Boyner: "Tutukluluk süreleri uzun, değerlendirmeler insafsız"

TÜSİAD Başkanı Ümit Boyner, yeni anayasa yapım sürecini kolaylaştıracak şekilde Terörle Mücadele Yasası ve Ceza Yasası'nın değiştirilmesini isteyerek, uzun tutukluluk sürelerini eleştirdi. Boyner, Hopa ve Cihan Kırmızıgül davalarını da "insafsız değerlendirmeler ve uzun tutukluluğun simgesi" olarak değerlendirdi.

09.12.2011 Cuma 14:59
Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Yüksek İstişare Konseyi (YİK) Toplantısı, TBMM Başkanı Cemil Çiçek'in de katılımıyla başladı.

Dersim tartışması ferahlama vesilesi olabilir

TÜSİAD Başkanı Boyner, bir yandan Anayasa'yı hazırlarken, diğer yandan da Türkiye'nin son on yıla damgasını vurmuş hızla özgürleşen ve demokratikleşen ülke görüntüsüne pas lekesi gibi yapışmaya başlayan gelişmelerin önünü alacak yasal değişikliklerin gerçekleşmesini beklediklerini bildirdi.

Dersim olayları etrafında başlayan tartışmaya da değinen Boyner, partizan veya ideolojik kutuplaşmanın bir parçası haline getirilmediği taktirde, bu tartışmanın bir ferahlama vesilesi olacağına inandığını söyledi.

Boyner, "Cumhuriyet tarihinin nesnel şekilde değerlendirilmesi, Kürt meselesinin geçmişi ve bugününün, Alevi sorununun tüm veçhelerinin tartışılmasının daha demokratik bir vatandaşlık ve laiklik anlayışının tesis edilmesi yönünde iyi bir fırsat sunduğunu düşünüyorum" dedi.

"Özgürlüklerin korunduğu bir anayasa istiyoruz"

İlk anayasa taslağını neredeyse yirmi yıl önce hazırladıklarını hatırlatan Boyner, o gün bugündür de yeni anayasa taleplerini her platformda dile getirdiklerini söyledi. Boyner, şöyle konuştu:

"İstediğimiz herhangi bir anayasa değil. Özgürlüklerin çekincesiz korunduğu; hakların kısıtlanmadığı; kuvvetler ayrılığı dengesinin işlediği; yargının tarafsız ve bağımsız şekilde çalışmasının garanti altına alındığı; yasama organının denetleme görevini bihakkın yapabildiği; hesap vermenin istisna değil kural olduğu; her türlü azınlığın sesinin bastırılmadığı; seçim sisteminin insanın adalet duygusunu zedelemediği; partiler kanununun tabanın ve seçmenin sesinin duyulmasına imkan tanıdığı; güçlendirilmiş bir Parlamenter sistem anayasası arzuluyoruz. Bugün aramıza katılarak bizi onurlandıran Sayın Meclis Başkanımızın bu yolda sarf ettiği çabaları büyük bir merak ve heyecanla izliyoruz. Milletin egemenliğini temsil eden Meclis'in 21. Yüzyıl Türkiye'sine yakışan bir Anayasa hazırlayarak, otoriter bir zihniyetin kullanma kılavuzu şeklinde düzenlenmiş 1982 Anayasasını, kabul edilişinin otuzuncu yılında rafa kaldırmasını bekliyoruz. Meclis'in toplumun birikiminden daha fazla yararlanmasını sağlamak üzere sivil toplum örgütleriyle yakın görüş alışverişi içinde olmasının da Parlamenter sistemimizin güçlenmesine katkı yapacağına inanıyoruz."

"Sayısal çoğunluk her şey değil"

"Demokrasinin yalnızca çoğunluğun yönetimi olmadığı gerçeğini de artık iyice sindirmemiz gerekiyor" diyen Boyner, bir demokraside her şeyin sayısal çoğunlukla ölçülemeyeceğini kaydetti.

Boyner, kamuoyunun geniş kesimlerinin giderek, yılarca süren tutukluluk sürelerinin infaza dönüşmesinden ve uluslararası kuruluşların dahi sahip çıktığı gazetecilerin hapiste olmasından vicdanen büyük rahatsızlık duymaya başladığını söyledi.

"İddianamelerde somut kanıt yok, gizli tanık var"

TÜSİAD Başkanı Boyner, iddianamelerin somut kanıttan çok demokratik hukuk devletlerinde örneği görülmeyen gizli tanıklık ifadelerine yaslanarak hazırlanmasının, sanıkların özel hayatlarının telefon kayıtlarından sızdırılmasının vakayı adiyeden sayılması, küçücük bir kız çocuğuna insafsızca tecavüz edenlerin "rıza" ve iyi hal öne sürülerek en düşük cezalarla neredeyse mükafatlandırılmaları, kadına yönelik şiddetin cinnet boyutlarına gelmesinin, "model ülke" olma iddiasındaki bir Türkiye'ye yakışmayan kareler olduğuna dikkat çekti.

Hopa ve Kırmızıgül davasına değindi

Boyner, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin bir dava vesilesiyle Türkiye'ye yönelttiği soruların içeriğinin son on yılda arzu ettiğimiz kadar yol gitmediğimizin göstergesi olduğunu kaydetti. Ümit Boyner, bu durumun, Türkiye'nin demokratikleşme yönünde attığı mevzuat düzeyindeki adımların maalesef uygulamada yeterli ilerlemeyi sağlamadığını, bir anlamda, bu amaçla harcanan emeklerin karşılığını bulmadığını gösterdiğini de ifade etti. Boyner, şöyle konuştu:

"Böyle bir tabloyu yaşamayı hiç de hak etmediğimizi düşünüyorum. Ancak bu vesileyle Adalet Bakanlığı'mızın Avrupa Konseyi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ile başlattığı, ifade ve medya özgürlükleriyle ilgili diyaloğu önemsediğimizi vurgulamak istiyorum. Umuyoruz ki, Terörle Mücadele Yasası, Ceza Yasası gibi yasalarda gerekli değişiklikler yapılır ve yeni anayasa yapım sürecini de kolaylaştırıcı adımlar atılmış olur. Bugün ben siz hitap ederken insafsız değerlendirmeler ve uzun tutukluluklar bağlamında simgesel önem taşıyan Hopa Davası ve Galatasaray Üniversitesi öğrencisi Cihan Kırmızıgül'ün duruşmaları da başlıyor. Farklı kaynaklara göre 281 ile 500 arasında öğrencinin aylarını hatta yıllarını hapishanelerde tutuklu olarak geçirmesi bizde geçmişe yolculuk duygusu uyandırıyor. 1960'larda gelişmiş ülkelerin gençlerin sorunlarına eğilerek, taleplerini dinleyerek aştıkları büyük öğrenci isyanları sırasında Türkiye aksi yöne giderek geleceğini inşa edecek bu gençlerimizi şiddetle terbiye yolunu seçti. Bu tercihin sonucu kaybedilmiş binlerce canın maliyetini biz unutmuş değiliz. Benzer bir maliyetin yeniden ödenmesini istemiyoruz."