"Türkiye'nin kaderi, Filistin'in kaderinden ayrı değil"

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Türkiye'nin kaderi, Filistin'in kaderinden, Filistin'in kaderi aynı şekilde Türkiye'nin kaderinden, Kudüs'ün, Ramallah'ın, Gazze'nin kaderi, İstanbul'un Ankara'nın, İzmir'in kaderinden ayrı değildir" dedi.

16.04.2010 Cuma 21:48
Başbakanlık Resmi Konutu'nda düzenlenen törende, Gazze İslam Üniversitesi tarafından Başbakan Erdoğan'a fahri doktora ünvanı verildi.

Başbakan Erdoğan, törendeki konuşmasına, "Çok değerli kardeşlerim öncelikle sizleri Türkiye'de, başkentimizde görmekten duyduğum memnuniyeti ifade etmek istiyorum" diye başladı.

Gazze İslam Üniversitesi'nin 32 yıldır çok zor şartlar altında eğitim-öğretim sürecini yürüttüğünü belirten Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bombaların, kurşunların, işgalin, insan haklarından uzak koşulların altında 32 yıldır bir akademik hayat Gazze'de sürdürülüyor. Bu zor şartlar altında sürdürdüğünüz akademik mücadele için sizleri şahsım ve ülkem adına kutluyorum ve Arap dünyasındaki üniversiteler arasında haklı bir makamı temsil ettiğiniz için sizleri ayrıca tebrik ediyorum ve şahsıma layık gördüğünüz bu fahri doktora unvanını özellikle milletim adına kabul ediyor ve bunu az önce de ifade ettiğiniz cümlelerin ardından o sorumluluk altında ölene kadar taşıyacağımı dillendirmek istiyorum."

"İnsan olmanın zorunlu kıldığı ilgi"

Başbakanlığı döneminde dünyanın değişik üniversitelerinden pek çok fahri doktora ünvanı aldığını ancak bunun çok farklı bir anlamı olduğunu belirten Başbakan Erdoğan, "Sizin buraya gelişiniz ama benim ise Gazze'ye gelemeyişim bunun çok açık bir ispatıdır. Türkiye'nin Filistin'le tarihi, duygusal bağlarının olduğu malunuzdur. Şunu çok açık, net söylemem lazım Türkiye'nin kaderi, Filistin'in kaderinden, Filistin'in kaderi aynı şekilde Türkiye'nin kaderinden, Kudüs'ün, Ramallah'ın, Gazze'nin kaderi, İstanbul'un Ankara'nın, İzmir'in kaderinden ayrı değildir. Tarih boyunca olduğu gibi Filistin'in acısı bizim acımızdır. Filistin'in sevinci bizim sevincimizdir" dedi.

"2008'de hakka uğurladığımız Mahmud Derviş bir şiirinde şöyle diyordu, 'şu engin ufuklar ardında kardeşlerimiz var, mükemmel kardeşler, bizi seviyorlar, bizi izliyor ve göz yaşı döküyorlar. İşte Derviş'in de ifade ettiği gibi Türkiye halkının her zaman Filistin'le beraber kalbi atmıştır ve atmaya da devam edecektir" diyen Başbakan, "Tabii bu anlamlı tören vesilesiyle de bir şeyi ifade etmek durumundayım Gazze'ye yönelik ilgimiz aramızdaki tarihi ve kültürel bağların ötesinde insan olmanın zorunlu kıldığı bir ilgidir. Biz, evet Filistin diyoruz, Gazze diyoruz, Kudüs diyoruz, çocuklar öldürülmesin diyoruz. Masum siviller hayatlarının baharında katledilmesin diyoruz. Evler yıkılmasın, okullar, hastaneler bombalanmasın istiyoruz, bunu insaniyet adına söylüyoruz. Vicdanımıza kulak verdiğimiz için söylüyoruz ve bunu söylemek için değil kalbimizden, vicdanımızdan gelen ses olduğu için söylüyoruz" şeklinde konuştu.

