Dünya sosyetesini giydiren, hayatını Viyana'da sürdüren ünlü Türk modacı Atıl Kutoğlu, Türkiye'nin AB'ye giriş sürecinde Avrupa halkının ön yargısının kırılmasının önemine işaret ederek, "Türk kültürünü ve modasını yurt dışında temsil ederek, Türkiye'nin imajının iyi algılanmasına katkıda bulunmak için elimden geleni yapıyorum ama Viyana basınında çıkan bir töre cinayeti haberi, bizim bütün çalışmamızı boşa çıkarıyor" dedi.
Viyana'da sorularını yanıtlayan Kutoğlu, İstanbul'da Alman Lisesinden mezun olduktan sonra Viyana'ya geldiğini ve burada işletme okuduğunu belirterek, yaklaşık 20 yıldır Avusturya'da yaşadığını ve 10 yıldır da profesyonel olarak
moda ile uğraştığını söyledi.
İstanbul'da yaşadığı yıllarda Vakko ve Beymen'de staj yaptığını anlatan Kutoğlu, "Moda, benim çocukluğumdan beri tutkun olduğum mesleğim. Alman Lisesinde okurken, kız arkadaşlarım hep benim çizimlerimi diktiriyordu. 'Bunları defile haline getirelim' diye düşündük ve son iki yıl defile düzenledik" dedi.
Kutoğlu, "Bir gün Viyana'da tramvayla okula giderken uzun dönem belediye başkanlığı yapan Helmut Zilk ile karşılaştım. Zilk, bir basın grubuyla inceleme yapmaya çıkmıştı. Zilk'in peşinden koştum ve 'Ben bir öğrenciyim ama gönlüm modada ve büyük bir defile yapmak istiyorum' diyerek, kendisinden Viyana'da ilk defilemi yapmak için destek istedim. Zilk, 'Tabii size yardım edeceğiz' dedi. Bir hafta içinde aradılar. Hem belediye başkanıyla hem de kültür işleri sorumlusuyla buluştum ve Viyana'da ilk defilemi henüz öğrenciyken yaptım" diye konuştu.
Viyana'da
üniversite öğrenimini tamamladıktan sonra firmasını ve atölyesini açan, Avusturya'da defalarca çeşitli kurum ve kuruluşlar tarafından "Yılın En İyi Modacısı" seçilen Kutoğlu, Viyana'nın ardından
Almanya,
İtalya,
Fransa ve Amerika'ya açıldı.
Catherine Zeta-Jones ve Naomi Campbell da müşterisiNew York Moda Haftası'nda 2000-2007 yılları arasında defileler düzenleyen ve dünya sosyetesini giydiren Kutoğlu, "Merkezimin Avusturya'da olması ve senelerce burada yaşamam önemli ilişkiler getirdi. Müşterilerim arasında Avusturya'nın en ünlü
medya gruplarının sahiplerinin eşleri ve kızları da bulunuyor. Bunların çoğu yakın dostum. Avusturya Başbakanı Werner Faymann'ın göreve gelmesi dolayısıyla düzenlenen davette eşi bana 'Biliyor musunuz, sizin bende 4 tane kıyafetiniz var' demişti. Meğer eskiden de beni takip eden, kıyafetlerimi satın alan bir müşterimmiş" dedi.
Kutoğlu, "Şimdi onlarla tekrar samimiyetim arttı. Kendisini önümüzdeki aylarda Türkiye'ye davet etmek istiyorum, çünkü hiç İstanbul'a gelmemiş. Şimdi de ona yeni kıyafetler hazırlıyoruz" diye konuştu.
Avrupa'nın en köklü hanedanlarından Habsburg ailesinin gelini, çağdaş sanat koleksiyoneri ve dünya jetsetinin önemli ismi Prenses Francesca von Habsburg, Prenses Camilla von Habsburg, Prenses İra Von Fürstenberg, Londra'da Prenses Marie Christine of Kent, eski
ABD Başkanı George W. Bush'un yeğeni ve mankenlik de yapan Lauren Bush ile film yıldızları Catherine Zeta-Jones, Jessica Alba, Molly Sims ve Belçikalı pop yıldızı Viktor Lazlo, top model Naomi Campbell'ın da aralarında bulunduğu dünya sosyetesinin önemli isimlerinin kıyafetlerini hazırlayan Kutoğlu, "Bu şekilde Avusturya ve New York odaklı kariyerimi buralara kadar getirdim" dedi.
