Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, demokratik açılım çalışmaları kapsamında İstanbul'da sanatçılarla bir araya geldi. Erdoğan, Yılmaz Güney'den Metin Erksan'a kadar pek çok sanatçı ve yönetmene vurgu yaptı, "Artık sizin kadrajınıza girenler bizim de kadrajımızda" dedi. Başbakan, sanatçılardan açılıma destek istedi.
Tiyatro,
sinema sanatçıları, yönetmenler ve yapımcılarla Dolmabahçe'deki çalışma ofisinde bir araya gelen Erdoğan, yaptığı konuşmada, sanatçıların güzel eserleriyle ortaya koyduğu dramlar, trajediler, sorunların sağır duvarları aşıp gerçek adreslerine ulaşamadığını üzülerek ifade etmek istediğini söyledi.
"Biz, Mustafa Altıoklar'ın 'Ağır Roman'la, Sırrı Önder Bey'in 'Beynelmilel' filmiyle anlattığı gevendelerin, Romanların dertlerini kendimize dert edindik. 'Vizontele', 'Güneşe Yolculuk', 'Masumiyet', 'Güneşi Gördüm', 'Işıklar Sönmesin', 'İki Dil Bir Bavul' gibi filmlerin anlattığı çelişkileri, dramları, yoksulluğu ve dışlanmışlığı en aza indirebilmek için biz bu yola koyulalım, el ele verelim ve bu işi başaralım" diyen erdoğan, "Derviş Zaim üstadın güzel filmiyle anlattığı gibi 'Filler tepişirken çimenler ezilmesin' dedik. Sinema nasıl toplumun vicdanıysa, biz de çocukluğumuzdan itibaren seyrettiğimiz o filmleri, dizileri vicdanımız olarak, vicdanımızın sesi olarak gördük. Hani, sevgili
Cem Yılmaz 'Vizontele'de 'Zeki Müren de bizi görecek mi?' diye soruyor ya... Zeki Müren'i bilemem ama biz, hükümet olarak olup biteni görüyoruz. Samimi bir gayretin içerisindeyiz." ifadelerini kullandı.
Yakın tarihin yüküTomris Giritlioğlu'na da "Salkım Hanımın Taneleri" ve "Güz Sancısı" filmlerinden dolayı şükranlarını sunan Erdoğan, Giritlioğlu'nun cesaretle dile getirdiği, adeta "kral çıplak" dediği bu meseleye, bugüne kadar hiçbir başbakanın sahip çıkmadığı kadar sahip çıkmaya gayret ettiğini, devletin, binlerce yıl birlikte yaşadığı azınlıklara hoyratça davrandığını ifade ettiğini anlattı.
Erdoğan, "6-7 Eylül olaylarının yakın tarihimizin omuzlarımıza yüklediği ağır bir yük olduğunu ilk kez ben dile getirdim. Bu ülkede yaşayan her bir vatandaşın, etnik kökeni, inancı, dini, dili her ne olursa olsun, bizim birinci sınıf vatandaşımızdır. Onlara karşı herhangi bir ayrımcılığı, farklı uygulamayı, tehdidi kabul etmemiz, buna tahammül etmemiz asla ve asla mümkün değildir. Bunları hukuk dili içerisinde konuşuyorum. Küresel ölçekte barışı, adaleti, istikrarı ve refahı savunan Türkiye, kendi vatandaşlarına da eşit muamele yapmak noktasında azami bir hassasiyet içindedir" diye konuştu.
'KAÇAK ERMENİ' TARTIŞMALARI
Erdoğan, geçen hafta Londra'da yaptığı açıklamanın asla Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan Ermenilere yönelik olmadığını ifade etti.
Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan Ermeniler ile ilgili olumsuz bir yaklaşım içinde olmasının düşünülemeyeceğini ifade eden Erdoğan, "Ama bugün Amerika'dan tutun, batı ülkelerine varıncaya kadar hukuk noktasında kaçak olarak yaşayanlara karşı o ülkenin tavrı her yerde farklıdır. Bizim bu insanlara yönelik insani yaklaşımımıza dünden bugüne ayrı bir değerlendirme, hoşgörülü yaklaşımımıza bütün dünyanın dikkatini çekmeye yönelik bir açıklamadır. Bütün dünyada hiç ilgisi olan veya olmayan ülkelerin kalkıp Türkiye aleyhinde bu türlü kampanyayı sürdürmeleri karşısında bizim de siyasi otorite olarak takınmamız gereken bir tavır vardır" dedi.
"Parlamentolarında bu mesnetsiz kararları alanlar, bizim olaya nasıl insani bir perspektiften baktığımızı görsünler, bilmedikleri konularda ulu orta kararlar almasınlar, bir kere daha komşularımızla aramıza girmesinler diyorum. Biz vatandaşlarımızdan veya göçmenlerden, mültecilerden bahsetmiyoruz" diyen Erdoğan, "Biz buna rağmen bugüne kadar meseleyi iyi niyetle ele aldık. Mağdur, muhtaç insanlara hoş görü gösterdik, gösteriyoruz, göstereceğiz. Biz her türlü iyi niyeti gösterirken, birilerinin Türkiye'nin, Türk insanının onurunu zedeleyecek yaklaşımlar içine girmesine ise sessiz kalamayız" şeklinde konuştu.
Başbakan, "Bugüne kadar, diasporanın ve onları kullananların yanlışlarının faturasını hiçbir zaman Ermenistan halkına ve Ermenilere kesmedik. Bizim bu iyi niyetimizin, ilkeli tutumumuzun ve insani yaklaşımımızın doğru okunması, yanlış noktalara çekilmemesi gerekiyor. Fakat bizim anlamadığımız şudur, Ermenistan başta olmak üzere ülkemizdeki bazı, bir kısım köşe yazarları, diasporaya karşı bu mücadeleyi vermezse, bize karşı böyle bir tavrın içine girmelerini anlamak mümkün değil" ifadelerini kullandı.
"Dile getirilen sorunlara bigane kalamazdık"Ermeni diasporasının, hiçbir zaman Ermenistan'a yönelik olumlu bir tavrın içinde olmadığını belirten Başbakan Erdoğan, "Ermenistan'a karşı bunlar parasal yönden çok güçlüler. Ama Ermenistan'a yönelik bir destekleri söz konusu değildir. Ermenistan, sefalet içindedir ve bugün Ermenistan halkı,
Rusya'ya, bize, çevre ülkelere kaçmaktadır, göç etmektedir. Çünkü Ermenistan'da yaşam koşulları ciddi manada bitmiştir. Bunu ben bizzat Sayın
Putin'in kendisinden dinledim" dedi.
"Her yıl 200 ile 300 civarında adeta göç oluyor ülkelerine. Kendilerinin verdiği mali destekleri de bana anlattı. Böyle bir durum söz konusu. Benim bu açıklamalarımın tehcir gibi asla kabul etmeyeceğimiz kavramlarla yan yana kullanılmasını ben kullananlar adına bir talihsizlik olarak görüyorum" diyen Başbakan, "Burada şu gerçeği de söylemek durumundayız, sevgili Nubar Terziyan ile sevgili Kenan Pars'ın aziz hatıralarına hürmeten bu hususu burada bir kez daha açıklığa kavuşturmak isterim. Her türlü riski göze alarak 'Milli Birlik ve Kardeşlik Süreci'ni başlatmış bir hükümetin, kendi vatandaşlarından bir kısmına farklı muamele etmesi, farklı yaklaşması düşünülemez bile. Özellikle kaçak işçilerin konumu ve bunların da dünden bugüne böyle bir adımı atacağız anlamında söylediğim bir şey olmadığı halde buralara çekilmesi bu açıklamayı yapmamı gerektirdi" şeklinde konuştu.
