CNN Türk

Yazarlar

Metin GüneşMetingunes120538@aol.com

CNN TÜRK Londra Temsilcisi

METİN GÜNEŞ İsrail'in derdi Erdoğan ile

İsrail'in derdi Erdoğan ile

14.01.2010 Perşembe 11:40

BBC muhabiri Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’na soruyor: “İsrail ile aranızın bozulmasının nedeni Türkiye’nin İslamlaşması mıdır?” Davutoğlu yanıt veriyor, “Hayır, İslamlaşma filan değil. Türkiye-İsrail ilişkileri bozulmuştur, çünkü bölgede tam barışa yaklaşmışken İsrail Gazze’ye saldırmıştır.”

İsrail ve Batı, Türkiye’nin ileri sürdüğü bu gerekçenin samimi bir gerekçe olduğuna inanmıyor. Batı, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın İsrail’e karşı takındığı sert tavrın Gazze saldırısına bir tepki değil, uzun vadeli bir politikanın bir parçası olduğunu düşünüyor.

Türkiye’nin Tel Aviv Büyükelçisi’ni 35 cm düşük rakımda oturtarak “aşağılama” gibi komik ve bir o kadar da dangalakça olan girişim İsrail’in hazırlıksız yakalandığının, Türkiye’nin sert çıkışlarını hiç de beklemediğinin bir kanıtıdır.

Maskaralık...

Propaganda ve manipülasyon gibi konularda son derece gelişmiş olan İsrail’in sonradan görme bir diktatör tarafından yönetilen az gelişmiş bir ülkede görülebilecek türden, muhataplarını aşağı kendisini yukarı oturtması sadece Türkiye’nin değil, Batılı ülkelerin de garibine gitti. İsrail dışişlerinin bu maskaralığı, Tel Aviv’de standartların yerlerde süründüğünü ve karizmanın sıfırlamış olduğunu gösterdi. Sonucunda da bu saçma sapan davranış nedeniyle Türkiye’den özür üstüne özür dilemek zorunda kaldılar.

İnbar: "Erdoğan çok ileri gitti"

Peki neden İsrail böyle eblehçe davrandı? İsrail’in Bar-Ilan Üniversitesi’nde Türkiye-İsrail ilişkileri konusunda uzman olan Efraim İnbar, Büyükelçi “aşağılama” girişimiyle Türkiye’ye “yeter artık” mesajı verilmek istendiğini söylüyor. İnbar, “Erdoğan çok ileri gitti. Bir büyükelçiye böyle davranılması iyi bir şey olmayabilir ama bu içgüdüsel bir tepki. Verilen mesaj ise İsrail’in bundan böyle tepkisiz kalmayacağıdır” diyor.

Dr İnbar ısrarla sorunun Türkiye ile değil Türkiye’nin Başbakanı ile olduğunu vurguluyor. “Biz Türkiye ile iyi ilişkiler içinde olmak ve bunu da devam ettirmek istiyoruz. Bu hareket Türkiye’ye karşı yapılan bir hareket değildi, Erdoğan’a karşı yapılmıştı,” diyor.

Başbakan Erdoğan İsrail’e karşı sesini özellikle 2009 Gazze savaşından sonra yükseltmeye başladı. Daha sonra da İran’ın olası nükleer silahı konusunda endişe duyan ülkeleri neden İsrail’in nükleer silahları konusunda da birşey söylemedikleri için azarlamaya başladı. Böylece İsrail, Erdoğan’ın kendilerine sadece Gazze meslesinden ötürü kızgınlık duymadığını görmeye başladı.

Daha henüz geçtiğimiz pazartesi günü Lübnan Başbakanı Saad Hariri ile bir olup İsrail’i bir kez daha haşladı. Başbakan, “İsrailliler orantısız güç ve olanaklara sahipler ve bunları kullanıyorlar… BM kararlarına uymuyorlar….Biz istediğimizi yaparız diyorlar” dedi.

Bu sözleri duyan İsrail Dışişleri Bakanlığı derhal bir açıklama yaparak konuşmayı “ölçüyü kaçıran fırça” diye nitelendirip kınadı.

İsrail’e İsrail olduğu için nefret beslemek

Dışişleri Bakanı Davutoğlu İsrail gerginliği konusunda herhangi bir başka ülkeden bir telkin ya da tepki gelmediğini söylüyor. Ama başta ABD ve İngiltere olmak üzere Batılı ülkeler Türkiye ve İsrail arasındaki bu çalkantılı durumu büyük bir ilgiyle izliyor. Batılı ülkeler İran’ın da bir şekilde bu denkleme dahil olmasından endişe ediyor. Batılılar Türkiye’de hükümetin İsrail’e Gazze nedeniyle kızgınlık duyuduğu şeklindeki gerekçeyi pek inandırıcı bulmuyor ve Erdoğan hükümetinin İsrail’e İsrail olduğu için nefret besliyor olmasından endişe duyuyor. Çünkü ikinci olasılık halinde İran ile patlak verecek sıcak bir temasta Türkiye’nin hangi saflarda yer alacağını kestirmekte zorlanıyorlar.

Amaç Arap dünyasına şirin görünmek mi?

Evet, İsrail’in orantısız güç kullanarak bölge barışını tehdit ettiği doğrudur. Tabii ki, ülke medyası da Büyükelçisi’nin terbiyesiz bir politikacı tarafından ezilmesine göz yummayacak, birlikte tek ses olacaktır.  Ama Başbakan’ın da her fırsatta İsrail şöyle İsrail böyle deyip durmasının ardında mantıklı bir gerekçe yoktur. Eğer amaç Arap dünyasına şirin görünmekse, hiç uğraşmaya değmez. Çünkü hiç bir Arap ülkesi Türkiye’nin bölgede lider bir ülke olarak öne çıkmasını istemez.