İndex

Elazığ depremi başka depremleri tetikler mi?

Elazığ depremi başka depremleri tetikler mi?

Haber

Yazı boyutu Azalt Arttır
Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Mustafa Erdik, "Doğu Anadolu ve Kuzey Anadolu Fay Hattı'ndaki depremlerde meydana gelen yer değiştirmeler veya gerilmeler aktarılabiliyor ve diğer depremleri tetikleyebiliyor" dedi.

Prof. Dr. Mustafa Erdik, son yüz yıldır Doğu Anadolu Fay Hattı'nda 6'nın üzerinde bir depreme rastlanılmadığını, Türkiye'nin deprem riski haritasına bakıldığında en tehlikeli yerin Kuzey Anadolu Fay Hattı olduğunun görüldüğünü belirtti.

Şili depreminin meydana geldiği tektonik yapı ile Türkiye'nin yapısının çok farklı olduğunu bildiren Erdik, iki depremin birbiriyle ilişkisinin olduğunun düşünülemeyeceğini kaydetti.

Erdik, bu depremin "başka bir depreme yol açıp açmayacağı" konusunda bir şey söylenmesinin mümkün olmadığını ifade ederek, "Bir inceleme yapılması gerekiyor. Ezbere şu anda bir şey söylememiz zor. Doğu Anadolu ve Kuzey Anadolu Fay Hattı'ndaki olan depremlerde meydana gelen yer değiştirmeler veya gerilmeler aktarılabiliyor ve diğer depremleri tetikleyebiliyor. Bunun için incelenmesi gereken bir şey. Bu konularda kesin bir şey söylememiz zor. Şu anda İstanbul'da depremin meydana gelme ihtimali yıllık yüzde 2 mertebesindedir. Bu ihtimalin değiştiğini sanmıyorum. Ama bu ihtimali ne zaman gerçekleşir derseniz, 10 saniye sonra da 10 yıl sonra da olabilir. Kesin bir şey söylememiz zor. Bu depremin bu ihtimali değiştirdiğini sanmıyorum" dedi.

Elazığ Erdik, Elazığ depreminin yerin 5 kilometre altında gerçekleşen "sığ odaklı" bir deprem olduğunu kaydetti.

Bölgede 2'den büyük artçı şokların sayısının binin üzerinde olduğunu bildiren Erdik, depremin ardından 5'ten büyük şiddetli 3 adet depremin meydana geldiğini belirtti.

Erdik, vatandaşları en ufak bir artçı şokta tekrar yıkılabilecek kerpiç, yığma tipi hasarlı binalara girmemeleri konusunda uyardı. Erdik, depremin meydana geldiği yerin yoğun tektonik hareketlerin görüldüğü bir yer olduğunu göstererek, bölgenin Doğu Anadolu ve Kuzey Anadolu Fay hatlarının birleşimine yakın bir yerde olduğuna işaret etti.

Erdik, "Bölgedeki 1900'den sonra 6'nın üzerinde olan depremlere bakarsak, şu deprem hariç, burada Doğu Anadolu fayında 1900'den beri büyüklüğü 6'nın üzerinde bir deprem olmadığını görüyoruz. Yüzyıllık aradan sonra hemen hemen 6'ya yakın bir deprem burada meydana geliyor" dedi.

Herhangi bir yüzey yırtılması olmadığı için, depremin doğrultusunu saptamanın zor olduğunu, artçı şoklara bakıldığında bunların Doğu Anadolu Fayı'na paralellik arz ettiğinin görüldüğünü söyleyen Prof. Dr. Erdik, bunun depremin Doğu Anadolu Fayı'na ilişkin olduğuna dair önemli bir kanıt oluşturduğunu belirtti.

"Yığma yapıların yüzde 20'sinde yıkım görülür"

Erdik, "Depremin merkezinde meydana gelen şiddet 7 civarında. 7 şiddetinde bir depremde kerpiç, yığma yapılar gibi kırsal konutların yüzde 20'sinde yıkım görülür. Buradaki hasarın da bununla ilişkili olduğunu görüyoruz" diye konuştu.