"İstanbul'a yabancı markalar akın ediyor"Kutoğlu, modanın da Türkiye'yi güzel ve olumlu şekilde tanıtmak için önemli bir araç olduğuna dikkat çekerek, "Hedefim, Türkiye'yi, Türk kültürünü ve modasını yurtdışında temsil ederek, bu şekilde Türkiye'nin imajının iyi algılanmasına, modern Türkiye'nin tanıtımına, çağdaş bir imajın etkin olmasına katkıda bulunmak" diye konuştu.
Nişantaşı'nda bir yıl önce mağaza açtığını anımsatan Atıl Kutoğlu, "Türkiye'ye neden mağaza açtım? İstanbul'a yabancı markalar öyle bir akın ediyorlar ki her köşede Türk firmaları azalıyor, yabancı markalar sadece bir tane ile kalmıyor, birçok şube açıyor. Avrupa'nın alım gücü çok yüksek olan önemli başkentlerinde, Paris ve Londra gibi
moda metropolu değilse, yabancı marka çokluğu yok. Eşarplar, Türk esintileri taşıyan aksesuarlar, deri çantalar, şallar, cüzdanlar, fularlar, erkekler için de kravat, cüzdan setleri hazırladım. Türkiye'nin önemli isimleri de artık daha çok 'Atıl Kutoğlu' giymeye başladı ve böylece gardıroplarındaki yabancı markalar arasına bir Türk markası da girmiş oldu" dedi.
"Sade bir lüksün temsilcisiyim"Kendisini "sade bir lüksün temsilcisi" olarak tanımlayan Kutoğlu "Sitilinizi nasıl tanımlarsınız?" sorusunu "Türk kültüründen esintiler taşıyan sade bir lüksü yansıtan çizgi" diye yanıtladı.
Bu sadeliği de Viyana'da öğrendiğini vurgulayan Atıl Kutoğlu, şunları söyledi: "Türkiye'den başlayarak, doğuya doğru gidilen coğrafyada süslemeler, daha çok abartmayı seven bir yöne doğru gidiyor. Viyana'nın, 20. yüzyılın başlarındaki Avusturya sanatının
altın çağı olarak nitelendirilen bir dönemi var. O dönemin mimarı Adolf Loos, çok çarpıcı resimleri olan dahi ressam Egon Schiele, süsleme, dekorasyon ve mobilya konusunda çok önemli isim Joseph Hofmann'ın çalışmaları beni çok etkiledi. Onlardan esinlenerek biraz sadeliğe yöneldim. Kıyafetlerimi Osmanlı veya Türk esintileriyle süslerken, 'Daha ne ekleyeyim' değil de 'Neleri azaltayım ki daha çarpıcı olsun' diye sorarak hareket ediyorum" dedi.
Öğrencilerle ortak çalışmaUzun yıllardır kıyafetlerini giyen Avusturya
Eğitim ve Kültür Bakanı Claudia Schmied'in teklifi üzerine başlattıkları proje hakkında da bilgi veren Kutoğlu, ortak yürüttükleri proje çerçevesinde ülkede bulunan 24
moda okulunda eğitim gören gençlerle çalıştıklarını anlattı.
Kutoğlu, "Viyana'da bazı okullarda dersler veriyorum, öğrencilerle ortak çalışmalar yapıyorum. Bu projeyi de eğitimsel derinliği olduğu için önemsiyorum. Proje kapsamında, öğrenciler verdiğim temalar çerçevesinde tasarımlar yapacak, sonra onların en iyileri seçilecek. Kıyafetler Avusturya'nın
Cumhuriyet Bayramı olan 26 Ekim'de Viyana'da benim küratörlüğümde düzenlenecek büyük bir defilede sergilenecek. Gecede
moda okullarından seçilen çalışmalar sergilendikten sonra yeni koleksiyonum uluslararası basına ve davetlilere sunulacak" dedi.
