İndex

Mısır'da tatil planlayanlara ipuçları 3...

Mısır'da tatil planlayanlara ipuçları 3...

Haber

Yazı boyutu Azalt Arttır
Eski çağlarda dünyanın yedi harikasından biri olan feneri ve zamanın en büyüğü kütüphanesiyle tanınan İskenderiye, Mısır'ın turizm açısından önemli şehirlerinden biri...

M.Ö. 382 yılında, Makedonyalı Büyük İskender tarafından kurulan şehir bir dönem Mısır'a başkentlik yapmış. Akdeniz'in kıyısındaki bu şirin kentte, Osmanlı döneminden kalan tarihi eserlerin yanı sıra Kayıtbay Kalesi ve görkemli Abdul Abbas Camii, görülmesi gereken mekanlar. İskenderiye'ye Kahire'den kuzeye Akdeniz'e doğru yaklaşık 2.5 saatlik otobüs yolculuğuyla ulaşılıyor.

Yollarda tarım arazilerinin yanı sıra büyük bahçe duvarlarıyla çevrelenmiş çiftlik evleri dikkati çekiyor. Yol boyunca bazı polis noktalarından geçmek zorunda kalınıyor. İskenderiye'ye girişte yüksek bir taş levha üzerine şehrin Arapça, İngilizce ve Yunanca ismi yazılmış. Bir an kendinizi Türkiye'deki Akdeniz kıyılarını hatırlatan bir coğrafyada buluyorsunuz.

Kahire'ye göre daha yeşil ve daha düzenli bir şehir İskenderiye. Burada trafik daha az yoğunlukta. Kentte dikkati çeken başka bir ayrıntı ise binaların yüksekliği. Sanki sahil kenarındaki uzun bloklar arkalarındaki binaların Akdeniz'in güzelliğini görmesini engelliyor gibi. Sahil şeridi ise İzmir Kordonboyu'nu hatırlatıyor.



Kayıtbay Kalesi

Kentte turistlerin en çok ziyaret ettiği Kayıtbay Kalesi gerçekten görülmeye değer. Memluk hükümdarı olan Kayıtbay, kaleyi İskenderiye Feneri'nden kalan parçalarla 1477'de yaptırmış.

Kale, her gün 09.00-17.30 saatleri arasında açık. Kaledeki denizcilik müzesinde, Napoleon savaşlarından kalma parçalar sergileniyor. Kale 1984 yılında restore edilmiş. Şimdilerde sahili kaleyi dalgalardan korumak için blok betonlarla doldurmuşlar. Kaleden bakıldığında Akdeniz'in benzersiz manzarasız sizi selamlıyor. Burçlar arasında fotoğraf çektirebilir, kalenin içini gezebilirsiniz. Kalenin bahçesinde oturan, yatan ya da piknik yapan insanları görürseniz şaşırmayın.

Kent halkı genellikle gölge ve serin mekanları tercih ediyor. Kaleden ayrıldığınızda uzun bir sahil boyunca ilerliyorsunuz. Sahil kenarındaki gölgeliklerde şezlong göremiyorsunuz. Burada sandalyeler bulunuyor. Zaten güneşlenen birini de bulmak neredeyse imkansız.

Denizdekilerin çoğu çocuk ya da erkek. Kent merkezine uzanan Kurniş, keyifli bir gezi yolu. Kurniş üzerinde "Abdul Abbas Cami"si görülmeye değer. 1934 yılında yenilenen camide şeyhlerin ve diğer din adamlarının türbeleri yer alıyor. Caminin mağribi taş işçiliği, kubbeleri ve minareleri de göz alıcı. Camiyi ziyaret edebilirsiniz ancak kadınlar sadece arka bölümden girebiliyor.



İskenderiye Feneri nerede?

Antik çağın yedi harikası içinde günlük yaşam için kullanılan tek eser olan İskenderiye Feneri, artık sular altında. Fenerin yeri tam olarak bilinmiyor. Fenerin toplam yüksekliği 117 metreydi ve bu yükseklik günümüzdeki 40 katlı binalara eşit.

