Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Artık 19 Mayıs törenleri üzerinden hiç kimse mürebbiye gibi parmağını sallayarak bizi tehdit etmeye, bizi tedip etmeye kalkmasın, kalkışmasın. Çünkü biz onlar gibi 19 Mayıs'ın istismarının değil, 19 Mayıs'ın özünün takipçisiyiz" dedi.
Erdoğan,
Ankara Spor Salonu'nda gerçekleştirilen AK Parti Genel Merkez Gençlik Kolları 3. Olağan Kongresi'ne katılarak bir konuşma yaptı.
Erdoğan, şunları söyledi:
"Bu salondaki gençlik Türkiye'nin ta kendisidir. Bu salondaki gençlik, kökü mazide olan, gözü istikbalde gençliktir. Bu salondaki gençlik tarihini çok iyi bilen, çok seven, devraldığı mirasın omuzlarındaki yükün farkında olan bir gençliktir. Bu gençlik kavganın, çatışmanın değil, dayanışmanın kucaklaşmanın tarafında bir gençliktir.
Burada Türkiye'nin umudu var. Burada sadece Türkiye'nin değil, Ortadoğu'nun, Balkanlar'ın, Kuzey Afrika'nın umudu var. Burada sadece Türkiye gençliğine değil, Ortadoğu'ya Kuzey Afrika'ya örnek teşkil eden bir gençlik var. İşte bu gençlik
23 Nisan 1920 ruhunu çok, ama çok iyi bilen bir gençliktir.
Bu gençlik Kurtuluş Savaşı ruhunu, 29 Ekim ruhunu çok iyi bilen bir gençliktir. Burada bu salondaki gençlik
19 Mayıs'ı bilen,
19 Mayıs ruhunu, misyonunu taşıyan bir gençliktir. Hiç kimse bize, bu gençliğe
23 Nisan,
19 Mayıs, 29 Ekim dersi vermeye kalkışmasın. Tam tersine
23 Nisan ruhunu öğrenmek isteyen varsa buyursun işte bu gençlikten öğrensin. Eğer
19 Mayıs'ın 29 Ekim'in ruhunu anlamak, öğrenmek isteyen varsa buyursun bu gençlik onlara öğretsin.
Türkiye'nin tapusu belli kesimlerin, belli zümrelerin, elitlerin, seçkinlerin elinde değil. 75 milyonun elindedir, 75 milyonun yüreğindedir. Hiç kimse kendisini Türkiye'nin yegane sahibi gibi görmesin. Türkiye'nin sahibi 75 milyondur. Türkiye'nin sahibi işte bu gençliktir.
Artık
19 Mayıs törenleri üzerinden hiç kimse mürebbiye gibi parmağını sallayarak bizi tehdit etmeye, bizi tedip etmeye kalkmasın, kalkışmasın. Çünkü biz onlar gibi 19 mayıs'ın istismarının değil,
19 Mayıs'ın özünün takipçisiyiz. Ey
CHP, ey
MHP 19 Mayıs sizin için bu kadar önemliydi de neden bugüne kadar
19 Mayıs'ın özüne,
19 Mayıs'ın izine sahip çıkmadınız? Samsun'u bugüne kadar neden hatırlamadınız? Söyler misiniz Samsun'a bugüne kadar ne yaptınız? Erzurum'u, Sarıkamış'ı, Çanakkale'yi, Kurtuluş Savaşı şehitliklerini neden bugüne kadar hatırlamadınız?"
AK Parti iktidarının gençliği ecdadıyla buluşturan bir iktidar olduğunu ifade eden Başbakan şöyle devam etti:
"Çünkü bunların özle işi olmaz bunlar sadece istismar yapar. Ama biz meselenin özüyle ilgiliyiz. Biz genç nesillerin, gençlerin sıkıcı resmi törenlerle değil,
19 Mayıs'ın özüne, ruhuna, heyecanına, coşkusuna uygun kutlamalardan yanayız. Kendilerini
19 Mayıs'ın yegane sahibi olarak görenlere de istismar fırsatı tanımayacağız.
Bu ülkede hiç kimse kendisini öz diğerlerini üveymiş gibi göremez. Böyle muamele edemez. Bu ülkede artık birileri kendisini cumhuriyetin, milletin ve rejimin gerçek sahibi olarak görüp millete tahakküm edemez. Hiç kimse 'milleti kurtarıyorum' deyip milletten çok bildiği iddiasıyla bu millete yön veremez. İstikamet çizemez. Bu milletin vasilere ihtiyacı yok, bu rejimin vesayete ihtiyacı yok."
