Sağlık Bakanı Recep Akdağ, "Türkiye domuz gribinde ilk dalgayı atlattı" dedi. Bakan Akdağ, "İyi hazırlandık" dedi ama salgının söylendiği gibi etkili olmamasına açıklık getirmedi; sonbaharda yeni bir dalga beklenmediğini söylemekle yetindi. Bakanlığın sipariş verdiği 43 milyon doz aşıdan da vazgeçildi.
Bakan Akdağ, sağlık muhabirleriyle Hekimevi'nde kahvaltı basın toplantısında bir araya geldi.
Türkiye'deki sağlık sistemi, H1N1 gribi, anne ve bebek ölüm oranları ve Elazığ depremi sonrası gelinen son durum hakkında bilgi veren Bakan Akdağ, gazetecilerin sorularını da yanıtladı.
Geçtiğimiz yıl içinde Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından pandemi ilan edilen ve halk arasında "
domuz gribi" olarak bilinen H1N1 virüsü salgınının hala bir tehlike olup olmadığı ve
ilaç firmalarınca çıkartıldığı iddialarına yönelik bir soru üzerine Akdağ, "Salgın muhtemelen tamamlandı. Bilim adamlarımızın bu hususta son bir değerlendirmesine ihtiyacımız var ama elimizdeki veriler bunu gösteriyor. İkinci bir dalga sonbaharda olur mu, bu hususu tam bilmiyoruz ancak çok büyük bir dalga beklemediğimizi belirtiyorum" dedi.
"Bunun dışında WHO'dan hiçbir yetkili, bu konuyla ilgili oyuna geldiklerini falan söylemedi" diyen Akdağ, "Bu dünya ve Türkiye basınında yer alan haberler, iki türlü gelişti. Bunlardan birincisi Avrupa Parlamentosunda bir komisyon üyesi önerge verdi ve komisyon tarafından incelemeye alındı. Verilmiş bir karar olmadı. İkincisi de WHO ile ilişkili olan ama konusu enfeksiyon hastalıkları ve salgınlar olmayan bir başka yetkili açıklama yaptı. Dolayısıyla WHO, aldığı pandemi kararından, aşılama ile ilgili önerilerinden hiçbir zaman geri durmadı" ifadesini kullandı.
"Çok iyi hazırlık yaptık"Akdağ, Türkiye'de de çok iyi bir hazırlık yapıldığını, el yıkama duyarlığının geliştirildiğini ve Türk insanına bir sigorta olarak 43 milyon doz aşı siparişi yaptıklarını anlattı.
Aşılama eğiliminin, tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de çok düşük kaldığını ifade eden Akdağ, "Aşılama çok düşük olduğu için bu 43 milyon doz aşıyı satın almadık. Satın aldığımız aşı, yaklaşık 17 milyon doz civarındadır. Bunun da çok önemli bir bölümünü, daha önceden görüştüğümüz şekilde geriye vermek için çok başarılı bir operasyon yapmış olduk. Geri ödemeyle ilgili anlaşmaları şu anda yapmak üzereyiz. Firmalarla ön görüşmelerimizi yaptık ancak yaklaşık 2-3 milyon dozluk bir aşıyı, özellikle miadı daha uzun aşıyı, stoklarımızda tutmayı düşünüyoruz. Ne olur ne olmaz, beklenmedik bir şey olur, yeni bir dalga gelir, yeni bir antijen oluşur düşüncesiyle, bunu da yine bilim adamlarımızın görüşlerine sunuyoruz" bilgisini verdi.
Bu konuda da muhalefet yapıldığı eleştirisinde bulanan Akdağ, bilimsel kurulların, bu konuda çok doğru davranıldığını söylediklerini bildirdi. Akdağ, Türk Tabipleri Birliğinin de kendilerine destek verdiğini dile getirdi. Satın alınan aşılardan çok az miktarının hibe edildiğini ifade eden Akdağ, bu rakamın yüz binlerle sınırlı olduğunu bildirdi.
Akdağ, domuz gribinden en çok etkilenenlerin başında gebelerin geldiğini anlatarak, "2009'da 38 hamile zatürreden hayatını kaybetti ve bunun 36'sında H1N1 tespit edildi. Ölen hamilelerin hiçbiri de aşılanmamıştı. 2008'de zatürreden yaşamını yitiren hamile sayısı 2 kişiydi. Aşı olmuş kişilerden hiçbiri de H1N1'den dolayı yaşamını yitirmedi" dedi.