"Sesimizi yükseltiyoruz"

"Dün nasıl Darfur için Kabil için, Tiflis için sesimizi yükselttiysek bugün de Gazze için, Haiti'nin, Şili'nin, Çin'in çocukları için yükseltiyoruz" diyen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Biz her ne sebeple olursa olsun çocuklar öldürülmesini istiyoruz. Barış çağrımızı en gür şekilde dünyaya duyurmak istiyoruz. Sevgili kardeşlerim sizi şahsınızda öncelikle Arap dünyasına, İslam dünyasına ve tüm insanlığa sesleniyorum. Bu samimi tören vesilesiyle bizleri gerçekten inciten, yüreğimizi burkan bir meselede hissiyatımı iletmek istiyorum. Filistin'deki taraflar arasındaki ihtilafların ve çekişmelerin Filistin davasına yarar sağlamayacağını, bize üzüntü verdiğini özellikle ifade etmek istiyorum. Biz Deyr Yasin, Sabra, Şatila için göz yaşı döktük. Şimdi de kardeşler arasındaki kavga için göz yaşı dökmek istemiyoruz. İnanın kardeşler arasında yaşanan sıkıntılar her acının üzerindedir ve çok ama çok ama derindir. Filistin'in de bizlerin bu acısını gidermek noktasında siz değerli üniversite mensuplarının, rektörlerinin ve hocaların etkili olabileceğini düşünüyorum."

İslam ve Arap dünyasındaki bütün toplantılarda bunu anlattığını belirten Erdoğan, toplantıya katılan Filistinlilerden bu düşüncelerini döndüklerinde kendi vatandaşlarına da aktarmalarını istedi.

Erdoğan, Filistin'de birleşmenin ve uzlaşmanın sağlanamaması durumunda sıkıntılardan kurtulmanın mümkün olmadığını söyledi.

Başbakan Erdoğan, "Çünkü aranızdaki birliğe, beraberliğe biz çok hasretiz. Özellikle Gazze'deki kardeşlerim, Türkiye'nin tüm imkanlarıyla yanlarında olduğunu, barış için mücadelesini sürdüreceğini bilsinler" diye konuştu.

"Sizlerle unutulmayacak bir anı yaşadım" diyen Erdoğan, gerek fahri doktora unvanı gerek kendisi için hazırlanan tablodan dolayı heyete teşekkür etti. Erdoğan, "Ne Kudüs, ne Mescid-i Aksa, ne Batı Şeria hiçbir zaman bizim gündemimizden düşmeyecektir" dedi.

Gazze İslam Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı: "Tarihi bir an"

Gazze İslam Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Cemal El Hudari ise konuşmasına "Biz Gazze'den geldik. Gazze'den, İstanbul'a, oradan da Ankara'ya gelmenin ne demek olduğunu siz çok iyi bilirsiniz. Doğrusu şu an bizim için tarihi bir andır. Onun için çok çaba sarf ettik" diyerek başladı. Hudari, Filistin'deki insanların Başbakan Erdoğan'a olan sevgilerini aktarmakta güçlük çektiklerini ifade ederek, "Zatıalinize oradaki insanların ümitlerini aktaramayız. İnsanların içinde besledikleri ve yeşertmeye çalıştıkları ümit, sizleri gördükçe güç kazanıyor ve tekrar onları hayata bağlıyor. Ben mübalağa etmiyorum, gerçeğin sadece küçük bir parçasını aksettirmeye çalışıyorum" diye konuştu.

Hudari, Başbakan Erdoğan'a pek çok üniversite tarafından fahri doktora unvanı verildiğini, ancak Gazze'den alınacak fahri doktoranın farklı olduğunu vurguladı. Gazze İslam Üniversitesinin 30 bin öğrencisinin bulunduğunu, üniversitenin Filistin'in en büyük üniversitesi olduğunu kaydeden Hudari, üniversitede tıp, bilişim teknolojileri, ticaret, fen-edebiyat, ilahiyat ve teknik eğitim bölümlerinin bulunduğunu anlattı. Hudari, üniversitelerinin İslam Kalkınma Bankası'nın iki ödülüne layık görüldüğünü dile getirdi. Hudari, "Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Gazze ahalisinin ümididir. Batı Şeria'nın, Kudüs'ün, Filistin'in ve ümmetin ümididir" dedi.

Gazze İslam Üniversitesi Rektörü: "Değerlerin tercümesi..."

Gazze İslam Üniversitesi Rektörü Dr. Kamalain K. Sha'ath da Başbakan Erdoğan'ın Gazze'deki Filistin halkının uğradığı zulme karşı gösterdiği üstün gayretlerine bir "takdir nişanesi" olarak fahri doktora unvanı verilmesinin kararlaştırıldığını söyledi.

