CNN Türk

SAKLI KENT TİSAN

Hikayeni Paylaş Haberim » 10.08.2010 SAKLI KENT TİSAN
Yeşilin maviyle buluştuğu muhteşem güzellikteki bu yer henüz pek fazla kişi tarafından keşfedilmemiş. Bu yılın sayılı kaşiflerinden biri de biz olduk.
Yazı boyutu Azalt Arttır
Gönderen: gonullu muhabir - MERSİN / Türkiye

Mersin'nin Silifke ilçesinde, Yeşilovacık beldesi yakınlarında bir dağ köyü Tisan. 

Yeşilin maviyle buluştuğu muhteşem güzellikteki bu yer henüz pek fazla kişi tarafından keşfedilmemiş. Bu yılın sayılı kaşiflerinden biri de biz olduk. Bir işadamı keşfetmiş burayı iş seyehatinden dönerken uçakta. Nufuzlu biriymiş ki; belediye, camii, elektirik, yol ve suyu beraberinde getirmiş buraya. Ama hala pek fazla kalabalık değil. Bir de ulaşım zorluğu var tabi ki caydırıcı olan... 

Evet! Tisan'a doğru yol almaya başladık bile. Önce büyük bir dağın kıvrım kıvrım, zorlu ve de tehlikeli; bir okadar da eşsiz güzellikteki yollarını dikkatlice tırmanmaya başlıyoruz. Aklıma büyük üstâd Faruk Nafiz Çamlıbel'in o muhteşem şiirindeki dizeleri geliyor hemen: 
Bu ıslıkla uzayan, dönen kıvrılan yollar,
Uykuya varmış gibi görünen yılan yollar... 

Yolun kenarındaki ağaçlar sanki bir genç kız edasıyla salınmakta. Yeşile doyduğumu hissettim sonunda.. Çam ağaçlarının her çeşidi mevcut buralarda; iğne yapraklılardan tutun da yabani olanlara kadar... Renklerin cümbüşünü yeşilin, mavinin, kahverenginin, grinin tonlarında dans ederken seyrediyoruz efsunkâr bir edayla. Bana göre hayat; ışık, renk ve gölgelerden ibaret derken, düşünüyorum kendimce; renkler olmasaydı ne denizin derinliği ne de yeşilin ferahlığı kalırdı diye. Yollar tükenmekte yorulmuş tekerleğimizde... 

Meğer ne kadar da özlemişim doğayı. Rengini yitirmiş şehir hayatında, beton yığınları arasında; grinin tonlarına bürünerek yaşamaktan ne kadar da bıkmışım farkında olmadan... Sonra biraz daha ilerliyoruz dikkatlice. O da ne! Bu muhteşem güzellikteki vadi gerçek mi ki? Sanki Yüce Yaradan bütün güzellikleri buraya mı saklamış ne! Kuş bakışı bakarken manzaraya, adeta üç boyutlu bir resim gibi görünüyor gözümüze. Özgürlük ve sonsuzluk duygusunu anımsatırcasına... İliklerimize kadar işliyor deniz kokusu ve huzur... 

Derken inişe geçiyoruz yavaş yavaş, kıvrım kıvrım. Hafif ılık bir meltem gülümseyerek, okşuyor yüzümüzü merhaba dermişçesine. Kulağımızda bir ıslıkla beraber saçlarımızda rüzgarın parmaklarını hissediyoruz şefkatlice. Uzaktan görünen mor dağların heybetinde, hem korku hem de güven duygusunu yaşıyoruz anbean. 

Manzaranın keyfine dalmışken bir de bakıyoruz ki yine bir doğa harikası karşılamakta bizi. Yeşilin maviyle bu kadar uyum sağladığı görülmemiş. İki taraftan kapalı, kuytu bir köşede saklanmış adeta deniz. Hani çarşaf gibi derlerya. Deniz o kadar mavi o kadar berrak ki içindeki çakıl taşlarını tek tek sayabiliyoruz. Kızıyorum fotoğraf makinelerine! Bu güzellikleri hakkıyla sergileyemiyorlar diye. Kumlarda yürürken, dalgaların sahili yaladığını seyrediyoruz usulca... 
Etrafı kolaçan ederken çiçeklerin dansını seyrediyoruz yol boyunca...

Sahil boyu beyaz evler; pempe, beyaz, mor, kırmızı çiçekler...Hafif tepeye doğru yöneliyoruz ki bir de ne görelim, aradığımız şey burda da. Arayan belasını da bulurmuş, Mevlasını da derlerya dostlar. İşte buluyoruz biz de aradığımızı. Küçük ama oldukça görkemli bir cami çıkıyor karşımıza. Öyle muhteşem bir cami ki bu; içeri girince müthiş bir huzur kaplıyor içimizi ve çıkamıyoruz bir müddet dışarı. Yine renklerin cümbüşü karşılıyor bizi ama bu sefer asil turkuvaz bir tonda. Duvarlara sabırla işlenen sanatın asil renginde efsunlanıyoruz yine. Vitraylarda biraz çılgın biraz masum renklerin ahengiyle neşe buluyoruz yeniden... 

Gerisini hayal gücünüze bırakıyorum... 

Funda Gökçen  (Hayata Dair...)

- haberi oylayın
Okuyucu Yorumları Yorum Yaz

Reklam

Adnet

ADnet