YÖK, Danıştay'ın katsayı kararına 15 Şubat'ta itiraz edecek. İtiraz kabul edilmezse, yeni bir formül devreye sokulacak. Ancak sınav tarihlerinde bir değişiklik olmayacak.
YÖK, 2 saat süren Yürütme Kurulu toplantısının ardından yazılı bir açıklama yaptı.
Açıklamada, "Danıştay tarafından
YÖK kararını bilimsel ve teknik hususlarının anlaşılmadığı kanaatindeyiz" denildi; bu nedenle Danıştay'ın kararına itiraz edileceği belirtildi.
Ancak itiraz Danıştay'dan dönse bile, eski sistemde uygulanan alan içi tercihlerde 0.8, alan dışı tercihlerde 0.3
katsayı uygulamasına geri dönülmeyecek.
Bu noktada devreye sokulacak yeni formül ise, 18 Şubat'taki
YÖK Genel Kurulu'nda karara bağlanacak.
YÖK'ten yapılan yazılı açıklama şöyle:
YÖK'ten çözüm bekliyorumTBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin, Danıştay'ın üniversiteye girişte farklı
katsayı uygulanmasına ilişkin kararın yürütmesini durdurmasından sonra,
YÖK'ün, çok kısa sürede, sınava hazırlanan gençleri rahatlatacak çözüm bulmasını beklediğini söyledi.
YÖK Yürütme Kurulu toplantısının ardından yapılan yazılı açıklamada, Danıştay'ın, farklı
katsayı uygulanmasının yürütmesini durdurmasına ilişkin kararı değerlendirilerek, 17 Temmuz 2009 tarihli
YÖK Genel Kurulu kararının gerekçeleri anlatıldı.
"Hukuk devletinin bir gereği olarak yargı kararlarının bağlayıcılığı hususu tartışma konusu değildir. Ancak yine hukuk devleti olmanın bir gereği olarak yargı mercilerinin de kararlarına, belli bir katsayıyı kabul ederek Kurulu bu oranı uygulamaya zorlama anlamı ve kapsamı yüklemek yetkisi ve imkanı da bulunmamaktadır" denilen açıklamada, Anayasa'nın 125. ve İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinde "Yargı yetkisi, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlıdır. Yürütme görevinin kanunlarda gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idari eylem ve işlem niteliğinde veya takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı verilmez" hükümlerinin yer aldığı hatırlatıldı.
Danıştay kararında eski sistemde belirlenmiş olan katsayıya karşı açılmış davalarda iptal talebinin reddiyle oluşmuş bir statüden bahsedildiği kaydedilen açıklamada, "Danıştay'ın ret kararları kesin bir hüküm oluşturmadığı gibi Danıştay'ın red kararlarıyla oluşmuş bir kazanılmış hak da olmadığı" ifade edildi.
Açıklamada, İdari Dava Daireleri Kurulu'nun son kararlarından birinin (E. 2005/1988, K. 2008/1826, Danıştay Dergisi, S. 121, s.67), "Düzenleyici işlemlerin kural olarak kazanılmış hak oluşturmayacağı, kaldırılmaları ve değiştirilmelerinin her zaman olanaklı olduğu,
eğitim ve öğretimin kalitesini artırmak amacıyla yönetmelikte yapılan değişikliklere, davacıların devam eden öğrencilik statüleri nedeniyle tabi olacağı ve kazanılmış haktan söz edilemeyeceği hakkında" olduğu belirtilerek, kararda "düzenleyici işlemlerin kural olarak kazanılmış hak yaratmayacağı, kaldırılmaları ve değiştirilmelerinin her zaman olanaklı olduğu idare hukukunun bilinen ilkelerindendir"(s. 68-69) denildiği kaydedildi.
"Eski sistem devam ettirilemez"Açıklamada şu görüşlere yer verildi: "Kaldı ki, yargısal denetim, denetime tabi tutulan düzenlemenin hukuka uygunluğu ile sınırlıdır. Bir idari düzenlemenin hukuka uygun bulunmuş olması, faaliyetin farklı bir şekilde düzenlenemeyeceği anlamına gelmemektedir. Aksi düşünce hukuka uygun bulunan her düzenlemeyi dogmatik bir metine dönüştürmekle eş anlamlıdır. Danıştay 8. Dairesi kararını önceki yıllarda uygulanan sınav sisteminin aynen devam ettiği, sadece
katsayı farklılaştırılmasını önemsizleştirmeye çalışıldığı varsayımına dayandırmaktadır. Oysa yargı kararları ile istikrar kazandığı söylenen husus tek aşamalı ve sadece yeteneğin ölçüldüğü bir sınav sisteminin parçası olan
katsayı oranıdır. Yönlendirme amacının sınav, soru ve değerlendirme türleri ile gerçekleştirildiği bir modelde, eski biçimiyle
katsayı uygulamasının devam ettirilmesi imkansızdır. Dolayısıyla, 21 Temmuz 2009 tarihli karar ile kurulmuş olan ve hukukiliği tartışma konusu olmayan yeni sistem yürürlüktedir, bunun gerekleri kararlılıkla yerine getirilecektir. Artık eski sisteme dönüş hukuken ve fiilen mümkün değildir. Önceki sistemde yönlendirmenin tek aracı olarak farklı
katsayı uygulaması kullanılmakta iken yeni sınav sisteminde birden fazla sınav yapılmakta, bu sınavlarda sorulan sorulara verilen doğru cevapların puanlama biçimi alanlara göre farklılık göstermektedir. Bilgi ölçmeyi amaçlayan bu sistemde her bir alana ilişkin soru sayıları artırılmış, farklı puan türleri oluşturularak öğrencilerin belirli alanlara yönlendirilmeleri ve daha donanımlı olarak yüksek öğretim programlarına yerleştirilmeleri amaçlanmıştır" denildi.
