CNN TÜRK'ün 23 yaşındaki spikeri Sultan Arınır elinde mikrofon haber peşinde koştuktan sonra stüdyoda haber sunmanın zor geldiğini ama ikisinin de keyfinin ayrı olduğu belirtti.
CNN TÜRK Haber spikerlerinden Sultan Arınır, son dönemde dikkat çeken ekran yüzlerinin başında geliyor. 23 yaşındaki Arınır'ı bazen elinde mikrofon halkın içine karışırken, bazen de stüdyoda haber sunarken görüyoruz. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Sosyoloji Bölümü mezunu olan Arınır, medyaya CNN TÜRK'ün İnsan Kaynakları Departmanı'nda yaptığı staj sayesinde adım atmış.
* Gazetecilik çocukluk düşünüz müydü?Hayallerimden biriydi diyelim. Bir dönem savaş muhabiri olmak istediğimi hatırlıyorum.
Herhalde o zaman çatışma ortamında haber peşinde koşmak oyun gibi gelmiş bana.
* Mesleğe nasıl adım attınız?Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Sosyoloji Bölümü mezunuyum. 23 yaşındayım.
Üniversite 3. sınıfta devamlı kendimi sorguluyor, ne yapacağım, bu hayattan ne bekliyorum sorularına cevap aramaya çalışıyordum ki, her şey bir anda gelişti. Yurttaki oda arkadaşım Doğan TV'nin İnsan Kaynakları Departmanı'nda staj yapıyordu ve Erasmus programı ile yurtdışına gitmesi gerekiyordu. Bu yüzden de yerine biri alınacaktı.
Bana "İster misin?" diye sordu. "Tabii" dedim, görüşmeye gittim ve o binaya adımımı atmış oldum. Çok güzel insanlarla birlikte staj yaptım ama oraya ait olmadığımı her fırsatta dile getirdim. Haber departmanında çalışmak istediğimi söyledim. Ancak o yıl stajyere ihtiyaç yoktu, kısmet olmadı. 4.sınıfta iken şansımı tekrar denedim ve "Afiş" programında staja başladım, habere geçmem de "Netten Haber" isimli yeni bir programın başlamasıyla oldu. Rıdvan Akar ve Yavuz Oğhan, bu süreçte bana çok güzel bir kapı aralamış oldular.
* Bir günlük çalışma planınız nasıl? Kaçta gelip kaçta çıkıyorsunuz?Sürprizlerle dolu bir iş bizimkisi. O gün başımıza neler geleceğini tahmin edemeden 08.00 ve 09.00 gibi kanala geliyoruz. Gazeteleri okuyup gündemde ne olduğuna baktıktan sonra haber müdürümüz Rıdvan Akar'la toplantı yapıyoruz.
Toplantıda o gün yapacağımız haberler belirleniyor. Ön araştırma için biraz zaman harcıyoruz. "Kimlerle konuşacağım? Onlara nasıl ulaşacağım? Herhangi bir yerden izin almam lazım mı?" gibi soruların yanıtlarını kendime verdikten sonra kameraman arkadaşımla birlikte çıkıyoruz, artık ne zaman dönebilirsek... 2 dakika yayın yapıp kanala döndüğüm de oluyor, sabaha kadar dönemediğim de... Örnek vermem gerekirse Gazze'ye yardım götüren Mavi Marmara gemisinin yolcularının geldiği gün mesela... Sabah 08.00'de evdeydim. Yani bu işin saati yok.
* Sizi genelde sokak röportajlarında ve koştururken görüyoruz. Bu sırada neler yaşıyorsunuz?Sokakta çok
ilginç şeyler ile karşılaşıyoruz. Bu yüzden çok eğlendiğimiz zamanlar da oluyor, çok yorulduğumuz, zorlandığımız zamanlar da... Her şey haberin konusuna göre değişiyor aslında.
Ama ne olursa olsun koştururken bir şey kaçırmamaya, en doğru bilgiye ulaşmaya çalışıyorum. Bu işte herkes ile iletişim halinde olabilmek çok önemli. Herkesle konuşurum, her şeyi sorarım, çok ciddi hatalar yapmamaya çalışırım.
* En zorlandığınız haber takibiniz hangisiydi ve üstesinden nasıl geldiniz?Çok duygusal bir insanım. Her ne kadar duygularımı bu işle yitirmeye başlamış olsam da ölümlü haberler beni çok etkiliyor. Örneğin bir ana sınıf öğretmeni, kendisine aşık olan bir adam tarafından öğrencilerinin gözü önünde bıçaklanarak öldürülmüştü. Öğretmenin oturduğu mahalleye gitmiştim. Neredeyse benim yaşımdaki kızın cenazesi oturduğu evin önüne getirilmiş; aileden, mahalleliden helallik alınıyordu.
