"Yaşasın internet kapatılıyor…"
04.05.2011 Çarşamba 01:57
Türkiye bir kez daha çağ atlıyor, "ileri demokrasiden", "ileri internet" çağına...
"Oldu en sonunda oldu
Bim bam bom..
SANSÜRCÜLERİN hayali gerçek oldu
Bim bam bom..
Duyduk duymadık demesin hiç kimse
BTK ilan etti herkese.."
Hepinizin bildiği 22 Ağustos meselesiyle ilgili haberi, ben bu şarkı eşliğinde karşıladım.
Derin bir nefes aldım, oohhhh dedim.. Nihayet Türkiye, İleri Demokrasilere yakışır İleri İnternet çağına geçiyor.
Neydi o öyle, bugün o site yasak, yarın öbür site yasak.. Ankara'daki SANSÜRCÜLERİ bu kadar yormaya kimin hakkı var?
"Bu gavur icadını toptan kapatın" diye yazdığımda bir sürü insan abarttığımı söylemişti.
Hatta bazı aklı evveller, "bir iki DNS ayarı, proxy ayarı ile yasak aşılır" diye bana akıl bile vermişti.
Israrla "takıldığım konu Google, Youtube falan değil. Benim maaşını ödediğim bir takım adamların, beni bir salak olarak görüp, beni korumak için yasaklar getirmesine bozuluyorum" dememe rağmen bu akıl vermeler hep devam etti.
Şimdi görelim bakalım o DNS'çi arkadaşları. Çünkü internetteki bu sansürü aşmayı çalışanlar "suçlu" muamelesi görecek.
Sırayla gidelim.
1) Bir kere bu meseleyi "internete yasak" diye hafifletmeyelim. Bu açık ve net bir şekilde "SANSÜR"dür. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Çin ve İran gibi interneti disipline almak, insanlara sağladığı ifade özgürlüğünü ortadan kaldırmak istiyor. Burada bahsi geçen şey, birkaç bin siteyi yasaklamak, ya da bazı kelimeleri yasaklamak değil. Bayağı bildiğiniz "SANSÜR" yoluyla interneti kontrol altına almak istiyorlar.
2) Bu olay sadece bir SANSÜR, olayı değil, aynı zamanda bir fişleme olayı. Çünkü devlet hepimizin IP numaraları üzerinden, ne zaman hangi siteye girdiğimizi sıkı sıkıya takip edecek. "Zaten istendiği zaman bulunuyordu" gibi aklı evvel, bilmiş yanıtlar vermeyin. Bir suçtan şüphelenildiğinde o kişinin araştırılması ayrı bir şey, TC vatandaşı internet kullanıcılarının tamamının potansiyel bir suçlu olarak, tek tek kaydedilmesi ayrı bir şey. Yani benim bir cinayet zanlısı olduğum durumda, polisin cinayet saatinde nerede olduğumu araştırması başka bir şeydir, bir gün cinayet işleyebilirim diye sürekli olarak gözetim altında tutulmam ayrı bir şeydir. Şimdi IP adresi üzerinden yapılacak izleme bizi ikincisine götürüyor.
3) BTK'nın bugüne kadar kullandığı, "çocukların müstehcenlikten korunması" yalanı da artık geçerliliğini yitiriyor. Ekşi Sözlük'ün yasaklanmasına dönük adım, "Takke düştü, kel göründü" durumu.
4) Sansürcüler, bugüne kadar BİLEREK iki şeyi birbiriyle karıştırdılar ki halkın büyük kesimi tepki göstermesin. Yani çocukların müstehcenlikten korunması ile çocuk pornosu sanki aynı şeymiş gibi davrandılar. Halbuki çocuk pornosu internete ve hatta pornoya en geniş özgürlükleri sağlayan ülkelerde bile ağır bir suçtur ve öyle de olmalıdır. Ama çocukların müstehcen sitelerden korunması olayı temelde ailelerin sorumluluğunda olan bir şeydir. Devlet bu konuda yol gösterici, destekleyici olabilir. Zaten çocukları internetteki pornodan korumadan önce, lütfen tecavüzden koruyabilir misiniz? Daha önce bu konuyu defalarca yazdım, haber merkezimize her gün hepimizin içini paralayan tecavüze uğrayan çocuk haberleri geliyor.
