CNN Türk

Yazarlar

Deniz Bayramoğludenizb@cnnturk.com.tr

CNN TÜRK Program Yapımcısı/Sunucu

DENİZ BAYRAMOĞLU Hükümet, işçileri neden sevmiyor

Hükümet, işçileri neden sevmiyor

08.02.2010 Pazartesi 07:23

Geçen hafta çarşamba akşamı birkaç günlüğüne beni ziyarete gelen annem ve babamla televizyonda haberleri izliyorduk. Annemle babam bir süre kendi aralarında tartışıp bir karara varamayınca klasik acil durum stratejilerine başvurup beni de konuya dahil ettiler.

Tekel işçilerinin durumuydu anlaşamadıkları mesele. Karı-koca arasındaki tartışmaya kesinlikle karışmamak gerektiğini gayet iyi biliyordum, onların çocukları olsanız bile! Ama tabii teori ve pratik farklı şeyler...
Sizin de malumunuz olduğu gibi, temel sorun şu: İşçilere Tekel özelleştiriliyorken başka kamu kurumlarında iş bulma sözü verilmişti. Ama onun yerine işçiler atıl bir kuruma, Tütün depolarına gönderildiler. Burada aylarca bekletildikten sonra bir de fırsatçılıkla suçlandılar. Tekel işçileri, yanlış bir özelleştirme uygulamasının kurbanları. Yani sadece kendilerine ait olanı istiyorlar. Kimsenin hakkını gasp etmiyorlar.
 
Görüşmeler oyalama mı
"Peki" diye sordular bu kez de "Başbakan Erdoğan'la Tük-İş Başkanı Kumlu'nun görüşmesinden bir sonuç çıkar mı, bir çözüm bulunabilir mi?" Açıkçası benim o görüşmeden bir uzlaşma çıkacağına dair pek bir inancım yoktu. Nitekim çıkmadı da.
"Durumu kurtarmaya çalışıyorlar" dedim. "Muhtemelen hükümet işçilere kabul etmelerine olanak olmayan bir öneri sunacak ve bu öneriyi kendileri açısından büyük bir adım, büyük bir özveri olarak nitelendirecek. İşçiler de öneriyi kabul edemeyeceğinden masadan kalkacak ve böylelikle hükümet onları uzlaşmazlıkla suçlama fırsatı yakalayacak. Böylelikle de bundan sonra yapacakları şeyleri meşrulaştırmış olacaklar" dedim yanıt olarak. Bu konuda da haklı olduğum çok geçmeden ortaya çıktı.
Olay özetle şu: Hükümet, Tekel işçilerinin eylemlerini değersizleştirmek, itibarsızlaştırmak için elinden geleni yapıyor. Bu, sadece Başbakan'ın ya da bir iki bakanın tavrı değil. Tüm kamu bu konuda seferber olmuş durumda. Hatta kamu bankaları bile işin içinde.
 
İtibarsızlaştırma seferberliği
Valiliğin "görüntü kirliliği" nedeniyle eylem çadırlarını kaldırmak istemesi ilk işaretlerden biriydi ama hükümetin Tekel işçilerine ve onların eylemlerine bakış açısının ne olduğunu net olarak anlamam geçen haftayı buldu. Başbakan, partisinin kadın kolları üyelerine hitap ediyordu bir toplantıda. O konuşurken "Bu işte bir yanlışlık var" diyordum kendi kendime. Başbakan'a kalırsa 6 bini aşkın Tekel işçisi yatırılan kıdem tazminatlarını almıştı. 4 bin civarı işçi de statü değiştirmeyi kabul etmiş oluyordu bu hesaba göre. Eğer Tekel işçileri Başbakan'ın dediği gibi paralarını aldılarsa orada eylem yapanlar kimdi o zaman?
Nitekim konuşmanın üzerinden dakikalar geçmeden işin aslı ortaya çıktı. Tazminatların yattığı banka bu paraları başka hesaplara aktarmış, kendi kendine bunları vadeli hesaba geçirmiş, işçilerin borçlarını tahsil etmiş. Böylelikle de sanki işçiler paraları almış kabul etmiş gibi bir görüntü çıkmıştı ortaya. Tek-Gıda İş Genel Sekreteri Mecit Amaç dün şunları söylüyordu Milliyet gazetesindeki haberde:
Amaç, "Başbakan'ın sözlerinin ardından birkaç arkadaşımızı görevlilerle bankaya gönderdik. Öğrendik ki kendi istekleri dışında banka işgüzarlık yaparak arkadaşlarımızın hesaplarında bulunan kıdem ve ihbar tazminatlarını fon hesabına aktarmış" dedi. Bankanın böyle bir yetkisi olmadığını belirten Amaç, bu konuda bankaya gerekli uyarıların yapıldığını söyledi. Bankanın ayrı bir işgüzarlık daha yaptığını öne süren Amaç, şunları söyledi: "Arkadaşlarımızın bankalarda kredileri var. Arkadaşlarımızın taksitli olan bu alacaklarının tümüne banka el koymuş. Bu da kanunsuzdur, hukuksuzdur. Ortada yapılan bir anlaşma vardır. Banka bu anlaşmayı yok sayarak arkadaşlarımızın hesabına el koyamaz. Bununla ilgili hukuki mücadeleyi sürdüreceğiz." Bu arada gizli olması gereken hesapları Başbakan ve Çalışma Bakanı'nın nasıl öğrenebildiği ayrı bir muamma. Bankanın "işgüzarlığı" (tabii bu yapılanlara hâlâ işgüzarlık demek doğruysa) suç işleme noktasına kadar gidebilecek bir bağlılığın işaretlerini taşıyor her nedense.
 