Sha'ath, Başbakan Erdoğan'ın Filistin halkının maruz kaldığı zulmün bitmesi için verdiği destek ve Gazze'ye uygulanan ambargonun kaldırılması için verdiği mücadelenin Filistin halkınca takdir edildiğini vurgulayarak, "Onlar yaşadıkları zulümler ve saldırılar karşısında şahsınızda en iyi destekçiyi buldular. Siz her zaman Filistin halkının kendi topraklarında özgür bir şekilde ve onuruyla yaşaması için gereken şartlar için dünyaya çağrıda bulunuyorsunuz. Sayın Başbakan, bizim olduğu gibi yeryüzünde zulme uğrayanların ümidi oldunuz ve şunu ispatladınız, bugün dünyada geçerli olan, güçlüden yana ve çıkarlara dayalı siyaset tarzının yerine ilkelere dayalı bir siyaset tarzının mümkün olduğunu ispatladınız" dedi.

Sha'ath, "Bugünlerde bu siyaset tarzı maalesef özenilen bir siyaset tarzı. Gazze İslam Üniversitesinin hedefleri arasında İslam ve diğer dinlerin davet ettiği evrensel insani değerleri özümsemiş nesillerin yetiştirilmesi vardır. Buradan mezun olan gençler toplum meselelerine duyarlı olacaktır ve biz öyle düşünüyoruz ki siz bu eğitim yürüyüşümüzde bize katkı sağlıyorsunuz, davranışlarınızla ve duruşlarınızla bu değerlerin tercümesini de aslında yapmış oluyorsunuz. Bunlara örnek verecek olursak, adaletin kök salması, insaf, hakkı haykırmak, mazlumun yanında durmak, özgürlük aşkı ve hak yolunda emin adımlarla ilerlemek ve muhtaçların yardımına koşmak... Size bu dereceyi tevdi ederken öğrencilerimize kazandırmaya çalıştığımız değerlerin somut halini görüyoruz ve bu uğurda bize katkı verdiğinize inanıyoruz" şeklinde konuştu.

Başbakan Erdoğan'a Filistin halkı için yapmış olduklarına bir nebze teşekkür etme fırsatı bulduklarını ifade eden Sha'ath, Erdoğan'la yaptıkları görüşmelerin haklarını arama konusunda kendilerini daha çok motive edeceğini söyledi. Sha'ath, Gazze İslam Üniversitesi Senatosunca Başbakan Erdoğan'a fahri doktora unvanı verilmesi konusunda 6 Mart 2010 tarihinde alınan kararı okudu. Sha'ath, tavsiye kararında, Başbakan Erdoğan'a, "Filistin halkına ve haklı davasına verdiği destek ve bu yolda sarf ettiği büyük ve daimi çabaları takdir için her türlü hak, salahiyet ve şeref derecesiyle fahri doktora unvanı verilmesinin" kararlaştırıldığını bildirdi.

"İnşallah Kudüs'ü özgürleştirecektir"

Konuşmaların ardından Başbakan Erdoğan'a Gazze İslam Üniversitesi'nin fahri doktora beratı ile üniversitenin şilti sunuldu ve cübbe giydirildi. Mütevelli Heyeti Başkanı Hudari, Başbakan Erdoğan'a fahri doktora unvanı ile birlikte Gazze'den özgün bir hediye vermek için çok düşündüklerini ifade ederek, "Sayın Başbakan derin bağlarla Kudüs'e, Aksa'ya bağlı ve biz ağır bir abluka altında yaşadığımız halde 'önce Kudüs' diyoruz. O yüzden dedik ki zatıalinizle Kudüs arasındaki bu güçlü bağı sembolize etmemiz lazım ve biz öyle bir resim tasarladık ki Aksa'nın toprağından neşet eden Sayın Başbakan'ın resmini hazırlattık. İnşallah kendisi Kudüs'ü özgürleştirecektir. Resimde Başbakan Erdoğan'ın vücudu Aksa'nın surlarıyla bütünleşik halde ve o dağların arasından kendisi çıkıyor" diye konuştu.

Hudari, daha sonra resmi Başbakan Erdoğan'a sundu.