Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, referandum mitinglerine Mersin'de devam etti. 'Rahibe afişleri' tartışmasını Mersin'de de sürdürdü. Erdoğan, "Sorumluları ortaya çıkarın" diyen CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu'na seslendi, "Ortaya çıkarmak benim değil senin görevin" dedi. Erdoğan, eski CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'la ilgili kaset iddialarını da gündeme getirdi.
Erdoğan, Mersin'de partisince Tevfik Sırrı Gür Stadyumu'nun yanındaki alanda düzenlenen mitingde konuştu.
"Ne olur aramıza fitne fesat sokmak isteyenlere aldanmayın" diyen Erdoğan, şunları kaydetti:
"Dün Diyarbakır'daydım orada coşkuyu, sevgiyi, aşkı, bütünleşmeyi gördüm. Gittik, gidiyoruz ama birileri gidemiyor oralara. Diyorum ki 'bana konuşma metni hazırlayacağına, Diyarbakır'a gel'. Sayın Bahçeli bana konuşma metni hazırlıyor, sen, Diyarbakır' gel, Mersin'de takılıp kalma. 81 vilayetin 80'inde varız, 81 vilayette ya birinci partiyiz, ya ikinci. Bakıyorsunuz
CHP'ye 'ben sahillerin, kumsalların partisiyim'. Ne denir buna 'hayırlısı olsun' denir. Bakıyorsun diğerine bir 'etnik unsurun partisiyim' diyor, ben 'milliyetçiyim'
diyor, onun nasıl milliyetçi olduğu ayrı mesele.
BDP'ye bakıyorsun ben 'Kürtlerin temsilcisiyim' diyor. Asla, kimse Kürtlerin iradesine ipotek koyamaz. Kürt kardeşlerim de kendi iradelerini onlara vermiş değil. Sadece kendi kendilerine gelin, güvey oluyorlar."
Erdoğan,
CHP ile yaşanan afiş tartışmasına da değinerek, "İstanbul'da, Diyarbakır'da bazı yerlerde bilboardlarda bu
CHP ne tür
afişler astırdı biliyor musunuz, 'rahibe kıyafeti giydirmeye evet.' Yani benim örtülü giyinen vatandaşlarımın kıyafetini rahibe kıyafetine benzetecek kadar bunlar saptılar, sapıttılar. Şimdi ne diyor, gene kıvırmaya başladı. Diyor ki 'bu bize ait değil, hükümet bunu bulsun çıkartsın'. Bu benim görevim değil, senin görevin" şeklinde konuştu.
Dinleme tartışmalarıMilletin ve devletin menfaatine olan konularda kararlarını geç açıkladığını ifade ettiği Danıştayın, Tam Gün Yasası'nda Sağlık Bakanlığının basın açıklaması üzerinden "ışık hızıyla" 24 saatte yürütmeyi durdurma kararı verdiğini söyleyen Erdoğan, şöyle konuştu:
"Danıştay, millet aleyhine karar verdi, lehine değil. Ben siyasetçi olarak yanlış yaparsam bunun hesabını millete veriyorum, sandıkta, bedelini milletim bana ödetiyor. Danıştayın sebep olduğu zararların hesabını kim soracak, bedelini kim ödeyecek. Ben çıkıyorum, 'siyaset yapmak isteyen cübbesini çıkarsın, siyasete girsin' diyorum. Beyefendiler kızıyor ama siyaset yapmaktan, siyasete müdahale etmekten kaçınmıyorlar. Millet iradesi üzerinde kirli oyunlar oynamaktan hiç çekinmiyorlar.
Yüksek yargı mensupları arasında geçen telefon konuşmaları internete düştü. Oralarda neler konuşulduğunu duydunuz mu? Ne tür çirkin planlar kurulduğunu gördünüz mü? Ne tür kirli tezgahların hazırlandığını biliyor musunuz? Ne diyorlar, halk oylamasında 'hayır' çıksın diye
İmralı ile ittifak kurmayı konuşuyorlar.
Tunceli'de yolu kesip, köylülere halk oylamasında 'hayır' diyeceksiniz diyen teröristlerle, 'hayır' için kirli oyunlara başvuranları benim milletim affeder mi? Bu ne gözü dönmüşlüktük. 12 Eylülde 'evet' diyerek bu kirli tezgahları bozacaksınız. 12 Eylülde 'evet' diyerek Türkiye üzerine çökmüş karabulutları dağıtacaksınız, Türkiye'nin ufkunu aydınlatacaksınız, önünü açacaksınız."
"Böyle bir dürüstlük anlayışı olur mu?"CHP Genel Başkanı
Kemal Kılıçdaroğlu'nun, Deniz Baykal'ın genel başkanlıktan ayrılmasından sonra "Genel başkanlığa aday olmadığını" dile getirdiğini, kısa süre sonra ise adaylığını açıkladığını kaydeden Erdoğan, "Böyle bir dürüstlük anlayışı olur mu? 12 Eylülde bu yalan siyasetine gereken dersi vermeye evet mi?" diye konuştu.