İndex

Nisan olur, biz festivale gideriz...

Nisan olur, biz festivale gideriz...

Haber

Yazı boyutu Azalt Arttır
Geçen sene festivalin açılış veya kapanış töreniydi sanırım. Çekilen videoların birinde bir seyirci söylüyordu bu cümleyi. 200.000 festival izleyicisine tercüman olarak söylüyordu ve pek doğru söylüyordu.

Hande Sönmez--   Sinema Günleri'nden İstanbul Film Festivali'ne binlerce film geldi, geçti ve ne mutludur ki geçmeye devam ediyor. Bu noktada hakkını vermek lazım; sponsorlara da en az IKSV kadar teşekkür etmek gerekiyor.

Bu sene festivalin 31. senesi. Emek'siz geçen 3. sene, Şarkının da pek güzel dediği gibi 'alışamadık yokluğuna'. Çünkü Emek, varlığıyla festival izleyicisine bir armağandı. Neyse ki başka bir şarkının da dediği gibi 'bizim hala umudumuz var'. 

Haftaya Cumartesi başlayacak festivalde neler var? sorusuna cevap vermek gerekirse; öncelikle biletleri anında tükenen; Pink Floyd'un The Wall albümü için çekilmiş 'Pink Floyd The Wall' var. Biletleri tükendi dense de siz siz olun Pink Floyd'u seviyorsanız, sinemaların kapılarını zorlayın derim ben. Çünkü kuyrukta gelmeyenlerin biletleri satılabiliyor.

İkinci olarak ilgimi bir Çin filminin çekeceğini hiç düşünmezdim ama filmin konusuna baktığım anda kayıtsız kalamadım. Sonradan fark ettim ki pek çok eleştirmen de zaten 'Sade Bir Hayat'ı önermiş. Belki de duygu olarak 2008 yılında İstanbul Film Festivali'nin kapanışında gösterilen, sık sık aklıma gelen Japon filmi Departures'a yakın bir tat alacağımı düşündüğümdendir bu film de listeme girdi.

Sonra gezinirken, biraz daha popüler yapımları, feel good filmleri, bağımsız yapımları sevenlerin ilk tercihi olan Akbank Galaları'na baktım. Orada 2007 yılında bizi kahkahalara boğmuş Paris'te İki Gün'ün devam filmi olan 'New York'ta İki Gün'ü gördüm. Sİz de benim gibi 'Bakalım Julie Delpy bu sefer ne yapmış?' sorusunun cevabını merak edenlerdenseniz bu filmi de kaçırmayın.

Persepolis'in ardından yine İran'da geçen 'Azrail'i Beklerken' de hem merak edilmeyecek hem de gidilmeyecek gibi değil.

Gelelim sadık roman okuyucularına. Uluslararası Yarışma bölümündeki filmlere bakanlar gözlerine inanamayıp tekrar tekrar bakmış olabilirler bu bölüme çünkü Emily Bronte'nin meşhur romanı Wuthering Heights yani Uğultulu Tepeler'in yeni uyarlaması ve Hemingway'in meşhur hikayesi Klimanjaro'nun Karları edebiyat olmadan olmaz diyenler için güzel bir seçki olabilir.

Üç Renk Üçlemesi ile tanınan usta yönetmen Kieslowski'nin öğrencisi olan Greg Zglinski'nin 2. filmi 'Cesaret' de merak uyandıran ve listenize dahil edeceğiniz filmlerden.
Bu sene kaybettiğimiz bir başka usta yönetmen Angelopoulos'un 'Kumpanya' filmi de yine festivalde 'Anılarına' bölümünde yer alan filmlerden.

İnsan Hakları bölümünde Documentarist'i de yakından takip edenleri heyecanlandıracak filmler bulunmakta. Ama özellikle İtalya'nın Oscar adayı da olan 'Memleket', İran yapımı 'Hoşçakal', 'Yargısız' listenizde öne çıkabilir.

Türk filmlerinden Sundance'te jüri özel ödülüyle dönen 'Can', Leyla ile Mecnun'la izleyicilerin kabinde taht kurmuş Onur Ünlü'nün filmi 'Celal Tan ve Ailesinin Aşırı Acıklı Hikayesi', Zeki Demirkubuz'un yeni filmi 'Yeraltı', Özcan Alper'in Sonbahar'ın ardından çektiği 'Gelecek Uzun Sürer' gibi filmleri izlemek de mümkün. 'Gelecek Uzun Sürer' İnsan Hakları bölümünde yarışırken, 'Can' ve 'Yeraltı' Ulusal Yarışma dahilinde yarışıyorlar, Celal Tan ve Ailesinin Aşırı Acıklı Hikayesi ise yarışma dışı kategoride gösteriliyor.

Sonra festivalin 'Aile İçinde' ve 'Antidepresan' kategorilerinde gösterilen filmleri de ilgiyi hak ediyor.

Daha pek çok filmi saymak mümkün tabii ki. Bu festivalde de yine her zevke uygun filmler bulunmakta.
Nisan olur biz festivale gideriz, hadi siz de gelsenize...

Servisler » iPhoneMobilHaber SMSGörüntülü HaberFacebookTwitterSitene Ekle

Diğer Haberler

Diğer Haberler

Reklam

Reklam

Test

TEST

Hangi denizsiniz?
Akşam yemeğine çıkmak için olmazsa olmazınız hangisidir?





Devam