Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink'in öldürülmesine ilişkin 5'i tutuklu 20 sanık hakkında açılan davanın 12. duruşması bugün görüldü. Bugünkü duruşmaya gizli tanık ifade vermeye getirilmedi. Mahkeme ise gizli tanığın gelecek celse hazır bulundurulması için Cumhuriyet Başsavcılığı'na yazı yazılmasına karar verdi. Mahkemede Ogün Samast ile müdahil avukat Hakan Karadağ arasında tehdit tartışması yaşandı.
Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni
Hrant Dink'in öldürülmesine ilişkin 5'i tutuklu 20 sanık hakkında açılan davanın 12. duruşmasında, tutuklu sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar verildi.
İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmada verilen ara kararda, tutuklu sanıklar Erhan Tuncel, Ogün Samast, Yasin Hayal, Ersin Yolcu ve Ahmet İskender'in, kaçma şüphesinin devam etmesi, kuvvetli suç şüphesini gösteren olgu kriterinin mevcut dosyada devam etmesi ve koruma tedbirlerinin yeterli olmayacağı gerekçeleriyle tutukluluk hallerinin devamını kararlaştırdı.
Mahkeme heyeti, duruşmada dinlenen tanıklar Orhan Özbaş ve Turan Meral arasında geçen tüm iletişim ve sinyal bilgilerinin gönderilmesi için Ankara Telekomünikasyon İletişim Başkanlığına yazılan yazının yeniden gönderilmesini kararlaştırarak, cinayetin meydana geldiği caddede bulunan Şafak Sokak'ta faaliyet gösteren bir iş yerinin cinayet tarihi 19 Ocak 2007 itibariyle hangi faaliyetle meşgul olduğunun tespiti ve iş yeri açma izni belgesi ile tüm evraklarının gönderilmesi için İstanbul Emniyet Müdürlüğüne yazılan yazının da yeniden yazılmasına hükmetti.
Heyet, müdahil tanıklar Erhan Sevil ve Mehmet Ali Temelocak'ın gelecek duruşma zorla getirilmeleri için yazı yazılmasına, bir başka suçtan Ümraniye Cezaevi'nde hükümlü bulunan ve mahkemeye olayla ilgili tanıklık yapmak istediği yönünde dilekçe gönderen Erhan Özen'in gelecek duruşmada hazır edilmesi için Ümraniye Cezaevi Müdürlüğü ve Ümraniye Cumhuriyet Savcılığı'na yazılar yazılmasına karar verdi.
İkinci "
Ergenekon" davasının tutuklu sanıklarından Durmuş Ali Özoğlu tarafından yürütüldüğü ortaya çıkan ve İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nin bazı klasörlerinde bulunduğu belirtilen psikolojik savaşla ilgili tüm bilgi ve belgelerin onaylı fotokopilerinin mahkemeye gönderilmesi için ilgili mahkemeye yazı gönderilmesine hükmeden heyet, tanık Mesut Kadri'nin zorla getirilmesini kararlaştırdı.
Şafak Sokak'ta faaliyet gösteren bir
internet kafeyle ilgili ruhsat ve belgelerin Şişli Belediye Başkanlığından istenilmesi için yazı yazılmasına karar veren heyet, cinayet tarihinde
internet kafeyi çalıştıran ve Uşak İl Emniyet Müdürlüğüne tayininin çıktığı belirtilen polis memuru Cahit Kılıç'ın tanık sıfatıyla bilgisine başvurulması için Uşak Ağır Ceza Mahkemesi'ne yazı gönderilmesini kararlaştırdı.
Heyet, Emniyet Genel Müdürlüğü'nden gönderilen gizli F3, F4 ve F5 raporlarının, sanıklar ve müdahil avukatlarının katılımıyla naip hakim Resul Çakır ile birlikte incelenerek dava konusu olayla ilgili bilgi ve belgelerin zapta geçirilmesi, elde tutulması, olayla ilgisi olmayan bilgi ve belgelerin ise ayrımlanmasının istenilmesine karar verdi.
Ergenekon ilişkisi için tespitHeyet, bu işlemin hakim Resul Çakır'ın odasında, 12 Nisan 2010'da yapılmasına hükmetti.
