Almanya 598 gün önce onu alkışlarla Cumhurbaşkanı seçti.
Gençti, yakışıklıydı ve artık Almanya'nın da güzel bir First Lady'si vardı.
Ülkenin yükselen yıldızını medya mütemadiyen haberleriyle parlatıyordu.
Arada bir "İslam Almanya'nın bir parçasıdır" gibi istenmeyen şeyler söylese de tutuluyordu.
Ne olduysa geçen yılın son günlerinde oldu.
Wulff Arap dünyasını gezerken, ilk yumruk Bild'den geldi.
Gazete Wulff'un Başbakan iken işadamı arkadaşından düşük faizli kredi aldığını yazıyordu.
Bu yumrukla sallansa da yıkılmadı.
Seyirci desteği arkasındaydı, "Wulff Wulff" diye bağırıyorlardı.
Gazeteden bir sol kroşe daha geldi:
Wulff gazeteyi arayıp haberi yapmamaları için onları tehtid etmişti.
Bu darbeyle yere yıkıldı ama çabuk kalktı.
Artık rakipler belli olmuştu.
Ringin bir yanında Wulff, diğer yanında medya vardı.
Medya sağlı sollu yumruklar savururuyordu.
Cumhurbaşkanını açıkca "beleşçi" olmakla suçluyordu.
O ise zamana oynayarak bu maçı kazanacağına inanıyordu.
Halkın desteği azalsa da devam ediyordu.
Ancak medya Wulff'u devirmekte kararlıydı.
Bir adım daha ileri giredek bel atından vurmaya başladı:
"First Lady eskiden eskortluk yapıyordu" haberleri çıktı.
Çocuğuna gelen oyuncak, alınan arabaya yapılan indirim…
İrili ufaklı tüm bu yumruklar onu sarsıyor ama devirmiyordu.
Wulff ise bir kez olsun "Medya şöyle medya böyle" diyerek karşılık vermedi.
Onu yıkan son yumruk da zaten medyadan gelmedi.
Cumhurbaşkanı Wulff'u savcılık nakavt etti.
Almanya tarihinde ilk kez Cumhurbaşkanının dokunulmazlığının kaldırılması istendi.
Christian Wulff da sonunda havlu attı.
Almanya, tarihinde ilk kez bu kadar uzun bir boks maçı izlemişti.
Daha önceki benzer maçlar hep kısa sürmüş ve genelde medya kazanmıştı.
Bu sefer rakip "dayanıklı" çıkmış, Almanya'nın "hemen istifa" geleneğini bozmuştu.
Taki savcılık olaya el koyana dek.
Evet, medya Almanya'da da önemli bir güç.
Ama anlaşılan birini devirmek istiyorsan savcı şart.