Türkiye’de son referandum 2007 yılında yapıldı.
Ve seçmenin yüzde 69’unun oylarıyla, Cumhurbaşkanı’nın halkoyuyla seçilmesi” kabul edildi.
Yüzde 69, yani her üç seçmeden ikisinden de yüksek bir oran.
Bu rakam, şöyle de okunabilir: “Sokakta karşınızdan gelen her üç yetişkinden ikisi, Cumhurbaşkanı’nın halkoyuyla seçilmesini istiyor.”
2007’de “evet” oyunu savunanlar da, sizin, durumu böyle görmenizi istiyorlardı büyük ihtimalle. Her parti, üçte ikilik bir toplumsal bloğun üzerine oturmak ister.
Peki, gerçekte durum böyle miydi.
2007 referandumunu, YSK’nın hazırladığı geçici sonuçlara göre rakama dökelim:
Kayıtlı seçmen: 42.663.690
Seçime katılan: 28.813.185
Geçersiz oy: 651.861
“Evet” oyu verenler: 19.410.813
“Hayır” oyu verenler: 8.750.511
Şimdi hesabımızı yapalım:
1) “Evet” ve “hayır” oylarının toplamı üzerinden hesaplandığında, gerçekten de seçmenin yüzde 69’u Cumhurbaşkanı’nın halkoyuyla seçilmesine “evet” demiştir.
2) Ama buna karşılık, kayıtlı seçmen sayısı üzerinden hesaplandığında, “evet” diyenlerin oranı yüzde 45,5’tir.
Sokağın diline tercüme edersek: Karşıdan gelen her üç kişiden ikisi değil, iki kişiden biri “evet” demiştir.
Bu hesabı yaparken amacım, referandumun resmi sonuçlarını, meşruiyetini sorgulamak değil.
Tabii ki, referandum sonucu, “evet” ve “hayır” oylarının toplanıp, yüzdeye vurulmasıyla belirlenir.
Yani, Başbakan “%50+1” derken, yasa açısından da, siyaset bilimi açısından da haklıdır.
Ama bir de sokağın gerçeği var:
Karanlık sokakta üzerine gelen üç kişiden ikisini tehdit görüyorsanız “psikolojiniz” farklı olur… İki kişiden birini dost görüyorsanız farklı.
Ne yazık ki, siyasi ruhumuz karanlık sokaklarda dolaşıyor.
Dolayısıyla, 12 Eylül gecesi bu rakamlara dikkatle bakmak gerekli olacak.
“Evet” veya “hayır” oyları yüzde 60 bile çıksa, bu “halkın üçte ikisi evet veya hayır dedi”
anlamına gelmeyebilir. Seçime katılmayanların, geçersiz oy verenlerin oranı, bu sefer, her zamankinden de önemli.
13 Eylül sabahı, bayram edeceklerin de, karalar bağlayacakların da bu gerçeği dikkate almaları iyi olur.
Not: Siyasi tarihimizin beş referandumda, sonuçların, yukardaki mantıkla yapılan analizini kısaca aşağıdaki tabloda görebilirsiniz. Bu konuyu daha iyi anlamak isterseniz, seçimlerde, oy verenler kadar, katılmayanların da önemli olduğunu ısrarla vurgulayan değerli kamuoyu araştırmacısı Ali Eşref Turan’ın
son yazısını okumanızı şiddetle öneririm.