Gizli tanığın gelecek duruşmada hazır bulundurulması nedeniyle başta Osman Hayal olmak üzere diğer tutuksuz tanıkların da duruşmada hazır edilmeleri için İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na yazı gönderilmesini kararlaştıran heyet, müdahil avukatları ve sanık Erhan Tuncel'in dinlenmelerini talep ettiği kamu görevlileri
Ramazan Akyürek, Selim Kutkan, Ahmet İlhan Güler, Ali Fuat Yılmazer, Reşat Altay, Hüseyin Yavuzdemir ve Sabri Uzun'un istemini tanık beyanlarına ilave bir katkı sağlamayacağı gerekçesiyle reddetti.
Heyet, "
Ergenekon" davasında yargılanan kişilerle, bu davanın sanıkları arasında herhangi bir bağlantı olup olmadığının tespiti açısından iletişim bilgilerinin karşılaştırılması ve bu sanıkların telefonla birbirleriyle bağlantı kurup kurmadıklarının, telefon rehberlerine kayıtlı olup olmadıklarının tespit edilmesi için İstanbul Emniyet Müdürlüğü'ne yazı gönderilmesine karar verdi.
Gizli tanık beyanı nedeniyle Ermenice lisanına vakıf tercüman bir bilirkişinin gelecek duruşmada mahkemede hazır bulundurulması için İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına yazı yazılmasına da hükmeden heyet, duruşmayı 10 Mayıs 2010'a erteledi.
DURUŞMADANİstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinde, ara verilmesinin ardından tekrar başlayan duruşmada, müdahil avukatlardan Hakan Karadağ'ın talebi üzerine, Dink cinayetinin meydana geldiği Agos Gazetesi'nin bulunduğu sokaktaki bir banka ve mağazanın güvenlik kameralarına yansıyan olay günündeki görüntüler, projektörle heyete izlettirildi.
Avukat Karadağ, görüntülerde görünen beyaz gömlekli ve siyah ceketli şüpheli bir şahsa dikkat çekerek, telefonla konuşan ve şüpheli hareketleri olan şahsın,
Hrant Dink'in öldürülmeden önce bankaya girdiği sırada oradan uzaklaştığını, Samast'ın kaçtığı tarafı işaret ettikten sonra inşaata girerek kaybolduğunu söyledi.
Karadağ, bu kişinin kimliğinin tespit edilerek, baz istasyonu kayıtlarının mahkemeye gönderilmesini talep etti.
Duruşmada, tanıklar Turan Meral, Kaan Gerçek ve Orhan Özbaş, tek tek duruşma salonuna çağrılarak ifade verdi.
Tanıklardan Turan Meral, "Bayrampaşa'daki Adapark'a giderek, Samast ile tanıştıklarını ve birlikte arabayla gezdiklerini" söyleyerek, daha sonra birlikte Eyüp'te sahilde oturduklarını, Gazi Mahallesi'ne gittiklerini ve akşam olunca da Ogün Samast'ı dayısına bırakıp eve döndüklerini aktardı. Tanık Meral, müdahil avukatlarının sorusu üzerine, Ogün Samast'ın herhangi birini öldüreceğini kendisine söylemediğini ve onun silah da göstermediğini ifade etti.
Mahkeme Başkanı Erkan Canak'ın, "Daha önce savcılığa verdiğin ifadede tam tersini söylemişsin" diye uyarması üzerine de Meral, "İnsan içinde bir korku olur. Onu anlatamazsın. Ben hala tedirginlik içindeyim. Eski beyanlarımı kabul etmiyorum" dedi.
Tanıkların yerleri tartışmasıTanık Meral'in, ifadesi alındıktan sonra yerine oturması sırasında,
Hrant Dink ailesinin avukatlarından Kezban Hatemi, mahkemeye gelen tanıkların duruşma başlarken sanıkların arasında oturtulduklarını ve sanıklarla tanıkların birbirleriyle "güzel güzel" konuştuklarını iddia etti.
Mahkeme Başkanı Canak da duruşma başında tanıkların sanıkların yanında oturmasına izin veren jandarma görevlilerine kızdı.