Çağında dünyanın en uzun yapısı olarak bilinen fenerin ışığını yansıtan aynanın 50 kilometre (35 deniz mili) uzaklıktan görüldüğü belirtiliyor. Ayrıca fener, eski Yunan ve Roma paralarında gösteriliyor.

Araplar Mısır'ı ele geçirince İskenderiye'yi ve iklimini çok beğenmişler ve fener yanmaya devam etmiş. Ancak başkent Kahire'ye taşınınca fenerin bakımı ihmal edilmiş ve bir kaza sonucu dev ayna kırılmış yerine yenisi de yapılmamış.

MÖ 956'daki depremde fener zarar görmüş ama yıkılmamış. Fakat 1303 ve 1223'te Memluk Sultanı Kayıtbay İskenderiye'nin savunulması için bir kale yaptırmaya karar vererek (Kayıtbay Kalesi), yıkık fenerin tüm taşlarının ve mermerlerinin kalenin yapımında kullanılması emrini vermiş.

İskenderiye Kütüphanesi

M.Ö. III. yüzyılda İskenderiye'de kurulmuş olan kütüphane, insanlık tarihinde meydana getirilmiş önemli eserlerden biri. Eski kaynaklar burada 900 bin cilt el yazması eserin toplandığını belirtiyor. Kütüphane sahile bakıyor ve modern bir mimarisi var. Kütüphanenin dış cephesinde cam ve metal hakim. Kademeli olarak yükselen sera gibi camekandan oluşan bir dağ yapmışlar sanki.

Binanın yan duvarları ise taş. Kütüphaneyi okuyucuların yanı sıra çok sayıda turist ziyaret ediyor. Binaya sesi dağıtmayan bir akustik hakim. Dünyanın dört bir yanından İskenderiye Kütüphanesi'ni görmek için gelenler, bu modern yapıyla karşılaşınca biraz hayal kırıklığına uğruyor doğrusu.

Bizans'ın Mısır Valisi Theophilos zamanında bir ayaklanma olmuş, Pagan tapınakları ile beraber İskenderiye Kütüphanesi de Bizanslılar tarafından yakılıp yerle bir edilmiş. Birbirinden değerli el yazması kitaplar yakılmak için hamamlara dağıtılmış. Kütüphanenin Roma İmparatoru Sezar zamanında yakıldığı rivayeti de var. Yakılıp yıkılmasından 1600 yıl sonra 2002 yılında yeniden açılmış şekliyle kütüphanenin içinde 8 milyon kitap bulunduğu belirtiliyor.



El Muntaza Sarayı

Kral Faruk'un plaj, deniz, gezinti ve yazlık ihtiyacı için yapılan El Muntaza Sarayı ve çevresi halen otel, devlet konukevi ve casino olarak kullanılıyor. Sarayın bahçesinde piknik yapan ya da denize giden insanları görmek mümkün. Bahçenin tamamını araç olmadan gezmek biraz zor, oldukça geniş bir alan çünkü. Bahçe içindeki köprüden Akdeniz'in güzelliklerini seyredebilirsiniz.

İskenderiye'den ayrılmadan sahil kenarındaki lokantalarda Akdeniz'den tutulan balıkların tadına bakabilirsiniz. Sahil boyunca birçok balıkçı lokantası bulunuyor.


İlgili Konular » Gezi-TatilMısır'da isyan diğer konular »
Servisler » iPhoneMobilHaber SMSGörüntülü HaberFacebookTwitterSitene Ekle

Diğer Haberler

ADnet

Diğer Haberler

Reklam

Reklam

Test

TEST

Sevgililer Günü'nü nasıl geçirmelisiniz?
Canınız bir şeylere sıkkın. Kendinizi toplamak için bunlardan hangisini yaparsınız?





Devam