Elazığ'daki depremBir gazetecenin, 'Elazığ'da yaşanan depremde yaralıların sağlık durumu nasıl ve salgın hastalık tehlikesi var mı?" şeklindeki bir soru üzerine Akdağ, depremin ilin Kovancılar ilçesinde 5'i ağır olmak üzere 14 köyü etkilediğini söyledi.
Dün Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek'in başkanlığında bölgeye giderek köylerde incelemelerde bulunduklarını anlatan Akdağ, "Jandarmaya bağlı ekiplerin, İçişleri Bakanlığına ve Sağlık Bakanlığına bağlı kurtarma ekiplerinin mükemmel bir operasyon yürüttükleri için kendilerine teşekkür ediyorum. Çok kısa bir süre içerisinde olay kırsalda ve dağınık olmasına rağmen bütün enkazlar elden geçirilmiş ve kısa sürede yaralılar hızla hastanelere ulaştırılmıştır" dedi.
Akdağ, olay mahalline, yaklaşık 6 saat sonra ulaştıklarında tüm yaralıların hastanelerde olduğunu dile getirdi. Bölgede 40 ambulansın hizmet verdiğini, gönderilen 4 hava ambulansına da ihtiyaç kalmadığını belirten Akdağ, "Hava ambulansları gece uçuşu yapamıyor. Teknik olarak biz gece uçuşu yapmayı da istiyoruz ancak Silahlı Kuvvetlerimizle ilgili bazı kısıtlamalar var. Sivil Havacılık bize gece uçuşuna izin veremiyor. Bunu gerçekleştirmeye çalışıyoruz" diye konuştu.
Akdağ, köylerde salgın hastalık çıkmaması için de sağlık ekiplerinin çalıştığını, ayrıca psikolojik destek olmak için psikiyatri uzmanlarının da bölgede görev yaptığını söyledi. Akdağ, artçı sarsıntıların olması halinde de gerekli görüldüğünde bölgeye takviye ekip gönderileceğini belirtti.
İlaç Takip SistemiBir gazetecinin, İlaç Takip Sistemi'nin 16 Mayısa ertelenmesini ve MEDULA sistemi hakkındaki tartışmaları sorması üzerine Akdağ, iki konunun birbirinden farklı olduğunu söyledi.
MEDULA sisteminin öteden beri, Sosyal Güvenlik Kurumunun hastaneler ve eczanelerle elektronik iletişimini sağladığını belirten Akdağ, "Yani, bir hastane vatandaşın sigortasının olup olmadığını sorgulamak için bu sistemi kullanır. Eczaneler de vatandaşa verilen reçetelerle ilgili sorgulamaları, raporlu ilaçların durumu gibi bazı şeyleri takip eder. Bu sistem, sigortacılığı kolaylaştırmıştır. İlaç Takip Sistemi, eczaneler hazır olmadığı için ertelendi. Eczanelerin hazır olmayışının en önemli sebebi, Türk Eczacıları Birliğinin daha önceki görüşmelerde bize verdiği taahhütleri yerine getirememesiydi. Getirmemesi değildi, getirememesiydi, kendi ellerinde olmayan sebeplerle... Dolayısıyla ertelendi ama 16'sından sonra mutlaka bu sistem yürürlüğe girecek. İlaç Takip Sistemi, sahte ilaçların, kupür sahteciliğin önüne geçecek. Her
ilaç, takip edilmiş olacak. Türkiye, bununla dünyaya örnek olacaktır" dedi.
Bir başka gazetecinin, sağlık harcamalarının beklenenin üstüne çıktığını belirtmesi üzerine de Akdağ, bunun doğru olmadığını, Türkiye'de kişi başına düşen gelir arttığı için sağlığa harcanan paranın da arttığını söyledi. Akdağ, "Kamu Hastane Birlikleri uygulamaya girdiğinde, katkı paylarının da artacağı iddia edildi. Böle bir uygulama olacak mı?" sorusuna da böyle bir artışın olmayacağı yanıtını verdi.