Çünkü Almanya’da Türk olmak demek:
Çatır çatır Almanca konuşsan da Almanca bilmemekle suçlanmaktır
Tayland’lı, Kanada’lı gelinlere serbestken, seninkinden Almanca sınavı istenmesidir
Danimarka’lıya, Amerika’lıya izin varken sana çifte vatandaşlığın yasak olmasıdır
Tüm kadınları dövülen, kızları zorla evlendirilen bir toplum olarak görülmektir
Okullarda teneffüslerde dilinin yasaklanmasıdır
Almanya’da yakılmak, cinayetlere kurban gitmek ama yine de sessiz kalmaktır
İşçi bir ailenin mühendis veya doktor çocuğu olmaktır
Ülkenin kalkınmasında etkin rol almak ama yine de yük olarak görülmektir
Kara kafandan dolayı diskoya alınmamaktır
Kendi milletini, kültürünü kötüleyenlere kitap yazdırılmasına, ödüller verilmesine kızmaktır
Adının Ali, Mustafa, Fatma olmasından dolayı işe alınmamaktır
Yeşil sermayeye, Deniz Feneri’ne ve nicelerine para kaptırmaktır
Türkiye seçimlerinde oy verememektir
Demokrasinin kalesinde ayrımcılık ve ırkçılıkla karşılaşmaktır
Her müslümanın terörist olmadığını anlatmak zorunda kalmak ve bundan yorulmaktır
Berlin’de simit, Köln’de kokoreç, Münih’te kumpir yemektir
Burada doğup büyüse de İzmir’liyim, İstanbul’luyum, Malatya’lıyım demektir
Almanca-Türkçe yeni bir dil konuşmaktır
Mercedes’le memlekete gidip, Almanya’da iki odada yaşamaktır
Yaz tatili için her sene binlerce kilometre tepip, Kapıkule’de rezillik çekmektir
Türkiye’de Almancı olmaktır
Herşeye rağmen içinden Mesut Özil’ler, Fatih Akın’lar çıkartmaktır
Güle güle yerine Tschüz (Çüüz) demektir
"Almanya’da Türk olmak“ tüm bu zorluklara rağmen vazgeçmemek ve geri dönmemektir.