Başbakan ayrıca, "On yıllar boyunca bürokrasiye, hukuka kast sistemi hakim oldu. Dikkat edin millet iradesinin güç kazandığı Anadolu'nun, Trakya'nın sesini yükselttiği her dönemde demokrasiye müdahale edip seçkinlerin iktidarını güçlendirdiler. Utanmadan, sıkılmadan, yüzleri bile sıkılmadan bunlar millete 'bidon kafalı' dediler, 'göbeğini kaşıyan adam' dediler. Öz vatanımızda parya muamelesi gördük" diye konuştu.
Şehir tiyatrolarıErdoğan, gelişmiş ülkelerin hemen hemen tamamında devlet eliyle tiyatroculuk olmadığını belirterek, "Ben Kadir Bey'i tebrik ediyorum ve aynı şeyi şu anda Bakanlar Kurulu'na getireceğim. Özel bir yönetim değil, tiyatroları özelleştirmeye götürüyorum. Bunu teklif edeceğim. Özelleştirmek suretiyle buyurun istediğiniz gibi tiyatrolarınızı oynayın. Destek gerekirse, gerektiği zaman bizler de hükümet olarak istediğimiz oyunlara sponsor olur desteğimizi veririz" dedi.
Başbakan Erdoğan, şunları söyledi:
"İşte en son İstanbul'da Şehir Tiyatroları meselesinde o despot anlayış o kibirli tavır bir kez daha tezahür etti. Şehir Tiyatroları'nda yapılan bir yönetmelik değişikliği üzerinden hem bizi hem bütün muhafazakarları aşağılamaya ve küçümsemeye başladılar. Allah aşkına soruyorum. Siz kimsiniz? Siz her konuda söz söyleme, her konuda otorite olduğunuzu iddia etme ehliyetini nereden alıyorsunuz? Bu ülkede tiyatro sizin tekelinizde mi?
Bu ülkede sanat sizin tekelinizde mi? Sanat konusunda söz söyleme ehliyetine sahip olan sadece sizler misiniz? Geçti o günler... Artık despot aydın tavrıyla parmağınızı sallayarak bu milleti küçümseme, azarlama dönemi geride kalmıştır. Bu ülkede pırıl pırıl bir nesil yetişti. Bu ülkede kendi tarihini bilen, mazisini iyi tanıyan, bu toprakların birikimini hıfzetmiş, Batı'yı diğer medeniyetleri tanıyan, bilen, öğrenen bir gençlik var.
Melih Bey, sen de ona göre hazırlığını bir an önce yap. İşte buyurun özgürlük, istediğiniz oyunları istediğiniz gibi oynayın istediğiniz yerde oynayın kimse engel olmaz. Ama kusura bakma geleceksin Şehir Tiyatrosu'ndan hem belediyeden maaşını alacaksın ondan sonra istediğin gibi yönetime de verip veriştireceksin, böyle saçmalık olmaz."
Tutuklu milletvekilleri
Gençlere seslenen Başbakan Erdoğan, "Sizlerin de gayretleriyle, mücadelesiyle 9,5 yıl boyunca Türkiye'ye çok büyük hizmetler yaptık. Tabii burada bir konu bu ara gündemimizin içine girdi. Gençler bunu çok iyi dinlemeniz lazım. Bu kongre vesilesiyle şu anda bunu ekranları başında izleyenlere de özellikle duyurmak istiyorum ve halkımın bu konuyu yakından bilmesini istiyorum" diye konuştu.
Tutuklu milletvekilleri konusuna değinmek istediğini belirten Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"CHP, MHP ve BDP son derece haksız, insafsız ve mesnetsiz biçimde tutuklu milletvekilleri konusunda AK Parti'yi hedef almış durumdalar. Öncelikle başta CHP Genel Başkanı olmak üzere MHP ve BDP'lilere tutuklu milletvekilleri konusunun AK Parti'nin değil, yargının bir tasarrufu olduğunu bir kez daha hatırlatmak isterim. İkincisi tutuklu milletvekilleri konusu AK Parti'nin değil, tamamen ve tamamen bu partilerin kendi eseridir. Bu partiler sonucu çok iyi bildikleri halde böyle bir krize yol açarak bu krizin faturasını AK Parti'ye yüklemek gibi bir şark kurnazlığı içindeler.