Tomris Giritlioğlu ve onun gibi değerli sanatçıların, azınlıklar kategorisi içerisinde bulunanların da ülkenin vatandaşı olduğunu, ülkenin sesini, ülkenin nefesini taşıdıklarını çok geniş kitlelere ulaştırdıklarını dile getiren Erdoğan, "Bizlerin azınlıklara yönelik hiçbir dönemde görülmeyen bir ilgi ve alakayı gösterdiğimizi burada iddialı bir şekilde ifade etmek isterim. Geniş kitlelerin bildiği, anladığı bu meselenin devlet tarafından, hükümet tarafından bilinmemesini, görülmemesini azınlıklar noktasında söylüyorum kabul edemezdik, dile getirilen sorunlara bigane kalamazdık ve nitekim de kalmadık, kalmıyoruz" diye konuştu.
ROMAN AÇILIMIErdoğan, geçen hafta sonu da Abdi İpekçi
Spor Salonlu'nda yaklaşık 13 bin Roman vatandaşın katılımıyla muhteşem ve tarihi bir toplantı gerçekleştirdiklerini belirtti.
Erdoğan, "Ben Roman vatandaşlarla komşu yaşadım, aynı mahallede doğduk, büyüdük. Dolayısıyla onların haleti ruhiyesini iyi bilirim. Çocukluğumun, gençliğimin belli bir dönemi onlarla birlikte geçti. Aynen onların yansımasını Abdi İpekçi'de gördük. Oradaki o sahne, 'Çingeneler Zamanı' filminden, 'Ağır Roman' filminden, 'Gırgıriye' filminden bir sahne değildi, tamamen gerçek, tamamen somut bir sahneydi" dedi.
Başbakan, "Biz yıllarca Romanların konu edildiği filmleri, sinemada ayrıca izledik, dizilerden izledik, tiyatrodan izledik ve perde kapandığında, seans bittiğinde, televizyon kanalı değiştiğinde tüm o sahneleri unuttuk. Ama o gün Abdi İpekçi'de işte tüm o filmler, diziler, oyunlar nihayet somut bir karşılık buldu ve o gün belki de ilk kez Romanların da ağladığını, onların da gözyaşı döktüğünü, ama sevinç gözyaşı döktüğünü gördük. Bugün bizim yaptığımız, sizlerin yıllardır filmlerinizle, dizilerinizle, oyunlarınızla, şovlarınızla dile getirdiğiniz işte tüm o sorunları gündeme taşımak ve onlara artık somut çözümler üretmek çabasıdır" diye konuştu.
Başbakan Erdoğan, artık Roman vatandaşların çadırlarda yaşamasını, göçebe hayatını sürdürmesini istemediklerini belirterek, onların kültürüne, geleneğine, örfüne uygun bir yapılanmanın Türkiye genelinde yapılması için adım atmaya karar verdiklerini anlattı. Erdoğan, bununla ilgili proje çalışmalarını bitirdiklerini ifade etti.
Erdoğan ayrıca, "Türkiye genelinde birinci derecede, biz adımlarımızı atacağız. Sonra da talebe göre bu süreci geliştireceğiz. Zemin artı bir, zemin artı iki katlı binalar yapmak suretiyle, okullarını, özellikle de konservatuvara çok alışık olmadıkları için, bu kültürü kendi içlerinde geliştirdikleri için onların bu sanata yönelik etkinliklerini yapabilecekleri salonları da yine o sitelerin içerisinde ayrıca kuracağız. Tabii birçoklarının dertlerini dinledik. Yani çocuğunu okula gönderemeyecek duruma geldiklerini biliriz. Buraya bir Roman çocuğu mu geldi, sınıfı boşaltanların olduğunu biliriz. Bunları orada dile getirenler de oldu, konuşmalar esnasında. Bizler sizin gördüklerinizi görmeyebiliriz, ama bizler sizin gösterdiklerinizi görüyor ve çok iyi anlıyoruz" dedi.
