Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral Aslan Güner, "Terörle, uluslararası, topyekun, ortak ve kararlı bir mücadelenin etkin bir şekilde yürütülebilmesi için ön şart, çıkar çatışmalarının üzerinde bir anlayışla teröre sağlanan her türlü desteğin herkes tarafından kesilmesidir" dedi.
Orgeneral Güner, Bilkent Otel'de düzenlenen Küresel Terörizm ve Uluslararası İşbirliği Sempozyumu'nun kapanış konuşmasını yaptı.
Konuşmasının başında, sempozyuma katılan, oturumları başarıyla yöneten, bilgi ve deneyimlerini paylaşan herkese teşekkür eden Orgeneral Güner, iki gün süresince konularının uzmanı seçkin konuşmacılardan insan hak ve özgürlükleri, demokrasi ve ortak değerleri koruyarak terörizmle nasıl mücadele edilebileceği konusunda çok önemli tespit ve değerlendirmeler dinlenildiğini söyledi.
Terörizm üzerine çok değerli fikir ve düşüncelerin karşılıklı paylaşılmış olmasının son derece faydalı olduğunu ifade eden Orgeneral Güner, sempozyum süresince, küreselleşen terörizm ve buna karşı mücadelede uluslararası hukukun, uluslararası kuruluşların istihbarat paylaşımının, teknolojik gelişmelerin ve stratejik iletişimin rolünün tartışıldığını, birçok farklı yaklaşımın ortaya konulduğunu bildirdi.
Günümüzde terör tehdidinin karakterinin değiştiğinin ve tüm dünyayı etkileyen gerçek bir tehlike halini aldığının sempozyumda teyit edildiğini vurgulayan Orgeneral Güner, "Terörün etkilerinin, faaliyet gösterilen ülke topraklarıyla sınırlı kalmadığı ve o ülkenin komşuları üzerinde de etkiler yarattığı hususu vurgulanmıştır" diyerek, "Varılan sonuç şudur ki terör, sadece hedef aldığı ülke için değil, aynı zamanda bölgesel barış, refah, huzur ve ekonomi için de tehdit oluşturmaktadır. Terör, ortak tavırla önlenemezse, süratle yayılarak etki alanını genişletmektedir. Asimetrik, küresel ve çok boyutlu bir tehlike haline gelen terörle, günümüzde hiçbir devlet tek başına mücadele etme ve vatandaşlarını bu tehlikeden koruma kabiliyetine maalesef sahip değildir" dedi.
Güner, "Bu durum, terörle mücadelede uluslararası iş birliğini de zorunlu hale getirmiştir. Bu konuda iş birliğinde hedef, söylemler ile eylemlerin birbiriyle uyumluluğunun sağlanmasıdır. Bu hedefe ulaşılmasında terörün her türüne karşı ortak tavır sergilenmesi, insan yaşamına ve güvenliğine yönelik ortak anlayış geliştirilmesi büyük önem taşımaktadır" ifadesini kullandı.
Sempozyum aralarında çıkılan lobide,
Atatürk'ün, "İnsanlığın hepsini bir vücut kabul etmek gerekir. Dünyanın herhangi yerinde bir rahatsızlık varsa 'Bana ne' dememeliyiz" sözünün yazılı olduğunu belirten Orgeneral Güner, bu sözle, bu tür mücadelelerin uluslararası iş birliği gerektirdiğinin çok güzel ifade edildiğini kaydetti.
"Her türlü desteğin herkes tarafından kesilmeli"Terörle mücadelede başarı için zorunluluk olan uluslararası iş birliğinin kararlı bir şekilde sürdürülmesinde bazı güçlükler yaşandığına işaret eden Orgeneral Güner, bunlardan en önemlisinin terör ve terörizme ilişkin uluslararası algılama farklılıkları olduğunu söyledi.
Orgeneral Güner, "Her ülke, her grup, her coğrafyada teröre farklı algılamayla bakılırsa bu konuda bir zorluk ortaya çıkmaktadır" dedi. Terörle uluslararası mücadelede karşılaşılan diğer bir zorluğun da çeşitli nedenlerle teröre gizli veya açık destek sağlanması olduğuna dikkati çeken Orgeneral Güner, dış destek olmadan terör örgütlerinin varlıklarını sürdürmelerinin mümkün olmadığını kaydetti.
Orgeneral Güner, "Terörle, uluslararası, topyekun, ortak ve kararlı bir mücadelenin etkin bir şekilde yürütülebilmesi için ön şart, çıkar çatışmalarının üzerinde bir anlayışla teröre sağlanan her türlü desteğin herkes tarafından kesilmesidir" diye konuştu.
