM'nin amiri, kumandanı değildir. Meclis Başkanı'na talimat vererek TBMM'yi yönetmesi söz konusu değildir. Başbakan kendi sınırını, ölçüsünü bilecek. Meclis başkanını değiştirdi. Öyle anlaşılıyor ki başkan değişikliğinden sonra da Meclis'ten memnun olamaz noktadadır Sayın Başbakan. Bizim işimiz Sayın Başbakan'ı mutlu etmek değildir. Hepimiz görevlerimizi, sorumluluklarımızı biliyoruz. Böyle demokratik davranışlara alışacaktır Başbakan. Türkiye'nin hükümdarı değildir. Herkes hakkını, hukukunu koruyacaktır. Başbakan'ın talimatıyla da herkes ağzını kapatıp Başbakan'a teslim olacak değildir" dedi.
"Sayın Başbakan'ın TBMM Başkanı'na Başkanlık Divanı'ndaki odasında bir anlamda kızmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?" sorusu üzerine de Baykal, bunun şaşırtıcı olmadığını söyledi.
Baykal, Başbakan Erdoğan'ın demokratik bir ülkenin parlamentoya, halka, kendisi gibi düşünmeyenlere saygılı bir siyasetçisi olmanın ötesine geçtiğini ileri sürerek, "Herkesi yönetmek istiyor. Herkese haddini bildirmek istiyor. Bunu yapması kesinlikle mümkün değildir. Türkiye buna kesinlikle teslim olmayacaktır" dedi.
"Başbakan'a Anayasa dersi"
TBMM Genel Kurulu'nda geçmişte de pankartlı eylemler yapıldığı ve Başbakan Erdoğan'ın bu eyleme ilişkin "Hukukumuzu da sonuna kadar arayacağız" ifadesi için de Baykal, "Başbakan'a önce bir Anayasa dersi vermek lazımdır. Milletvekilleri ve Genel Kurul, demokrasi, düşünce özgürlüğü, iç tüzük... Bu konularda birisinin onu eğitmesine ihtiyaç vardır. Elbette Türkiye'de hukuk herkes için işleyecektir, işlemelidir. Biz de onu istiyoruz. Başta Başbakan için işlemelidir hukuk. Önce Başbakan'ın dokunulmazlığı kaldırılmalıdır. Çünkü onun dokunulmazlığının kaldırılmasına yönelik ciddi, ceza hukukumuz açısından suç teşkil eden savcılık dosyaları vardır" dedi.
"Burada, böyle bir Genel Kurul'da, üyesi oldukları bir Genel Kurul'da TBMM üyelerinin, milletvekillerinin düşüncelerini sözle ifade etmeleri, kürsüden ifade etmeleri, yerlerinden sözle ifade etmeleri ya da düşüncelerini sözle ifade etmenin ötesinde görsel olarak ifade etmeleri ceza hukuku açısından herhangi bir sorun teşkil etmez" diyen CHP lideri, "Bunu Başbakan'a birilerinin anlatması lazımdır" şeklinde konuştu.
O da konuşacak mı?
Baykal, TBMM'deki genel görüşmelerde söz alıp almayacağının sorulması üzerine, henüz karar vermediğini belirtti. Açıklayıcı bir değerlendirme beklediğini ancak bunun hala gerçekleşmediğini ifade eden Baykal, "Ya bunu şikayet etmek ya da ciddi bir şey söylenirse bunu değerlendirmek için söz alma ihtimalinin olduğunu" söyledi.
Dünkü görüşmeler tatmin etti mi?
"Dünkü görüşmeler bir kez daha bu açılımın ne kadar yanlış yürütülmekte olduğunu çok açık bir şekilde ortaya koymuştur. İçeriği belli olmayan, gizlenen bir proje TBMM'ye dün bir genel görüşmeyle taşınmak istendi ama bir tek kelime yeni, aydınlatıcı, açıklayıcı değerlendirme yapılmadı" diyen Deniz Baykal, "Bu konuda ne kadar bilgisizsek, dünkü görüşmeden sonra da aynı şekilde bilgisiziz. Bu anlaşılabilir bir olay değildir. Bu, TBMM'ye saygısızlığın ifadesidir, kamuoyuna karşı saygısızlığın ifadesidir. Bu, toplumu, milleti yanıltma, aldatma amacının ifadesidir. Gerçekten konu TBMM'ye getirilecek denildi. Hiçbir şey getirilmedi. Hiçbir şey TBMM'de konuşulmadı. Bir oyun oynanmak isteniyor. Bir aldatmaca gerçekleştirilmek isteniyor. CHP'nin buna alet olması hiçbir şekilde söz konusu değildir. Bu aldatmacanın Türkiye'nin büyük tarihi birikimine yönelik çok ciddi tehlikeler, tehditler içerdiğini hepimiz görüyoruz. Bu gizleme çabası, bilgi vermekten kaçınma anlayışı hiç kuşku yok ki söylenecek olanların Türkiye'yi rahatsız edeceğinin bilinmesinden kaynaklanmaktadır. Türkiye'ye karşı bir tuzak söz konusudur. Bunun hepimiz farkındayız. Tabii dünkü olayın altında bu tuzağın bir 10 Kasım günü TBMM'ye taşınmak istenmesi tahrik edici bir neden olmuştur. Meclis'i toplayacaksınız, 10 Kasım'da toplayacaksınız ve Meclis'i de yanıltma, aldatma anlayışı içinde tek bir kelime açıklamayacaksınız ve ondan sonra da TBMM'ye bilgi verdiğiniz anlayışını herkes kabul edecek..." dedi.
Meclis'te gergin "açılım" oturumu
"Demokratik açılım" konusunda verilen genel görüşme önergesi,
TBMM Genel Kurulu'nda kabul edildi.
Zaman zaman sert tartışmaların yaşandığı genel kurulda Beşir Atalay'ın konuşması sırasında CHP'liler pankart açtı.
Başbakan Erdoğan tepkisini, "Ortaya çıkan tablo aslında Parlamento İçtüzüğüyle hiç uyumlu olmayan, tamamen buna ters, tamamen bir istismar tablosunun orada tecelli etmesidir" sözleriyle gösterdi ve Meclis Başkanı Mehmet Ali Şahin'i
göreve çağırdı.
Yorum Yaz |
Yorumları Oku