Recep Tayyip Erdoğan, sanatçılarla yaptıkları bu toplantıların, asla ve asla bir yönlendirme amacı taşımadığını vurgulayarak, "Herhangi bir yönlendirmeye sizlerin de prim vermeyeceğinizi biliyorum" dedi.
Erdoğan "Bizler sizin ortaya koyduğunuz sorunları görerek, sizin eserlerinizden yola çıkarak, sizden güç ve ilham alarak bu yola çıktık. Dolayısıyla, sizin sözleriniz, tavsiyeleriniz, eleştirileriniz bizim için hayati derecede önem arzediyor" diye konuştu.
Doğu'da 400 bin çocuk tiyatro ve sinema ile tanıştıBaşbakan Erdoğan, Amerikan
sinema sektörünün, sadece Vietnam Savaşı için onlarca film ürettiğini, Amerika'dan binlerce kilometre uzaktaki o savaşın, her boyutuyla irdelendiğini, her boyutuyla eleştirildiğini, her boyutuyla kamuoyunun gündemine taşındığını anlattı.
Şu anda aynı şekilde
Afganistan üzerine,
Irak üzerine filmler, diziler yapıldığını, Türkiye'de de özellikle son dönemde, yakın tarih üzerine son derece güzel dizilerin, filmlerin çekildiğini ve beğeniyle izlendiğini belirten Erdoğan, "Bu dizilerin, bu filmlerin, 1960 darbesini, 1980 darbesini, azınlıkların sorunlarını,
Alevi vatandaşlarımızın meselelerini, terör meselesini, yoksulluğu, işsizliği, hak ve özgürlük konularını ne kadar çarpıcı ve doğru şekilde aktardıklarını da biliyor ve görüyorum" dedi.
Erdoğan, Hükümet olarak Güneydoğu Anadolu Projesi kapsamında Sosyal Destek Programı adında yeni bir proje başlattıklarını ifade ederek, bu proje ile yaklaşık 400 bin çocuğun, gencin hayatında ilk kez tiyatroyla, sinemayla buluşmasını ve tanışmasını sağladıklarını anlattı.
"Sizin kadrajınıza girenler bizim de kadrajımızda"Erdoğan, 7 Mart'ta Şanlıurfa'ya gittiğini hatırlatarak, oradaki çocukların gözlerinde parlayan umut ışığını gördüğünü dile getirdi.
"Bir tek oyun, bir tek film bile o çocukları çok farklı bir istikamete sevk etmeye yetebiliyor. Ama ben, çok daha fazlasının da yapılacağına inanıyorum" diye konuşan Erdoğan, "Şurası son derece önemli, Türkiye bugün, bundan yedi buçuk yıl önce konuşulamayan, tartışılamayan, konu edinilemeyen birçok mevzuyu rahatça, özgürce, serbestçe konuşabiliyor, tartışabiliyor bir kısım eksikliklere rağmen. 7.5 yıl önce kullanılmasına dahi cesaret edilemeyen kavram ve kelimeler bugün son derece rahat biçimde kullanılıyor. Elbette ideal konumda değiliz, elbette henüz arzu ettiğimiz seviyelerde değilim. Ama ben, Türkiye'nin bundan 7.5 yıl öncesine göre çok farklı bir yerde durduğunu görüyorum ve çok daha iyiye doğru yol aldığına da bütün kalbimle inanıyorum" dedi.
Erdoğan, "Olağanüstü hal bu dönemde kaldırıldı. 50-100 metre arayla araçların durdurularak arandığı dönem bitiyor. Bütün bunların yanında çevik kuvvet bu ülkeden gönderildi. Bunlar artık yok. Artık devletin televizyonu 24 saat Kürtçe yayın yapabiliyor, bu noktaya geldik. Bütün bunlarla birlikte bir değişimi bir dönüşümü yaşıyoruz" diye konuştu.
