Beni neden sevmedin?
25.04.2012 Çarşamba 11:12
Saçma bir soru di mi?
Çünkü yanıtı olmaz, verilecek hiçbir yanıtın içinizde karşılığı da olmaz..
İzlediğim bir filmde vardı. Adam Tanrı ile konuşurken “Herşeye hükmedebilirsin, onun beni sevmesini sağla” demişti. Yanıt netti. "Özgür irade karşısında birşey yapamam.”
Birini sevmek, birilerine kendini sevdirmek farklıdır. Duygular, her koşulda özgürdür çünkü.
Zorla sevdiremezsiniz. Hüküm kuramazsınız. Bırakın karşı tarafı kendi duygularınızı bile yönlendiremezsiniz. Kimi, ne zaman, neden seveceğinizi bilemezsiniz. Ya da sevmekten ne zaman vazgeçeceğinizi. İnce bir çizginin üstünde seyreder duygusal dünyadaki denge. Milim kaydı mı, dengesizlik baş gösterir. İşte o zaman... Aynalar kırılır…
Gitsin istersiniz. Bitsin.
Sonrası kabullenmek. Ya da kabullenememek.
Mehmet İnci kabullenemedi. Tehdit ile hüküm kurmaya kalktı.
Belki de hırsı sevilmek de değildi. Kaybetmekti. Kaybetmeyi kabullenememek… Artık duygusallık değil delilik hali devredeydi.
Kanarya Mahallesi’nde bir 23 Nisan günü kızlarının okuldaki gösterisini izlemeye giden, 4 aydır ayrı yaşadığı eşini bıçakladı. Ölümüne bıçakladı. Ölsün istedi. Ölmesini tercih etti.
Ve bunu gizlemedi de. 1 hafta önce Ayşe İnci’yi ölümle tehdit etti. Ayşe şikayetçi oldu, karakola götürüldü ifadesi alındı ama savcılığın talimatı ile Mehmet serbest bırakıldı. O da gitti dediğini yaptı.
Artık Ayşe İnci yaşamıyor. Geride 8 yaşında bir kız çocuğu kaldı.
Aile dağıldı.
Üstelik 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde yasalaşan yepyeni Aileyi Koruma Kanunu da buna engel olamadı. Aileden Sorumlu Bakan Fatma Şahin “Görevini yerine getirmeyenler için gereken yapılacaktır” dedi.
Yeni kanunu işaret etti, artık kimsenin mazereti olmaz mesajını verdi. Peki neydi yerine getirilmeyen görev?
Madde 3 der ki : Hayati tehlikesinin bulunması hâlinde, ilgilinin talebi üzerine veya resen geçici koruma altına alınması...
Korunan kişilere, bu kişilerin bulundukları konuta, okula ve işyerine yaklaşmaması.
Tabii bunun için tedbir kararı alınması gerekiyor.
Yine kanuna göre, tedbir kararı, ilgilinin talebi, Bakanlık veya kolluk görevlileri ya da Cumhuriyet savcısının başvurusu üzerine verilir. Tedbir kararları en çabuk ve en kolay ulaşılabilecek yer hâkiminden, mülkî amirden ya da kolluk biriminden talep edilebilir. Koruyucu tedbir kararı verilebilmesi için, şiddetin uygulandığı hususunda delil veya belge aranmaz.
Ayşe İnci kanuna, polise, savcıya sığındı. Polis ifade aldı savcı serbest bıraktı. Tedbir kararı alınmadı. Karı koca arasına girilmedi. Onlar yerine ölüm girdi araya. Ne ilkti ne de son.
İnsan algıları sayesinde mi bilinçlenir, yoksa zaten var olan bilinç ile mi algılarını yönlendirir?
Aile, eş, sevgi, şiddet algısı ne?
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'nın yaptığı araştırmaya göre ,Türkiye'de görücü usulü evliliklerin oranı yüzde 53.6. Ailelerin birlikte en çok yaptığı etkinlik "TV seyretmek" (yüzde 59,4).
%58’i hiç eşi ile yemeğe çıkmadı.
Çiftlerin boşanma nedenleri arasında ilk sırada yüzde 27,3 oranıyla "ilgisizlik ve sorumsuzluk" yer aldı. Bunu yüzde 12 ile ev geçimi, yüzde 11,7 ile aldatma ve yüzde 11,4 oranıyla "dayak-kötü muamele" takip etti.
O ankete göre her 100 aileden 60’ı mutlu. %17’si çok mutlu. Yani Türk ailesinin %77’si mutlu!
O zaman polis de savcı da bu mutluluğun korunması için hareket etti diyebilir miyiz?
Oysa birlikte mutsuz olma ihtimali yerine yalnız ve mutlu olmak gibi bir alternatif varken. Var mı? Yoksa ulaşmaya çalıştığınız algı şu anda yanıt vermiyor mu?