CNN Türk

Yazarlar

Futbol ve hayata dair

Futbol ve hayata dair

04.06.2010 Cuma 05:45

Futbol gerçekten de hayata aşırı benziyor. Bunu şu son dönemde bir kez daha görüyoruz. Hayatımız ne kadar karışık, belirsiz ve kaotik hale geldi ( getirildi mi acaba? ) ise, futbol dünyamız da son dönemde aynı çizgide değil mi?

Olayları genel perspektiften ve kamusal anlamda değil, bireysel açıdan değerlendirince hep anlık çözümler üretiliyor. Bu tip çözümler de sadece o an için çare oluyor ve tek bir tarafa yarıyor. Hal böyle olunca da, hiçbir kurumun ya da kişinin duruşu samimi gelmiyor insanlara. Artık insanlar ne Federasyon Başkanları’na, ne kulüp yönetimlerine, ne medyaya güveniyor.

Son dönemde futbol dünyamızda yaşadığımızı olaylardan birkaçına kısa kısa bakalım.

Hakem Tartışmaları:

Sezon başından bu yana bitmedi. Yıllardan beri bitmiyor. Yıllardır hep hakemler hakkında konuşmayı sevmeyenlerin hakemler hakkındaki ağır suçlamalarını izliyoruz. Ancak bu tip açıklamalar ne hikmetse her zaman puan kaybına uğrayan taraftan geliyor. Yani işler yolunda giderken hakemlerimiz süper.

Federasyon-Fenerbahçe Gerginliği

Önce Hasan Doğan’a ardından da sayın Doğan’ın vefatından sonra Mahmut Özgener ve yönetimine tam destek veren Fenerbahçe ile Futbol Federasyonu arasında inanılmaz bir gerginlik ve demeç savaşı yaşadık geçtiğimiz günlerde. Peki nereden çıktı bu kriz? Fenerbahçe başkanı Aziz Yıldırım’ın bir maçın devre arasında TFF hakemine bağırması nedeniyle. Mahmut Özgener de, hakemlik müessesini koruyabilmek adına kendince bir duruş sergiledi ve Galatasaray Eski Başkanlarından Özhan Canaydın’ın vefatının ertesi günü basın toplantısı ile çok sert açıklamalar yaptı. Hedefte Fenerbahçe ve Aziz Yıldırım vardı. Fenerbahçe merhum Canaydın’ın cenazesinin ardından aynı sertlikte hatta tehditler içeren bir cevap verdi TFF’ye. Peki kim kazandı? Fenerbahçe mi? TFF mi? Türk futbol mu? Ne yazık ki her zaman olduğu gibi hiçbir sonuca hizmet etmedi bu gerginlik. Fenerbahçe Başkanı çok ağır bir cezaya çarptırıldı. Tam 21 gün hak mahrumiyeti! Fenerbahçe iki gün sonra ( hakkıyla ) Galatasaray derbisini kazandı ve yine erdemli bir sessizliğe büründü. Peki biz aynı senaryoları defalarca, Galatasaray, Beşiktaş ve Trabzonspor ile de yaşamadık mı? O zaman herhangi bir kazanımı oldu mu TFF’nin, kulüplerin ya da ülke futbolunun? Aktörler değişse de geleneklerimiz değişmeyecek galiba.

Diyarbakırspor ve Pozitif Ayrımcılık

Bu ülke topraklarında yaşayan her insanın kendini ifade etme ve başkalarının hukukunu çiğnemeden protesto hakkı bulunmaktadır. Önce şunu söyleyeyim; Diyarbakır’a gitmiş ve orada futbol maçı anlatmış bir kişi olarak, futbolun o kent için önemini ve değerini çok çok iyi biliyorum. Söz konusu futbol olunca, herkesin siyasi kimliğini ve hatta açlık derdini bile bir kenara bırakıp nasıl hararetle tartıştığını, çocukların gözlerinin içinin nasıl güldüğünü gördüm. Yıllarca farklı güçler tarafından taraf olmak zorunda bırakılan insanların belki de yürekten taraf olabildikleri tek alan futbol ve Diyarbakırspor. Ama ne olursa olsun, eğer bir toplumun, bir ülkenin, bir federasyonun ya da bir organizasyonun kuralları varsa bu herkes için geçerli olmalı. Yıllarca aynı kuralların 3 büyüklere ayrı, diğer takımlara ayrı şekilde uygulanmasına nasıl karşı çıktıysam bu konuda da Diyarbakırspor’a yapılan pozitif ayrımcılığın çok yanlış olduğunu ve TFF’nin tarihi bir fırsatı teptiğini düşünüyorum. İnsanlar Diyarbakırspor ile ilgili kararın açıklanmasından sonra Sivasspor’un verdiği tepkileri samimi bulmak istiyor ama bulamıyor. İnsanlar şu soruyu soruyor “ Acaba Sivasspor Diyarbakırspor’un düşme hattındaki rakibi olmasa bu tepkiyi verir miydi? Bu tepki neden Kayserispor ya da olaylarda mağdur olan İstanbul Büyük Şehir Belediye’den gelmiyor?”

Diyarbakırspor Başkanı Çetin Sümer de son demecinde ayrımcılıktan bahsediyor. “Bizi bu ligde istemiyorlarsa söylesinler. Biz de bu ligin hastası değiliz” diyor. Peki sayın Sümer siz hangi ligin hastasısınız?

Taraftarın yaptığı eylemlerden dolayı saha kapatma cezası verilirken, taraftarları tahrik eden yöneticilerin demeçlerinden dolayı neden takımlara ceza verilmiyor? Yani yanan fitili alana ve atana ceza var ama o fitili üretip bir güzel yakıp taraftarın eline tutuşturunca ceza yok.

Ancak sadece futbolda değil, hayatımızın her alanında karmaşa hakim son dönemde. Yargıtay-Hükümet, Ordu-Hükümet, CHP-AKP-MHP, Danıştay–Yargıtay
Başsavcı-Savcı-Özel Savcı, Özgür Medya-Yandaş Medya, Üniversiteler-YÖK-Eğitim Bakanlığı, Ergenekon, Balyoz vs… Tüm bu kavramlar yerli yerine oturabiliyor mu kafamızda? Herkes kendi alanını yeterince doldurabiliyor mu bu ülkede?

Her yerde şüphe var. Her yerde ikilem var. Her yerde kaos var.

Bazen düşünüyor insan; “Biz hayata sağlıklı gözlerle bakamadıktan sonra, futbol dünyamızın sağlıklı olmasını beklemekle Pollyanacılık mı oynuyoruz acaba?”
CNNTurk.com - Türkiye, Dünya, Ekonomi, Finans, Spor, Sağlık, Kültür-Sanat, Yaşam, Bilim-Teknoloji, Hava-Yol Haberleri - Sayfa Bulunamadı!

CNN Türk

Sayfa Bulunamadı

İstekte bulunduğunuz sayfa bulunamamıştır. Aradığınız sayfa yayından kaldırılmış veya adı değişmiş olabilir veya geçici olarak servis dışı olabilir.

Lütfen aşağıdaki adımları deneyiniz

  • Eğer adresi adres barı kullanarak yazdıysanız lütfen doğruluğunu kontrol ediniz
  • Ana sayfaya dönerek bağlantıları kullanarak ulaşmak istediğiniz bağlantıya ulaşmayı deneyiniz.
  • Geri tuşuna basarak yeniden deneyiniz.

Yada Google'a bakabilirsiniz