Müdahil avukatlardan Şiar Rişvanoğlu söz alarak, davanın hassasiyetinin göz önüne alınarak, tanıkları sanıkların yanında oturtan güvenlik görevlileri hakkında, dikkatsizlikleri nedeniyle suç duyurusunda bulunulmasını talep etti.
Mahkeme başkanı Canak ile avukat Rişvanoğlu arasında, ses kaydı nedeniyle kısa süreli bir tartışma yaşandığı sırada, yeniden söz alan avukat Kezban Hatemi, duruşma salonundaki yetersizlikle ilgili, "İnsanlık dışı bir ortamdayız" dedi.
Başkan Canak da duruşma salonun da kendilerinin de aynı sıkıntıları yaşadıklarını belirterek, "Bu duruşma için çok çalışmama rağmen sağlıklı bir yer bulamadım. Duruşma salonunda görüntülü ve sesli tesisatın kurulmasında da en çok ben uğraştım" diye konuştu.
Tanık Orhan ÖzbaşDuruşmada ikinci olarak dinlenen tanıklardan Orhan Özbaş, Ogün Samast ile olaydan 9
ay önce internetteki bir okey sitesinde tanıştıklarını, İstanbul'a geldiğini, Adapark'a gidip onu aldıklarını ve ilk kez orada tanıştıklarını belirterek, Samast'ın arabada
Hrant Dink'in resmini gösterdiğini ve "Onu vuracağım" dediğini söyledi.
Samast'ı bu sözlerinden dolayı önemsemediğini ve şaka zannettiğini söyleyen Özbaş, ertesi gün
Hrant Dink'in vurulduğunu öğrendiğinde vuranın Ogün Samast olduğunu anladığını ve babasının telkiniyle kimseye bu durumu anlatmadığını kaydetti.
Özbaş, Samast'ın cinayetten sonra kendisini arayarak "o adamı vurdum" dediğini de söyledi.
Cinayetten 1 gün önce Adapark'ta buluşmak için arkadaşı Turan Meral'i de kendisinin çağırdığını belirten Özbaş, Mahkeme Başkanı Canak'ın, "Cinayetten sonra seni neden arıyor" sorusuna da, "Arkadaşız diye aradı. Benden bir şey istemedi" şeklinde cevap verdi.
Diğer tanık Kaan Gerçek ile de görüşüp cinayetin olduğunu ona söylediğini ifade eden Özbaş, soru üzerine, Samast'ı otogarda karşılamadığını ve Samast'ı korktuğu için ihbar etmediğini söyledi.
Mahkeme Başkanı Canak'ın, duruşma salonunda bulunan ve cinayette kullanılan silahı göstererek, "Gördüğün silah bu muydu?" sorusu üzerine de Özbaş, "Ogün'ün silahı bu silahtı" dedi.
Tanık Kaan GerçekTanıklardan Kaan Gerçek de Orhan Özbaş ile Turan'ın kendisini arayıp, "Trabzon'dan gelen biriyle görüşmeye gideceklerini" söylediklerini ve Adapark'a gidip aldıkları Samast'ı gezdirip Gaziosmanpaşa, Eyüp ve Gazi Mahallesi'ne gittiklerini söyleyerek, daha sonra Samast'ı aldıkları yere bırakıp eve gittiklerini anlattı.
Ogün Samast'ın özellikle Orhan ile konuştuğunu ve ona "Ben buraya adam vurmaya geldim" dediğini kaydeden Gerçek, Samast'ın şivesinin komik olduğunu ve onun tabancasını da arabadan inerken belinde gördüğünü dile getirdi.
Samast'ın Dink'i öldürdüğünü, Orhan Özbaş'ın eve gelip televizyonu açmasıyla evde öğrendiğini ve bu olaya şaşırdığını aktaran Gerçek, Özbaş'ın kendisine, "Dün yanımızdaki çocuk vurdu" dediğini de ifade etti.
Gerçek, korktuğu için polise gitmediğini anlattı. Soru üzerine, "Adapark'ta Ogün'ü ararlarken, arkadaşları Orhan'ın Ogün ile birlikte arabayla yanlarına geldiğini" söyleyen Gerçek, onların yakın arkadaş gibi göründüklerini de sözlerine ekledi.