Konuşmasında teknolojik gelişmelerin, insan hayatına sağladığı kolaylıkların yanı sıra farklı amaçlar için kullanımıyla birtakım sorunları da beraberinde getirdiğinin bilinen bir gerçek olduğunu ifade eden Orgeneral Güner, "
Teknoloji her alanda, özellikle de iletişim ve ulaşım alanlarında son yıllarda çok hızlı gelişti ve teröristler tarafından da giderek artan bir şekilde kullanılmaya başlanmıştır. Gelişen teknolojik imkanları kullanan terör örgütleri, birbirleriyle daha kolay iletişim kurabilmekte, kendileri için gerekli kaynakları rahat, kolay bir şekilde temin edebilmektedirler" diye konuştu.
Orgeneral Güner, terör örgütlerinin, iletişim araçlarını, özellikle de
internet ortamını kendi amaçları doğrultusunda kullanarak planladıkları eylemler için bilgi topladıklarını, elemanlarının
eğitim ihtiyaçlarını karşıladıklarını, mali destek sağladıklarını, hedef toplumlarda korku ve panik oluşturarak propaganda yapabildiklerini, bilgi kirliliği yaratarak bu şekilde kamuoyunu etkileyebildiklerini anlattı.
Terör örgütlerinin esas amacının,
şiddet yoluyla mesajlarını kamuoyuna iletmek olduğunu ifade eden Orgeneral Güner, "Terörizmin toplumda yaymaya çalıştığı korku ve paniğin önüne geçilmesi için medyaya da büyük görev düşmektedir" diye konuştu.
Yasal düzenlemelerGenelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral Güner, siber terör saldırılarının sonuçları itibarıyla büyük ölçekte ekonomik ve beşeri kayıplara yol açarak, hedef toplumlar üzerinde klasik terör saldırılarında olduğu gibi korku ve panik yaratabildiklerini ifade etti.
Bu nedenle kritik alt yapı tesislerinin işletilmesinde kullanılan bilgisayar ağlarına yönelik siber terör saldırılarının da güvenliğe yönelik tehdit olma özelliğini taşıdığını belirten Orgeneral Güner, "Bu kapsamda, özellikle
internet kullanıcılarının bilinçlendirilmesi, fiziki ve teknolojik tedbirlerin alınması, yasal düzenlemelerin siber ortamın getirdiği koşullara uyarlanması, ulusal ve uluslararası seviyede bu maksatla oluşturulmuş kuruluşların birbirleriyle koordineli çalışmasının büyük önem taşıdığını değerlendiriyorum" diye konuştu.
Sempozyuma katılanların yakından ilgilendiği oturumlardan birinin konusunun "stratejik iletişim" olduğunu hatırlatan Orgeneral Güner, çift yönlü bir iletişim olan stratejik iletişimin doğru kullanıldığında, terörle mücadelede önemli etkilere sahip olduğunu söyledi.
Stratejik iletişimde başarının, terörle mücadelenin amacını, gerekliliğini ve kullanılan yöntemleri doğru mesajlarla iletilerek hedefte arzu edilen davranış değişiklerini sağlamaya bağlı olduğuna işaret eden Orgeneral Güner, iletilen mesajlarla mevcut uygulamaların birbirlerini destekleyecek şekilde ve uyum içinde olmasının da önem taşıdığını vurguladı.
Orgeneral Güner, yaklaşık 30 yıldır terör örgütüyle mücadele eden Türkiye'nin, BM ve
NATO bünyesinde terörle mücadele kapsamındaki çalışmalara başlangıçtan itibaren katkı sağladığını, terörizme ilişkin 12 uluslararası sözleşme imzaladığını, 2002'de
NATO Prag Zirvesi'nde alınan kararlar ışığında bu etkinliği de düzenleyen Terörizmle Mücadele Mükemmeliyet Merkezi'ni kurarak, katkılarını kurumsal hale getirdiğini söyledi.
Türkiye'nin terörle mücadele konusunda kazanımlarını BM ile paylaşmayı, halen üstlendiği Güvenlik Konseyi'ndeki üyeliği döneminde öncelikli faaliyetlerinden biri haline getirdiğini belirten Orgeneral Güner, Türkiye'nin bu kararlılığını, BM Terörle Mücadele Merkezi'ne yaptığı katkılar ve Güvenlik Konseyinin terörle mücadele konusunda aldığı kararlara verdiği tam destekle göstermeye devam ettiğini kaydetti.
Orgeneral Güner, "Türkiye, insan hakları ile uluslararası barış ve güvenliğe yönelik en büyük tehlikenin terörizm olduğuna inanmakta, terör faaliyetlerini dinsel, ideolojik, etnik, bölgesel gibi herhangi bir ayrıma tabi tutmadan her türlüsünü reddetmektedir" diye konuştu.