Güneydoğu'da ve Doğu'da gerçekleştirdikleri yatırımların 18 katrilyon olduğunu belirten Erdoğan, bölge illerinde eğitimde atılan adımlara işaret etti.
Ülkenin en ücra köşesinde artık okullarda bilişim
teknoloji sınıflarında, çocukların bilgisayar eğitimi alır hale geldiğine işaret eden Erdoğan, "ADSL sistemlerini buralarda kurduk. Dengesizlikler artık ortadan kalkıyor. Elbette Türkiye'de sorunlar bu kadar basit değil. Ama sürecin en az bu kadar trajikomik olduğunu gördük ve bunu artık değiştiriyoruz. Taleplere, yaşananlara ve sorunlara baktığınızda, birçoğunun incir kabuğunu doldurmadığını fark ediyorsunuz " dedi.
Olağanüstü Hal kalktığında öyle korkulduğu gibi herhangi bir şey olmadığını ifade eden Erdoğan, "Türkiye kötüye gitmedi, daha da iyiye gitti. Türkiye bölünmedi. Farklı dil ve lehçelerde yayının, farklı dil ve lehçelerin öğrenilmesinin, öğretilmesinin, üniversitelerde enstitüler açılmasının önünü açtık, kıyamet kopmadı. Bu millet değişime her zaman açık olmuştur. Farklılıklar bizim zenginliğimizdir ilkesinden hareket ettiğimiz sürece Türkiye her alanda çok daha zenginleşecektir. Bu millet, ilerlemenin ve dönüşümün her zaman arkasında olmuştur" ifadelerini kullandı.
"Bunu, en çok da siz değerli sanatçılarımızın eserlerinde ve bu eserlerin milletçe gördüğü hüsnü kabulde hissediyorum. Adı anılmayan, konuşulmayan, görülmeyen, bilinmeyen, dışlanmış ve itilmiş birçok kesim ve birçok sorun sizlerin sayesinde sahne aldı. Acıları, feryatları, hüzünleri, ihtiyaçları en önce sizler fark ettiniz ve en önce sizler topluma gösterdiniz" diyen Erdoğan, "Şu anda bizim yaptığımız, işte tüm o kesimlerin, tüm o sorunların sahne almasını sağlamaktır. Biz artık, devlet olarak, hükümet olarak, Türkiye'yi ve Türkiye'nin meselelerini geniş çekimle, yakın planla ele alıyoruz. Yıllarca sizlerin kadrajına giren meseleler artık bugün bizim de kadrajımıza girmiştir" şeklinde konuştu.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, sanatçılar olmazsa sürecin eksik kalacağını ifade ederek, "Sürece omuz vereceğinize, Türkiye'nin yakıcı sorunlarını çözmek noktasında desteğinizi, katkınızı, çabalarınızı esirgemeyeceğinize yürekten inanıyorum" dedi.
SEKTÖRÜN SORUNLARIErdoğan, sektörün sorunlarının da olduğunu çok iyi bildiğini vurgulayarak, konuyu Kültür ve
Turizm Bakanı, Milli
Eğitim Bakanı, ilgili genel başkan yardımcısı ve ilgili danışmanlarla ele aldıklarını anlattı.
Ses sanatçılarıyla yaptığımız toplantıda, örgütlenme, dernek, vakıf, birlik çatısı altında toplanmanın sorunların çözümünü daha da kolaylaştırdığını, sorunlara sahip çıkmanın çözümleri de beraberinde getirdiğini ifade ettiğini anımsattı.