Gizli tanık muammasıTanık anlatımlarından sonra duruşmada söz alan müdahil avukatları, bugünkü duruşmaya çağrılan gizli tanık ile ilgili süreci Mahkeme Başkanı'na sordular.
Başkan Canak da "Gizli tanığın adliyede olduğuna dair elinde bir not bulunmasına rağmen, gizli tanığın evde olduğu bilgisini aldığını" söyledi.
Müdahil avukatları, gizli tanığın çağrılarak dinlenmesini talep etti.
Söz alan
Hrant Dink ailesinin avukatlarından Ergin Cinmen, mahkemede dinlenen 3 tanığın bazı hususları ortaya çıkardığını ve
Ramazan Akyürek'in mahkemeye gönderdiği yazıdan, söz konusu 3 tanığın Ogün Samast'ı cinayetten önce otogarda karşıladıklarının anlaşılması gerektiğini belirtti.
Akyürek'in beyanının doğru olması durumunda beyanda bulunan 3 tanığın, cinayet organizasyonuyla bağlantısının ortaya çıkabileceğini, bunun tespiti için Akyürek'e ait yazının sağlıklı anlaşılmasının şart olduğunu ve söz konusu istihbaratın nereden alındığının bilinmesi için
Ramazan Akyürek'in mahkeme huzurunda dinlenmesi gerektiğini belirten Cinmen, daha önce de talep ettiği gibi Akyürek'in mahkemeye çağrılarak huzurda dinlenmesini talep etti.
Avukat Cinmen, 3 tanığın da "Ogün Samast'ın İstanbul'a
Hrant Dink'i öldürmek için geldiğini bildirdiklerini" aktardıklarını belirterek, bu fiilin TCK'nın 278. maddeye tekabül ettiğini ve ihbarda bulunmaları halinde suçun önlenebileceğini iddia etti.
Cinmen, TCK 278. madde gereği tanıklarla ilgili suç duyurusunda bulunulmasını talep etti. Duruşmada söz alan, Dink ailesi avukatlarından Bahri Belen de tanıklardan Orhan Özbaş'ın, Ogün'ün karşılanması ve silahını görmek ile ilgili beyanlarının, savcılık soruşturması sırasındaki beyanlarıyla uyuştuğunu belirterek, diğer tanıklar Turan Meral ve Kaan Gerçek'in, "soruşturmada alınan ifadelerini hatırlamadıklarını" beyanlarının gerçeği yansıtmadığını söyledi.
Avukat Belen, ciddi suçla ilgili yalan beyanda bulunan tanıklar Turan Meral ve Kaan Gerçek'in tutuklanmalarını talep etti.
Kafes Eylem Planı'nı sordularDuruşmada, müdahil avukatlar mahkemeye 16 sayfalık bir dilekçe verdi.
İstihbarat, polis ve jandarma birimlerinin görevlerini yerine getirmedikleri öne sürülen dilekçede, 12. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilen "Poyrazköy'de ele geçirilen mühimmata ilişkin" iddianamedeki delillerin, Dink cinayeti hakkında yeni ipuçları verdiği savunuldu.
Söz konusu iddianamede tutuklu sanık olarak yer alan
emekli Binbaşı Levent Bektaş'ın iş yerinde ele geçirilen DVD'de, 'gizli' ibareli "Kafes Operasyonu Eylem Planı"nın, "durum" başlıklı bölümüne dikkat çekilen dilekçede, şu ifadelere yer verildi:
"Bu belgede 'durum' başlığı altında şu ifadeler yer almaktadır: 'Rahip Santora, Malatya Zirve Yayınevi ve
Hrant Dink operasyonları sonrasında, Türkiye'de yaşayan gayrimüslimlerin irticai grupların hedefi olduğu yönünde kamuoyu oluşmuş, ancak AK Parti tarafından karşıt medyanın da desteğiyle söz konusu olayların
Ergenekon tarafından organize edildiği şeklinde yoğun propaganda faaliyetlerinde bulunulmuştur.' Burada davamız açısından dikkat çeken husus,
Hrant Dink cinayetinden bir operasyon olarak söz edilmesidir."