Yeni sistemin gerekleriYeni sistemin gerekleri ve
katsayı oranlarının belirlenmesi konusunun teknik ve uzmanlık gerektirdiğine işaret edilen açıklamada, bunun Kurulun koordinasyonunda uzmanlarca yapılan inceleme ve değerlendirme süreci sonrasında tespit edildiği ifade edildi.
Açıklamada, "Açılan davalarda, hukukilik değerlendirilmesi sırasında, yeni sistemin gerekleri ile
katsayı oranlarının tespitine dair teknik hususların anlaşılamadığı kanaatini taşımaktayız. Sadece yeteneğin ölçüldüğü tek aşamalı sınavda her bir alana ilişkin soru sorulmaması nedeniyle öğrencilerin yönlendirilmesinde tek araç olarak
katsayı farklılaştırılmasının kullanılması kabul edilebilir bir durum iken; öğrencilerin kendi alanlarında orta öğretimde aldıkları bilginin ölçülmesini öngören yeni modelde
katsayı farklılaştırılması yönlendirme aracı olarak işlevini yitirmiştir. Dolayısıyla yönlendirme işlevi zaten sınav biçimi ile gerçekleşmektedir. Danıştay kararı gerekçesinde '... ara kararımızla sorulmasına karşın, davalı idarenin bilimsel ve hukuken kabul edilebilir bir açıklama yapmamış olduğu görülmektedir' denildiği dikkate alınarak, yargı kararını yerine getirmek kapsamında, yapılan teknik çalışmalar konusunda ek açıklamalar dosyaya konulacaktır. Kararda eski ve yeni
katsayı oranlarının kaç puan fark oluşturduğu noktasında maddi hataların da bulunuyor olması, bilimsel ve teknik hususların Danıştay tarafından anlaşılamadığı ve bir ön fikir ile değerlendirme yapıldığı kanaatini uyandırmaktadır. Her halükarda, kurulumuz, bir iptal kararı verilmesi halinde dahi,
katsayı oranlarını belirlemeye dair yetkisini bilimsel veriler ışığında kullanacaktır. Kurulumuz, anayasal temeli olan yüksek öğretim ve giriş sınavı bakımından, hizmet gereklerine uygun düzenleme yetkisini, herhangi bir vesayeti ve hukuka aykırı bir zorlamayı kabul etmeden, kullanma kararlığındadır" denildi.
YÖK'ün karara itiraz dilekçesini 15 Şubat 2010 Pazartesi günü Danıştay'a sunacağı bildirildi.
Sınav takviminde değişiklik yokToplantının ardından gazetecilere açıklama yapan
YÖK Başkanvekili Prof. Dr. Yekta Saraç, Danıştay İdari Dava Dairelerine itirazın zamanı içerisinde yapılacağını belirterek, "Danıştay 8. Dairesinin almış olduğu bu kararın, meselenin teknik boyutunun tam olarak anlaşılamamasından kaynaklandığını zannediyoruz. Dolayısıyla bizim bunun Dava İdareleri Kurulunda haklılığımızın tespit edileceğini düşünüyoruz. Bu hususta haklılığımızın orada tescil edileceğine inanıyorum" dedi.
Saraç, "Üniversiteye giriş sınavı tarihlerinin ertelenip ertelenmeyeceği" yönündeki bir soruya da "Şu anki koşullar itibariyle, herhangi bir değişiklik olmayacak" yanıtını verdi.
"Yapılacak itirazın reddedilmesi ihtimalinin gündeme gelip gelmediği" sorusu üzerine Saraç, "Biz Danıştay 8. Dairesi'nin almış bu kararı, meselenin teknik boyutunun yoğun olması dolayısıyla tam anlaşılamamasından kaynaklandığına inanıyoruz. Dolayısıyla yapılacak itirazımızın bizim haklılığımızın tespit edileceğine inanıyoruz" diye konuştu.
Saraç,
YÖK Genel Kurulu toplantısının da daha önce belirlenen tarihte yapılacağını söyledi. "Yeni bir formül üzerinde çalışmak için itiraz sonucu beklenecek mi" sorusuna ise
YÖK Başkanvekili Saraç, "Evet çünkü biz itirazımızda haklılığımızın tespit edileceğine inanıyoruz" cevabını verdi.