5) Çocukları bahane ederek, porno sitelerin yasaklanması ise SANSÜRDÜR. Hepinize Larry Flynt olayını hatırlatırım. ABD Anayasa Mahkemesi, "pornonun da özgürlükler kapsamında" değerlendirilmesi gerektiğine karar verdi. Yani çocukları koruma bahanesiyle yetişkin insanların ne seyredip ne seyretmeyeceğine devlet karar veremez.
6) Çünkü bugün bize "şu site müstehcen, kamu ahlakına aykırı" diyen, yarın "şu site siyasi yasaklı", daha sonraki gün "bu site devletin yüce menfaatlerine aykırı" demeye başlar. Zaten sonunda gittiğimiz yer de korkarım ki orası.
7) Siyasi iktidar bu SANSÜRün bir parçasıdır. Sakın Hükümet, "biz yasaklamadık, BTK yasakladı" demesin. BTK'nın SANSÜRCÜ, yasakçı zihniyetinin yaşam alanı bulduğu atmosferden sorumlu olan iktidardır. Eğer Hükümet, bu SANSÜRCÜ ortamdan rahatsızsa, İLERİ DEMOKRASİLERE yakışır bir adım atar ve yasakçı SANSÜRCÜ ortamı yok eder.
8) Ayrıca yalakaların sürekli olarak "bu iktidara karşı bir komplodur" savunmalarından da gına geldi. Üniversite sınavını iktidarın atadığı bir adam eline yüzüne bulaştırıyor, hemen bir yandaş gazete, "bu iktidara karşı ÖSYM içindeki karşıtların komplosu", İzmir'de muhalefet partisine bağlı belediyelere baskın düzenleniyor, "seçim dönemi bu iktidara karşı komplo", gazeteciler içeriye alınıyor "seçim öncesi iktidara karşı Ergenekon komplosu". Artık yemezler.
9) Herkes tarafını seçmek zorunda. "DNS, proxy ayarlarıyla yasakları aşarım, öyleyse tepki koymama gerek yok" diye internete özgürlük mücadelesine katılmayan, aşırı zeki arkadaşlar da, ya yasaklara razı olacak, ya da mücadeleye katılacaklar. Yoksa bizden zeki bu arkadaşlar, SANSÜRÜ zekalarıyla aşmaya çalıştıkları anda, herkesi fişleyen sistem bu "SUÇLULARI" tespit edecek.
10) En çok takıldığım konulardan bir tanesi de BTK başkanı Sayın Acarer'in şu açıklaması: "Türkiye internet özgürlüğü konusunda sorunu olan bir ülke değildir. Bu konuda açıklanan uluslararası raporlara katılmıyorum". İşte olay budur. Zaten Pekin yönetimi de, Çin'in internet özgürlüğü konusunda bir sorunu olduğunu kabul etmiyor. Tahran da sansürcülüğüyle ilgili uluslararası raporlara katılmıyor.
11) Acarer'in bir diğer açıklaması da harika, "Türkiye'de erişime engellenen site sayısıyla ilgili bilgi verilmiyor. Gazetelere yansıyan 37 bin rakamı da bizim tarafımızdan verilmedi. Rakam o değil ama o civarlarda bir şey.." hahaaaa.. Harika. Acaba BTK neden yasaklanan site sayısını açıklamıyor? Çünkü sansürcü yüzü ortaya çıkacak da ondan. Utanmayın Sayın Başkan, vergilerimizle bizi sansürlemeniz için maaş veriyoruz size. Aldığınız maaşı hak edin ve çıkıp gururla kaç site sansürlediğinizi açık açık söyleyin, söyleyin ki dost düşmen ne kadar iyi çalışan bir sansür sistemimiz var görsün.
12) "Standart Paket'te değişiklik yok" açıklamasını da çok CİCİ buldum. Hiç endişeniz olmasın, herkesi fişle işlemi bittikten sonra, sıra orada yapılacak değişikliklere gelecek.