Dink cinayetinin tam olarak aydınlatılabilmesi ve örgütün tamamının ortaya çıkarılabilmesi için söz konusu belge ve içeriğinin araştırılmasını isteyen müdahil avukatlar, belgenin birinci sayfasında yer alan "Uygundur. Kadir Paşa koor. etsin" şeklindeki ifadeyi yazanın, altına paraf atanın saptanmasını ve TSK'da hiyerarşik olarak talimat verebilecek kişilerin araştırılması" talebinde bulundu.
Samast ile avukat arasında tartışmaDuruşmada, tutuklu sanıklardan Ogün Samast'ın avukatı Levent Yıldırım ile Dink ailesinin müdahil avukatlarından Hakan Karadağ arasında sözlü tartışma yaşandı.
Avukatların "söz alma sırası" tartışmalarını sürdürmeleri nedeniyle mahkeme başkanı, iki avukatı da sakinleştirmeye çalıştı.
Söz alan avukat Levent Yıldırım, müdahil avukatlardan Arzu Becerik'in önceki duruşmada beyan ettiği gibi, mahkemede gösterilen silahın Ogün Samast'ın silahı olmadığını ve Samast'ın cinayet işlemediğini savunarak, tahliye edilmesini istedi.
Yıldırım, tanıkları hakkında soruşturma talep eden avukat Becerik'in, tanıkları sanık konumuna sokmaya çalıştığını da ifade etti.
Bu sırada sanıklar arasında oturan Ogün Samast ile müdahil avukatlardan Hakan Karadağ arasından, tehdit tartışması yaşandı.
Avukat Karadağ, mahkeme başkanı Canak'a, Ogün Samast'ın başını sallayarak kendisini tehdit edip, "sen bir cezaevine gel" dediğini ve elindeki kağıda bir şeyler yazarak cebine koyduğunu söyledi.
Bu beyana itiraz eden Samast da, öyle bir kastının bulunmadığını ve "3 yıldır cezaevindeyim" diye konuştuğunu belirtti.
Samast, Karadağ'a, "Bana hakaret etme" diyerek, cebindeki kağıdı başkan Canak'a uzattı.
Canak'ın okuduğu kağıtta, Samast'ın Hakan Karadağ'ın ismini yazdığı tespit edildi.
Yeniden söz alan Samast'ın avukatı Levent Yıldırım, sanıklar ile müdahil avukatların tartışma durumunun her duruşmada yaşandığını belirterek, sanık avukatları ile müdahil avukatlarının yerlerinin değiştirilmesini talep etti.
Erhan Tuncel'den BBP'ye soruDuruşmada söz hakkı isteyen tutuklu sanık Erhan Tuncel, "8. celsede geçen birçok konuşmasının tutanaklara eksik ve yanlış geçirildiğini" savunarak, savunmasından oluşan 22 sayfalık dilekçe, çeşitli krokiler, bazı gazetecilerin cinayetle ilgili köşe yazılarının örneği, başkan Erkan Canak'ın yazdığı bir kitapta geçen "etkin pişmanlık" konulu bazı bölümlerin fotokopisi ve etkin pişmanlıkla ilgili çeşitli hukukçuların görüşlerinin yer aldığı bir kitabın 60 sayfalık fotokopisini mahkemeye sundu.
"Terör örgütü yöneticisi" olarak yargılandığını hatırlatan Tuncel,
BBP ile Alperen Ocakları'nın "
Hrant Dink'in öldürülmesi olayını tasvip etmesinin mümkün olmadığını" ifade etti.
Duruşma salonunda bulunan ve
BBP yöneticileri olduklarını söylediği Yaşar Cihan ve Halis Egemen'e soru sormayı talep eden Tuncel, talebin kabulü üzerine, sırayla heyet önüne çıkarılan Cihan ve Egemen'e, "
BBP'de üst düzey yöneticisiniz. Böyle bir cinayeti tasvip ediyor musunuz?" dedi.
Soruyu yanıtlayan Cihan, "Bu cinayeti herhangi bir siyasi partinin tasvip etmesi mümkün değildir" ifadesini kullanırken, "Egemen de, "
BBP olarak kesinlikle ve kesinlikle insan hayatına kast edecek bir oluşumun içinde olamayız. Peygamberimizin dediği gibi, 'Yaratılanı sev, yaratandan ötürü'. İnsan hayatına kasıtla ülke yönetilmez" diye konuştu.
