İran'ın uranyum zenginleştirme programında yüzde 20'lik seviyeye ulaştığını açıklamasının ardından Moskova, Tahran'a yönelik yaptırımlara net bir şekilde karşı duramıyor. Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy'nin davetlisi olarak Paris'e giden Rusya Devlet Başkanı Dimitriv Medvedev, İran'a yönelik yaptırımlar konusunda "mantıklı, dengeli ve sivillerin hedef alınmadığı bir yaptırımın uygulanması" gerektiğini söyledi.
Uzmanlar ise,
G-20 zirvesinden bu yana
ABD'nin sıkı politikası ile
Rusya'nın zaten çok önceden başladığı yön değiştirme politikasının böylelikle
İran konusunda son belirleyici olma özelliği taşıdığını söylüyor.
Rusya Devlet Başkanı Medvedev,
Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy'nin davetlisi olarak Paris'te. İkilinin ana gündem maddesi son günlerin popüler konusu
İran ve nükleer silahlanma isteği.
Medvedev, Batı'nın alacağı muhtemel yaptırımların, özellikle
İran'ın sivil hayatını 'felç edici' nitelikte olmaması gerektiği konusunda uyarıyor. Ancak Rus lider,
İran'a yönelik yaptırımlar konusuna artık açıkça destek veriyor.
Medvedev son açıklamasında diplomatik çabaları desteklediklerini yineledi ama uyardı: "Eğer başarısız olursak, tekrar söylüyorum diğer ortaklarımızla birlikte yaptırımlar konusunu düşünmeye başlarız."
Rusya İran'dan neden uzaklaştı?Peki
Rusya neden Batı'nın yanında yer almaya karar verdi? Neden
İran'dan uzaklaştı.
1989'dan sonra askeri gücü ve kapasitesini artırmak için ciddi bir çalışmaya giren
İran, bu doğrultuda ilk önemli işbirliğini oysa ki
Rusya ile yapmıştı. Almanlar tarafından yapımı başlatılan Buşehr nükleer santralinin yeniden inşası 1995'te
Rusya'ya verilmiş ilişkilerde böylelikle pekişmişti.
Peki ne oldu da
Rusya bir zamanlar sıkı müttefik olduğu
İran'a sırtını dönmeye başladı?
TÜRKSAM Başkanı Sinan Oğan,
Rusya'nın özellikle bu konuda "Matruşka taktiği" yani "siyaset içinde siyaset politikası" uyguladığını savunuyor.
Rusya'nın
kar-zarar hesabı yaptığını belirten Oğan,
İran'a yapılacak herhangi bir müdahalenin
petrol fiyatlarını artıracağını ve bunun da
Rusya'nın işine geleceğini söylüyor.
Ancak Oğhan'a göre bu işin birde öteki yüzü var. Yani
Rusya-
İran ilişkileri tartışılırken
ABD'nin
Rusya'yı
İran'dan vazgeçirmek için ne verdiğine bakılması lazım. Oğan eğer
Rusya ABD'den istediklerini alamazsa yüzünü tekrar kolaylıkla
İran'a dönebileceği mesajını veriyor.
CNN TÜRK Danışmanı eski Büyükelçi Yalım Eralp ise
Rusya'nın
İran konusunda politikalarını kesinlikle ve büyük ölçüde değiştirdiğine inanıyor. Eralp, "
Rusya ABD ile zaten mutabakata varmış gibi gözüküyor" derken
İran'ın nükleer arzusunun bu kadar yüksek olmasının
Rusya'yı tedirgin ettiğinin de altını çiziyor.
Eski Büyükelçi, nisan ayındaki toplantıdan ise
Rusya tarafının "yaptırıma çok yakın" bir kararla çıkacağına inanıyor. Ancak,
ABD-
Rusya arasındaki
İran pazarlığının ne yaptırımlarla şekilleneceği karar için önemli unsurlardan.
Milliyet gazetesi köşe yazarı Kadri Gürsel ise, Batı ile beraber yürüyen bir
Rusya portresinin son günlerde hakim olduğunu kabul ediyor ancak atlanmaması gereken bir başka noktanın da altını ısrarla çiziyor: O da
Rusya'nın "çantada keklik bir ülke" olmadığı gerçeği.
Rusya'nın
İran'a karşı BM Güvenlik Konseyi'nde çıkabilecek ağırlaştırılmış yaptırımlar için hala ikna edilmesi gerektiğini belirten Gürsel,
Rusya'nın bu pozisyon değişikliğinin erken ve iyimser yorumlandığını düşünüyor. Çünkü
Rusya, her ne kadar yaptırımları kabullenmiş gözükse de aslında yaptırımların uygulanması konusunda arzulu ve istekli değil.
Yeni bir savaş mı?Çünkü
İran Rusya'nın en önemli pazarı olması dışında tarihsel sürecede bakılacak olur ise bir anlamda kader ortağı. Ancak,
Rusya'nın
ABD ve Batılı ülkelerle pazarlık masasına oturmasının tek yolu yine
İran.
Tüm bu bilgiler ışığında, nükleer çalışmalara baş koymuş bir ülkenin bu fikrinden döndürülmesi ihtimalinin çok düşük olduğu gerçeği ortaya çıkıyor. Dünyanın yeni bir savaşın eşiğine sürüklendiği ihtimalinin ne kadar doğru olduğunu ise zaman gösterecek.