Kurtlukta düşeni yemek kanundur
05.01.2012 Perşembe 07:19
Bugün size iki hikaye anlatacağım. "Dolar 2 TL olacak" başlıklı yazıda bahsettiğimiz riskleri anlatabilmek için...
HİKAYE 1 - Soros'un fendi.....
Baron Kingsdown, (Robin Leigh-Pemberton) 14 Eylül 1992 belki de kariyerinin en zorlu günlerinden birini yaşıyordu. Muhtemelen sabaha kadar uyumamıştı. İngiltere Merkez Bankası'nın (BoE) başına geçeli neredeyse 10 yıl olmuş ama bugüne kadar hiç bu kadar zor bir gece geçirmemişti.
ABD vatandaşı ünlü yatırımcı George Soros ise 13 Eylül akşamı her zaman yaptığı gibi erkenden yatağa girmiş, sabah ise döviz işlemlerini yürüten adamının müjdeli telefonuyla uyanmıştı:
- Mr. Soros, 1 milyar sterlin kazandık!
Soros, BoE ile giriştiği bilek güreşinden galip çıkmış, bankayı Sterlin'i devalüe etmeye mecbur bırakmış ve iddialara göre 1milyar sterlin kara geçmeyi başarmıştı. Üstelik cebinden beş kuruş çıkmadan, 10 milyar dolarlık açık pozisyonuyla...
Aslında hikayenin başlangıcı İngiltere'nin "Demir Leydi" lakaplı efsanevi başbakanı Margareth Thatcher'ın başbakanlığının son dönemine kadar uzanıyor. Ekim 1990'da Thatcher, Maliye Bakanı John Major ve Dışişleri Bakanı Douglas Hurd tarafından Avrupa Döviz Kuru Mekanizması'na (ERM) üye olma konusunda ikna edilmişti. Thatcher ERM sistemine girişe karşıydı. Ama Major ve Hurd Demir Leydi'yi "çok iyi olacak, enflasyonun belini kıracağız" diyerek ikna etmiş ve Sterlin o dönem Avrupa'nın en güçlü para birimi olan Alman Markı'na çıpalanmıştı.
İngiltere ekonomisi o dönem pek parlak bir durumda değildi. Enflasyon yüzde 10'lara yaklaşırken, konut piyasası aşırı ısınmış, haldeydi. 1992 yılı Eylül ayına gelindiğinde Sterlin Aşırı değerlenmiş bir durumda olmasına rağmen İngiltere, Avrupa kur Mekanizması'na (ERM) girdiği için Pound'u devalüe edemiyor ve 2.95 Alman Markı seviyesinde tutmak zorunda kalıyordu. ERM kararının mimarı John Major başbakanlık koltuğunda otururken, kan kokusunu alan mali sistem kurtlarının başında ise George Soros geliyordu. Soros, İngiltere'nin ERM'den çıkarak Sterlin'i kademeli olarak devalüe etmesi gerektiğini aksi takdirde sert bir devalüasyonun kaçınılmaz olacağını söylüyordu.
İngiliz yetkililer Soros'un bu açıklamalarına şiddetle karşı çıktı elbette ve karşı tedbirler almaya başladı... Elbette Soros da aynı şeyi yaptı; o da kendi tedbirlerini aldı.
Soros 10 milyar sterlin tutarında açık pozisyonuyla Sterlin'e saldırırken BOE de 4 gün gibi kısa bir sürede piyasaya 4 milyar sterlin müdahalede bulunup faizi 5 puan birden yükseltti. Ama bu mücadeleden yenik ayrıldı. Sterlin devalüe edildi. Soros ise 1 milyar sterlin kazandı.
HİKAYE 2- Tarih tekerrürden ibarettir derler...
Uzaklarda bir ülkenin Merkez Bankası 30 Aralık 2011'de başladığı ve yılın ilk iki gününde de devam eden dövize doğrudan müdahale zincirine bir halka daha ekledi. Bankacılar son 3 gün içinde satılan dolar miktarının 4 milyar dolar civarında olduğunu belirtirken, son müdahale ile birlikte rakamın 4.5 milyar dolar ile 5 milyar dolar arasına oturacağı tahminini dile getirdi.
Merkez Bankasının piyasaya müdahale ettiği dolar kuru seviyesi 1.92 lira oldu. (Döviz sepeti bazında bakıldığında 2.20 lira seviyesi). Fakat Merkez Bankası yaptığı açıklamalarda müdahalenin kurun seviyesiyle alakalı olmadığını, piyasadaki aşırı oynaklığı ve spekülasyonları engellemek için yapıldığını söyledi.
Merkez Bankası dövizin "gayri iktisadi nedenlerle" yükseldiğini ifade etti etmesine ama bir çok ekonomist bu yükselişin arkasında "çok sağlam ekonomik gerekçeler" olduğunu öne sürdü. Ama Merkez Bankası ısrarcıydı:
"Dövizin yükselişi spekülatif"...
"O zaman daha kötü" diye düşündü bazıları da... "Çünkü eğer yükseliş spekülatif ise kurtlar kan kokusu almış demektir."
Peki bu kez düşen kim dersiniz?
Maalesef hikayenin sonunu ben de bilmiyorum....