Ne yazık ki ülkemizde iki numaralı spor diyebileceğimiz basketbolda da durum çok farklı değil. Fenerbahçe Ülker, Efes Pilsen, Beşiktaş Cola Turka, Galatasaray Cafe Crown, Türk Telekom ve Bandırma Banvit ile yola çıktığımız Basketbol Avrupa Kupaları’nda da yokuz.
AVRUPA’NIN EN DEĞERLİ 5. LİGİYİZ!
Şampiyonlar Ligi’nden elenen Beşiktaş ile Sivasspor ve UEFA Avrupa Ligi’ne erken veda eden Trabzonspor’dan sonra Galatasaray ve Fenerbahçe de Avrupa defterini kapattı. Böylece Avrupa arenasında Türkiye adına takip edilecek hiçbir organizasyon kalmadı. A Milli Takım da 2010 Dünya Kupası Finalleri’ne gidemedi zaten. Yani yine kaldık sığ tartışmalara ve annemizin ligine. Oysa komşu Yunanistan’ın Olimpiyakos ve Panathinaikos
ile yoluna devam ettiği Avrupa Kupaları’nda futbolunu her dönem küçük gördüğümüz Belçika’nın iki temsilcisi ( Anderlecht ve Standard Liege ) Avrupa Ligi’nde son 16’da.
Süper Lig’in toplam değeri ( oyuncu değerleri baz alındığı zaman ) 631.544.000 Euro. Yayın gelirleri açısından baktığımızda İngiltere, İspanya, Almanya, İtalya’nın ardından Avrupa’nın en büyük 5. futbol ekonomisine sahibiz. Belçika Ligi’nin toplam değeri ise 381.476.250 Euro. Yani neredeyse bizden 2 kat az.
Süper Lig’imizde kıyasıya şampiyonluk yarışına girecek temsilcilerimizden Galatasaray’ın toplam oyuncu değeri 129.550.000 Euro, Fenerbahçe’nin ise 112.900.000 Euro. Uefa Avrupa Ligi’nde son 16’ya kalan Anderlecht 85.000.000, Standart Liege ise 78.000.000 Euro değerinde.
Potada da durum çok farklı değil ne yazık ki. Hatta aslında daha da üzücü bir tablo ile karşı karşıyayız. Sezon başında yapılan transferler, astronomik rakamlar ile oluşturulan kadrolar ve Avrupa’da elde edilen sonuçlar tam bir tezat. Özellikle Efes Pilsen, Fenerbahçe Ülker ve Türk Telekom’un bu sene transfere ayırdığı bütçeler Euroleague şampiyonluğu bulunan bir çok Avrupa kulübü ile kafa kafaya. Ama sonuç kelimenin gerçek anlamı ile hüsran.
VİZYONER YÖNETİMLER, BİLİNÇLİ TARAFTAR
Peki kulüplerimiz bu yüksek bedelli transferleri neden yaptı? Sadece Türkiye odaklı hedeflere ulaşmak için bu kadar büyük paralar harcamaya gerek var mıydı? Türkiye Kupası ya da Süper Lig şampiyonluğu için mi transfer edildi Mehmet Topuzlar, Andre Santoslar, Elanolar, Dos Santoslar, Neillar, Ferrariler, Nihatlar ve diğerleri?
Rakocevic, Preldzic, Kasun, Kaya, Semih, Mirsad, Jasaitis, Serkan ve diğerleri birçok Avrupalı koçun kadrosunda görmek isteyeceği basketbolcular değil mi?
Türkiye’de kulüp başkanları ve yönetimler işi çözmüş durumda. Yıllar gerektiren çalışmalar, yatırımlar, uzun vadeli planlar ve vizyoner bakış açıları bu ülkede hiçbir işe yaramıyor. Bunun yerine kısa vadeli hedefler, elde edilecek derbi galibiyetleri, lig ve kupa şampiyonlukları ile durumu idare etmek, hatta Büyük Başkan olmak mümkün. Bunu zaten hepimiz biliyoruz. Benim ikilemde kalığım konu; iğneyi kime batırmamız gerektiği. Bu denklemi çözen ve başarıyla uygulayan başkanlara ve yönetimlere mi, yoksa her toplumsal olayda olduğu gibi sporda da sesini çıkarmayan, tepki koyamayan halka ( taraftar, sporsever ) mı?