CNN Türk

Yazarlar

ERHAN MERTTÜRK

Erhan Merttürkerhanm@cnnturk.com.tr

CNN TÜRK Berlin Temsilcisi

Deniz Feneri e.V örgüt mü?

Deniz Feneri e.V örgüt mü?

11.04.2012 Çarşamba 11:30

Türkiye’de hazırlanan iddianamede örgüt ve dolandırıcılık suçlaması yok. Peki Deniz Feneri e.V. skandalının patlak verdiği Almanya’da yargı aynı görüşte mi?

Herşeyden önce Almanya’da hüküm giyen 3 kişi  “dolandırıcılık” suçundan ceza aldı.

Zira ortada dolandırılan 20 bin kişi vardı.

Üstelik Hakim Jochen Müller’in “Olayın asıl failleri Türkiye’de, bunlar sadece kukla” demesi dikkat çekiciydi.

Alman yargısına göre birileri Türkiye’den direktif veriyor, diğerleri Almanya’da para topluyor, bir başkası bu paraları Türkiye’ye götürüyor, şirketler kuruyor, gemiler alıyor.

Sistem aynen böyle işliyor.

Deniz Feneri e.V. adlı dernek 5 yıl boyunca 20 binden fazla kişiyi dolandırıyor.

Bağışçılardan toplanan para resmi rakamlara göre 41 Milyon Euro.

Bağışları arttırmak için televizyonlarda programlar yapılıyor, reklamlar dönüyor.

Almanya’daki spor salonları kiralanıp „Allah rızası için“ sepet sepet bilezikler, eurolar toplanıyor.

Yetmiyor…

Türkiye’den bazı siyasetçiler Almanya’da cami cami dolaşıp „Bu arkadaşlara güvenin“ diyor.

Bu verilere dayanarak da Alman yargısı „Dernek adı altında dolandırıcılık yapıldı“ hükmüne varıyor.

Bağış paraları ne oldu?

Polis çekmecede gayri resmi muhasebe defteri buldu. 

Ne kadar para toplandı, paralar kime teslim edildi, Türkiye’de kime verildi.

Hepsi satır satır yazıyordu.

Kayıtlara göre toplanan paraların 17 Milyon Eurosu Türkiye’ye gitti.

Bunun 8 milyon Eurosu Türkiye Deniz Fenerine verildi.

Geri kalanı da şirketlere aktarıldı.

Eldeki veriler Ak Holding (Weiss GmbH) ismiyle kurulan paravan şirketi işaret ediyordu.

Bu şirketin kurucuları ise Zahid Akman ve Zekeriya Karaman’dı.

Alman yargısına göre bağışcılardan toplanan paralar bu şirkette “ak” lanıyordu. 

Hakim Müller: Asıl failler “a” ve “d”

Hakim Jochen Müller’le CNNTürk’te yaptımız özel röportajda üstüne basa basa söyledi:

“Hüküm giyenler sadece kukla, olayın perde arkasında başkaları var”

18 sayfalık gerekçeli kararda da bu “başkaları” anonim olarak a-b-c-d-e-f harfleri ile anıldı.

Gerekçeli karara göre skandalın ucu Kanal 7 televizyonuna dayanıyor.

Televizyonun kasıtlı olarak yardım toplanan programların sürelerini arttırdığına ve bu sayede daha fazla para toplandığına dikkat çekiliyor. Bir diğer önemli tespit ise bu paraların amaç dışı kullanılacağının başından beri belli olduğu.

Tüm bu sistemin başında “Küçük a” yer alıyor. Şifreyi çözdüğünüzde karşınıza çıkan isim Kanal 7 Yönetim Kurulu Başkanı Zekeriya Karaman. Bir de “küçük d” var.

Onun başlıca görevi kuryelik. Paraların gittiği adres ise Kanal 7 binası. “Küçük d” ayrıca Avrupa’da toplanan bağış paralarıyla kurulan şirketlerde yöneticilik de yapıyor.

8 Aralık 2005'te tüm görevlerinden ayrıldığı belirtilen bu kişinin dönemin RTÜK Başkanı Zahid Akman olduğu sonucu ortaya çıkıyor. Tüm bunlar Firdevsi Ermiş’in yürüttüğü gayri resmi muhasebe kayıtlarda detaylı şekilde var.

Bu kayıtlar ortada bir şema olduğunu, yöneticisi, muhasebecisi, kuklasıyla herkesin görevinin belli olduğunu ve işin sistemli yapıldığını gösteriyor.

Peki bu bir örgüt mü degil mi?  İşlenen suç dolandıcılık mı değil mi?

Kararı siz verin artık.