Bir gazetecinin bu depremin, başka bölgelerdeki depremlerin tetikleyip, tetiklemeyeceğine dair sorusu üzerine Erdik, "Biz bunu bir depremden sonra civar faylara gerilmenin transferi olarak açıklıyoruz. Genelde 7 ve daha büyük depremlerden sonra bunlarla ilişkili faylara gerilmenin transferi şeklinde yorumlanabiliyor. 6 büyüklüğünde bir depremin yarattığı gerilim artışı veya transferinin çok fazla olmadığını düşünüyoruz. Öyle herhangi bir endişe yok kafamızda. Ama 6'lık deprem Türkiye'nin her yerinde her zaman olabilecek bir deprem. Ama olmaz anlamında almayın, olmasına yönelik hiçbir olgu yok" şeklinde konuştu.

Evler sağlam olsaydı...

Evlerin daha sağlam olması halinde yıkım olmayacağına dair söylentilerin doğru olduğunu söyleyen Erdik, 7 büyüklüğündeki bir depremin sadece dolgu duvarlarda yıkım yaratabileceğine işaret etti.

Bir gazetecinin deprem öncesi rasathanenin Elazığ Valiliğini uyarıp uyarmadığını sorması üzerine, bu tip tahmin işlemlerine rasathane olarak girmediklerini, bölgenin birinci derecede deprem bölgesi olduğu için, her türlü önlemin olması gerektiğini vurguladı.

Bir soru üzerine depremin bugün 13.16'da Adana'da meydana gelin 4 büyüklüğündeki depremle ilişkisinin olmadığını belirten Erdik, Haiti ve Şili depremleriyle ilgisinin sorulmasına üzerine de, Türkiye'nin üzerinde olduğu kuşaklarla bu depremlerin hiçbir tektonik ilgisinin olmadığını kaydetti. Erdik, bölgede daha sonra meydana gelen 5'in üzerindeki şiddette 3 depremin artçı sarsıntı ya da müstakil deprem olup olmadığını, şu an için bilemeyeceklerini, bunun oradaki deprem tehlikesini etkilemediğini söyledi.

"Fayın kırılması için 7 üzerinde deprem gerek"

Erdik, bir gazetecinin Doğu Anadolu Fayı'nın kırılmayan tek bölgesinin kırılmasına yol açıp açmayacağını sorması üzerine, bunun için en az 7 ve daha büyük bir depremin gerektiğini vurguladı. Fay hattında oluşacak 7 şiddetindeki bir deprem için, en az 30 tane 6 şiddetinde bir deprem gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Erdik, yüz kilometre kadar bir bölümü kırmanın 6 şiddetindeki depremin yapacağı bir şey olmadığını dile getirdi. Prof. Dr. Erdik, doğudaki 4-5 ilde önlem alınması konusunda TBMM üyelerinin uyarıldığı haberlerine ilişkin olarak Meclis üyelerine bir brifing verdiklerini, ancak o şekilde bir bilgi vermediklerini kaydetti.

Bir gazetecinin Kandilli Rasathanesi'nin depremin sürpriz olmadığını ifade ettiğini hatırlatması üzerine, Ulusal Deprem İzleme Merkezi Müdürü Dr. Doğan Kalafat da "O bölge Türkiye'de en fazla deprem aktivitelerine neden olan bir bölge. İki fayın kesim noktası, çok fazla çok kesikli fay var. Karakoçan, Sivrice ya da Palu'ya baktığınızda, depremleri her zaman görebilirsiniz" diye konuştu.

Işıkara: "Can kaybı artabilir"


Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü eski Müdürü Prof. Dr. Ahmet Mete Işıkara
da, depremin merkez üssü köy yerleşim yerlerine yakın olduğu için ve oradaki yapıların da dayanıksız malzemelerden yapıldığı için can kaybının yükseğe çıkabileceğini belirtti.

Işıkara, "Ben seneler öncede söylemiştim. Özellikle köy yerleşim yerlerindeki yapılaşmaların bir şekilde gözden geçirilmesi ve oradaki vatandaşlarımızın da yapıları bir şekilde güçlendirmesi gerekiyor. Tabi bu da ekonomik bir kaynak gerektiriyor. Ama zaman içerisinde ülkenin bu konuyu da çözeceğine inanıyorum" şeklinde konuştu.

Işıkara, "Türkiye Acil Durum ve Afet Yönetimi Başkanlığı" tarafından adım adım bu konuların üzerine gidileceğini ifade ederek,  "Bu konuda en önemli unsur, vatandaşlarımızın hasarlı yapılara girmemesi olduğudur. Bu kararla ilgili yetkili mercilerin gelmelerini beklemeleri lazım. Şunu artık öğrenmek gerekiyor, hep dediğim gibi Türkiye'de depremle birlikte yaşamayı öğrenmemiz lazım" dedi.

