İndex

Davutoğlu: ''Dink davasıyla ilgili adımlarımız olacak"

Davutoğlu: ''Dink davasıyla ilgili adımlarımız olacak"

Haber

Yazı boyutu Azalt Arttır
Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Hrant Dink davasına yönelik AİHM'e sunulan savunmaya ilişkin bir soru üzerine, "Türkiye'nin çağdaş, evrensel hukuka uygun şekilde bu konuları ele alması için bu konu başta olmak üzere atacağımız adımlar olacak. Özellikle dostane çözüm konusu üzerinde duruyoruz" dedi.

Ahmet Davutoğlu, Bugün Televizyonunda Temsilciler Meclisi adlı programda soruları yanıtladı.

Davutoğlu, "Özellikle Hrant Dink savunması ile ilgili bugün bir toplantınız vardı. Bu konuda sizin çok hassas olduğunuzu biliyoruz ancak tam tersi bir savunma çıktı. Bu savunma konusunda imzanızın olmadığını duyurdunuz. Bu konuda nasıl bir yol haritanız olacak?" sorusu üzerine şunları söyledi:

"Bir kere AİHM, Avrupa Konseyi çerçevesinde bir kurum. Biz de Avrupa Konseyi'nin kurucu üyelerindeniz. Kasım ayında da Bakanlar komitesi dönem başkanlığını üstleniyoruz. AKPM Başkanı da Antalya Milletvekilimiz Sayın Mevlüt Çavuşoğlu. Dolayısıyla biz bu kurumla iç içeyiz ve bizi bağlıyor. Hrant Dink olayında iki konuda yapılan müracaatlar var, biri yaşam hakkının korunması, biri de ifade özgürlüğü konusunda. Gerek yaşam hakkı gerekse ifade özgürlüğü konusunda devlet bütün sorumluluklarını yapmalıdır, böyle bir şeyi tartışma konusu bile etmeyiz.

Bu savunmalar teknik düzeyde yapılan ve herhangi bir bakan imzası gerektirmeyen savunmalar. Fakat geçen sene birkaç önemli komplikasyondan sonra bu sene ben bunları görmek istediğimi söyledim ve imkan olduğu sürece bütün savunmalara baktım, buna benzer başka savunma da geldiğinde. Bu, bizim şu anki kriterlerimiz bağlamında uygun olmayan bir savunmadır.

Biz tekrar Adalet bakanımızla birlikte bu konuyu ele aldık. Peki bunu yazanlar kötü mü, hayır. Onlar da devletin uygulamasını savunma durumundalar. Bu yürütmeyle ilgili değil. Fakat yargı da devletin bir kurumu olarak biz onun da hesabını yapmak durumundayız.

Ben bu savunmanın usulünden ve üslubundan bu savunmayı benimsemediğimi söyledim. Daha sonra Adalet Bakanımızla da görüştük. Bakanlıkta da bir toplantı yaptık. Strasburg'tan daimi temsilcimiz katıldı ve bir değerlendirme yaptık. Bugün İçişleri ve Adalet Bakanımızla bu konuyu ele aldık. Türkiye'nin çağdaş, evrensel hukuka uygun şekilde bu konuları ele alması için bu konu başta olmak üzere atacağımız adımlar olacak. Özellikle dostane çözüm konusu üzerinde duruyoruz."

AİHM'deki davalarla ilgili nerede hata yapıldığına dair bir çalışma yapacaklarını belirten Davutoğlu, bunun Dışişleri ya da Adalet Bakanlığını ilgilendiren bir şey olmadığını, hukuk sisteminin bütünüyle ilgili aksaklıklardan, yargı sürecini gecikmesinden kaynaklanan bir durum olduğunu söyledi.

Süreci hızlandıracak tedbirler alacaklarını belirten Davutoğlu, "İfade özgürlüğünü en geniş anlamda kullanılması için bizim teminat altına almamız lazım. Bunu sadece Hrant Dink ya da Mustafa Erdoğan bağlamında ele almamak lazım, Türkiye ifade özgürlüğü konusunda yargılama yapılan bir devlet olmamalı" şeklinde konuştu.

Davutoğlu, bugünkü toplantıda da hem Hrant Dink'in davası ile ilgili hem de AİHM'e giden bütün davalarla ilgili konuları ele aldıklarını ifade etti.

Milli Güvenlik Siyaset Belgesi'ndeki değişiklikler

Davutoğlu, "Türkiye'nin gizli anayasası ya da kırmızı kitap denilen Milli Güvenlik Siyaset Belgesindeki değişiklikler tartışılıyor. Siz onu gördünüz mü?" sorusuna karşılık, "Bunların bir kısmı şehir efsanesi gibi türeyen bir şey" yanıtını verdi.

