Sağlık Bakanlığı, Türkiye'de her iki doğumdan birinin sezaryen ile yapılmasına karşı harekete geçti. Sezaryen doğum sayısının azaltılması için genelge yayımlandı. Artık, tüm hastanelerde partograf sistemine göre hareket edilecek. Ancak, kadın doğumcular, hastanın isteği ve doktorun bilgisinin gözardı edilemeyeceğine dikkat çekiyor.
Sağlık Bakanlığı verilerine göre sezeryan ile doğum oranında büyük bir artış yaşandı.
2007 yılında yüzde 36 olan sezaryan ile doğum oranı 2008'de yüzde 40'a, ,2009'da yüzde 42'ye 2010 yılında ise yüzde 45'lere ulaştı.
İşte bu tabloyu Avrupa'daki seviyeye taşımak, yani "tıbbi gerekçesi olmayan"
sezaryen doğum sayısını azaltmak için harekete geçildi.
Bunun için de yıllardır kullanılan bir sistem, "daha da yaygınlaşsın" diye yeniden gündeme geldi. Bakanlık, genelgeyle "doğum yapılan özel,
üniversite ya da devlet tüm hastanelerde partograf sistemi mutlaka uygulansın" dedi.
Yani sağlık personeli, doğum eylemi başlayınca, annenin değerlerini partograf denilen tabloya işliyor. Değerler "müdahale çizgisi" denilen belli bir seviyeye gelirse ancak o zaman
sezaryen doğum seçenekler arasına giriyor.
Bakanlık kayıtlara bakacak. Gereksiz yere
sezaryen doğum yaptıran doktor hakkında inceleme başlatılacak. Hastası sezaryende ısrar ederse, doktor ikna etmeye çalışacak. Ama hasta ikna olmazsa ya da formalara yalan bilgiler yazılarak doğum
sezaryen yapılırsa ne olacağı belli değil.
Türk Jinekoloji ve Obstetrik Derneği'ne göre Sağlık Bakanlığı'nın adımı doğru ama çözüm partograf sistemi değil. Dernek, "riskler anlatılmalı ama yine de karar, hastanın isteği ve doktorun bilgi ve tecrübesine bırakılmalı" görüşünü savunuyor.