Adalet Bakanından açlık grevi açıklaması

x
Adalet Bakanından açlık grevi açıklaması
Adalet Bakanından açlık grevi açıklaması

Adalet Bakanından açlık grevi açıklaması

Adalet Bakanı Sadullah Ergin, şu anda 66 ayrı cezaevinde, 683 kişinin açlık grevi eyleminde olduğunu belirterek, "Sorumluluk noktasında olanların sorumsuz açıklamalarıyla bu süreci sabote etmemeleri, istismar etmemeleri önemli" dedi.

Adalet Bakanından açlık grevi açıklaması
31.10.2012 Çarşamba 14:36
Ergin, Almanya Adalet Bakanı Sabine Leutheusser-Schnarrenberger, heyetle Adalet Bakanlığı'nda görüştü.

Görüşmenin ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Bakan Ergin, Van Cumhuriyet Başsavcıvekilliği'nin, 17 Ağustos'ta Şemdinli'de PKK'lılarla buluştuğu belirlenen 10 milletvekili hakkında hazırladığı fezlekeyi Adalet Bakanlığı'na göndermesini değerlendirdi.

Bakan Ergin, konuyla ilgili şu ana kadar yasaların gerektirdiği her şeyin yapıldığını, önceki süreçler nasıl yaşanmışsa bu sürecin de aynı şekilde gerçekleşeceğini belirtti. Türkiye'de anayasa ve buna bağlı yasalar bulunduğunu anımsatan Ergin "Terör unsurlarının ayrıştırılmadan ve milletin gözünün içine bakarak yapılan o eylem, bütün kamuoyunu yaralamıştır" dedi.

Fezlekeyi henüz görmediğini, ancak prosedür olarak fezlekenin Adalet Bakanlığı üzerinden başbakanlığa, oradan da parlamentoya gönderileceğini kaydeden Ergin, "Diğer fezlekelerin gördüğü muamele bunlar için de uygulanacaktır" diye konuştu.

Cezaevlerindeki açlık grevleri

Adalet Bakanı Ergin, cezaevlerindeki açlık grevleriyle ilgili son durumun sorulması üzerine de "Şu anda 66 ayrı cezaevinde 683 kişi olarak gözüküyor bizde" dedi.

Cezaevindeki eylemlerin hiçbirinin cezaevi koşullarına ilişkin olmadığını söyleyen Ergin, şunları kaydetti:

"Eylemler, cezaevindeki kötü koşullardan ya da yanlış uygulamalardan kaynaklı değildir. Tamamen siyaset alanında tartışılması gereken konulara ilişkindir. Bunlar içerisinde Türkiye zaten kendi yol haritasını belirlemiştir. Hükümetimizin politikaları, temel politika belgelerinde bunların bir kısmının
karşılığı söz konusudur. Buna dair çalışmalarımız devam etmektedir. Ancak herkesin sorumluğunu yerine getirmesi gerekir. Sorumluluk noktasında olanların sorumsuz açıklamalarıyla bu süreci sabote etmemeleri, istismar etmemeleri önemli. İnsan hayatının söz konusu olduğu bir yerde, biz insanların burnunun kanamaması için önemli çaba sarf ediyoruz, ama başkalarının da kendi üzerine düşeni yapması gerekir. Bu eylemlerin sonlandırılmasını beklediğimi ifade ediyorum."

Adalet Bakanı Sadullah Ergin, Gazetecileri Koruma Komitesi'nin (CPJ) 2012 yılı Türkiye raporunda, "terör örgütü üyesi olmak, silahlı banka soygunu, bombalama eylemleri, sahte kimlik kullanımı" gibi suçlardan yargılanan ve cezası onanan kişilerin gazeteci olarak yer aldığını belirterek, "Bu fiillerin faillerini gazeteci olarak takdim eden CPJ'nin bunların ne şekilde gazetecilik faaliyeti olduğunu açıklaması gerekir" dedi.

Almanya Adalet Bakanı Sabine Leutheusser-Schnarrenberger, Adalet Bakanı Sadullah Ergin'i ziyaret etti. Heyetler arası görüşmelerin ardından iki bakan gazetecilere açıklamalarda bulundu ve soruları yanıtladı. Bakan Ergin, konuk bakan ve beraberindeki heyetle önemli görüşmeler yaptıklarını belirterek, mart ayındaki Almanya'ya ziyaretinde iki ülke arasındaki adli konuları görüşüp, sorunların çözümü konusunda teknik komiteler oluşturduklarını, bu komitelerin çalışmalarıyla özellikle terörün finansmanı, terörizmle mücadele ve suçluların iadesi konusundaki problemlerde önemli mesafeler katedildiğini söyledi.