"Binbir gece masalları gibi..."Avrupa'daki cemiyet hayatının önemli olaylarından biri olan "Viyana Opera Balosu"nun her yıl şubat ayında bir geceliğine balo salonuna dönüştürülen Viyana'nın görkemli tarihi opera binasında gerçekleştirildiğini belirten Kutoğlu, "Baloda, dünya sosyetesi ile Avusturya Cumhurbaşkanı, Başbakanı ve bakanları, başka ülkelerden prensler, prensesler bir araya geliyor. Eski Viyana Belediye Başkanı Zilk'in müzikal yıldızı eşi Dagmar Koller ile birçok ünlü isim baloda defalarca benim Türk ve Osmanlı esintileri taşıyan kıyafetlerimi taşıdılar ve kendilerini binbir gece masallarında gibi hissettiklerini ifade ettiler. Bu da bir modacı için güzel bir iltifat..." diye konuştu.
"Yavaş yavaş değişiklikler başladı""Yurtdışında Türklere ve size yaklaşım nasıl?" sorusu üzerine Kutoğlu, Dagmar Koller'in tanıştıklarında, kendisine "Siz Türk olamazsınız" dediğini anlatarak, "Demek ki gözünde Türklerin imajı o kadar kötüymüş... Birçok kez İstanbul'da misafir ettiğim Koller'in Türkiye ve Türklerle ilgili fikri değişti" diye konuştu.
Atıl Kutoğlu, Avrupa'da Türkiye ile ilgili yavaş yavaş değişikliklerin başladığını belirterek, "Ben ve benim gibi arkadaşlarım, senelerce Avusturya ve Alman medyasında politik programlara da katıldık. Mesela, Türkiye'nin
AB müzakere süreci başladığında, Viyana'da bir televizyon kanalının ciddi bir politika programında, Avrupalı siyasetçilerle savaş alanında Türkiye'yi savundum. Maalesef Avrupa ülkelerinde, Türkiye ile ilgili burada yaşayan vatandaşlarımızdan gördükleri tarzda bir ön yargı var. Türkiye'den gelen olumlu ve güzel haberler yerine, kamuoyu ve basının negatif haberleri tercih etmesi ve onu büyütmesinden dolayı negatif bir hava var. Eskiden gelen ve tanıtım yapılmayan yıllardan kalan bir ön yargı, halkın kafasında Türkiye ile ilgili farklı bilgiler var. Bunu şimdi şimdi yok etmeye başladık, ama yine de az" şeklinde konuştu.
Bu konuda çok yoğun çalışılması gerektiğini vurgulayan Kutoğlu, "Ben ve benim gibi arkadaşlar, devamlı kamuoyunun önünde, Türkiye'nin imajını olumluya çevirmek için çalışıyoruz ama Türkiye'deki bakanlıklar ve yetkililerle daha bilinçli projeler geliştirilmeli" dedi.
Atıl Kutoğlu,
moda,
spor ve müziğin halkları ve kamuoyunu olumlu yönde etkileyen olgular olduğuna dikkati çekerek, Türkiye'yi ziyaret edenlerin olumlu imajlarla döndüğünü belirtti. Kutoğlu, "Avrupa'da,
ABD'de ve dünyanın her yerinde Türk ve Türkiye imajını olumluya döndürmenin en etkili yolu kültür ve sanattır" dedi.
Kutoğlu, "Bugün Avusturya'da Türkiye'nin
AB'ye girişine sıcak bakılmıyorsa, bunda halkın ön yargısı önemli bir etken. Bunu da ancak basının gücüyle değiştirebiliriz. Politikacılar oy kaygısından dolayı ülkenin genelini düşünüp, ona göre hareket etmek zorunda kalıyor. Halkı Türkiye konusunda eğitmek kolay değil. Bunu onlardan önce bizim yapmamız lazım. Ben Türkiye'nin tanıtımını ferdi olarak fazlasıyla yapmaya çalışıyorum ama Viyana basınında çıkan bir
töre cinayeti haberi bizim bütün çalışmamızı, olumlu imaj yaratma çalışmamızı boşa çıkarıyor" ifadelerini kullandı.