1915 olaylarının toplumun doğası üzerindeki etkileri Türkiye’de de, dünyada da
yeterince araştırılmadı. 1915’in doğanın doğası üzerindeki etkileri hakkında ise
hemen hiç düşünülmedi. Belki de tek bir satır yazılmadı. Bu yazıda bu karmaşık
konuya biraz olsun giriş yapmak istiyorum.
Doğu Anadolu’da, Toroslar’da, Anadolu kırsalında gezdiniz mi bilmiyorum. Ben
epey gezdim. Anadolu’nun yüzlerce köyünü ziyaret ettim. Bu köylerin hatırı
sayılır bir kısmından hep bir eksiklik, hep bir yarım olma haliyle ayrıldım.
Zaman içinde sora sora, göre göre, okuya okuya, bu üzeri örtülmüş yarımlığın
nedenini iyi kavradım. Ermeniler Anadolu’yu terk etmek zorunda kaldıktan
sonra kırsalda derin bir boşluk oluşmuştu. Çünkü Ermeni köyleri, Anadolu’da
doğup yeşermiş on binlerce yıllık kırsal kültürün doğal devamıydı.
Arazi yapısının sarp ve engebeli olup tarım için elverişli arazilerin sınırlı olduğu
Anadolu’da toprağı işlemek büyük bir bilgi birikimi ister. Ancak bugünün
ziraat fakültelerinde okutulan tarım tekniklerinin pek azını bu coğrafyada
uygulayabilirsiniz. Bu zorlu coğrafyada tarım yapmak önceki kuşaklardan gelen
kadim bilgilere dayanır ve bu bilgilerin büyük kısmı bugün tam olarak kayıt
altına alınmamış, halk tarımının okulları oluşturulmamıştır.
Anadolu’daki Ermeni köylerinde yaşayıp toprağı işleyen insanlar işte tam
da bu konunun ustasıydı. Eksi kırk derecede ve kırbeş derece eğimde tarım
yapabildikleri için bu insanlar sadece çiftçi değil, aynı zamanda bir zanaatkardı.
Dünyada çiftçiliğin ve zanaatkarlığın birbiriyle en çok kaynaştığı yer belki de
Anadolu’daki Ermeni köyleridir.
1915 olaylarından sonra Anadolu sadece Ermeni nüfusunu değil, aynı zamanda
binlerce yıllık kadim tarım kültürünü de büyük oranda kaybetti. Kaybedilen
mimari bilgiden, zanaatlardan ve sanattan hiç bahsetmiyorum bile...
Anadolu’da, özellikle de dağlık kesimde yaşayan Ermeniler bir anlamda insan ile
doğa arasındaki teğel yerleriydi. Onlar gidince bu teğel yerleri de paramparça
oldu ve tüm Anadolu halkları ile doğa arasında derin bir kopuş yaşandı.
Kulağa garip gelebilir ama, uzun yıllar Türkiye gündemini işgal eden “erozyon”
sorununun nedenlerinden biri de 1915 olaylarıdır. Zira Ermeniler’in Anadolu’yu
terk etmesinden sonra özellikle Doğu’daki eğimli araziler üzerindeki otlatma
baskısı şiddettlenmiş, boşalan köylerin çevresinde muazzam bir doğa yağması
gerçekleşmiştir.
Doğanın takviminde yüzlerce yıl bir saniye bile etmez. Doğanın yüklemleri hep
geniş zamanlıdır. Ne zaman ki dün ve bugün yaşadığımız acıları geniş zamanda
düşünmeye başlarız, işte o zaman bugünü anlayabiliriz.
Toprak ve su, insanı insandan ayrımaz. İnsanı öteki canlılardan da ayırmaz.
Ne zaman ki insanın başkalarının hakkını koruduğu bir dünyada yaşarız, işte o
zaman adaletten bahsedebiliriz. İnsanların kendi haklarını savunmak zorunda
kaldığı bir coğrafyada ise asla...
twitter.com/ekenguven