Annesi, babası, kardeşlerinin ağlaması, ağıtları beni çok etkilemişti. Anons çekmeye çalışıyordum ama bir yandan da gözlerim doluyor, ağlıyordum. Çok zor bir gündü, işimi bitirince de arabaya oturup ağlamaya devam etmiştim. Kameraman arkadaşım "Ağla, içini dök ama bunlara alışman lazım" demişti. Bu iş böyle acıları da normalleştiriyor işte. Alışmaya başlıyorsun
* Hiç "Ben yapamam" deyip gazetecilikten soğudunuz oldu mu?Acaba dediğim anlar olmadı dersem yalan olur. Çok zor, yıpratıcı bir iş. Cesaretimin, isteğimin kırıldığı bazı anlar oluyor ama güçlü olmaya, kötü düşüncelerin üstesinden gelmeye çalışıyorum. İnsanın kendini geliştirmesine imkan tanıyan bir mesleğim var, elimde böyle bir güç varken pes etmem çok zor.
* Kendinize kimleri rol model olarak aldınız?Bu işi iyi yapan kadınları örnek gösteriyorum kendime... Şirin Payzın gibi, Ayşenur Arslan gibi..
* Aileniz meslek tercihinde sizi destekledi mi? Onlar hangi mesleklerle uğraşıyor, ailede gazeteci var mı?Ailemde hiç gazeteci yok. Babam
memur, annem de ev hanımı. Üniversiteyi kazanıp İstanbul'a geldiğimden beri yani 5 yıldır ailemden ayrı yaşıyorum. Bu yüzden hayatımla ilgili kararları hep kendim vermek zorunda kaldım. Ama ailem kararlarıma hep saygı gösterdi. İş konusunda da hep yanımda oldular, bana güvendiler, beni yüreklendirmeye çalıştılar.
Uzakta olduğumuz için evde hep CNN TÜRK açıktır. Annem ilk başladığımda her yayınımdan sonra arardı. Eğer yayınımı beğenmediysem sesime yansır annem de, "Hayır çok iyiydin, çok güzeldin, sakın moralini bozma" derdi.
* Siz kimlerden haber dinlemeyi seviyorsunuz, favori habercileriniz kimler?Mehmet Ali Birand, Uğur Dündar ve Ali Kırca'yı saymıyorum bile... Bu isimler dışında yoğun gündemle kolayca başa çıkabilen isimlerden ilk aklıma gelenler, Erhan Ertürk, Başak Şengül, Pelin Çift... Bu isimlerin özgüvenleri, doğallıkları, konuya hakim olmaları ekrana çok güzel yansıyor.
* Mesleğinizle ilgili nasıl hayaller kuruyorsunuz?Şu an tek düşündüğüm bu işi iyi yapabilmek, her gün kendimi daha çok geliştirmek. Belki yıllar sonra kendi programımı yapmak isterim. İçinde kültürün, sanatın, hayatın, farklı yaşam tarzlarının olduğu bir program... Bilemiyorum.
* Sürekli stüdyoda olacağınız bir formatta çalışmak mı, muhabirlik mi daha zevkli sizce?Bir kere sahada çalışmanın tadını alınca stüdyoya girmek zorlaşıyor. İkisinin de keyfi, heyecanı çok farklı.
Ama dışarda haber peşinde olmak kendimi daha iyi hissetmemi sağlıyor. Haberin peşinde koşmak, yorulmak, onu şekillendirmek... Aslında dışarıda daha çok emek verdiğimi hissediyorum.
* Boş zamanınızda kendinizi nasıl dinlendiriyorsunuz?Yorgunsam evde vakit geçiririm. Çok okurum, bazen yazarım, film izlerim, sürekli takip ettiğim birkaç yabancı dizi var onları izlerim. Hiç gitmediğim, görmek istediğim yerlere, sergilere, konserlere giderim. Ve hep daha çok yorulurum. Çünkü bunları 1 ya da 2 güne sığdırmak çok zor.
* Bundan 10 yıl sonra kendinizi nerede görmek istersiniz?10 yıl sonra kendini çok iyi geliştirmiş, başarılı işlere imza atmış, hayattan keyif alan bir gazeteci olmak isterim.
* Evlilik ve çocuk konularına bakış açınız nasıl?Her şey zamanı geldiğinde yaşanacaktır diye düşünüyorum. Evliliğe de çocuğa da daha çok zaman var.
Kaynak: Mesut Yılmaz / Milliyet TV