Yasadışılık iddiası
Sadece bu değil elbette. Başbakan'ın "Tekel işçileri aç-susuz değil. Hepsinin maaşları ödeniyor" demesi de eylemleri "hükümet karşıtı ve ideolojik eylemler" diye yaftalaması da "kullanılıyorsunuz, evlerinize dönün" demesi de bu değersizleştirme, itibarsızlaştırma çabasının bir sonucu. Hükümet, Tekel işçilerinin toplumda yarattığı sempatiyi ve dayanışma havasını büyük bir tehdit olarak görüyor çünkü. Her ne kadar Başbakan her konuşmasında birlikten, beraberlikten ve istikrardan bahsediyor ve kendi tek parti iktidarına güzellemeler düzüyorsa da aslında kaostan, kargaşadan ve çatışmadan beslenerek büyüyor. Bu nedenle de Tekel işçilerinin eylemlerinde gerçekten insani bir temelde kendiliğinden ortaya çıkan bir toplumsal uzlaşmanın, doğası gereği kendilerinin beslendiği istikrarsızlığın ve keşmekeşin karşısında yer alacağını, dahası bu politikayı afişe edeceğini içgüdüsel bir biçimde biliyor.
Bu yüzden Bakan Şimşek ve Dinçer eylemleri örgütleyen sendikayı ihanetle ve para gözlülükle suçlayabiliyor. Bu yüzden hükümet işçilerin eylemlerini yasadışı olarak tanımlayıp "Ay sonuna kadar eylem bitmezse olacakları görürsünüz" diyerek gözdağı verebiliyor. Oyun ortada aslında, ay sonunda panzerler işçilerin üzerine yürür, coplar işçilerin kafalarına inerken "Onlara süre vermiştik. Dinlemediler" diyebilmenin yolu yapılıyor.
 
3H Hareketi mi?
Bunlar yeterli olmayabilir diye endişe ediyor olacaklar ki, eylemleri karalamanın ve itibarsızlaştırmanın başka bir yolu denemeye başlandı dün. Eylemlerin ideolojik olduğunu ispatlamak isteyenler dün Şişli'de "Tekel işçilerini protesto etmek için" (yanlış okumadınız protesto etmek için) bir eylem düzenleme kararı aldı. Protesto edecek olanlar 3H Hareketi (Hürriyet, Hukuk, Hoşgörü). Gerekçelerini web sitelerinde uzun uzun anlatmış dernek üyeleri. Gerçi dün yapılacaktı eylem ama TKP'lilerin protestonun yapılacağı alanı önceden doldurması sonucu engellendi. 3H'ciler de protesto eylemini bugüne ertelediler.
Şu an Tekel işçilerini destekleyenler kadar karşı çıkanların kim olduğunu bilmek de çok önemli. O yüzden şu derneğin web sitesine bir girin ve neler yazdıklarına bir bakın. Sonra şu soruyu sorun kendinize:
Bir dernek, bir STK neden bir işçi eylemini protesto etmek için gösteri yapma ihtiyacı hisseder?
Yanıt, Tekel işçilerinin mücadelesinin neden hepimiz için verilmiş bir onur mücadelesi olduğunu gösterecektir.