Prof. Önal: "Artçılar bu depremin habercisiydi"

İnönü Üniversitesi Maden Mühendisliği Bölüm Başkanı ve Genel Jeoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mehmet Önal, ise "Elazığ'da son 20 gündür saydığımız 25 öncü deprem, ana depremin habercisiydi" dedi.

İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Avrasya Yer Bilimleri Enstitüsü Öğretim üyesi Prof. Dr. Okan Tüysüz
, "Bu yöre çok sık deprem üreten bir bölge, bu bölgenin jeolojik yapısı bu tür depremler üretmeye son derece müsait" dedi.

Tüysüz, "6 büyüklüğündeki depremin daha büyük bir depremi tetiklemesi olası değil" diye konuştu.

Okan Tüysüz, depremin 40'ın üzerinde ölüme yol açmasıyla ilgili ise "Yapı kalitesiyle doğrudan alakalı bir şey. Türkiye ne yazık ki yapı kalitesi anlamında depreme hazırlık bir ülke değildir. Hazırlıkları olmayan bir ülke. Bırakın tamamlamayı, olmayan bir ülke maalesef. 6.0 büyüklüğü gelişmiş ülke standartlarına bakıldığı zaman hasara yer açmaması gereken, normal çalışma hayatına devam edilmesi gereken bir deprem" diye konuştu.

Doğa Hareketleri Araştırma Derneği (DOHAD) Başkanı Fuat Agalday ise istasyonlardan alınan bilgilere dayanarak 28 Şubat'ta deprem olabileceğine dair tahminler yürüttüklerini ifade etti. Agalday, "İstasyon eksikliği nedeniyle nerede olacağını belirleyemedik. Tüm istasyonlar Marmara Bölgesi'nde bulunuyor" şeklinde konuştu.

İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Elektrik-Elektronik Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Berk Üstündağ da "Doğuya en yakın istasyonumuz olan Sakarya istasyonu ile birlikte 4 istasyondan aldığımız verilerde bazı hareketler gördük. Yaklaşık 4 saat önce elde edilen veriler, doğu yönlü bir hareketin olacağına işaret ediyordu" ifadelerini kullandı.

"İtalya'yı 6 Nisan'da vuran depremin ikizi gibi ama..."

İtalya'daki Ulusal Jeofizik ve Volkanoloji Enstitüsü uzmanlarından Alessandro Amato ise, Elazığ'daki depremin, 6 Nisan 2009'da L'Aquila kentinde meydana gelen depremin adeta ikizi gibi görünmekle birlikte, kökenlerinin farklı olduğunu belirtti.

Amato, L'Aquila'nın da, Elazığ'ın da TSİ 04.32'de Richter ölçeğiyle 6,2 büyüklüğünde birer depreme sahne olduklarına işaret ederek, "Ancak bu benzerliklere karşın, iki depremin türleri değişik. Elazığ'daki deprem L'Aquila'dakinin adeta ikizi gibi, ama kökenleri farklı" dedi.

L'Aquila'daki depremin Alpler'e kadar uzanan sıradağlar üzerinde "yer kabuğundaki bir genişleme süreciyle ortaya çıkan tipik bir deprem" olduğunu belirten Amato, Türkiye'deki depremin ise Arabistan'dan kuzeye doğru, Zagros gibi sıradağlar da oluşturan "bir sıkıştırma hareketinin ürünü" olduğunu kaydetti.

Amato, "İki deprem arasındaki bir diğer önemli fark da Türkiye'nin çok şiddetli depremlere sahne olan bir coğrafyada yer almasıdır" diye konuştu. Roma'ya yaklaşık 200 kilometre mesafedeki L'Aquila'da 6 Nisan'da meydana gelen depremde yaklaşık 300 kişi hayatını kaybetmişti.

Servisler » iPhoneMobilHaber SMSGörüntülü HaberFacebookTwitterSitene Ekle

Diğer Haberler

ADnet

Diğer Haberler

Reklam

Reklam

Test

TEST

Ne bakanı olursunuz?
Sizce insanoğlunun yaptığı en büyük tarihsel hata ne?





Devam