CNN Türk

Yazarlar

Hande Fırat

Hande Fırathandef@cnnturk.com.tr

CNN TÜRK Ankara Temsilcisi

28 ŞUBAT…

28 ŞUBAT…

13.04.2012 Cuma 12:57

Çok yazılıyor, çiziliyor, her yönüyle… Balans ayarıyla, yürüyen tanklarıyla, brifingleriyle, gerekirse silah kullanırız sözüyle…

 Ben size küçük hikayeleri ile anlatacağım....Bir habercinin gözüyle…

HİNDİ SORUNU….

28 Şubat öncesi yeni yıla iki hafta vardı… Haberin  en önemli merkezlerinden biri Ankara Sincan'dı… Daha ne tanklar yürümüştü, ne de Kudüs gecesi yapılmıştı, ama her sabah Sincan'a gidiyorduk. Yanıtını aradığımız soru "Sincan'da hindi satılıyor mu satılmıyor mu ? " idi. Belediye Başkanı Bekir Yıldız ile de zaten ilk o dönemde tanıştık.  Bir kere değil, birkaç kere yaptık haberi… "Yeni yıla üç hafta var, iddialar doğru , Sincan'da hindi satışı yasak , yok "….Haydi Bekir Yıldız'a ulaşalım, mikrofon uzatalım… Bekir Yıldız "iddialar doğru değil, hindi satışı yasak değil" demişti.. Sonra bir daha aynı haber , acaba hindi satışı başlamış mıydı ? Satışa çıkarılan hindiler, hindilerin önünde çekilen anons…. Diyeceğim o ki, hani 28 Şubat süreçti, tanklardan önce sokaklarda hindilerin yürüyüp yürümediği çok merak ediliyordu o günlerde…

KUDÜS GECESİ

Çok yazıldı, çok çizildi, tankların yürümesine, Çevik Bir'in ifadesiyle "balans ayarına" neden oldu… O dönemde çalıştığım kurumun "Sincan'dan sorumlu muhabiri olarak ", görüntüleri izleyip deşifresini yapmak da  (kim ne demiş, ne görüntüler var, haber yazımından önce yapılan çalışma ), haberini yazmak da bana düşmüştü.. Kötü bir huyum var, çalan ya da söylenen bir şarkının sözleri bir kere de beynime kazınır , kazındıktan sonra yer eder ve ben bir türlü atamam… Kudüs gecesinde çalan şarkı beynime yazıldı, sürekli çaldı, sözlerini hala ezbere biliyorum…
Kara kara çarşaflar
Havalandı yumruklar
Allah-u Ekber diye
Cihat eder bacılar

Ama bunu yazınca aklıma bir tane daha geldi…Hem Refah Partisinin çeşitli programlarında hem de Milli Gençlik Vakfı, İHD , Mazlumder gibi vakıf ve derneklerin - ki o dönem haberciler açısından izlenen , izlenmesi gereken programlardı- programlarında çalan Fetih Marşı…
 
Yelkenler biçilecek, yelkenler dikilecek;
Dağlardan çektiriler, kalyonlar çekilecek;
Kerpetenlerle surun dişleri sökülecek

Yürü, hala ne diye oyunda oynaştasın ?
Fatih'in İstanbul'u fethettiği yaştasın.!

Bazı dönemler bazı müziklerle akılda kalır… Benimkiler bunlar…Ama sanırım zikirleri nedeniyle bu bölüme dahil edebileceğim Aczmendileri de unutmamak lazım… En son mahkemede duruşmada görmüştüm.  Kocatepe camiinde gösteri yaptıkları ve laik cumhuriyeti yıkmayı amaçlayan yasadışı örgüte üye oldukları iddiasıyla yargılanmışlardı… Ama asıl görüntü Kocatepe Camii'ndeydi.. Kıyafetleri , sakalları ve zikirleri ile büyük bir şaşkınlıkla  "kim bunlar, nereden çıktılar? " sorusunu küçük bir çığlık eşliğinde sordurmuştu… Gerçekten şimdi  nerede bu Aczmendiler?
 

TERLEYEN ERBAKAN

Manşeti bile atıldı, 28 Şubat kararlarıyla bağdaştırıldı… Ama Erbakan'ı öyle ya da böyle izleyenler bilirler, Erbakan terlerdi… Terlemesi için de bir karara imza atmasına gerek yoktu. Konuşurken terlerdi, hareket ederken de, ama en çok yemek yerken… İsteyen görüntülere bakabilir, özellikle de Ramazan ayında iftar sofralarındaki görüntülerine…

ASKERİ OKULLAR

Çok zorladım hafızamı ama bulamadım zamanını, ama sanırım 28 Şubat'tan sonra idi… Asker askeri okulların kapılarını köşe yazarlarına açmaya karar verdi, o gruba bazı tv kanalları da dahil edildi. Eğitim , öğretim basına anlatılacaktı. Köşe yazarları ile girebilen birkaç muhabirden biri de ben oldum, tabii kanalım görevlendirdiği için. Ramazan ayı idi. Şimdi aklıma yer eden kareye gelelim, yemekhanede yemek yiyen askeri öğrenciler ve hemen yemekhanenin kapısında bekleyen üç beş askeri öğrenci. Oruç tutanlar ve tutmayanlar…

BİRBİRİMİZE ETTİKLERİMİZ

Bir de bu var tabii… Sanırım hemen herkes dinlemiş, şahit olmuştur, yaratılan düşman kardeşler, o düşmanlığı körükleyen hareketler… Özellikle de kadınlar arasında… Ayakkabıcı da başı açık, askılı buluzlu kadının başı kapalı kadınlara attığı bakış, o bakıştan çıkan tartışma.. Ya da Ankara'da kısa kollu buluzu nedeniyle dolmuştan "kafir" diyerek indirilen kadın ve sonrasında yaşanan tartışma…


Bunlar "dur ne yaşanılmıştı, ne gibi anılar vardı bir hatırlayayım " demeden, akılda kalanlar benim açımdan… Tam 15 yıl öncesinin kareleri… Boşuna değil o kareleri 15 yıl taşımak… Demekki bir yanım acımış, bir yanım isyan etmiş, bir yanım kızmış, bir yanım ne oluyor diye sormuş… O yüzden kalmışlar aklımda, biri demokrasiye, diğeri 28 şubat'a balans ayarı yaparken, o kareler de belki de bana balans ayarı yapmıştır, "uyanık ol " diyerek