Ergin, iki bakanlığın da teknik komitenin çalışmalarının güçlendirilmesi konusunda hem fikir olduğunu, gelecek süreçte bu konuların sorun olmaktan
çıkarılacağına inandığını dile getirdi. Almanya'da neo-nazi örgütünün işlediği cinayetlere ilişkin de bilgi aldığını söyleyen Ergin, Almanya Federal Savcılığı'nın konuyla ilgili önemli mesafe kat ettiğini söyledi. Adalet Bakanlığı'nın içten çalışmaları nedeniyle konuk bakana teşekkür ettiğini belirten Ergin, "Kasım ayında soruşturmanın sonuçlanmasının beklendiğini ifade ettiler. Bu da maktul yakınları, Alman, Türk ve dünya kamuoyu açısından önemli" dedi.

Almanya'daki "afiş krizi"ne ilişkin görüştüklerini söyleyen Ergin, Almanya'da bu uygulamaya son verildiği ve bunun türevlerine yönelik sıkıntıların
giderilmesi için hangi önlemlerin alınacağıyla ilgili görüş alışverişinde bulunduklarını kaydetti. Ergin, Türkiye ile Almanya arasındaki adli konulardaki işbirliğiyle sorunlu konuların çözümünde de önemli mesafe alacaklarına inandığını dile getirdi.

Konuk Bakan

Almanya Adalet Bakanı Sabine Leutheusser-Schnarrenberger, heyetler arası görüşmede fikir alışverişinde bulunduklarını belirterek, somut bazı konulardaki sorunların çözümü üzerinde çalıştıklarını söyledi.

PKK'nın eylemleriyle ilgili Almanya olarak işbirliğine hazır olduklarını belirten Leutheusser-Schnarrenberger, ama hukuk devleti ilkesinin getirdiği, mevzuatlarından kaynaklanan bazı zorunluluklar ve şartlar da bulunduğunu, iki ülkenin yasal düzenlemelerinin birbirinden farklı olduğunu ifade etti.
Leutheusser-Schnarrenberger, genel olarak neo-nazilerce işlenen cinayetler, Almanya'daki sünnet yasağı, suçluların iadesi, basın özgürlüğü, tutuklu gazeteciler ve uzun tutukluluk süreleri gibi konuları ele aldıklarını anlattı.

Özellikle fikir ve basın özgürlüğüne çok önem verdiklerini vurgulayan Leutheusser-Schnarrenberger, iki bakanlık arasındaki yakın ve sıcak diyalogla bu sorunları ayrıntılı ele alabilmenin kendisini çok memnun ettiğini dile getirdi.

"Ne oldu da geçen yıl gazeteci görünmeyen kimseler bu yılki rapora gazeteci olarak işlendi"

İki bakan, açıklamaların ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı. "Almanya ve Avrupa ülkelerinde Türkiye'de gazetecilerin fikir ve düşünce
özgürlüğünden dolayı tutuklu bulunduğu yönünde makaleler ve raporlar çıkıyor. Bunu değerlendirir misiniz" sorusu üzerine Sadullah Ergin, Türkiye'deki gazetecilerin cezaevinde olduğuna dair birbirinden farklı birçok rapor bulunduğunu hatırlattı.

Gazetecileri Koruma Komitesi'nin (CPJ) Türkiye Raporu'nun son olarak gündeme geldiğini söyleyen Ergin, örgütün 2011'de de bir rapor yayınladığını ve bu raporda Türkiye'de gazetecilik faaliyetiyle irtibatlandırabildiği kişi sayısının 8 olduğunu kaydetti. Ergin, bu rapordan sonra Türkiye'deki birtakım basın kuruluşlarından, sivil toplum örgütlerinden CPJ'ye tepkiler geldiğini belirterek, şunları söyledi:

"Anlaşılıyor ki bu tepkiler üzerine 2011 yılı raporunu telafi etmek amacıyla hazırlanmış bir raporla karşı karşıyayız. Tek yanlı hazırlanmış bir rapor. Sadece tek taraflı alınan ifadelere dayanan bir liste yapılmış. Bu defa 76 gazetecinin cezaevinde olduğundan bahsediliyor. Oysa bu 76 kişinin büyük kısmı geçen yıl 2011'de de tutuklu yargılanıyordu. Ne oldu da geçen yıl gazeteci görünmeyen kimseler bu yılki rapora gazeteci olarak işlendi."