"Siz okudunuz mu?" diye sorulması üzerine Davutoğlu, "Tabii, bu 5'li yıllarda yeniden gözden geçirildiği için şu anda gözden geçirecek kurum da dış politika alanında biziz. Bu konuda tabii ki bütün kurumlarımız bu konuda çalışmalar yapıyor" ifadelerini kullandı.

Bu belgelerde belli bir devlet mahremiyeti gereken unsurlar olduğunu vurgulayan Davutoğlu, bunun bir anayasa olmadığını belirterek, şunları kaydetti:

"Öylesine dinamik koşullarda yaşıyoruz ki bir metin yazacaksınız 30 sene önce, hatta 5 sene önce ve o metin bir anayasa gibi herkesin bir teslimiyetle uyması gereken kuralları içerecek, bu uluslararası konjonktürün dinamizmine aykırı düşen bir şey.

Devletin mahremiyetini gerektiren ve ya güvenlik konularında dahi, uluslararası konjonktür değişti. Çevre şartları değişti. sizin tehdit algılamanız değişti. Şimdi Türkiye-Suriye ilişkilerini 10-20 sene önce gördüğümüz gibi görebilir miyiz? Ya da Türkiye Orta Doğu ilişkilerini böyle görebilir miyiz? Artık Türkiye Orta Doğu'da defansif bir ülke olmaktan çıkmıştır."

Herhangi bir kurum ya da belgenin Türkiye Cumhuriyeti anayasası veya Meclis'te çıkan yasaların üstünde olmadığını vurgulayan Davutoğlu, "Bu tür belgeler kurumlararası istişarelerle ortaya çıkan belgelerdir. Zaman zaman da yayınlanmasında mahsur olmayan belgelerdir. Bunu da açık söyleyeyim. Aslına bakarsanız, bütün ülkelerde bu vardır. Kimisi buna 'white paper' der. Bunun gizemli bir metin haline getirilmesi doğru değil. Bu kurumlar arası istişarelerle ortaya çıkan ve devletin stratejik tercihlerini tanımlayan şeylerdir" dedi.

Anayasa referandumuna doğru

Ahmet Davutoğlu "PKK 31 Mayıstan sonra 'Türkiye'de yakacağım, yıkacağım' derken bir anda dönüp 'ateşkes yapıyoruz' dedi. Referanduma doğru bu manevranın yapılmasını nasıl değerlendiriyorsunuz ve demokratik özerklik söylemine nasıl bakıyorsunuz?" sorusunu da şöyle yanıtladı:

"Terör örgütünün bu anlamda bir takım hesapları olmuş olabilir. Demokratik özerklik kavramı da içinde olmak üzere çok sık bu tür kavramlar üretildiğini görüyoruz. O kadar kafa karışıklığına yol açacak şekilde kavramlar üretiliyor ki bunun aslında yaşadığımız süreçte doğrudan bir karşılığı yok. Terör örgütü bağlamında bunun yeni kavramsallaştırmalarla içine girilen sürecin üstünün örtülmesi olarak değerlendiriyorum.

Bunların konjonktürel olarak üretilen ve sosyal karşılığı tam olmayan kavramlar olduğunu düşünüyorum."

Toplumda demokratik talepleri yerine getirirken herkesin kendi görüşünü söyleyebileceğine işaret eden Davutoğlu, "Ama bunların nasıl söylendiği önemli. Hem terör saldırılarını sürdüreceksiniz hem de demokratik kavramları herhangi bir şekilde kullanacaksınız. Bunların ikisinin yan yana gelmesi mümkün değil. Arkasına ne eklerseniz ekleyin silah ortada varsa, demokrasiyi kullanamazsınız" şeklinde konuştu.

BDP'nin boykot kararı

BDP'nin boykot ile ne yapmaya çalıştığına ilişkin bir soruya karşılık Davutoğlu, boykotun kendisinin negatif, ne istediği belli olmayan bir tutum olduğunu belirterek, "Bunu örtecek şekilde kendince iddia üreten bir söylemle bunu dengelemeye çalıştılar gibi geliyor bana. Bu doğru yol değil" dedi.

"Bu söylem kime yardımcı oluyorsa ona bakmak lazım"

BDP'nin boykot kararının Doğu ve Güneydoğu Anadolu;da bir taban bulamadığının belirtilmesi ve "Bu biraz da fikri düzeyde kaymaya başlayan tabanı kilitlemek, hayır oylarına da bir destek mi? Murat Karayılan'ın 'devletle anlaştık' söylemlerinden sonra MHP daha da canlandı Aynı şey CHP tarafından da kullanılmaya başladı. Acaba bu bir karşıt manevra mı?" diye sorulması üzerine Davutoğlu şunları söyledi:

"Doğrusu bu söylemlerin birbirine yardımcı olması kimin işine yarar bunun bir tespit etmek lazım. Bu söylem kime yardımcı oluyorsa biraz da ona bakmak lazım. Buradaki sıkıntı şu; BDP 'hayır' diyemeyeceğini biliyor. Böylesine özgürlükçü bir pakete hayır denemesinin toplumsal karşılığı olmayacağını biliyor. Fakat 'evet' demesinin de kendisinin siyasal anlamda gücünü azaltılacağını düşünüyor ve boykotu tercih ediyor. Fakat şunu unuttu. Bu tür durumlarda boykot hayır anlamına gelir.