Bakın CHP Genel Başkanına şu anda yargılaması devam eden milletvekili seçilen iki ismin aday yapılıp yapılmayacağını 2010 yılının son aylarında soruyorlar. Önce aday olabileceklerine ilişkin olumlu sinyaller veriyor.
Arkasından çok kısa bir süre sonra çark ederek, malum çarkçı Kemal, 'böyle bir çalışmamız yok nereden çıkarıyorsunuz' diyor. Bunun ardından yine çark ediyor ve bu isimleri aday olarak gösteriyor. Tabii çarklar bitmiyor.
Bu kişiler adayken daha seçim yapılmadan hem CHP Genel Başkanı, hem partiden arkadaşları hem de bunların yandaş hukukçuları bu isimlerin seçilse dahi cezaevinden çıkamayacaklarını ifade ediyorlar. Bizzat Kemal Kılıçdaroğlu, 3 Haziran 2011 tarihinde 'evet çıkamayabilirler, yargının tasarrufuna bağlı' diyor. Bizzat kendisi söylüyor bunu. Arkasından seçim oluyor bu kişiler seçiliyor, CHP Genel Başkanı çarkçı Kemal yeniden çark ediyor ve bu yüzden AK Parti'yi suçlamaya, itham etmeye başlıyor. Tekrar ediyorum: Tutuklu milletvekilleri konusu AK Parti'nin oluşturduğu değil, bizzat CHP'nin, MHP'nin BDP'nin oluşturduğu bir eserdir, bir sorundur. Adeta bile bile lades denilmiş, bile böyle bir sıkıntı ortaya çıkarılmıştır.
Milli iradeye saygısızlık yapan her zamanki gibi CHP'nin kendisi olmuştur. Keyfi uygulama yapan, ardından da AK Parti'ye fatura kesmek isteyen bizzat CHP, MHP ve BDP'nin kendileri olmuştur. Biz böyle bir keyfiliği, böyle bir oldu bittiyi, böyle bir dayatmayı doğru bulmayız."
Türkiye'nin bir hukuk devleti olduğunu vurgulayan Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti:
"Hukuk devletinde böyle keyfilik olmaz. Meclis Başkanı, Meclis'te grubu olan 3 partinin grup başkanvekilleriyle görüşerek bu konuda bir çalışma yapıyor. Biz partimizin yetkili organlarında bu konuyu görüşüp değerlendiririz. Meclis Başkanımızın bir girişimidir ancak sonucunu bildikleri halde Türkiye'yi böyle bir krizle baş başa bırakan CHP, MHP ve BDP'nin sorumluluğu AK Parti'nin üzerine yıkma çabalarına asla ve asla izin vermeyeceğimizin bilinmesini istiyorum."
4+4+4 eğitim sistemi
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 30 Mart'ta yasalaşan kademeli eğitimin, "bir hakkın teslim edilmesi" olduğunu belirterek, "30 Mart, eğitimde baskının, ideolojinin sona erdiği gündür. 30 Mart, bu millete, bu milletin çocuklarına ve gençlerine yapılan zulmün son bulduğu tarihtir. İşte bunu elitler hiçbir zaman anlamadı, anlamayacak. Despot aydınlar, toplum mühendisleri, bunu hiçbir zaman anlamadı ve anlamayacak" dedi.
Erdoğan şöyle devam etti:
"Gençlerin ahlaksızlığa, boşluğa, maddeciliğe, emperyalizmin özellikle de kültür emperyalizminin tuzağına yönlendirilmediği, özgür bırakıldığı, özgür tercihler yapabildiği bir Türkiye için dindar nesil diyoruz. Biz her türlü dayatmaya karşı çıkıyoruz. Biz asla formatlama gayesi içerisinde değiliz. Biz formatlamaya karşı çıkıyoruz. Özgürlükleri kısıtlama peşinde değiliz, özgürlük mücadelesi veriyoruz."