Türk futbolunda devrim
09.02.2010 Salı 04:08
Devre arasının flaş takımı Galatasaray Premier Lig’in önemli oyuncularını kadrosuna kattı ve doğal olarak taraftarın beklentisini yükseltti.
Sezon başında alınması beklenen fakat Florya’ya rötarla gelen Lucas Neill, bir dönem CSKA Moskova’da Wagner Love ile birlikte harikalar yaratan fakat İngiltere macerası hayal kırklığından öteye geçemeyen Jo ve Frank Rijkaard’ın Barcelona’sında yıldızı Messi’den bile önce parlayan fakat Premier Lig’de bir türlü tutunamayan Meksikalı Giovani dos Santos.
Yöneticiler sihirbaz ama futbolcular kasap!
Bu transferler sadece ülkemizde değil Avrupa basınında da hatırı sayılır derecede yer buldu. Hal böyle olunca da ülkede futbolseverin ve özellikle de Galatasaray taraftarının beklentisi arttı.
Ancak evdeki hesap çarşıya uymadı ve sarı kırmızılılar üst üste kötü sonuçlar alınca taraftarın haklı tepkisi geldi. Galatasaray taraftarının tepkisi sonuçlardan çok oynanan oyuna ve izlenen stratejiye. Taraftar kadrosunda Arda Turan, Giovanni Dos Santos, Jo, Lucas Neill, Harry Kewell, Milan Baros, Servet Çetin, Kader Keita, Elano gibi isimler barındıran bir takımın bir türlü istikrar yakalayamamasına tepki gösteriyor.
Taraftar yönetimin her sene aynı stratejik hataları yapmasını anlayamıyor. Geçen sene UEFA Kupası’nda finale doğru yürüyen takımda elde kalan tek stoper Fernando Meira’nın satılması ile birlikte elenen Galatasaray’da aynı yönetimin bu sene de UEFA Avrupa Ligi’nde oynama hakkı bulunmayan Jo’yu kadroya katıp elde kalan tek santrafor Nonda’yı elden çıkarmasını irdelemek dahi istemiyor. Geçen sezon başarısızlığın faturasını MHK’ye, Skibbe’ye ve Bülent Korkmaz’a kesen Galatasaray yönetimi bu sezon da kasap futbolculardan ve talihsizlikten dert yanıyor!
Hangi Rijkaard?
Yapıcı olmaya çalışıp “kalan sahalar bizimdir” mantığından hareketle bundan sonrası için neler yapılabilir ona bakalım isterseniz. Bu tip kriz durumları beklenmedik sonuçlar ve fırsatlar ortaya çıkarabilir. Pek çok genç futbolcu ( Pele dahil ) takımlarında yaşanan sakatlıklardan sonra sahne almış ve bir daha onlar için o perde uzun yıllar kapanmamıştır.
Önce durum ve hasar tespiti: Galatasaray’ın kadrosunda şu an gerçek pozisyonu santrafor olan sağlıklı bir oyuncu yok. Peki her zaman öz kaynakları ile övünmeyi gelenek haline getiren Galatasaray’da, alt yapıdan yetişen ve o mevkide yedek olarak kullanılabilecek bir oyuncu da mı yok? Var! Hem de yetenekleri ve potansiyeli yurt dışına kadar uzanmış bir oyuncu. Pek çok yetenek avcısının dikkatini çocuk yaşta çekmeyi başarmış ve daha 18 yaşını doldurmadan İtalya’nın köklü takımlarından Empoli’den resmi transfer teklifi almış bir oyuncu. Galatasaray tarihinde en erken ( 15 yaşında ) profesyonel sözleşme imzalayarak ayrı bir rekoru elinde bulunduran Cem Sultan. 1991 doğumlu Cem 61 kez milli olmuş ve 69 maçta 35 gol atma başarısını göstermiş. Bu gollerin 14’ünü de kendinden yaş ve tecrübe olarak çok daha üst düzeyde oyuncuların da yer aldığı A2 Ligi’nde kaydetmiş.
Galatasaray’ın büyük ümitlerle ara transferde kadrosuna kattığı Dos Santos, Cem Sultan ile aynı yaştayken Barcelona B takımında 26 maçta kaydettiği 6 gol ve performansı ile dönemin A takımı teknik direktörü Frank Rijkaard’ın dikkatini çekip A takıma çağrılmıştı? A takımda 28 maçta 3 gol 6 asist üreterek müthiş bir çıkış gösteren genç Meksikalı Şampiyonlar Ligi’nde forma giydiği 5 maçta da 1 gol 1 asist ile oynamıştı. Yani sözün özü Rijkaard’ın güvenini boşa çıkarmamakla kalmamış Barça ve Dünya futbolu yepyeni bir yıldız kazanmıştı.
Nedenden çok sonucun, emekten çok demecin önemli olduğu bir ülkede altyapıdan çıkan 18’lik bir delikanlıya formayı teslim etmek kolay mı? Kolay değil tabii ki, hatta bu tip tutumlar bu ülkede (Fatih Terim’in meşhur deyimiyle) olay. Çünkü bu durum bizim genlerimize ve geleneğimize aykırı. Çünkü olması gerekeni yapabilmek bile bu ülkede “Devrim” olarak adlandırılıyor.
Ve devrim niteliği taşısın ya da taşımasın, mevcut düzene ters, statükoyu tehdit eden her girişim bu topraklarda er ya da geç cezalandırılıyor. Bu ülke gerçeklerinin farkına varamadan kendi doğrularını ortaya koymaya çalışan teknik adamlar sezon sona ermeden ülkelerine gönderiliyor. Farkına varanlar da ülke gerçeklerine ayak uydurup hiç riske girmeden maaşını almaya devam ediyor. Bakalım Galatasaray ile 2 yıllık sözleşme imzalayan Frank Rijkaard hangi gruba dahil olacak? Umarız cevap D şıkkı “hiçbiri” olur ve ülke futbolu adına en azından umudumuzu koruyabiliriz.