"Bu paket Abdullah Öcalan'ı serbest bırakacak gibi bir kampanya yürütülüyor. Bir dedikodu, söylenti durumunun bu kampanyayı etkileme girişimleri var. Bunu önlemeye yönelik sizlerin iktidar olarak ne gibi bir çabası var?" sorusuna karşılık Davutoğlu, bütün bakanların şu anda değişik illerde anayasa referandumunun bu tür taktik manevralara kurban edilmemesi için çalışmalar yaptıklarını söyledi.

Kıbrıs ve Ermenistan sorunu

Bakan Davutoğlu, "Bu paket, Türkiye'nin Kıbrıs ve Ermenistan sorununu çözüyor mu?" şeklinde sorulara muhatap olup olmadığının sorulması üzerine de şunları söyledi:

"Hayır, muhatap olmadım. Çözer diye söyleyeyim şimdi. Bakın pozitifinden bir mantık kuralım. Bu coğrafya, bu mekan bir strateji geliştirmek, ülkesinin stratejik perspektifini yükseltmek isteyenler için olağanüstü imkanlar sunuyor. Riskler de çıkıyor. Kilis'te tam iftar yapacağız iftardan önce acil koduyla bir mesaj geldi, Tel Aviv Büyükelçiliğimize baskın yapıldı. Böyle bir krizli coğrafya her an bir kriz olabilir ancak aynı zamanda olağanüstü potansiyel veriyor bize"

"12 Eylül anayasasına 'hayır' demiştim"

12 Eylül Anayasası referandumunda kullandığı oya ilişkin bir soruya karşılık da Davutoğlu, "Ben çok net olarak 'hayır' demiştim, benim için o ilkesel ve ilk kullandığım oydur. 12 Eylül öncesi neslin tartıştıklarını ve 12 Eylül'de yaşadıklarını düşünürseniz o dönemi yaşayan neslin 12 Eylül anayasasına 'evet' demesi doğasına aykırı bir şey" dedi.

Anayasa değişikliğine dış tepkiler

Davutoğlu, dış dünyadan anayasa değişikliği sürecine müdahil olanlar olup
olmadığını soran gazetecilere şu yanıtı verdi:

"Uluslararası aktörler ki birinci derecede etkileyecek olan AB'dir, anayasa paketinin içeriği ile ilgili herhangi bir konuyu bana iletmediler ama birileri bu hükümetten rahatsız olabilir aynı muhalefet için olan bu referandumun anayasa dışında hükümeti etkileyecek yönü bağlamında da değerlendirenler olabilir."

"İsrail'in hükümetin burnunu sürtmek için harekete geçen bu aktörlerden olup olmadığının" sorulması üzerine Davutoğlu, şunları söyledi:

"ABD Dışişleri Bakanlığı'nda Türkiye'yle ilgili yapılan toplantıyla ilgili soru soruldu. Aynı şeyi söyledim. Artık Türkiye öyle bir ülke ki hiçbir dış aktörün tek başına olayları yönlendireceği gibi bir şey değil. Özellikle ABD için söylemiyorum bunu, herhangi bir aktör... "

Türkiye-Ermenistan ilişkileri

Davutoğlu, Ermenistan ile sınırların açılması da dahil olmak üzere bütün bariyerlerin kalkmasını istediklerini dile getirdi.

Babaanne duası

Davutoğlu, üç buçuk yaşındayken annesi vefat ettiğinde kendisini babaannesinin büyüttüğünü, muhteşem bir irfan ve kültür zenginliği olan babaannesine herkesin dua için geldiğini dile getirdi.

Babaannesinin kendisine "Herkesler sana akıllar danışa, dünyalar ayaklarına gele. Koç koç oğlanların nesillerin ardına düşe" şeklinde dualar ettiğini kaydeden Ahmet Davutoğlu, "Geriye dönüp baktığımda zihnimde öyle yer etmişti ki...İstanbul'a geldiğimizde de bir merasimdi. Sırayla babaannemin elini öperdik. Herkesin durumuna göre dualar ederdi. Akşam döndüğümüzde de elini öperek eve girer bu seferde akşamın duasını alırdık. Hala ben o yalnızlık hissine kapılmam" ifadelerini kullandı.

Servisler » iPhoneMobilHaber SMSGörüntülü HaberFacebookTwitterSitene Ekle

Diğer Haberler

ADnet

Diğer Haberler

Reklam

Reklam

Test

TEST

Sevgililer Günü'nü nasıl geçirmelisiniz?
Canınız bir şeylere sıkkın. Kendinizi toplamak için bunlardan hangisini yaparsınız?





Devam