"Cezaları Yargıtay tarafından da onandı"

Rapordaki isimlerle ilgili tek tek çalışma yaptıklarını, çalışma sonucunu kamuoyuyla paylaşacaklarını bildiren Ergin, CPJ'nin listesinde yer alan 3
gazetecinin isimlerini vermeden cezaevinde bulunma nedenlerini sıraladı. Bunlardan birinin, "MLKP terör örgütü üyesi olmak, sahte kimlik kullanmak, Kalamış Marina'yı bombalamak, banka soygunu, iki kişinin silahlarını gasp etmek", diğerinin "DHKP-C örgütü üyesi olmak, sahte kimlik kullanmak, polis ve bekçi öldürülmesi olayına katılmak, Kartal Tekel satış deposu, Anavatan Partisi Pendik İlçe binası, Alibeyköy Polis Karakolu ile Ataköy'de bir helikopterin bombalanması olaylarına katılmak, silahlı banka soygunu ve ekipler amirliğine silahlı saldırıda bulunmak", bir başka ismin ise "bir gazino sahibini yaralamak, örgüt adına haraç toplamak" suçlarından yargılandığını ve cezalarının Yargıtay tarafından da onanarak kesinleştiğini kaydetti.

Bu suçları işleyen kişilerin gazeteci olarak raporda yer aldığına işaret eden Ergin, bu şekilde isimlerin çoğaltılabileceğini ve yalnızca hükmü
kesinleşenlerle ilgili değerlendirme yaptıklarını bildirdi. Yargılaması sürenlerle ilgili değerlendirmeyi şu aşamada yapmayacaklarını belirten Ergin, "Bu fiillerin faillerini gazeteci olarak takdim eden CPJ'nin bunların ne şekilde gazetecilik faaliyeti olduğunu açıklaması gerekir" diye konuştu.

Suçluların iadesi

"Ergenekon davasının tutuklu sanıklarından Bedrettin Dalan'ın Almanya'da olduğu söyleniyor. Bu konu görüşmelerinizde gündeme geldi mi" sorusuna karşılık da Ergin, Türkiye'nin Dalan ile ilgili iade talebi bulunduğunu anımsatarak, konuk bakanla isim üzerinden değil sistem üzerinden tartıştıklarını söyledi. Sadullah Ergin, aranan kişilerin Türkiye'de ağırlaştırılmış müebbet hapisle yargılanan kişiler olması ve bu konudaki Alman Anayasa Mahkemesi'nin kararı nedeniyle iade taleplerinin karşılanamadığını anımsattı. Ergin, iade taleplerinin bir kısmının da iltica ve mültecilik hakkı nedeniyle reddedildiğini belirterek, bunlarla ilgili görüştüklerini anlattı.

Avrupa Komisyonu'na sitem

Adalet Bakanı Ergin, bir Alman gazetecinin, "Türkiye'de bazı eksiklikler ve giderilmesi gereken sıkıntılar bulunduğu belirtildi. Bu eksikliklerin AB
müzakere sürecini etkiler mi" sorusu üzerine, Türkiye'nin tarama sürecinin 2006'da sona erdiğini, üzerinden 6 yıl geçmesine rağmen 23. ve 24. fasıllarla ilgili tarama sonu raporlarının Türkiye'ye gönderilmediğini ifade etti. Ergin, şunları kaydetti:

"Avrupa Komisyonu, AB İlerleme Raporu yayınlıyor ve eksiklerden bahsediyor. Neye göre eksik bunlar? Tarama süreci yaşandı, tarama sonucunda Avrupa Komisyonu bizden resmen şu adımları atmanız lazım, şu reformları yapmanız, şu dönüşümü sağlamanız lazım diye tarama sonu raporunu tarafımıza tevdi etmedi ki. Bu şuna benziyor; 'öğrencisine ödev vermeden niye ödev yapmadın' diyen öğretmen konumunda şu an Avrupa Komisyonu. 'Hastaya reçete yazmadan ilaçlarını neden kullanmıyorsun' diyen doktorun durumunda. Türkiye bugüne kadar yaptığı adımları kendisine tarama sonu raporu verilmemesine rağmen başka uygulama örneklerine bakarak, ikili görüşmelerden çıkardığı sonuçlara dayalı olarak adım atmaya gayret ediyor. Avrupa Komisyonu veya Avrupa Birliği'nin, Türkiye'ye tarama sonu raporlarını resmen vermedikçe niçin şu değişimleri yaptınız diye sormasının hukuki ve etik altyapısının eksik olduğunu düşünüyorum. Buna rağmen biz adımlarımızı atıyoruz. Çünkü bu değişimleri biz sadece AB takdir etsin diye değil, 75 milyon insanın standardı yükselsin diye yapıyoruz ama AB veya Komisyon'un da tutumunu gözden geçirmesini ifade ediyorum."

Dakika dakika neler oluyor? Öğrenmek için hemen tıklayın.

ilgili haberler