Erdoğan, "Şurası son derece önemli; 1988-2003 arasında, yani 16 yıl içinde 108 adet uzun metrajlı film desteklendi ve 2,7 milyon dolar destek verildi. 2003-2009 arasındaki 7 yılda ise 120 filme 19 milyon dolar destek sağladık. Aradaki farkın ne kadar büyük olduğunu görmeniz açısından önemli. 1990-2003 yılları arasındaki 14 yılda sektöre verilen toplam destek miktarı 6 milyon dolar. 2003'ten bugüne sağladığımız destek miktarı ise 108 milyon dolar. 2002 yılına kadar yıllık vizyona giren film miktarı en fazla 17'ye ulaşmıştı. 2002'de sadece 9 yerli film vizyona girmişti. Bizim dönemimizde her yıl vizyona giren yerli film sayısı ortalama 44 adet oldu ve en son 2009'da tam 70 yerli film vizyona girdi" dedi.
Erdoğan, "Sinema sayısının da ciddi bir artış kaydettiğini görüyoruz. 2002'de Türkiye genelinde 424
sinema salonu varken bugün 1810
sinema salonumuz var. Sektör büyürken, gelişirken, başarılarımız da önemli ölçüde arttı ve uluslararası ödüller elde edilmeye başlandı. Uluslararası alanda ödüle layık görülen filmin yapımcılarından tüm oyuncularına kadar hepsini tebrik ediyorum" diye konuştu.
Son aylarda ödül alan yönetmenlerden Semih Kaplanoğlu'nu ve diğer ödül alanları da kutlayan Erdoğan, "Kendilerine bu başarıları bize ve ülkemize yaşattıkları için şükranlarımı sunuyorum" dedi.
TÜRKİYE'DEKİ DİZİ SEKTÖRÜDizi sektörünün de yine Türkiye'deki en parlak dönemini yaşadığını belirten Erdoğan,"Artık dizi ihraç ediliyor ve bu sayede Türkiye'nin tanıtımına, ekonomisine de çok önemli katkılar sağlanıyor. Bu başarıdan dolayı da arkadaşlarımızı ben tebrik ediyorum" diye konuştu.
Tiyatro konusunda hem Hükümet olarak, hem yerel yönetimler olarak önemli çalışmalar yaptıklarını anlatan Erdoğan, Muhsin Ertuğrul Sahnesi'ni, çok modern, estetik, kullanışlı ve sağlıklı bir yapıyla tiyatro dünyasına kazandırdıklarını söyledi.
Erdoğan, telife ilişkin sorunları ve diğer sorunları hep birlikte takip ederek çözüme kavuşturacaklarını ifade etti. Sanatçılara, katılımlarından dolayı teşekkür eden Erdoğan, "Görüş, öneri ve eleştirilerinizi dikkatle dinleyeceğim ve arkadaşlarım notlarını alacak. Bunların takibini arkadaşlarımla birlikte yapacağımdan şüpheniz olmasın" dedi.
Dolmabahçe'deki Başbakanlık Çalışma Ofisi'nde gerçekleşen ve basına kapalı 4 saat süren kahvaltılı toplantıya, İçişleri Bakanı Beşir Atalay, Kültür ve
Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, Milli
Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik, AK Parti Grup Başkanvekili Ayşenur Bahçekapılı ve AK Parti İstanbul Milletvekili Nursuna Memecan katıldı.
Toplantıya, Yılmaz Erdoğan, Hülya Avşar, Oktay Kaynarca, Kenan Işık, Osman Sınav, Semih Kaplanoğlu, İzzet Günay, Kenan İmirzalıoğlu, Necati Şaşmaz,
Cem Yılmaz, Sırrı Süreyya Önder, Şerif Gören, Şafak Sezer, Ata Demirer, Mustafa Altıoklar, Atilla Dorsay, Yeşim Ustaoğlu, Mehmet Aslantuğ, Kerem Alışık, Özcan Deniz, Kenan İmirzalaoğlu, Ediz Hun, Mesut Uçakan, Lale Mansur, Tamer Yiğit, Hasan Kaçan, Şener Şen, Ata Türkoğlu, Tomris Giritlioğlu, Türker İnanoğlu, Metin Akpınar, Yılmaz Atadeniz, Derviş Zaim, Serdar Gökhan, Orhan Oğuz, Ümit Utku, Ali Sürmeli, Selçuk Çobanoğlu, Göksel Arsoy, Demet Akbağ, Ekrem Çatay, Semih Sergen, Cem Özer, Bülent İnal, Gülse Birsel, Erol Avcı, Can Gürzap, Güner Özkul, Meltem Cumbul, Engin Çağlar, Yılmaz Köksal, Bulut Aras, Serdar Erener, Ayşenil Çamlıoğlu, Ali Gündoğdu, Erden Kıral, Mahir İpek, İclal Aydın, Sibel Turnagöl,
Şahan Gökbakar, Mehmet Ali Erbil, Mine Vargı ve Özhan Eren iştirak etti.
