Uluslararası Para Fonu (IMF), Mali Kural Yasa Tasarısı'nın daha fazla gecikmeksizin kabul edilmesi gerektiğini bildirdi.
IMF'nin Türkiye ile yapılan 4'üncü madde görüşmelerine ilişkin raporu yayımlandı.
Hükümetin, Mali Kural Yasa Tasarısını Meclis'e getirmek için özel bir takvimi olmadığını açıkladığı belirtilen raporda, Mali Kural'ın kabulü yerine hükümetin Orta Vadeli Programı (OVP) uygulama devam etmeye niyeti olduğu ifade edildi.
Raporda, "
IMF, mali kuralın OVP'den daha önemli olduğunu ve Mali Kural Yasa Tasarısı'nın daha fazla gecikmeksizin geçmesi gerektiğini düşünüyor. Mali Kural'ın hızla kabul edilmemesi durumunda seçim dönemi öncesinde fırsat penceresi kapanabilir" denildi.
Mali Kural'ın şeffaflık ve kamu maliyesi yönetimi için gerekli iyileşmeleri sağlayabileceğine işaret edilen raporda, "Mali Kural'ın gecikmesi hükümetin mali disiplin üzerindeki güvenilirliğinin zayıflaması riskine yol açıyor" ifadesi kullanıldı.
Raporda, "İhracattaki artışa rağmen, gayri safi yurtiçi hasılanın (GSYH) yüzde 5'ine hızla yaklaşması beklenen cari işlemler açığı, büyük oranda büyümedeki toparlanmayı yansıtıyor" denildi.
Enflasyonun, yıl sonunda hedef bandın orta noktasının üzerinde olmasının tahmin edildiği raporda, enflasyonun azalmasının,
küresel kriz sırasında zayıf talep nedeniyle düşen, ancak son zamanlarda hızla artan cari işlemler açığının ise 2015 yılında dış borcun GSYH'nin yüzde 50'sinin üzerine çıkmasıyla, kademe kademe artmasının beklendiği ifade edildi.
İşsizlik oranının yüzde 10 civarında seyrettiği bildirilen raporda, işsizlik oranının kalıcı olarak düşürülmesinin sürdürülebilir yüksek GSYH oranlarına bağlı olduğu vurgulandı.Raporda, artan cari işlemler açığı ve hedefin üzerindeki enflasyonla birlikte ekonomideki büyümenin yakın dönemde güçlü olacağı, 2010 yılı için büyümenin yüzde 6-7 oranında olmasının beklendiği kaydedildi.
Avrupa'daki belirsiz durumun yakın dönemde Türkiye'nin büyümesinde risk yaratacağına dikkat çekilen raporda, Avrupa'nın
ihracat talebinin beklentilerin altında kalması (ekonomideki hareketliliğin azalması ve daha değerli euro),
AB bankalarından daha az fon sağlanması ya da Avrupa'da riskten kaçınmanın iç ve dıştalebi azaltması olasılığına işaret edildi.