Başsavcılık'tan gelen yazılarMahkeme Başkanı Canak,
Ramazan Akyürek'in Emniyet Genel Müdürlüğü'nden mahkemeye 9 Ekim 2009 tarihinde gönderdiği bir yazıda, "yazı eklerinde devletin güvenliğini tesis etmek amacıyla açıklanması gizli olan bazı belgeler bulunduğu ve bu belgelerin incelendikten sonra imha edilmesi gerektiği" konusunda uyarısına değinerek, bu belgelerle ilgili "naip hakim" tayin edeceğini ve davayla ilgisi olan belgeleri inceleyip dosyaya ekledikten sonra ilgisiz belgeleri iade edeceğini ifade etti.
Trabzon Emniyet Müdürlüğünden gelen bir yazıda ise "
Hrant Dink cinayetinin işlendiği tarihten bir süre önce ve sonrasında, sanık Erhan Tuncel'in Trabzon Emniyet Müdürlüğünde görevli polislerle yaptığı telefon görüşmelerinin kendilerinden istendiği, bu taleple ilgili 'personele ait kişisel bilgi ve telefonların deşifre olmaması, istihbarat zafiyeti yaşanmaması' nedeniyle istenen belgelerin gönderilmediği" ifadesinin yer aldığı okundu.
Başkan Canak, yine Trabzon Emniyet Müdürlüğü'nden gelen bir yazıda, "cezaevinden çıktıktan sonra sanık Yasin Hayal'in teknik takibinin yapıldığı belirtilerek, Hayal'in Bursa'ya gittiği ve suç işlediğine dair delil elde edilemediğinden teknik takibe ilişkin belgelerin imha edildiği"nin belirtildiğini kaydetti.
Canak, yazıda, "Hayal'in Van ve Elazığ'a gittiğine dair bilgi ve belgenin de bulunmadığı" belirtilerek, "Erhan Tuncel tarafından da kendilerine böyle bir bilginin aktarılmadığı" ifadelerinin yer aldığını dile getirdi.
Trabzon Emniyet Müdürlüğünden gelen başka bir yazıda ise "155 hattına yazar
Orhan Pamuk ve Trabzon'daki Santa Maria Kilisesi'nin rahibi ile eşine yönelik eylem yapılacağına ilişkin çok sayıda ihbarın geldiği"nin de yer aldığı belirtilerek, "ihbarlara yönelik olarak adı geçen kişilerin ifadesinin alındıktan sonra serbest bırakıldıkları"nın kaydedildiği okundu.
Söz alan
Hrant Dink'in ailesinin avukatlarından Bahri Belen, gelen evrakları inceledikten sonra beyanda bulunmak için süre istedi.
Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanlığından
Ramazan Akyürek imzalı gelen yazılarda, "bunlar gizlidir" uyarısının bulunduğunu ifade eden Belen, "Devletin güvenliğini ilgilendiren durumlar hariç, suça ilişkin hiç bir kanıtın gizli olamayacağı açıktır. Bu konuda
Ramazan Akyürek'in bu yazılarının kaile alınmaması gerektiğini düşünüyoruz" dedi.
İstanbul Emniyeti'nden açıklamaBu arada İstanbul Emniyet Müdürlüğü, "Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni
Hrant Dink'in öldürülmesi ile ilgili devam eden bugünkü davada, gizli tanığın hazır edilmesi konusunda herhangi bir talimatın emniyet makamlarına gönderilmediğinin anlaşıldığını" bildirdi.
Yapılan yazılı açıklamada, yazılı ve görsel basın organlarında, "Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni
Hrant Dink'in öldürülmesi ile ilgili halen 14. Ağır Ceza Mahkemesi'nde devam eden davanın bugünkü duruşmasında dinlenecek olan gizli tanığın polis tarafından hazır edilmesinin unutulduğu" şeklinde haberler yer aldığı belirtildi.
Açıklamada, "Konuyla ilgili yapılan inceleme sonucunda, gerek mahkeme, gerekse savcılıkça 8 Şubat 2010 tarihli duruşmada gizli tanığın hazır edilmesi konusunda herhangi bir talimatın emniyet makamlarına gönderilmediği anlaşılmıştır" denildi.
Yorum Yaz |
Yorumları Oku