Toplantı sonunda sanatçılara, Başbakanlık tarafından hazırlatılan enstrümantal klasik Türk müziği CD'lerinden oluşan bir albüm ve "Dünya Ormancılık Günü" nedeniyle birer çam fidanı sunuldu. Sanatçılara, kahvaltı sırasında, kahvaltı tabağı, bal kabaklı börek, kuruvasan, poğaça, simit, kahve, çay, portakal suyu ve meyve tabağı ikram edildi.
Erdoğan'ın, sanatçılara, tek tek tokalaşarak, "hoş geldin" dediği toplantının başlangıcında foto muhabirleri ve kameramanların kısa süreli görüntü almalarına izin verildi.
Sanatçılar, toplantıyı "tatmin edici" bulduSanatçılardan
Lale Mansur, bu davete "Çocuklar İçin Adalet Çağırıcıları" adına katıldığını, Başbakan Erdoğan'dan bir randevu talebinin olduğunu söyledi.
Toplantıya katılan diğer sanatçıların çok farklı konulara değindiğini belirten Mansur, tatmin edici bir toplantı olduğunu, sektörel konuların da ele alındığını anlattı.
Mansur, "Demokratik açılım"ın bir demokratikleşme projesi olduğuna inandığını ve desteklediğini belirtti.
Ediz Hun da olumlu bir görüşme olduğunu, herkesin fikirlerini açıkladığını anlattı. Din, dil ve ırk gözetmeksizin insanların birbirini kucaklaması gerektiğine inandığını dile getiren Hun, kendisi için huzurlu bir toplantı olduğunu sözlerine ekledi.
İclal Aydın da "Elazığ'ın Karakoçan ilçesinde sol gelenekten gelen bir ailenin çocuğu olduğunu" belirterek, babası ve dedesinin kendisi doğduktan sonra Türkçe öğrendiğini söyledi.
Bugün Türkçe konuşmasının babası ve dedesi için bir "Türkiye mucizesi olduğunu" vurgulayan Aydın, dedesi ile 8 yaşındaki kızı arasındaki süreçte yeterince düzenleme yapılmadığını belirterek, "Burada olmaktan mutluyum. İyi ve aydınlık bir Türkiye için elimi taşın altına koymaya geldim" dedi.
Kerem Alışık da Başbakan Erdoğan'ın verdiği söz söyleme fırsatını değerlendirip "demokratik açılım" konusundaki görüşlerini aktardığını ifade ederek, "Başbakan'ın profesörden sanatçılara kadar herkesin fikrini alması, toplantıların içinin dolu olması ve yapılacak işlerin üzerine samimiyetle gidilmesi gerçekleşirse bu süreç başarılı olacaktır" diye konuştu.
Erdoğan radyocularla buluştuÖte yandan, Erdoğan, "demokratik açılım" çalışmaları kapsamında İstanbul'da radyocularla bir araya geldi. AK Parti İstanbul İl Başkanlığındaki toplantıya, partinin Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik, İl Başkanı Aziz Babuşçu ile çok sayıda radyocu katıldı. Toplantı, Erdoğan'ın konuşmasıyla sürüyor.